ANA SAYFA

ANA SAYFA

BİZE ULAŞIN

BİZE ULAŞIN

SİTE HARİTASI

SİTE HARİTASI

RSS

RSS

04 ŞUBAT 2012 CUMARTESİ   

ENGLISH
Kütüphane

SİTE İÇİ ARAMA: 

Loading

BASIN
AÇIKLAMALARI

ODA
HABERLERİ

İKK
HABERLERİ

ETKİNLİK
AÇILIŞ
KONUŞMALARI

GÖRÜŞLER

BELGELER

SONUÇ
BİLDİRGELERİ

SAYFAYI YAZDIR

YAZDIR

ÇALIŞMA PROGRAMI - 41. DÖNEM

      Dönem Seçiniz:

TMMOB 41. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI

1. SUNUŞ

TMMOB 41. (2010-2012) Çalışma Dönemi‘nde de; TMMOB 41.Olağan Genel Kurulu Sonuç Bildirisi‘nin yol göstericiliğinde; dünyanın, ülkemizin, insanımızın ve üyelerimizin içinde bulunduğu bu günkü koşullarda, bir meslek örgütüne, bir mesleki demokratik kitle örgütüne düşen görevlerin güçlüğü, büyüklüğü ve bunlara karşı sorumluluklarının bilinciyle çalışmalarını sürdürecektir.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği‘nin 41. Dönemi küresel sermayenin dünyayı kasıp kavurduğu, yoksulluğun, açlığın hızla yayıldığı, savaş ve saldırıların ara vermediği, kısaca kapitalizmin bütün kurallarının, yöntemlerinin devreye sokulduğu bir süreçte başlamaktadır.

Özellikle İkinci Paylaşım Savaşı‘ndan sonra dünya, iki kutuplu yapısından 1990‘lı yıllarda sosyalist bloğun çöküşü ile birlikte emperyalistler lehine tek kutupluluğa dönüşmüştür. 1980‘li yıllarda yeni bir dünya düzeni oluşturmak için harekete geçen emperyalist kapitalist sistem neo-liberal politikalarını son yıllarda çok hızlı bir biçimde dünyanın her yerinde hayata geçirmiştir. Dünyada Reagan/Thatcher dönemi olarak anılan bu sürecin bizdeki yansıması ise 24 Ocak kararları ve 12 Eylül askeri faşizmi olarak karşımıza çıkmıştır. Bugün ise yeni güçlü kutupların oluştuğu, her sorunun yeni pazarlıklara konu olduğu, uluslararası boyut kazanabilecek bölgesel gerilimlerin yaşandığı, kapitalist dünya ekonomisinin yayılmacı karakterine uygun çelişki ve çatışmalı yeni bir dönem sürmektedir.

Dünyamıza, küresel çıkar politikalarının neden olduğu savaşlar, işgaller, katliamlar, soykırımlar, daha yoğun sömürü, işsizlik, açlık, yoksulluk ve yolsuzluk düzeni damgasını vurmuştur. Başını ABD‘nin çektiği emperyalizm hiçbir ulusal kural, düzenleme ve sınırlama ile karşılaşmayacağı küresel bir sömürü ortamı yaratmak için dünyayı yeniden şekillendirmektedir. 11 Eylül; emperyalistlerin, ekonomik yayılmacılığı askeri işgallerle daha da derinleştireceği yönündeki tercihlerini açığa çıkartmıştır.

Küresel sermaye serbest dolaşımla dünya ölçeğinde demokrasilerin gelişeceğini ileri sürmektedir. Ancak dünya konjonktüründe emperyalist çıkarlar doğrultusunda ortaya çıkan işgallerin, savaşların ve yaratılan diktatörlüklerin bu savı çürüttüğünü açıkça görmekteyiz. Gelişmekte olan ülkelerin gerek ekonomik yapılarını gerekse siyasal yapılarını hegemonyası altına almaya çalışan küresel sermaye, sözcüleri IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların aracılığı ile bu ülkelere kendi programlarını ve krizlerini aşmak için baskı ve sömürü politikalarını dayatmaktadır.

2008 yılının son çeyreğinde dünyada başlayan ve derinlemesine süren dünya ekonomik krizi kapitalizmin kaçınılmaz bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupa‘yı da kasıp kavuran, Yunanistan‘la gün yüzüne çıkan ekonomik kriz bize de yansımaktadır. Dünya kapitalizminin belirli aralıklarla yaşamış olduğu kriz, ülkemiz için kronikleşmiş ve yaşamımızın bir parçası olmuştur. Kriz tüm emekçi kesimleri işsizleştirip, yoksullaştırdığı gibi biz mühendis, mimar ve şehir plancılarını da işsizleştirmiş veya çalışan yoksullar haline getirmiştir.

Kapitalizm, tarihinin en büyük bunalımlarından birisini yaşarken, şunu açıkça tespit etmek gerekiyor: "Krizler kapitalizme içkindir. Teknik bir sorun, arızi bir durum olarak sunulmaya çalışılsa da, bu kriz de, daha öncekiler gibi, kapitalizmin işleyiş yasalarından kaynaklanmaktadır."

Teknolojik yenilikler, emek sömürüsünün arttırılması, esnek üretim modeline geçiş, savaş gibi yöntemler, kapitalizmin son otuz yıldır, ekonomiyi büyütmeye ve sermayenin karını maksimize etmeye dönük politikaları olarak hayata geçirildi. Bütün bu yolların tıkandığı noktada bugünkü yapısal krizle karşılaşıldı.

Ekonomik alandaki kriz, kapitalizmin yarattığı her anlamdaki eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri derinleştirmektedir. Bu kriz salt iktisadi değil sosyal ve siyasal anlamda da bir buhranın kapısını aralamakta, aynı zamanda yaşadığımız bu karanlık çağın değişebileceğine dair iyimserliğin ve umutların da kapısını daha güçlü bir biçimde aralamaktadır.

Dünyadaki bu değişim, kuşkusuz Türkiye‘nin geleceğinde de belirleyici olacaktır. 12 Eylül sonrası emperyalizmin yeni sömürü politikalarına göre şekillenmiş, küresel kapitalist sistemle bütünlenmiş olan bugünkü ekonomik ve sosyal yapılanma; içinde barındırdığı sorunlarla birlikte yeni sorunlar yaşamaya başlayacaktır.

AKP, ‘Kriz bizi teğet geçecek‘ dese de ardı ardına yapılan zamlar, işten çıkarmalar ve IMF ile yeni bir stand-by anlaşmasının gündeme gelmesi, sermaye çevrelerinin krizi aşma gayretlerinin yönünü de göstermektedir.

Türkiye‘de egemen sınıflar ve onların taşeronu AKP Hükümeti, kapitalist küreselleşme ve neo-liberal politikalar ekseninde, her alanda özelleştirme, buna bağlı olarak örgütsüzleştirme, kuralsızlaştırma ve ticarileştirme ile dışa bağımlı yapıyı pekiştirmiştir.

Bu noktada istihdam verileri büyük olumsuzluklar taşımaktadır. İşsizlik oranı, tarımdan koparılan milyonların da etkisiyle, gayri resmi rakamlara göre %20‘leri aşmıştır. Özellikle sanayi yatırımları çok sınırlı kaldığından yeni istihdam alanları açılamamaktadır. Verimlilik artışı senaryosu ile işgücü sömürüsü katmerleşmiştir. İşsizlik kronik bir sorun haline gelmiştir. Üyelerimiz de bu girdabın içinde mesleki, ekonomik, sosyal tatminsizlikler ile karşı karşıyadır.

2009‘da ekonominin yüzde 4,7 oranında küçüldüğü ülkemizde yeni büyüme oyunlarının sıcak para ve yüksek ithalat bağımlılığına bağlı olduğu gerçeğinin üzeri örtülmek istenmektedir. Gerçek göstergeler olan işsizlik ve çalışan kesimlerin yoksulluğu ise göz ardı edilmektedir.

Diğer yandan Gayri Safi Milli Hasıla‘dan emekçilerin aldığı pay giderek düşmektedir. Emekçilerin 2006 yılında GSMH‘dan aldığı pay yüzde 35 iken günümüzde yüzde 17‘lere kadar düşmüştür.  Düşük ücretlerin ve işsizliğin yarattığı yoksulluk ve açlık toplumda insan onurunu ayaklar altına alacak boyutlara ulaşmıştır.

Üretimden, sanayileşmeden ve istihdamdan uzak bir büyüme, ancak dış kaynakların ülkemize daha fazla kâr elde etmek için gelmesi ile mümkün olabilir. Borsaya,  devlet kâğıtlarına ve hizmet sektörlerine gelen sıcak para ve doğrudan yabancı sermaye, gerçekte üretim ve ihracatın fason üretime dayalı olmasını koşullamakta ve dış borç yükünü arttırmaktadır.

