2. ULUSAL BAĞCILIK VE ŞARAP SEMPOZYUMU/31 EKİM – 2 KASIM 2013/DENİZLİ

05.11.2013

2. ULUSAL BAĞCILIK VE ŞARAP SEMPOZYUMU
31 Ekim - 2 Kasım 2013 DENİZLİ

Değerli Konuklar
Sevgili Arkadaşlar

Hepinizi Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim Kurulu adına sevgiyle, saygıyla, dostlukla selamlıyorum.

Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri odamızın ortaklaşa düzenlediği 2. Ulusal Bağcılık ve Şarap Sempozyumu‘nda aranızda bulunmaktan büyük bir onur duyduğumu öncelikle belirtmek isterim.

Sevgili Arkadaşlar, 

Birliğimiz, mesleki, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ülkemizdeki mühendis, mimar ve şehir plancıları temsil etmektedir. Onların hak ve çıkarlarını halkımızın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmek, mesleki, sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlamak ve mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarının zeminini yaratmakla görevlidir. Bu anlayışla TMMOB meslek alanları üzerinden Türkiye gerçeklerini okumak ve toplumu bilgilendirmek, bu politikaların toplum yararına düzenlenmesi için öneriler geliştirmek ve bunların yaşama geçirilmesi için mücadele etmek zorundadır.

Elbette bu anlayış bizi zaman zaman siyasal iktidarlarla karşı karşıya getirmektedir. Son dönemde gündeme gelen meslek örgütümüze yönelik yeniden yapılandırma çalışmaları, örgütümüzü işlevsizleştirmeye yönelik yasal düzenlemeler de bunun bir göstergesi. Ama bizim örgütümüz 60 yıla yakın birikimi ile bu saldırılara karşı duracak ve eğilmeyecek yeterliliktedir. Bunu buradan bir kez daha ifade ediyorum.

Değerli Konuklar,

TMMOB‘nin sorumluluklarından biri meslek alanlarımız üzerine gerçekleştirdiğimiz sempozyum ve kongre gibi etkinliklerle bu alandaki sorunları ortaya koyarak çözüm önerilerini getirmektir. İşte bugün de burada bu anlayışla düzenlenen sempozyumumuzda, bağcılık ve şarap sektörünün sorunlarını akademik düzeyde ele alarak ulusal ve sektörel stratejik hedeflerini belirlemek üzere bir aradayız. Görüşlerini bizlerle paylaşmak üzere bu etkinliğimize katılan herkese çok teşekkür ediyorum.

Şarap denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Ömer Hayyam‘ın dizeleri ile başlamak istiyorum konuya. Sormuş Ömer Hayyam:

Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?

Tarihte, "bereketin ve bolluğun" simgesi olarak anılan, tanrılara hediye olarak sunulan üzümle ilgili söylenceler Nuh Tufanı‘na kadar dayanır. İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinden beri üzüm ve şarap neredeyse her kaynakta yer almıştır. İlk bereket tanrılarının sembolü olan üzüm, kutsallığını şaraba dönüştürerek edebiyatta, sanatın çeşitli dallarında yer bulmuştur. Başlı başına bir kültürdür şarap.

Birçok kaynak yüzlerce çeşidi olan üzümün anavatanı olarak Anadolu‘yu gösterir. Anadolu‘da yaşayan ilkçağ insanlarının şarabı sadece damak zevki için değil, sağlık için de kullandığı bilinmektedir.

Bu topraklarda neredeyse 5000 yıldır üzüm var, bağcılık var, şarap var. Alacahöyük‘de MÖ 3000 yılından altın şarap kadehi ve güğümü, Kültepe‘de MÖ 1750‘den Koçbaşı şeklindeki içki testisi Anadolu‘da şaraba dair bulunan en eski izler. Boğazköy‘deki kazılarda ortaya çıkan Hitit tabletlerinde şarabın dini ritüeller ve günlük hayattaki yeri anlatılıyor. Yine Konya Ereğli ilçesine bağlı İvriz‘de bulunan büyük taş kabartma üzerinde feyz ve bereket ilahı Tarhu, sağ elinde üzüm salkımlı asma dalı, sol elinde buğday başakları ile görünür. Tanrının karşısında yer alan küçük insan figürü de Hitit Kralı Varpalavas‘tır. Tanrı Tarhu, iki elini birleştirerek bereket dileyen Varpalavas‘a elindeki en değerli yiyecekleri sunar; üzüm ve buğday...

İnsanoğlu antik çağlardan itibaren şaraba, yaşamını sağlamak için diğer besinlerden daha fazla önem vermiştir. Belki de bu yüzden her toplumda bir de şarap tanrısı vardır; Mısırlılarda Osiris, Yunanlılarda Dionysos, Romalılarda Bacchus...

Hititleri takiben Anadolu‘da şarap ve bağcılık daha da yaygınlaşmıştır. Anadolu‘nun sahillerinde yaşayan gemici ve tüccar Fenikeliler şarabı Ege adalarına, Yunanistan‘a taşıyıp büyük kazançlar elde etmiştir.

Değerli Konuklar,

Türkiye, geniş bağ alanları ve ekolojik uygunluğu ile katma değeri çok yüksek olan şarap üretiminde büyük bir potansiyele sahip olmakla birlikte, henüz bu potansiyeli yeterince değerlendirememektedir.

Türk şarap sektörünün gelişmesi, ekonomik açıdan sağlayacağı faydanın yanı sıra, şaraba tüm dünyada atfedilen kültürel değer düşünüldüğünde, turizm ve ülke tanıtımında da etkili olacaktır. Stratejik hedefleri ve politikaları belirlenmiş bir bağcılık ve şarapçılık anlayışı ile uluslararası alanda rekabet şansını artırmak hiç de zor değildir.

Bugün düzenlenen bu sempozyumda; sürdürülebilir bağcılık ve şarapçılık, şarabın tanıtımı ve pazarlaması, sektörde ulusal ve uluslararası politikalar uzmanlarınca tartışılacak, odalarımız da kendi birikimlerini ortaya koyarak çözüm önerilerini getireceklerdir.

Ben bu sempozyumun gerçekleşmesini sağlayan üç odamızın yöneticilerine, Denizli şube ve temsilciliklerine, çalışanlarına özellikle teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı