TMMOB BOLU İKK: UNUTMADIK!

20.01.2026

TMMOB Bolu İl Koordinasyon Kurulu, Bolu Barosu, Bolu-Düzce Tabip Odası, Bolu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, Bolu Grand Kartal Otel yangınının birinci yıldönümünde kaybettiğimiz 78 canı anmak için 20 Ocak 2026 tarihinde bir basın açıklaması yaptılar.

Yapılan ortak açıklama şöyle:

Bugün burada, 21 Ocak 2025 tarihinde Kartalkaya’da bulunan Grand Kartal Otel’de meydana gelen ve çoğu çocuk 78 yurttaşımızın yaşamını yitirmesine neden olan felaketin birinci yıl dönümünde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Aradan geçen bir yıla rağmen acımız dinmemiş, öfkemiz azalmamıştır.

Bizler; hukukun üstünlüğünü savunan, yaşam hakkını temel alan, bilimin ve tekniğin rehberliğini esas kabul eden ve kamu yararını her türlü ekonomik ve idari çıkarın üzerinde gören meslek örgütleri olarak bu felaketin, bir “sıradan bir kaza” olarak nitelendirilemeyecek kadar çok ihmalin, eksikliğin ve denetimsizliğin sonucu olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Yaşam hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış en temel insan hakkıdır. Devletin ve kamu gücü kullanan tüm idari yapıların birincil görevi, bu hakkı korumak ve ihlal edilmesini önlemektir. Bu sorumluluk yalnızca olay sonrası yürütülen soruşturma ve yargılamalarla değil, olay gerçekleşmeden önce alınması gereken önleyici tedbirlerle anlam kazanır.

Grand Kartal Otel yangını, tüm kamuoyunun bildiği üzere felakete dönüşmeden, önlenebilir bir olaydır. Bu yönüyle hukuki sorumluluk yalnızca yangının çıktığı ana değil; yapı ruhsatı, kullanım izinleri, periyodik denetimler, yangın güvenliği raporları, acil durum planları ve bunların uygulanıp uygulanmadığına uzanan geniş bir süreci kapsamaktadır. Otel yetkililerinin otelin usulüne uygun denetlenmediğine ilişkin savunmaları , İdarelerin denetim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi, hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine ağırlaştırır.

Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik ilkesi tüm bireylerin yasalar karşısında ayrımcılık yapılmaksızın eşit muamele görmesini ifade eder. Suç işleyen kişilerin fiillerinin  ağırlığı ile orantılı cezalar almasını ve hukuk uygulamalarında hiçbir ayrımcılığa yer verilmemesini temin eder. Oysa ki Yargılamanın geldiği aşamada kusuru olduğu iddia edilen bir kısım kurum çalışanlarının İlk Derece Mahkemesi tarafından cezalandırılmasına rağmen Bilirkişi raporlarında diğer kurumlar ile birlikte kusurlu olduğu belirtilen iki tane Bakanlık yetkilileri hakkında Kovuşturmanın başlanmamış olmasını anlamak mümkün değildir. Her suçlunun işlediği suçun niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirilerek ceza alması, Yargılama içerisinde şeffaflık sağlanarak ,Makam mevki gözetmeksizin herkesin yargılamaya dahil edilmesi Adalete güven ilkesinin gereğidir. Adalete , Türk Yargısına  güvenerek Hak edenin Hak ettiği cezayı alması en büyük temennimiz.

Yangın güvenliği, yapı tasarımından işletme aşamasına kadar bütüncül bir mühendislik ve mimarlık yaklaşımı gerektirir. Ülkemizde yangın ile mücadelede, yapı kullanma izni sonrasında çoğunlukla denetim ve bakım hizmetlerinin yetersizliğinin önemli rolü bulunduğu gözlenmektedir. Yangınların erken algılanması, insanların güvenli bölgelere tahliyesi, can ve mal kayıplarının en aza indirilmesinde; yangın algılama-alarm, acil yönlendirme, acil aydınlatma, söndürme, duman tahliye ve basınçlandırma sistemlerinin çok önemli bir görevi bulunmaktadır. Diğer taraftan iç mekanda yanma eylemini geciktirici malzemelerin kullanımı da olası yangınların büyüme hızına doğrudan etkisi olan faktörlerdendir.