AKP iktidarı, Türkiye ekonomisinin krizden etkilenmediğini, büyümeye başladığını söylüyor. Gerçekler emekçi halktan gizleniyor ve başarısızlıklarını gizlemek için rakamlar cilalanıyor. Mali oligarşinin, Türkiye ekonomisini spekülatif rakam oyunları ile şişirdiği aşikardır.

Ekonomiyi saran bu finansallaşma dünyada da korkunç boyutlardadır. Dayatılan serbestleşme, finansallaşma politikalarıyla birlikte reel sektörde kullanılan her 1 dolara karşılık dünya finans piyasalarında 25-30 dolarlık bir işlem hacmi gerçekleşmektedir. 1970‘lerde günde yaklaşık 190 milyar dolar hacmi olan döviz piyasası işlemlerinin 2008-2009‘da 1,8 trilyon dolara ulaşmış olduğu, bu rakamın dünya ticaret hacminin 70 misline ulaştığı bilinen bir gerçektir. Kapitalizmin insanlığa dayattığı, finansal hareket şişkinliği ile oluşan bir balon ve halklara yönelik bağımlılık ve sömürü zinciridir.

Liberal uygulamaların bir parçası olan iş ve sağlık yasalarıyla çalışanların hakları budanmakta, halkımızın sağlığı piyasa koşullarının insafına terk edilmektedir. TEKEL örneğinde bütün çıplaklığıyla görülen 4/C v.b. uygulamalar sonucu özel sektörde de doruğa çıkmış olan güvencesiz istihdam biçimleri ile işsizlik ve çalışan yoksulların sayısı hızla artmaktadır. Egemen ekonomik politikaların belirleyicileri,  ülkemizi ucuz iş gücü deposu olarak görmekte, emekçilerin her türlü sağlıksız ve güvenliksiz koşullarda çalıştırılmasına yol açmaktadır. Bu koşullarda çalışılan iş yerlerinde pek çok iş cinayeti de meydana gelmektedir.

Sermayenin sınırsız sömürüsü ülkemizi işçiler için bir cehenneme ve mezarlığa çeviriyor. Bursa‘da, Balıkesir‘de ve son olarak Zonguldak‘ta madenlerde işçiler katledilirken, ölüm yoksulların kaderi olarak sunuluyor. AKP iktidarı ise işsizliğe çözüm olarak esnek çalışmanın yaygınlaştırılmasını sunuyor. Tamamen güvencesiz hale getirilen çalışma hayatı, taşeronlaşma ve esnek çalışmayla dün Tuzla‘da işlenen cinayetler bugün madenlerde sürdürülmektedir.

Özellikle 80‘li yılların başından itibaren uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, rödovans vb gibi yanlış uygulamalar; diğer alanlarda olduğu gibi kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmıştır. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin, teknik ve alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması, buna ek olarak kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş kazalarının cinayete dönmesine neden olmaktadır.

AKP Hükümeti‘nin enerji politikaları iflas etmiştir; 8 yıllık iktidarı boyunca Türkiye‘nin enerji bağımlılığında değişim olmadığı gibi nükleer santral macerasıyla Türkiye, güçler savaşında bir piyon konumuna sokulmaktadır. Hükümet imzaladığı nükleer anlaşmaların içeriğini kendi halkından gizleyecek kadar antidemokratik bir biçimde ülkemizi nükleer bir maceraya sürüklemektedir.

Yıllardır izlenen yanlış enerji politikaları sonucunda ülkemiz enerji konusunda tamamen dışa bağımlı bir hale getirilirken enerji ihtiyacını karşılamak adına plansız ve yanlış yer seçimleriyle hayata geçirilmeye çalışılan termik santral ve hidroelektrik santraller, kurulmak istenilen yörelerde yaşanacak ekolojik ve kültürel yıkımın habercisi haline gelmektedir.

Dünyada eşi ve benzeri olmayan en az 12.000 yıllık tarihi olan antik Hasankeyf‘in ekolojik, kültürel-tarihi zenginliği ve baraj gölü alanında kalacak 300 civarında höyük, 2.000 civarında mağarayı korumak ve baraj yapımından dolayı zarar görecek resmi rakamlara göre 55.000‘den fazla insanın kültürel, sosyal ve ekonomik hakları dikkate alınmamaktadır. Geçmişte ve bugün ülkemizde kısa ömürlü barajlar için Zeugma‘da, Allianoi‘de yapılan kültür katliamlarının benzeri Hasankeyf‘te; çevre ve doğa katliamları da Munzur‘da, Fırtına Vadisi‘nde yapılmak istenmektedir. Unutmamak gerekir ki enerji üretiminde alternatifler geliştirilebilir, ancak tarihi-kültürel ve doğal değerlerimizin alternatifi yoktur.

Diğer yandan emperyalizm, AKP eliyle ülkemizin zaten sorunlu olan demokrasisini daha fazla vesayet altına almaktadır. Bu anlayışın siyasi, sosyal yaşamdaki tezahürlerine, emek-meslek örgütleri üzerinde kuşatma; üniversiteler, bilim kurumları ve yargı üzerindeki güç mücadelesi ile anayasa referandumu gibi konularda sık sık rastlanmaktadır. Ülkemizde ekonomik düzelme, refah, sosyal adalet, hakça paylaşım ve özgürlüklerin esas alındığı bir siyasal mücadele yerine statükocu, bürokratik iktidar sahiplerinin çatışmacı, darbeci, vesayetçi siyaset tarzı ile uluslararası sermayeye eklemlenen muhafazakâr liberallerin, neo-osmanlı siyaset tarzı arasındaki mücadelesi şeklinde topluma dayatılmaktadır.

Önce "Kürt Açılımı" denen daha sonra sırasıyla "Demokratik Açılım", "Milli Birlik ve Beraberlik Projesi" ve en son "Devlet Projesi" adını alarak gerçek kimliğini gösteren uygulamalar, ABD‘nin bölgesel emperyalist politikalarının AKP eliyle hayata geçirilmesidir. Demokratikleşme ile bir alakası olmayan bu sürecin antidemokratik sonuçları itibari ile bir yanılsamadan ibaret olduğu yaşanarak görülmüştür.

Giderek daha baskıcı/otoriter uygulamaları hayata geçiren, toplumsal alanı dinsel gericilikle kuşatan bir iktidardan demokrasiyi geliştirmesi elbette beklenemez. AKP Kürt sorununu da diğer sorunlar da olduğu gibi, kendi renginden bir ülke yaratma uğraşısı çerçevesinde ele almaktadır.

AKP‘nin geliştirdiği bölgenin emperyalizmin çıkarları doğrultusunda düzenlenmesi ve ‘ılımlı İslamcılık‘ içerisinde ümmetçi temelde bir arada olma politikaları bugünkü karanlığın katmerlenmesi ve geleceğimizin teslim alınmasından başka bir anlama gelmeyecektir. 

AKP iktidarının açılım dediği şeyin boyun eğdirmekten başka bir şey olmadığı görülmüştür. Sulukule‘den sürülen Romanlarla "Roman Açılımı", Alevisiz Alevi çalıştaylarıyla "Alevi açılımı", Kürtsüz Kürt sorunu çözümlerinin ülkeyi getirdiği yer, baskılar, eşitsizlikler, tutuklamalardır. Barış ve kardeşliği savunanların silahlara ve ölümlere karşı yaşamı savunmak için daha fazla mücadele etmesi gerekmektedir.

Türkiye‘nin en önemli sorunu olan Kürt sorunu bütün yakıcılığıyla gündemdeki yerini korumaktadır. Kürt sorununun bugüne kadar çözülememiş olması ülkemizde çok ciddi ve derin tahribatlar yaratmıştır. Ekonomisi zayıf olan Türkiye‘nin yüz milyarlarca dolar kaynağı çatışmalı sürece aktarılmıştır. Binlerce köy boşaltılmış, milyonlarca insan yerinden-yurdundan ve dolayısıyla üretimden koparılarak şehirlerin varoşlarında açlık ve sefaletle karşı karşıya bırakılmıştır. Bunun yanında, kırk binden fazla insanımızın yaşamına mal olan bu çözümsüzlük sürecinde, gençlerimizin yaşamlarını yitirmeye devam ediyor olması, hepimizin yüreklerinde derin yaralar açmaktadır.

Kürt sorunundan kaynaklı çatışmalar ülkemizin ekonomik kaynaklarını tükettiği gibi, halklar arasında kardeşlik duygularını da zedelemektedir. Çatışma ortamının yarattığı gerilimle toplum kamplaşmaya itilmekte, çatışmada ölenlerin cenazeleri gösteriye dönüştürülerek, ölümler üzerinden siyaset yapılmaktadır. AKP siyasi iktidarının demokratik açılım paketi, bölgede 30 yıla yakın yaşanan silahlı çatışmaları ve şiddeti bitiremediği gibi Kürt sorununu çözebilecek bir yaklaşıma da sahip değildir. Bölgede siyasal, kültürel, toplumsal ve ekonomik haklar sağlanmadan, sanayileşme, yatırım ve istihdam yaratılmadan çözümün gelmesi zor görünmektedir. Sağduyunun ve barışın egemen olması için gayretlerin sürdürülmesi gerekmektedir.

14 Nisan 2009 tarihinde başlayan ve 24 Aralık 2009 tarihinde gerçekleşen tutuklamalarla devam eden operasyonlarda, halkın demokratik iradesiyle, çok yüksek oranlarda oy alarak seçilmiş belediye başkanları, siyasetçiler, demokratik kitle örgütü temsilcileri kelepçelenmiş, kelepçeli görüntüleri basınla paylaşılmış ve akabinde tutuklanmışlardır. Operasyonlar kapsamında tutuklananların arasında, çeşitli dönemlerde TMMOB içerisinde görev almış olan 9 üyemiz bulunmaktadır. Tutuklananlar, aradan geçen 1 yılı aşkın süre içinde yargı karşısına çıkarılmamıştır. Sorunun siyasi çözümünün tartışıldığı bir ortamda, 1500 siyasetçinin tutuklanması ise askeri çözüm arayışının son bulmadığının en açık göstergesidir.

Ülkemiz, yukarıdan aşağıya bürokratik dönüşümler, aşağıdan yukarıya cemaat-tarikat ağlarıyla kuşatılmaktadır. Siyasi iktidar, her geçen gün anti demokratik öğeleri biraz daha kökleştirmektedir. Bu kapsamda son yıllarda siyasal gündemlerin önemli bir başlığı, yapılmak istenen anayasa değişiklikleri olmuştur. Süreç içerisinde anayasada birçok değişiklik yapılmıştır. Ancak bu değişiklikler de 12 Eylül hukukunun ve karanlılığının ülkemiz üzerinden kalkmasına olanak sağlamamıştır. Yapılacak değişiklikler de 12 Eylül Anayasasının gerici faşist niteliğini değiştirmeyecektir.

Anayasa değişiklikleri AKP iktidarının mutlaklaştırılması ve kamu varlıkları ve ülke kaynaklarının pazarlanması ve satışının önündeki hukuki engellerin kaldırılmasını amaçlamaktadır. Öncelikli olarak biz, "12 Eylül Anayasasına hayır" derken, tuzağa düşmeksizin "Siyasal iktidarın çıkar ve hedefleri doğrultusunda hazırlanan anayasa değişikliklerine de hayır" diyoruz.

Ülkemizde darbe-demokrasi ikilemi yaratılarak neo-liberal değişim sürecinin üstü örtülmektedir. Sistemin yeni düzene uyum sağlayamayan eski kalıntılarının tasfiye operasyonu, derin devlete, darbecilere karşı demokrasi zaferi gibi gösterilmektedir. Oysa darbecilikle mücadele 12 Eylül sistemi ile mücadeledir. Gericileşme, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizmin güç merkezlerinin güdümünde bir Türkiye, 12 Eylül düzeninin bir sonucudur. Bu düzenle hesaplaşmadan darbecilikle, darbecilerle hesaplaşılamaz.

12 Eylül Anayasasına da, onun bir devamı olan AKP anayasasına da "hayır" diyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa ancak demokratik katılımın bütün kanalları açılarak yapılabilir. Demokratik katılım olanaklarının önünü açmak üzere başta yüzde onluk seçim barajı, siyasi partiler ve seçim yasaları olmak üzere toplumun siyaset yapma olanaklarını engelleyen tüm yasaların değiştirilmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadele edeceğiz. 

Yine meslek alanlarımızı yakından ilgilendiren "Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun", "Demokles‘in kılıcı" gibi başımızda sallanmakta ve serbestleştirmeler eşliğinde meslek alanlarımız daraltılmak istenmektedir. Bu yasa ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu‘nun 34 ve 35. maddeleri ile Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun‘un 1. ve 7. maddelerinin uygulanması engellenerek, yabancı mühendislerden istenmesi zorunlu olan denklik belgesi kaldırılmak; yabancı mühendis ve mimar istihdamında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile TMMOB‘nin görüş bildirmesi uygulamasına son verilmek istenmektedir. AB, "hizmetlerin serbest dolaşımı" kapsamında ülkemiz mühendis ve mimarlarına kendi ülkelerinde bu olanakları sunmaz iken, bu tasarının yasalaşması halinde, AB vatandaşı mühendis ve mimarlar, ülkemiz mühendis ve mimarlarından daha üstün bir konuma getirilecektir.

AKP iktidarı, ilgisiz bir yasada yaptığı değişiklikle kamuoyunu atlatmıştır. "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"a eklenen bir madde ile Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun‘un 12. maddesi sessizce değiştirilmiş, TBMM gündeminde bekleyen "Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun"un bazı hükümleri, gizlice Meclis‘ten geçirilmiştir. Böylece yabancı mühendis, mimar ve şehir plancılarının akademik ve mesleki yeterliliklerini kanıtlamalarına gerek kalmadan ülkemizde çalışmaları sağlanmıştır.

AKP‘nin toplumsal yaşamı kuşatma projesinin bir parçası olarak, meslek örgütleri üzerinde baskısı devam etmektedir. Cumhurbaşkanının, seçilmesinin hemen ardından Devlet Denetleme Kurulu‘na yaptığı ilk görevlendirmenin meslek örgütlerinin incelenmesi olması bu baskının önemli bir göstergesidir.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından hazırlanan rapor, özü itibarı ile "siyasal iktidara bağlı meslek örgütleri yaratılması"nı hedeflemektedir. AKP iktidarı eliyle kamuda yürütülen siyasal kadrolaşma ve yandaş sermaye yaratma çabasının yanı sıra meslek örgütlerini ele geçirme sürecinde yeni bir aşamaya geçilmiştir. Ne yazık ki tarafsız bir konumda olması gereken Cumhurbaşkanlığı makamı da DDK aracılığıyla AKP siyasetinin bir parçası haline gelmiştir.

TMMOB üyeleri, kurumsal kimliğimize yönelik her türden baskıya karşı duracak, Türkiye‘nin demokrasi mücadelesi içerisinde emek ve meslek örgütleri ile birlikte yürümeye devam edecektir.

Bu değerlendirmemiz sonucunda herkes bilmelidir ki;

TMMOB, emperyalizme karşı başka bir dünya kurma mücadelesinin içinde olduğunu vurgulamaya kararlıdır.

TMMOB, ülkemizin emekten ve halktan yana güçlerinin kararlılığını, mücadele azmini, birlik ve dayanışma bayrağını yükseltme iradesinin önemini bir kez daha dile getirmektedir.

2. TEMEL İLKELERİMİZ ve ÇALIŞMA ANLAYIŞIMIZ

TMMOB ve bağlı Odaları;

Mesleki demokratik kitle örgütüdür. Demokrat ve yurtsever karakterdedir. Emekten ve halktan yanadır. Anti-emperyalisttir, Yeni Dünya Düzeni teorilerinin, ırkçılığın ve gericiliğin karşısındadır. Siyasetin dar anlamını aşar, yaşamın her olayını siyasetle ilişkili görür. Barıştan yanadır. İnsan hakları ihlallerine karşıdır, insanlık onurunun korunmasından yanadır. Örgütsel bağımsızlığını her koşulda korur, gücünü sadece üyesinden ve bilimsel çalışmalardan alır. Meslek ve meslektaş sorunlarının, ülkenin ve halkın sorunlarından ayrılamayacağını kabul eder. Politikanın oluşturulmasında ve uygulanmasında demokratik merkeziyetçi yöntemleri uygular. Karar alma süreçlerinde demokratik ve katılımcıdır. Bağlı Odaları ile birlikte mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek alanlarını düzenler, üyesinin ve halkın çıkarlarını korur. Sanayileşme ve demokratikleşme alanlarında durum tespitleri yapar, politikalar ve çözüm önerileri üretir. Ülkenin demokratikleşmesi için çaba sarf eder. Kamuoyu oluşturmaya yönelik çalışmalar içinde tartışmasız yer alır. Demokratik Kitle Örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile ilkeli ve demokratik işbirliği içerisindedir.

