TMMOB DİYARBAKIR İKK, ŞIRNAK'TA YAŞANAN MADEN FACİASINA İLİŞKİN BASIN TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRDİ

19.10.2017

17 Ekim'de Şırnakta yaşanan ve 7 işçinin hayatını kaybetmesine neden olan maden faciasına ilişkin aralarında TMMOB İl Koordinasyon Kurulunun da bulunduğu Amed Emek ve Demokrasi Platformu, 18 Ekim tarihinde Diyarbakır'da basın toplantısı düzenledi.

BASINA VE KAMUOYUNA

Son yıllarda ülkede yaşanan maden ocağı kazalarının sonucunda Soma da 301, Ermenek'te 18, Siirt Madenköy'de 16, 2014 yılı Haziran ayında 15 gün içeresinde Şırnak ta meydana gelen iş kazalarında 5 işçi yaşamını yitirmiş, bir işçi de yaralanmıştır. Dün itibari ile Şırnak’ta yine aynı yerde aynı acı haberi duymuş bulunmaktayız. Maalesef defalarca hükümete bu işin nasıl yapılacağı ve kontrol edileceği tarafımızca söylenmesine rağmen her gelen acı haberlerden sonra hükümet bu sorumluluğu üzerinden atmakta suçu başkasında aramak ta ve göz yumduğu şirketleri suçlamaktadır.

Şırnak kömür ocaklarında, büyük bir kısmı kayıt altına alınmamış olmakla birlikte çok sayıda ölüm ve yaralanma vakalarına yol açan iş kazaları yaşanmaktadır. Yaşanan bu olayların Şırnak özelinde aslında, TKİ(Türkiye kömür işletmeleri) Şırnak bölgesinde kendine ait kömür ruhsatlarını 2002 yılında %5 rödevans karşılığında Şırnak İl Özel İdareye devretmesi ile başlıyor. Daha sonra, Şırnak İl Özel İdare ise 2007 yılında %20 rödevans ve %3.5’lik ortaklık karşılığında Geliş Madenciliğe devretmiştir. Geliş Madencilik de 2013 yılında bu ruhsatlar üzerindeki haklarını Global Enerjiye devretmiştir. Dün yaşanan ölümlerin ardından bakanlık yine aynı tavrı takınarak sorumluluklarından kaçarak Enerji bakanlığının,“işletme, iş güvenliği ve riski barındırdığı için MİGEM tarafından 2013 yılındafaaliyeti durdurulmuş bir sahadır” dediği şirketin, aslında 2017 yıllında TKİ ocakları çalıştırması için söz konusu şirkete tekrar ihaleyle vermiştir. Bu ihalenin sonucunda da 2505 (S:16399) ruhsat numarasına sahip şirketin STANDART TEKNOLOJİ A.Ş. / KAAN İŞ MAKİNALARI A.Ş. VE ACAR İNŞAAT A.Ş. ortak girişimcilere devrettiği, Maden Mühendisleri Odamızca tespit edilmiştir. Dolaysı bakanlığın zikrettiği açıklama sadece 2013 yılı için geçerlidir.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre 2013’te ruhsat tarihinin durdurulmasından bu yana maden ocağında çalışmalar kaçak bir şekilde sürekli devam edildiği bilgisine ulaşılmıştır. 2017 ruhsat yenilenmesinden sonra da ocakları kaçak çalıştıranlar işlerine devam edip resmi prosedürler kaçağa uydurulmuştur. Diğer bir deyişle söz konusu ocaklarda bugüne kadar yapılan kömür üretiminin ve oluşan iş kazalarının muhatabı tespit edilemezken, üretilen kömürün yasal yollardan farklı alanlarda kullanılmak üzere ve yetkililerin bilgisi dâhilinde satışa sunulduğu gerçeği orta yerde durmaktadır. Kaçak olarak nitelendirilen bu ocaklardan üretilen tonlarca kömür TKİ kantarından geçirilip tuğla, çimento fabrikalarına ve çevre illerde yakıt olarak kullanılmak üzere satılmakta, Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na verildiği söylenmektedir. Tüm bunlara rağmen bakanlığın ve ilgili müdürlüğünün sorumluluklarından adeta kaçarcasına bu işyerinin kaçak olduğunu bilmedikleri söylenemez, çünkü sadece ölümlerin yaşandığı kazalarda bakanlık bu tetkiki yapma sorumluluğunda değildir, aksine tüm bu süreçlerin takipçisi olacağına işletmesini durdurduğu şirketin nasıl oluyor da 2017 de TKİ tarafından ihale edildiği ve söz konusu şirkete devredildiği sorusu kocaman bir soru olarak durmaktadır.

17.10.2017 tarihinde saat 14.30 civarında yaşanan kazanın detayları şu şekilde; Söz konusu maden ocağında teknik proje kapsamında çalışma yürütülmediği gözle görülür bir şekilde aşikardır. Çünkü işçilerin mola esnasında otururken üzerlerine yukarıdan bir kaya parçasının düşmesi sonucu bilinen elim kaza olmuştur. Teknik gözlemlerde tamamen ilkel ve gelişi güzel kömür damarında cevheri almaya yönelik bir çalışma sürdürüldüğü görülmektedir. İş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili her hangi bir önlemin alınmadığı gözlenmektedir. İşletmenin yapıldığı sahaya bakıldığında kazayı önlemek amaçlı palya, basamak ve şevlerin olmadığı, uyarı levhaları bulunmadığı, yanaşma bariyerlerinin konulmadığı dolayısıyla kazayı önleyici tedbirlerin alınmadığı adeta kazaya davetiye çıkarıldığı görülmektedir. Şu anki bilgilere göre 7 kişinin yaşamını yitirdiği, 1 kişinin de ağır bir şekilde yaralandığı bilinmektedir. Bu durumda söz konusu firma ile birlikte kontrol yetkilileri olan kurum ve kuruluşların da kontrol görevlerini yerine getirmediği, daha önceki kazalarda uyarılmalarına rağmen bu konuda tedbir alınmadığı sonucu aynı yerde kazanın gerçekleşti görülmektedir.

Enerji bakanlığının ve MİGEMİN yaptığı açıklamaya göre ocağın ruhsatsız olduğu ve kaçak işletildiği belirtilmiştir. Bu durumun aslında bakanlığın söylediği şekilde olmadığı yukarıda zikrettiğimiz gibi ihale yolu ile bu şirkete çalışma ruhsatı verildiğini görmekteyiz. Kentin hemen yanı başında olan bu ocağın ve 1 kmuzaklığında bir karakolun (Maden karakolu) bulunmasına rağmen çalışmalarını sürdürmüştür. Bu durum dada Bakanlığın zikrettiği gibi ocağın kaçak işletilmediği, yasadışı bir şekilde çalışmasına göz yumulmadığıgörülmektedir. Aksi takdirde karakolun hemen yanı başında yapılan çalışmadan bihaber olmaları mümkün değildir. Bu yüzden Bakanlık yaşanan menfur ölümlerin sorumluluğunu almalı ve bir an önce tarafsız kurumlar tarafından bu şirketlerin denetlenmesinin önünü açmalıdır.

Doğanın insanlığa bir kez bahşettiği ve tekrarı olmayan bu doğal kaynaklarımızın, işçi sağlığı ve güvenliği çerçevesinde, çevresel etki yaratmadan, en yüksek verimle, doğadan alıp doğru bir biçimde kullanıma sunulması gerekir. Oysa bölgemizde şu anda Şırnak asfaltitleri, bir plan proje dâhilinde işletilmemekte, işçi sağlığı ve güvenliği kurallarına uyulmamakta ve üretilen kömür uygun alanlarda değerlendirilmemektedir. Bunun yanında ölümler ile birlikte kaçak üretim sonucu ocak yangınları göçükler gibi nedenlerden dolayı yüksek oranda üretim kayıpları oluşmaktadır.

Benzer durum açık ocaklar için de söz konusu olup, kontrolsüz patlatma ve kazı sonucu oluşan dik ve yüksek şevlerden kaynaklanan göçükler sonucunda ölümlü ve yaralanmalı iş kazaları yaşanmaktadır. Neo-liberal politikaların getirdiği taşeronlaşma ve bu uygulamanın getirdiği ucuz iş gücü ve yüksek kar sağlamak uğruna işçilerin hayatını hiçe saymaktır. Bölgede 3 ocaktan biri olan bu işletme alanı benzeri kazalar ve ölümlere tedbirsizlik ve devletin kontrol mekanizmasının olmayışından kaynaklandığı ayyuka çıkmıştır.

Maden Kanunu hükümlerini yürütmek ile yükümlü bulunan Bakanlar Kurulu‘nun, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı‘nın, Maden İşleri Genel Müdürlüğü‘nün aynı zamanda, mülki idare birimlerinin, kapatılmış olan ocaklarda da kaçak kömür üretimine bir an evvel engel olmaları ve ruhsat sahasında gerekli önlemlerin alınmasını sağlayarak, benzer durumların yaşanmasına engel olması gerektiğini aksi takdirde sorumluluğun kendilerinde olacağını Maden Mühendisleri Odası olarak tekrar hatırlatıyor ve yetkilileri göreve davet ediyoruz.

Hükümet yetkililerinin TKİ’yi özelleştirerek taşere firmalar aracılığıyla gerçekleşen ve oluşacak olan vahim kazaların müsebbibi olacağı ve bunun sorumluluğundan da kaçamayacağı, bu yüzdende kurumsal sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini belirtiyoruz.

Devlet sorunun muhatabı olma cesaretini göstererek taşeron sisteminden vazgeçip üretimi ilgi kurumlar aracılığı ile tüm iş sağlığı güvenliği önlemlerini yaşama geçirerek, insan odaklı ve kamu yararına yapmalı, bunun ön çalışması olarak meslek örgütlerinden ve akademik çevrelerden ne yapılması gerektiği konusunda destek almalı, adı geçen sahalarda yerinde inceleme yaparak uygun üretim şeklini belirlemelidir.

Ocaklarda yapılacak üretim; bölge halkına düşük ücret, sakatlanma ve ölüm yerine, yaşam standardını yükselten, eğitim ve sağlık koşullarını iyileştiren üretimler olarak yansımalıdır.

18.10.2017

AMED EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU