
EMO: AKKUYU UYARISI: KİM KAZANACAK, KİM ÖDEYECEK?
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası, 13 Ağustos 2026 tarihinde Akkuyu Nükleer Enerji Santralı`nın birinci ünitesinin devreye alınması hazırlıklarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı.
KİM KAZANACAK, KİM ÖDEYECEK?
AKKUYU NÜKLEER ENERJİ SANTRALI’NIN BİRİNCİ ÜNİTESİ DEVREYE ALINIRKEN AKILLARA GELEN SORULAR
Bilindiği üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü, Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nın (Akkuyu NES) birinci reaktörünün 2026 yılında devreye alınacağını 2025 yılı boyunca birkaç kez dile getirmiştir. Ancak 2026 yılının ağustos ayına gelinmiş olmasına karşın, Akkuyu NES 1. Ünitesi'nin devreye alınacağı net bir tarih henüz açıklanmamıştır.
Diğer yandan 2026 Ağustos ayı itibarıyla Akkuyu NES 1. Ünitesi'nde türbin yoğunlaştırıcı vakum testleri tamamlanmış ve türbinin buhar almaya hazır olduğu anlaşılmıştır. Normal koşullarda bir nükleer reaktörün devreye alma çalışmaları 12 ila 18 ay arasında sürmektedir. Devreye alma testleri açısından önemli bir aşama olan türbinin hazır hale gelmesi geçilmiş olsa da, en kritik eşik olan reaktöre gerçek yakıt yüklenmesi ve reaktörün "kritikleşmesi" adı verilen aşamaya henüz ulaşılmamıştır. Bu durumda, Akkuyu NES’in birinci reaktörünün bu yıl içinde devreye alınması kuşkulu görünmektedir. Tüm testler olumlu sonuçlanırsa, ünitenin bu aşamadan sonra 2027 yılının ilk çeyreğinde veya ilk yarısında devreye alınması olasıdır.
Bu nedenle, Akkuyu NES’in birinci ünitesinin devreye girmesi teknik olarak yaklaşmışken, halkımızın karşılaşacağı sorunları bir kez daha dile getirmek ve sorumluları uyarmak istiyoruz.
Her şeyden önce Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nın soğutma suyu deşarjı, mevsimsel deniz suyu yüzey sıcaklığının 32°C’yi bulduğu Doğu Akdeniz’de, zaten biyolojik tolerans sınırında olan deniz ekosistemine eklenerek doğrusal olmayan ve kritik eşiği aşan yıkıcı bir etki yaratma riski taşımaktadır. ÇED raporu, deşarj kaynaklı 0,5°C’lik sıcaklık artışının yasal limit olan 1°C’nin altında kaldığını iddia ederek onay almış olsa da, uygulanan mevzuat limitinin mutlak sıcaklık eşiklerini göz ardı etmesi, suyun çözünmüş oksijen kapasitesini en dip seviyeye düşürürken canlıların metabolik oksijen ihtiyacını artırmakta ve mikro ölü bölgeler oluşturma tehlikesi barındırmaktadır.
Bununla birlikte, Akkuyu NES'in birinci ünitesi, devreye alındığında yılda üreteceği yaklaşık 9 milyar kWh ile Türkiye elektrik sistemini önemli ölçüde etkileyecektir. Tam yükte çalışması halinde, üretim büyüklüğü açısından 2027 yılı tüketiminin yaklaşık %2,5'i Akkuyu tarafından karşılanacaktır.
Bu durumda, elektrik piyasasında fiyata baz teşkil eden Piyasa Takas Fiyatı'nın (PTF) artacağı açıktır. Bilindiği gibi bugün PTF'nin ana belirleyicileri doğalgaz ve ithal kömür santrallarıdır. Güneşli günlerde PTF'nin sıfır olduğu saatler 10 saate kadar yükselse de, yurttaş açısından esas olan elektrik fiyatı; ortalama PTF ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) teşvikleri tutarıyla belirlenmektedir. Akkuyu NES, öteki santrallar gibi "yük al–yük at" komutlarında esnek değildir ve ilgili yasada Akkuyu NES'in tüm üretiminin sisteme verileceği açıkça belirtilmiştir. Akkuyu, ilk ünitesinin üretiminin %70'ini EÜAŞ'a 12,35 cent/kWh bedelle (Rosatom talep ederse 15,33 cent/kWh bedelle) satacak, kalan %30'unu ise tepe fiyattan piyasaya teklif edecektir. Bu durumun ortalama PTF'yi belirli oranda yükselteceği matematiksel olarak ortadadır.
Yurttaş açısından bakıldığında, Akkuyu NES'in çevresel etkileri, kaza riskinin yarattığı tedirginlik ve korku ile nükleer atıkların tehlikeleri bir yana, santralın yakın vade en olumsuz etkisi bu yolla ortaya çıkacaktır: Yurttaş, kullandığı elektriğe daha fazla para ödeyecektir.
Santralın yurttaşa bir diğer etkisi ise dolaylı olacaktır. EÜAŞ'ın yukarıda belirtilen bedelle satın alacağı bu elektriğin %70'lik bölümü, alış fiyatının yaklaşık yarısından daha düşük bir bedelle — yani yaklaşık 4-5 cent/kWh'den — piyasaya ya da doğrudan perakende satış ve dağıtım şirketlerine satılacaktır. Buradan doğacak zarar da hazineden, yani yurttaşların ödeyeceği vergilerden karşılanacaktır.
Üçüncü bir husus, buradan elde edilecek gelirin ya Akkuyu'nun devam eden diğer ünitelerinin yapımında kullanılması ya da doğrudan Rusya'ya gönderilmesidir. Bilindiği gibi Akkuyu'nun sermayesi %100 Rosatom şirketine ait olup, şirketin gelirinin tamamını yurt dışına gönderme hakkı vardır.
Bütün bunların yanında, Akkuyu NES’in devreye alınabilmesinin Türkiye'nin uluslararası diplomatik politikasıyla da yakından ilişkili olduğu gözden kaçırılmamalıdır. ABD'nin yanında giderek daha açık biçimde yer alan ve Ukrayna'ya balistik füze satmak için başvuruda bulunan Türkiye'de, Rusya bu santralı hangi koşullarda devreye alacaktır? Akkuyu NES’in işletmeye alınması durumunda, ABD'nin bu konuyu yeni bir S-400 füze savunma sistemi sorunu gibi gündeme taşıması da olasıdır. Bugüne kadar Rusya için bir gider kalemi olan Akkuyu NES, işletmeye alındıktan sonra Rusya'ya gelir getirmeye başlayacaktır. Kuzey Akım (North Stream) doğalgaz hattını Almanya'ya kapattıran ABD'nin, Türkiye'den de benzer bir talepte bulunup bulunmayacağı belirsizdir.
Diğer yandan Akkuyu NES, piyasacı sermayedarları da ürkütmeye başlamıştır. EMO'nun yıllardır anlatmaya çalıştığı, Akkuyu'nun yenilenebilir kaynaklı santralların gelişiminin önünde bir engel oluşturacağı gerçeği ancak yeni yeni görülmeye başlanmıştır. Son günlerde santral yatırımcıları ve işletmecileri arasında, Akkuyu'nun devreye girmesiyle oluşabilecek fazla üretim için hangi santrallarda üretim kısıtına gidilebileceği tartışılmakta ve yeni yatırımlarda üretim kısıtı riskinin göz önüne alınması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Tüm bu soruların yanıtlarını yakında yaşayıp göreceğiz. Ancak hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, görünen o ki burada kaybeden yurttaş olacaktır.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
50. Dönem Yönetim Kurulu