TMMOB ve bağlı Odaları;

Toplumdan soyutlanmış seçkin mühendis ve mimarların örgütü değil, aksine toplumun içinde yer alan, onun bir parçası olarak toplumla etkileşim içinde bulunan, Temsili demokrasi alanının daraltılması ve biçimsel uygulamalar yerine, birlikte düşünme, birlikte üretme ve birlikte yönetme mekanizmalarını güçlendirici çabalara yönelen, Rant gruplarının otoriter, sınanamayan, hesap vermeyen yönetimlerin aksine, örgüt içi demokrasisi güçlendirilmiş, seçim dışında da katılım mekanizmalarını yaşama geçiren, Profesyonellerin ve uzmanların örgütü anlayışını reddeden; aksine kitle örgütü niteliği ile organlarına dayalı çalışmayı yürüten, Siyaset dışı kalma anlayışlarının tam tersine; her koşulda ve her zaman siyaset yapan, siyasetin dar tanımını aşan anlayışları yapıya egemen kılan, Üye ile ilişkilerini, devlet ve egemen kesimlerle olan ilişkilerinin önüne koyan, resmi otorite ile her türlü diyaloga ve işbirliğine açık ama işbirlikçi yaklaşımların dışında kalan, Örgüt işlevinin deforme edilmesi anlamındaki hizmet üretimini reddeden, aksine üyelerinin hizmetlerinin niteliğini yükseltecek düzenlemeler yapan, norm ve standartları oluşturan ve bunların gelişimine hizmet edecek şekilde denetleyen, Egemen kesim ve egemen kesim söylemleri ile ters düşmeme anlayışlarını reddeden; aksine, üyesinin söz ve kararlarda yetki sahibi olmasını sağlayan, Kamu hiyerarşisi içinde yer edinme ve örgüt etkinliklerini buna bağlama anlayışlarının yerine, örgütün kamuoyu önünde saygın yerini korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen, örgüt etkinliklerini kendi iç dinamikleri ve kendi kararları ile belirleyen, Meslek örgütü kavramını, demokratik kitle örgütü özelliğinin önüne çıkartarak, meslekçi eğilimleri güçlendiren anlayışların aksine, mesleki-demokratik kitle örgütü anlayışlarını yaşama geçiren, Her türlü yapılanma ve örgütlerle olan ilişkisinde, anlamsız hiyerarşik eşitlik anlayışları yerine, ilişkilerinde bu yapıların toplum içindeki işlevselliklerini ölçü olarak alan, Hiçbir üyesinin sorununu dışlamayan, ancak üyesinin büyük çoğunluğunu oluşturan ücretli çalışan mühendis ve mimarların konumları gereği, ücretli çalışan kesimlerle ve onların örgütleri ile ilişkilerini güçlü hale getiren, Örgütün uluslararası ilişkilerini güçlendiren, Dünyayı, ülkeyi ve yaşamı tanıyan, anlayan ve ona göre politikalar üreterek yaşama geçiren, bir çalışma anlayışı içerisindedir.

3. MÜCADELE ALANLARIMIZ

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. dönemde özellikle aşağıdaki konuları yüksek sesle söyleyecektir:

DDK raporu başta olmak üzere, TMMOB örgütlülüğüne siyasi iktidar eliyle yapılan tüm saldırılara son verilmelidir.

Meslek alanlarımızı yakından ilgilendiren "Yabancı Mühendislerin Çalışma Yasası" başta olmak üzere diğer mesleki düzenlemeler adı altında TMMOB‘nin işlevsizleştirilmesi ve yetkilerine karşı yapılacak her türlü saldırılar sonlandırılmalıdır.

Ülkemizin tüm varlıklarının özel sermaye istismarından kurtarılarak özelleştirmelerin durdurulması, özelleştirilen halka ait varlıkların kamulaştırılması ve kamu kuruluşlarının yeniden güçlendirilmesi gerekmektedir.

Toplumsal gönencimizin arttırılmasına yönelik ulusal, bölgesel ve kentsel düzeyde planlı ve kamusal bir ekonomi politikası doğrultusunda, kamusal kaynaklara dayalı ve planlı modeli esas alan istihdam odaklı sanayileşme ve kalkınma politikaları gecikmeksizin uygulanmalıdır.

Dünya Bankası, IMF, AB ve benzeri kuruluşların dayattıkları, yerli işbirlikçilerin uyguladıkları "yapısal uyum ve istikrar programları"nı reddederek, emeğin iradesini egemen kılan ekonomik ve toplumsal politikalar üretilmelidir.

Ülkemize dayatılan dışa bağımlı enerji politikaları terk edilmelidir. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik veren bir enerji politikası gözetilmelidir.

Standart dışı ve enerji yoğun teknolojilerin ithal edilmesinin önlenmesi, mevcut tesislerde enerji verimliliğini artıracak, çevreyi koruyacak, çevre dostu teknolojiler uygulanmalıdır.

Nükleer enerji santralleri ile Türkiye‘nin dışa bağımlılığı arttırılmaktadır. Kurulum, işletim ve söküm maliyetleri, çevresel etkileri, atık sorunları ile gelişmiş ülkelerin terk ettiği nükleer santral macerasına son verilmelidir.

Yabancılara imtiyaz tanıyan maden aramalarından vazgeçilmesi ve ulusal kaynaklara dayalı, maden arama, işletme ve enerji politikası izlenmelidir.

Madenlerimizin, jeotermal kaynaklarımızın, kıyı ve ormanlarımızın yerli ve yabancı sermaye tarafından yağmalanması durdurulmalıdır.

Üniversitelerde özerk ve katılımcı bir eğitim ortamı sağlanması için 12 Eylül düzeninin bir ürünü olan YÖK kaldırılmalıdır.

Eğitimde, öğrencileri müşteri olarak gören girişimler ve eğitim hizmetlerini bütünüyle bir pazar haline getirme çabaları sonlandırılarak; ilköğretimden üniversiteye parasız, eşit, bilimsel, demokratik ve fırsat eşitliğine dayalı anadilde eğitim yaşama geçirilmelidir.

Mühendislik, mimarlık, şehir planlamacılığı eğitim ve öğretim programları çağdaş teknolojiye ve bilim politikalarına uygun olarak emekten ve halktan yana yeniden düzenlenmelidir.

Üniversite çevrelerinde üniversite olanakları kullanılarak oluşturulan teknoloji bölgelerinde öğrencilerin ucuz işgücü olarak kullanılmasına karşı durulacaktır.

Barınma, sağlık ve eğitimin temel insan hakları olduğunu esas alınarak, her türlü özelleştirmeye son verilmelidir.

12 Eylül Anayasası ile gasp edilen grevli, toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkı bütün çalışanlara yeniden tanınmalıdır.

Kapitalizmin emeği baskı altına alan stratejilerine karşı, istihdam bir hak olarak tanınmalı, istihdam arttırılmalı ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri kamusal bir hizmet olarak algılanmalı, bu alanda çalışma koşulları arasındaki nedensel ilişkileri araştıracak ve bilimsel araştırma yapacak kurumlar oluşturulmalıdır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimlerinde ilgili meslek örgütleri yetkilendirilmelidir. Meslek hastalıklarına ilişkin çalışmalar geliştirilmeli, meslek hastalıkları hastaneleri işlevine uygun olarak yapılandırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.

Başta düşünce ve örgütlenme özgürlüğü olmak üzere tüm demokratik hak ve özgürlükler sağlanmalı, demokrasinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

12 Eylül Faşist Cuntasının hazırladığı mevcut Anayasa ve AKP tarafından hazırlanan yeni Anayasa Taslağı yerine, tüm toplumsal ve siyasi oluşumların katılımının sağlandığı, tüm kimliklerinin güvence altına alındığı özgürlükçü, demokratik, eşitlikçi bir anayasa yapılmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Saldırı ve katliamların ardındaki gerici-faşist çete tipi örgütlenmeler her türlü bağlantıları ile ortaya çıkarılmalı ve sorumluları adalete hesap vermelidir.

Kamu İhale Yasası‘nda yapılan değişikliklerle ihalelerde kamu denetimi azaltılarak yaratılmak istenen rant ve talana karşı çıkılmalıdır.

Ulaşım politikasında tek çözüm olarak sunulan karayolları yatırımları yerine şehir içi ve şehirlerarası raylı sistem yatırımlarına ağırlık verilmelidir.

Bir deprem ülkesi olan ülkemizde deprem gerçeği siyasi iktidarlarca umursanmamakta ve kabul edilmemektedir. Deprem gerçeğini sürekli gündemde tutmaya yönelik çalışmalar etkin olarak yapılmalı, konunun bütün aktörlerinin katıldığı Ulusal Deprem Konseyi yeniden kurulmalıdır.

Siyasi iktidarın TOKİ öncülüğünde halka konut yapma adı altında sunduğu projeler, zamanla rant sağlamaya dönüşmüştür. TOKİ, uygulamaları ve harcamaları çerçevesinde denetime açılmalı; örgütlenmesi ve uygulama politikaları, halkın barınma ihtiyaçları çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.