Teknik standartların ve mevzuatların uygulanmaması ya da göstermelik denetimlerle geçiştirilmesi, bilimin ve mühendisliğin yok sayılması anlamına gelir. Teknik yeterlilikten uzak uygulamalar, doğrudan insan yaşamını tehdit eder. Kamu adına denetim yapmakla yükümlü kurumların görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi, bu tür felaketlerin tekrarına zemin hazırlamaktadır. Denetimsizliğin bedelinin insan hayatı olduğu gerçeği artık görmezden gelinemez. Denetim kamusal bir görevdir ve konu kamucu bir anlayışla halkın can ve mal güvenliğini önceleyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. İnsanların can ve mal güvenliği piyasanın insafsızlığına bırakılamaz.

Yaşanılan yangın sonrasında, ruhsat veren kurumlar ve denetlemeye yetkili kurumlar tarafından otellerde her zaman yapılması gereken yangın denetimleri sıkılaştırılmış çok sayıda otelin bu doğrultuda kapatıldığı basına yansımıştır. Konu ile ilgili mevzuat çalışması olarak İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte çeşitli değişiklikler yapılmış olup, bunlardan yanlış uygulamalara sebep olabilecek, “Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm alan ve merkezlerinde Çevresel Etkİ Değerlendirmesi olumlu kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir kararı verilen ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında yer alan yatırımlar için işyeri açma ve çalışma ruhsatı, yetkili idareler tarafından başka bir işleme gerek kalmaksızın onbeş gün içinde verilir.” ifadesi yönetmelikten çıkarılmıştır.

Yine yangın felaketi öncesinde revizyon çalışmalarına başlanan ve henüz yayınlanmayan Binaların Yangından Korunması Hakkında yönetmelik revizyonunda; itfaiyenin ruhsata esas ve periyodik olarak yapması gereken denetimlerde, itfaiyenin yetersiz kalınması durumlarında devreye girecek ve itfaiye adına çalışacak belgelendirilmiş Yangın Uzmanlarından hizmet alınması ön görülmektedir.

Ayrıca unutulmamalıdır ki toplu yaşam alanlarında meydana gelen yangınlar, aynı zamanda bir halk sağlığı sorunudur. İlk müdahale kapasitesi, tahliye organizasyonu ve sağlık hizmetlerinin koordinasyonu yaşamsal öneme sahiptir. Ancak asıl hedef, bu tür müdahalelere gerek kalmayacak güvenli ortamların yaratılmasıdır. Önlenebilir ölümler, kabul edilebilir değildir ve hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz.

Her yaşanan felaketin ardından denetimlerin hızlanması ve mevzuat eksikliklerinin giderilme çabasını bilimsel bir yaklaşımla açıklamak mümkün değildir. En basit doğa olaylarının bile felakete dönüştüğü ülkemizde, sağlıklı kentlerin tesisi için denetim ve mevzuat anlamında derhal kalıcı adımlar atılmalıdır.   

ÇAĞRIMIZDIR

Buradan bir kez daha açık ve net biçimde ifade ediyoruz:

Bu yangını unutmayacağız.

Unutturulmasına izin vermeyeceğiz.

Sorumluların tamamı ortaya çıkarılana ve adalet tam anlamıyla sağlanana kadar sürecin takipçisi olacağız.

Ertesi sabah tesadüfen yaşadığımız bir güne gözlerimizi açmadığımız, yeni bir felaket haberine uyanmadığımız güzel günler için mücadele edeceğiz.

Yaşam hakkını savunmak, yalnızca geçmişte yaşanan acıları anmak değil; gelecekte benzer felaketlerin yaşanmaması için mücadele etmektir. Kamu kurumu niteliğinde akademik meslek örgütleri olarak bilgi birikimimiz, mesleki sorumluluğumuz ve toplumsal gücümüz bu mücadelenin parçasıdır.

Hayatını kaybeden yurttaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor, ailelerinin acısını paylaşıyor; kamuoyunu duyarlılığa, yetkili tüm kurumları ise görev ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmeye davet ediyoruz.

Bizler felakette yakınlarını kaybeden ailelerin oluşturduğu Başka Canımız Yok dayanışmasının 21 Ocak’ta gerçekleştireceği anma etkinliklerinde onların yanında olacağımızı tüm kamuoyuyla buradan paylaşıyoruz.

Bolu Barosu
Bolu-Düzce Tabip Odası
Bolu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Bolu İl Koordinasyon Kurulu