Kentsel dönüşüm adı altında kentlerin hoyratça yıpratılması ile yeni gelişme alanları açmak yerine, öncelikle yerel değerleri içeren mevcut yaşam alanlarının halkın karar süreçlerine katılımı ile sağlıklı ve yaşanır duruma getirilmesi sağlanmalıdır.

Kentsel mekânlar, toplumsal yarar ve kullanım değeri ilkesi etrafında üretilmeli, paylaşılmalıdır. Doğal-kültürel varlıkların koruma-kullanma dengesi içerisinde yaşatılmasının yolları bulunmalıdır.

Tarım arazilerinin yok olmasına, kirlenmesine, GDO‘lu gıdaların ülkemize sokulmasına, çiftçimizi üretimden, tarlasından koparan işsiz, yoksul bırakan politikalara son verilmelidir.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticiler desteklenmeli, et ithaline de olanak sağlayan dışa bağımlılık sona erdirilmelidir.

GAP Projesi kapsamındaki sulama projeleri IMF ve Dünya Bankası dayatmalarına karşı çıkılarak hızla bitirilmelidir. Bölge halkının yararına gerçek bir toprak reformuna gidilmelidir.

Ülke ormanlarının 2/B, özel ağaçlandırma vb. adı altında rant sağlanarak talan edilmesine son verilmelidir.

Dünya Bankası‘nın baskıları ile suyun ticarileştirilmesine karşı çıkılmalı, özellikle temiz suya erişimin en temel insan haklarından biri olduğu kabul edilmelidir. Su ve suya bağlı hizmetlerde çevre ve insan esas alınarak suyun mülkiyeti ve hizmetlerinin kamuda kalması sağlanmalıdır.

Ülkemizin ırkçı şoven yaklaşımlar temelinde kamplaştırılmasına karşı çıkmak, Kürt sorununu çözmek için; bir arada kardeşçe yaşamı, barış, demokrasi ve halkların kardeşliğini savunmak ve demokratik yaklaşımları egemen kılmak için mücadele edilecektir.

Ülkemizin çok kültürlü ve çok kimlikli yapısı dikkate alınmalı; kimliklerin ve kültürlerin reddedilmediği; tüm dillerin, kültürlerin, inançların ve renklerin kendilerini özgürce ifade ettiği bir toplumsal düzen oluşturulmalıdır.

Taş attığı gerekçesiyle yargılanan ve cezaevinde tutulan TMK mağduru çocuklar serbest bırakılmalıdır.

Halkın gündelik yaşamda kullandığı tüm dillerin önündeki baskılara son verilmelidir

Emperyalizmin savaş ve işgal politikalarına alet olunmamalıdır. ABD, İncirlik başta olmak üzere savaşa lojistik destek olan üsleri, limanları ve nükleer başlıkları ile ülkemizi ve bölgemizi derhal terk etmelidir.

Eşitlikçi bir toplum yaratma mücadelemizde, özgürlüklerimizi savunmak için, gündelik hayatın her alanını kuşatmaya çalışan tarikat ve cemaatler eliyle yürütülen gerici ablukaya karşı mücadele edilecektir.

Kendi örgütlü özgücümüze dayanarak, bütün emek ve demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesi ile küresel kapitalizmin ve onun temsilcisi AKP‘nin saldırılarına karşı durulacaktır.

Kadına yönelik şiddeti ve toplumsal hayatın her noktasında cinsiyet ayrımcılığı önlenmeli, politik, ekonomik ve kültürel alanda pozitif ayrımcılık desteklenmelidir. Tüm emekçi kadınların mücadelelerinin yanında olmak, ortak mücadele etmekle birlikte, TMMOB örgütlülüğü içinde kadın örgütlenmesi geliştirilmelidir.

TMMOB bundan önce olduğu gibi, gücünü örgütünden alarak; birlikte karar alma, birlikte üretme, birlikte yönetme ilkesini yaşama geçirerek, önümüzdeki dönem zorlaşan koşullarda; emperyalizme ve gerici faşist saldırılara karşı mücadeleyi, sorunlarını halkın sorunlarından farklı görmeden, saldırılara karşı bütün birimleriyle birlikte halkımızın yanında el ele mücadelesini sürdürecektir.

Odaları ve üyeleriyle birlikte ülkemizdeki ve dünyadaki emek güçleriyle dayanışma içinde, bağımsızlıkçı, eşitlikçi ve özgürlükçü bir Türkiye ve Dünya için çalışmalarını ve mücadelesini sürdürecektir.

Kapitalizmin ve emperyalizmin askeri, ekonomik, politik ve kültürel tüm örgütlerinden bağımsız, "Bir Başka Dünya, Bir Başka Türkiye Mümkün"dür.

4. ÇALIŞMA ALANLARIMIZ:

TMMOB‘nin 41. Çalışma Dönemi, emperyalizmin ve onun işbirlikçilerinin uygulamalarıyla, Türkiye‘yi yeniden yapılandırmak amacıyla siyasi iktidarlarca hazırlattırılan ve reform olarak sunulan IMF, Dünya Bankası, DTÖ ve AB isteklerini yansıtan yasal ve kurumsal düzenlemelerin yapıldığı bir tarihsel süreçte yaşanacaktır. Genel anlamda "Kapitalist Küreselleşme" olarak tanımlanan bu süreç; içinde yaşadığımız döneme damgasını vuran kapitalizmin çok uluslu şirketler aracılığıyla dünya boyutunda kurduğu ekonomik egemenliğin son aşamasıdır. Küreselleşme aynı zamanda, tekellerin aşırı kâra dayanan birikimi için savaş, gerginlik, çevre sorunları, dünya kaynak ve değerlerinin yağmalanması demektir. Uluslararası sermaye, sendikasızlaştırma, uluslararası tahkim yoluyla, IMF, Dünya Bankası ve DTÖ baskısıyla özelleştirme ve rant ekonomisini egemen kılma uygulamalarıyla gelişmekte olan ülkelerin geleceklerini karartmaktadır. Bu ülkenin mühendisleri, mimarları ve şehir plancıları ve onların örgütü TMMOB, küreselleşmeye ve onun yansımalarına, özelleştirmelere ve rant ekonomisine karşı çıkışını bu dönemde de sürdürecektir.

Ülkemizde uygulanan ekonomik programın temel felsefesini, dünyada yaşanan gelişmelerden bağımsız olarak değerlendirmek olanaklı değildir. Türkiye, 1980‘li yıllardan itibaren uluslararası sermayenin istemlerine uygun olarak enerjiden haberleşmeye, eğitimden sağlığa, tarımdan sosyal güvenliğe kadar hemen tüm alanlarda yapısal bir değişim programına tabi tutulmaktadır. Ülkemizde de giderek artan bir ivmeyle sanayi yatırımı azalmakta, çiftçi tarladan uzaklaşmakta, işsizlik oranı büyümekte, çıkan krizlerin sık ve dayanılmaz boyutları yoksullaşma sürecini kronik hale getirmektedir. Bu çerçevede istihdam daralmakta, işsizlik artmakta ve ücretler gerilemektedir. Bu durumdan mühendisler de büyük çapta olumsuz olarak etkilenmektedir. Siyasal iktidarların biat eden tutumları nedeniyle ülkemiz, emperyalizmin küresel ölçekte yürüttüğü yeniden yapılanma süreçlerine en hevesli uyum gösteren ülkelerden biri konumuna sürüklenmektedir. Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve IMF gibi örgütlerin direktifi ve denetimi altında uygulanan yapısal uyum politikaları ve ekonomik programlar ile ülkemiz kaynakları talan edilmekte ve sömürgeleştirilmektedir. Hizmet Ticareti Genel Antlaşması (GATS) ile genel olarak bütün kamusal hizmet alanları piyasalaştırılarak, hükümetlerin verdiği sınırsız taahhütlerle ülkemiz yabancı sermayenin istilasına açılmakta; özel olarak GATS Antlaşmasında "Uzmanlık Gerektiren Hizmetler" kapsamında değerlendirilen mühendislik mimarlık hizmetlerinin de bugün dünya pazarının yüzde 72‘sini elinde bulunduran 4 büyük emperyalist ülkenin kontrolüne geçmesi süreci yaşanmaktadır. Bu nedenle ve yaşanmakta olan bu süreç nedeniyle, mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının; yaşamımızı ve geleceğimizi planlama süreçlerinden koparılışına karşı mücadelesi önümüzdeki dönemin de değişmez gündem maddelerinden birisi olacaktır.

İçinde yaşadığımız dönemde emperyalist sistemle eklemlenme doğrultusunda dayatılan Petrol, Doğalgaz, Enerji Piyasaları, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Serbest Bölgeler, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası, İhale, Maden, Kamu Yönetimi ve Yerel Yönetimler ile Personel Rejimi Yasası gibi birçok yeni yasa çıkarılıyor. Sermaye dolaşımının ve hizmet sektörleri ticaretinin serbestleştirilmesi, bunların önündeki engellerin kaldırılması, ulusal sınırların yok edilmesi, kamu yönetimi ve denetiminin daraltılması, toplumsal refleksin yok edilmesi, doğal zenginliklerimizle ilgili yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi, özelleştirme ve serbest piyasa yöntemleri ile elden çıkarılması, devletin planlama, yönlendirme ve denetleme işlevlerinden ve sosyal devletten uzaklaştırılmasını hedefleyen bu yasalar, mühendislik, mimarlık uygulamalarını da birçok alanda doğrudan ve olumsuz etkileyecek hükümler içermektedir. Bundan dolayı TMMOB, bundan önce olduğu gibi, bundan böyle de; IMF ve sermaye çevrelerinin değil halkın çıkarı için yasa çıkarılması talebini sahiplenecek ve yükseltecektir.

Bu dönem gerek meslektaşlarımız açısından gerekse halkımız açısından yoksulluğun arttığı, işsizliğin arttığı bir dönem olacaktır. Bu sözden hareketle TMMOB, "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz" diyerek emek ve demokrasi güçleri ile birlikte mücadelesini bu dönemde de sürdürmeye devam edecektir.

Bu dönemde de, TMMOB, geçmişte olduğu gibi taraf olacaktır. TMMOB, bu toplumu kim çatışma ortamına sürüklüyorsa; kim şiddet ve baskı politikalarında ısrar ediyorsa; kim çok kimlikli, çok kültürlü bir toplumsal modeli dışlayarak, barışın kalıcı hale getirilmesinden kaçınıyorsa; kim iç ve dış politikada gerilim yaratmaktan medet umuyorsa; kim demokratikleşmeyi AB ile pazarlık sınırında tutup, hak arama mücadelesini anti-demokratik yöntemlerle engelliyorsa onlara karşı taraf olacaktır. TMMOB, kim karşısındakinin kimliğine, kültürüne, inancına saygı gösteriyorsa; kim "Kürt Sorunu" dâhil, ülkenin sorunlarına özgürlük ve demokrasi zemininde çözüm arıyorsa onlardan yana taraf olacaktır.

TMMOB, mühendislerin, mimarların, şehir plancılarının sorunlarının halkın sorunlarından ayrı tutulmayacağı, sorunlarının çözümünün büyük ölçüde emekçi sınıfların sorunlarının çözümünde yattığı gerçeğini ifade eder. Bu ifade gereği, TMMOB, kendi meslek alanları ile ilgili olarak ülkemizdeki siyasal sistemi tüm yönleri ile sergilemeye çalışır ve emekten ve demokrasiden yana olanlarla ortak mücadele eder. TMMOB, demokrasiyi, halkın kendi siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel sistemlerini belirlemek için, iradesinin özgürce ifadesine; kendi yaşamlarının tüm yönlerine tam katılımına dayandığı temelinde, insana saygı ve hukukun üstünlüğü olarak tanımlayan uluslararası belgeler kapsamında ve sorunun sınıflar arası ilişkiler temelinde ele alınması gerekliliği çerçevesinde değerlendirmektedir. Demokrasi; barış, düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü gibi temel ve güncel kavramlar ile birlikte, yaratılan değerlerin bölüşülmesiyle ve bölüşümü belirleyen siyasal yapıyla iç içe bir kavramdır. Sosyal devletin yok edilmesi, sermayenin koşulsuz egemenliğinin hayata geçirilmeye çalışılması, demokrasinin sınırlarını daraltmaktadır. Demokrasi bağımsızlıkla ve insan haklarıyla bir bütündür. TMMOB bu dönemde de bağımsızlık, demokrasi, barış ve insan hakları talepleri doğrultusunda çalışmalarını etkin bir şekilde sürdürecektir. Bu çalışmaların da gücünü sadece bağlı Odalarından ve Odalarının örgütlü üyesinden alacaktır. TMMOB bu yöndeki çalışmaların emek ve demokrasi güçleri ile birlikte yürütüleceğinin bilincindedir.

Gerçekleştirdiği Demokrasi Kurultayında, Mühendislik Mimarlık Kurultayı‘nda örgütlülüğünün geldiği noktayı tanımlayan, Genel Kurul sonuç bildirilerinde dünyaya ve ülkeye bakışlarını kamuoyuna ileten TMMOB, güç görevler güçlü örgütlenmeler ile yerine getirilir sözünü önemser. Bu düşünce ile daha demokratik, daha işlevsel, daha etkin bir TMMOB örgütlülüğü için örgüt içi tartışmaların düzenlenmesi, örgüt ile ilgili çeşitli konularda ilke kararlarının alınması ana çalışma alanlarından biri olacaktır. Bir yandan daha kurumsal bir örgütlenme için, Birlik, Oda, Şube, Temsilcilik ve İKK yapılanmaları ile üyelik durumları tartışılırken, öte yandan da ülke insanının TMMOB‘ye olan ihtiyacının karşılanması doğrultusunda, TMMOB‘nin bir dayanışma ve mücadele ortamı olma konusunun içselleştirmesine yönelik çabalar sürdürülecektir. TMMOB‘yi 24. oda olarak gören her türlü anlayış bu dönemde de reddedilecektir. "Bu ülke insanının TMMOB‘ye, TMMOB‘nin Odalarına, Odaların üyelerine ihtiyacı vardır" sözünün gereklerinin yerine getirilmesine çaba harcanacaktır.

TMMOB ve bağlı Odaları her dönem olduğu gibi bu dönemde de meslek alanları ile ilgili her konuda bilgiyi biriktirmeyi ve bilgiyi kamuoyu ile paylaşmayı ana çalışma alanı olarak görecektir. Dünya çapında emperyalist saldırının açık ifadesi olan küreselleşme olgusunun, tüm emekçilerin ve demokrasi yanlılarının üzerine gerek ideolojik saldırı olarak gerekse de yaptırımlar olarak kabus şeklinde çökmesine karşı duruş, ancak meslek alanlarımız ile ilgili ülke gerçeklerinin ortaya konulması, sorunların nedenlerinin belirtilmesi ve çözümlerine yönelik tespitlerde bulunulması, bunu emek ve demokrasi güçleri ile paylaşmanın koşullarının yaratılması, bu dönemin de ana çalışma konuları arasında olacaktır. TMMOB ve bağlı Odaları, bilimi ve tekniği halkın kullanımına sunulması görevini bu dönemde de yerine getirecektir. Bağlı Odalarımız ile birlikte çok sayıda ve meslek alanlarımız ile ilgili her konuda bilimsel etkinlikler gerçekleştirilecek, bu etkinliklerin sonuç bildirileri ortaya konulacaktır.

TMMOB, meslek ve uzmanlık alanları hukukunun geliştirilmesi, yetkilerin tanımlanması, örgütümüzde var olan mesleki çatışma konularının giderilmesi amacıyla yapılacak çalışmalarda kendi iç dinamikleri ile ortaya koyduğu ilkeleri göz önünde bulunduracaktır. TMMOB, her uzmanlık alanının, örgütün bütün kademelerinde kendisini ifade etme olanağının bulunmasını gözetecek, mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları arasında disiplinler arası çalışma gereksinmesinin bilincini yerleştirmek için çalışacak, mesleklerin gelişmelerine koşut olarak disiplinler arası çalışmayı özendirecek, kolaylaştıracak ve örgütleyecektir. Meslekler arasındaki yetki sorunları TMMOB tarafından çözülecek ve TMMOB bu yetkisini ilgili Odaların kararlarını ortaklaştırmayı hedefleyerek kullanacaktır.

TMMOB, bu dönemde de emek güçleri ile demokrasi güçleri ile emekten ve halktan yana olanlarla, onların örgütlü yapıları ile ilkeli işbirliklerine girecektir. Her türlü yapılanma ve örgütlerle olan ilişkisinde, anlamsız hiyerarşik eşitlik anlayışları yerine, ilişkilerinde bu yapıların toplum içindeki işlevselliklerini ölçü olarak alacaktır. TMMOB bu dönemde, emperyalizme karşı safları daha fazla sıklaştırmanın bilincindedir. Savaş karşıtı platformlarda, özelleştirme karşıtı platformlarda, barış yanlısı platformlarda geleneksel TMMOB tavrı bu dönemde de sürdürülecektir. TMMOB bilgi birikimi ve mücadele deneyimlerini, bu platformlarda emek ve demokrasi güçleri ile paylaşacaktır.

Şimdi tam da; karanlığa karşı aydınlık; baskıcı, otoriter yönetim anlayışına karşı, özgürlük, demokrasi; ırkçı ve milliyetçi anlayışın beslediği linç kültürüne karşı, bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşama; her şeyin para -  kâr olduğu piyasa anlayışına karşı eşitlik; emekçi sınıfların haklar mücadelesi; işsizlik, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele taleplerine sahip çıkma zamanıdır. Şimdi tam da, eşit, özgür, demokratik bir Türkiye‘de bir arada yaşamı savunma, bunun için mücadele etme zamanıdır. TMMOB, korkmadan, sinmeden, geri adım atmadan temel hak ve özgürlüklere sahip çıkacak, inisiyatif kullanacak ve mücadele edecektir.

İşte tam da bu mücadele ortamında, TMMOB‘nin "onurlu yürüyüşü ve dik duruşu" bu dönemde de devam edecektir. TMMOB bu ülkenin bir nefes alma-verme alanıdır. Bu ülkenin ve bu ülke insanının önemli bir mevzisidir. Bu ülkenin, bu ülke halkının ve dolayısıyla üyenin TMMOB‘ye ihtiyacı vardır, bu ihtiyaç devam etmektedir. Bu ihtiyacın gereklerinin yerine getirilebilmesi için de, TMMOB‘nin Odalarına, Odaların Şubelerine, Şubelerin de örgütlü üyeye ihtiyacı vardır. TMMOB bu dönemde de bu ihtiyacın gereklerini yerine getirmeye devam edecektir.

5. GERÇEKLEŞTİRECEĞİMİZ ETKİNLİKLER:

Gerçekleştirilecek etkinliklerin Düzenleme Kurulları ilgili Oda Yöneticilerinden oluşturulacaktır. Düzenleme Kurulunda yer alan Yönetim Kurulu üyesi TMMOB Yönetim Kuruluna karşı sorumluluk üstlenecektir. Sekreteryası Odalara verilen etkinlikler, "TMMOB Adına Sekreteryası Odalar Tarafından Yürütülen Kongre, Kurultay ve Sempozyum Düzenleme Yönetmeliği" çerçevesinde yürütülecektir. Her etkinliğin sonucunda ortaya konulacak Sonuç Bildirisi kamuoyu bilgisine sunulacaktır. Dönem içerisinde gerekli görüldüğü durumlarda başkaca etkinliklerin yapılması da gündeme alınabilecektir.

Teoman Öztürk‘ü Anma Etkinlikleri 

TMMOB Demokrasi Kurultayı                          

TMMOB Kent Sempozyumları (Her İlde ayrı olmak üzere İKKlar tarafından)         

TMMOB Enerji Sempozyumu (Elektrik Mühendisleri Odası)                                       

TMMOB Sanayi Kongresi (Makina Mühendisleri Odası)                                                    

TMMOB Coğrafi Bilgi Sistemleri Kongresi (Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası)

TMMOB Öğrenci Üye Kurultayı (Tüm Odalarımızın dönem içinde öğrenci üye kurultaylarını tamamlamalarından sonra TMMOB tarafından)                              

Bu etkinliklerin dışında, hem ülke gerçeklerini ifade etmek, hem de üyelerimizin, halkımızın sorunlarına sahip çıkmak için, alanda sözümüzü tüm üyelerimizle birlikte bir kez daha söylemek için TMMOB MİTİNGİ düzenlenecektir.

6. ÇALIŞMA GRUPLARIMIZ

Çalışma Gruplarının oluşumunda konuyla ilgili Odaların temsilcileri, Odalarınca bir asıl bir yedek üye şeklinde belirlenecektir. Toplantılara katılamayan asıl üyelerin yerine, yedek üyelerin katılımı Odalarınca sağlanacaktır. Odalarca önerilecek Çalışma Grubu üyelerinin daha önce TMMOB ve Oda organlarında görev almış olmaları zorunludur. Ataması yapılan Çalışma Grubunun üyeleri, yapacağı ilk toplantıda kendi arasından bir başkan seçerek çalışmalarını sürdürecektir. Çalışma Gruplarına gözlemci olarak TMMOB Yönetim Kurulu Üyeleri katılacaktır. Her Çalışma Grubu öncelikle Çalışma Programını TMMOB Yönetim Kurulu onayına sunacaktır. Çalışma Gruplarının sekreterlik hizmetleri TMMOB Genel Sekreterliği tarafından yürütülecektir. Yönetim Kurulu dönem içerisinde gerekli gördüğü durumlarda başka çalışma grupları oluşturulmasını da gündemine alabilecektir.

Çalışma İzinleri İzleme Komisyonu: TMMOB Yabancı Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının Çalışma İzni ve Geçici Üyelik Müracaatlarının Değerlendirilmesinde Yapılacak İş ve İşlemler ile Değerlendirmede Usul Esas ve Koşulları Hakkında Yönetmelik gereği yapılacak çalışmaların yürütülmesi. (Yönetmelik gereği ve yönetmelikte belirlenen şekli ile oluşturulacaktır)

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Çalışma Grubu: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunda TMMOB politikalarının belirlenmesi/geliştirilmesi, bu alanda hazırlanan kanun, tüzük, yönetmeliklerin takip edilmesi, görüş ve öneri oluşturulması, işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik eğitim programlarının hazırlanması, uygulamaya konulması, Eğitim ve Risk Belirleme Komisyonlarına katılacak TMMOB temsilcisinin yönlendirilmesine yönelik çalışmaların yapılması (Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır)

Gıda Politikaları Çalışma Grubu: 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair KHK`nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ve bu Kanuna bağlı olarak çıkarılacak yönetmelikler üzerine çalışma yapılması, gıda güvenliği anlayışının yerleştirilmesi, bilimselliğin sağlanması, mevcut aksayan denetim ve üretim sisteminde konu ile ilgili eğitim almış mühendislerin katkılarının artırılması, konu ile ilgili olarak Odalar arası işbirliğinin geliştirilmesi. (Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri Odalarının temsilcilerinden oluşturulacaktır)

LPG Çalışma Grubu: 5307 sayılı LPG Piyasası Kanunu‘na göre LPG piyasasında görev yapan personele verilecek ülke genelindeki eğitim ve uygulamalarda yeknesaklığın sağlanması ve yaşanacak sorunların hızlıca çözümlenebilmesi (Çevre, Kimya, Makina ve Petrol Mühendisleri Odalarının temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Özelleştirme ve Sonuçlarının Takibi Çalışma Grubu: Meslek alanlarımız ile ilgili, özelleştirme süreçlerinin ve özelleştirmelerin yaptığı tahribatların ortaya konulmasına yönelik her türlü çalışmanın yapılması, hukuksal süreçlerin izlenmesi, hakkında yürütmeyi durdurma veya iptal kararı verilen özelleştirmeler için kararların uygulanmasının sağlanmasına yönelik etkinlik önerilerinin geliştirilmesi (İlgili Odaların temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Bilirkişilik Çalışma Grubu: Üyelerimizce yapılan bilirkişiliklerin geliştirilmesi ve 5 Mayıs 2005 tarihli ve 25806 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanarak yürürlüğe giren TMMOB Bilirkişilik Yönetmeliği‘nin gerekleri üzerine çalışma yapılması. (Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Staj Kanunu Çalışma Grubu: Öğrenci üyelerin staj yapma sorunlarının tümüyle çözülmesine yönelik yasa tasarısı hazırlanması. (TMMOB ve Oda hukukçuları ile oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Üye Aidat Borçları Çalışma Grubu: Üye aidat borçlarının alınmasında Odalar arası farklı uygulamaların giderilmesine yönelik esasları oluşturmaya yönelik 40.Dönemden kalan çalışmayı tamamlamak üzere. (Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Enerji Çalışma Grubu: Enerji kaynakları, enerjinin temini, kullanımı, özelleştirme süreçleri, yasal süreçleri ve mevzuatı konularında her türlü çalışmanın yapılması, belge ve bilgilerin toplanması ve yayımlanması, TMMOB Enerji Raporunun geliştirilmesi, konu ile ilgili merkezi ve bölgesel toplantıların düzenlenmesi, panel/seminer/açık oturum/konferans vb. etkinliklerinin düzenlenmesi. (İlgili Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır).

Kadın Çalışma Grubu: Kadına cinsiyetinden kaynaklı olarak uygulanan her türlü olumsuz davranış ve politikalara karşı mücadele yöntemlerini tanımlama ve görüş oluşturma. (Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Yasa ve Yönetmelik Değişikliklerinin Takibi Çalışma Grubu: Siyasal iktidar tarafından son yıllarda sıkça kullanılan Torba Yasalar yöntemi ile  kamu ve toplum yararı gözetmeyen, pek çok alanı ranta açan, ticarileştiren, meslek alanlarımızı daraltan,  kanun değişiklik önerileri birbirinin içerisine karıştırılarak meclisten bir gece yarısı operasyonu ile geçirilmekte,  aynı hızla alt mevzuat ve değişiklikleri yayımlanarak yürürlüğe girmektedir. Bu çerçevede süreci takip ederek gerekli çalışmaların yapılması (TMMOB ve Oda hukukçuları ile oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Değişikliği Çalışma Grubu: 657 sayılı yasaya tabii olarak çalışan mühendis-mimar ve şehir plancısı üyelerimizi doğrudan ilgilendirecek düzenlemeler getiren Yasa taslağı hakkında çalışma yapılması (Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Petrol ve Madencilik Çalışma Grubu: TMMOB‘nin madencilik alanındaki politikalarının geliştirilmesi, bu alana bir bütünlük içinde bakarak gelişen her durumda TMMOB görüşünün oluşturulması ve bu alana yönelik etkinliklerinin düzenlenmesi (İlgili Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Çevre Politikaları Çalışma Grubu: Uygulanan çevre politikalarının bir bütün olarak ele alınması ve meydana gelen çevre olaylarının bu perspektiften bakılmasının sağlanması için etkinliklerinin düzenlenmesi ve meydana gelen çevre olayları ile ilgili TMMOB görüşünün oluşturulması doğrultusunda çalışmalarda bulunulması (İlgili odaların temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

Teknoloji Fakülteleri Çalışma Grubu: 13 Kasım 2009 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile bazı yükseköğretim kurumları bünyesindeki kapatılan 21 adet teknik eğitim ve mesleki eğitim fakültesi yerine kurulan "teknoloji fakülteleri" hakkında çalışma yapılması (İlgili Oda temsilcilerinden oluşturulacaktır.)

7. ÇALIŞMA BİRİMLERİMİZ:

Her birimin kendine özgü oluşum şekli ve çalışma tarzı Genel Sekreterlikçe düzenlenecektir. Tüm birimlerin çalışmaları ayrı ayrı olmak üzere, her TMMOB Yönetim Kurulu toplantısında Yönetim Kurulu üyelerinin bilgi ve değerlendirmesine sunulacaktır

Hukuk Birimi: Meslek alanlarımıza, örgütlülüğümüze, Odalarımıza ve üyelerimize yönelik her türlü yanlış uygulamalara ve yaptırımlara karşı girişimlerde bulunmak üzere ön hazırlıklar yapılması, TMMOB Yönetim Kurulu‘nca gerekli görülen her konuda açılan ya da açılacak davalar için gereğinin yapılması, Meslek alanlarımız ve örgütlülüğümüze ilişkin TBMM‘nde gündeme getirilen/getirilecek taslak, tasarı ve yasalar ile ilgili ön hazırlıkların oluşturulması, Deprem davalarının takibi, örgütümüzün ve kamuoyunun bilgilendirilmesi.

Basın-Yayın-Arşiv-Dokümantasyon Birimi: Basın açıklamalarının yazılması ve basın toplantılarının düzenlenmesi, yapılan açıklamaların duyurulması ve yayımlatılması; yayımlarımıza herkesin kolaylıkla ulaşabileceği bir biçimde gerçekleşmesi için standartlaşma çalışmalarının yapılması; gazete, TV ve internet haberciliği arşivinin ve WEB sayfasının düzenlenmesi, güncel tutulması; Birlik Haberleri hazırlanması ve yayımlanması; yayımlanacak kitapların hazırlık, basım ve dağıtım işlerinin yapılması, Mevcuttaki tüm belgelerimizin açığa çıkarılması, kullanılabilirliğinin sağlanması, belgelerimize ilişkin geleceğin planlanması.

8. ÖRGÜT İÇİ TOPLANTILARIMIZ:

Dönem içerisinde aşağıda tanımlanan toplantıların yapılması sağlanacak, katılımların tam olmasına özen gösterilecektir. Yönetim Kurulunun bazı toplantıları bölgelerde yapılacaktır.

TMMOB Danışma Kurulu: TMMOB Genel Kurulundan sonraki en önemli Birlik Organı olarak düşünülen Danışma Kurulu toplantıları yılda iki kez gerçekleştirilecektir. Danışma Kurulu toplantılarının yanı sıra, gerekli görülen konular üzerine, Bölgesel Danışma Kurulları da dönem içerisinde gerçekleştirilecektir.

TMMOB Yönetim Kurulu İle İKK Bileşenleri: Her İKK ile dönem içerisinde en az bir kere bir araya gelinecektir.

TMMOB Yönetim Kurulu ile TMMOB Denetleme Kurulu: Dönem içerisinde TMMOB Yönetim Kurulu ile TMMOB Denetleme Kurulu üyeleri ile birlikte iki kez ortak toplantı düzenlenerek durum değerlendirmeleri yapılacaktır.

TMMOB Yönetim Kurulu ile Odaların Yönetim Kurulu Başkanları: TMMOB Yönetim Kurulu ile Odalarımızın Yönetim Kurulu Başkanları ile birlikte gerekli durumlarda toplanılacaktır. Birlikte üretme, birlikte karar alma, birlikte yönetme ilkesinin yaşama geçirilmesinde önemli bir araç olduğu bilinen bu toplantının bilgilendirme ve değerlendirme dışındaki gündemi, katılımcılarla birlikte belirlenecektir.

TMMOB Genel Sekreteri ile Oda Yazman (Sekreter) Üyeleri: Olağanüstü veya gereklilik durumları dışında dönem içerisinde iki kez toplanması sağlanacaktır.

TMMOB Saymanı ile Oda Saymanları: Olağanüstü veya gereklilik durumları dışında dönem içerisinde iki kez toplanması sağlanacaktır.

9. YAYIMLANMASI PLANLANAN KİTAPLAR:

TMMOB Yasa ve Yönetmelikleri

TMMOB HES Raporu

Mühendislik ve Mimarlık Öyküleri V

Gerçekleştirilecek Etkinliklerin Kitapları

Ayrıca dönem içerisinde gerekli görüldüğü durumlarda başkaca kitapların ve TMMOB raporlarının yayımlanması da gündeme alınabilecektir.

10. TEMSİL EDİLECEĞİMİZ PLATFORMLAR VE KURULUŞLAR:

Dönem içerisinde aşağıda tanımlanan kurum ve kuruluşlarda önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de TMMOB temsil edilecektir. Temsil edildiği platform, kurum ve kuruluşlar ile ilişkiler ve mevcut durumlar örgüt içine ve kamuoyuna duyurulacaktır.

Mühendislik Dekanları Konseyi (MDK)

Milli Prodüktivite Merkezi (MPM)

Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB)

Tüketici Konseyi

Reklam Kurulu

Türk Patent Enstitüsü

Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK)

Karayolları Trafik Güvenliği Kurulu

Türk Loydu

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN)

Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu

Çimento Müstahsilleri Kalite ve Çevre Kurulu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş ve İşçi Sağlığı Konseyi

Türk Tasarım Danışma Konseyi

Türkiye Sosyal Forumu (TSF)

Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Mühendislik Birlikleri Organizasyonu (COPİSEE)

Avrupa Ulusal Mühendis Örgütleri Federasyonu (FEANİ)

Dünya Mühendislik Örgütleri Federasyonu (WFEO)

11. MALİ DURUM:

Genel Kuruldan geçen bütçe öngördüğümüz çalışmaların yapılabilmesi için gerekli ve yeterli bir bütçedir. Odalarımızın bu bütçenin gerçekleşmesi için gerekeni yapacaklarını biliyoruz.

 

Etkinlikler

Şubat 2012

Pts

Sl

Çrş

Prş

Cum

Cts

Paz

04

23

24

25

26

27

28

29

05>

30

31

01

02

03

04

05

06

06

07

08

09

10

11

12

07

13

14

15

16

17

18

19

08

20

21

22

23

24

25

26

09

27

28

29

01

02

03

04

10

05

06

07

08

09

10

11

11

12

13

14

15

16

17

18

10.02.2012

TMMOB YÜKSEK ONUR KURULU TOPLANTISI

TMMOB Etkinlikleri

 
Kent Sempozyumları

COPYRIGHT © 2009-2012 TMMOB

SAYFAYI YAZDIR

YAZDIR

 
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
Selanik Caddesi No:19/1 06650 Yenişehir/ANKARA
Tel: 0 312 418 12 75 Faks: 0 312 417 48 24

eposta00.gif, 498B

ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI FİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI GEMİ MAKİNALARI İŞLETME MÜHENDİSLERİ ODASI GEMİ MÜHENDİSLERİ ODASI GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI İÇ MİMARLAR ODASI İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI METEOROLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI MİMARLAR ODASI ORMAN MÜHENDİSLERİ ODASI PETROL MÜHENDİSLERİ ODASI PEYZAJ MİMARLARI ODASI ŞEHİR PLANCILARI ODASI TEKSTİL MÜHENDİSLERİ ODASI ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.