6. GIDA MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ DÜZENLENDİ
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen 6. Gıda Mühendisliği Kongresi 6–8 Kasım 2009 tarihlerinde Antalya Kemer’de gerçekleştirildi. Sempozyumun açılışında Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Atakan Günay ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı birer konuşma yaptı.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı‘nın konuşması şöyle:
Sevgili arkadaşlar,
Kapitalizmin dünyada yarattığı en büyük sorunların başında açlık gelmektedir. Kapitalizmin krizinin bu sorunu daha da artıracağı ortadadır.
Dünya üzerinde yaklaşık 1 milyar insan açlıkla mücadele etmektedir. Bundan çok daha fazla sayıda insan da gizli açlık çekmekte, yetersiz beslenmektedir.
Hastalığa ve ölüme yol açan, insanların potansiyel çalışma güçlerini azaltan, çocukların öğrenme kapasitelerini etkileyen, insanlığın barış ve refah içerisinde yaşamasına engel olan açlıkla mücadelede, özellikle gelişmiş ülkelerin refah paylarını gelişmemiş ülkeler ile paylaşması gerekliliği kaçınılmaz bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün buna kayıtsız kalan ya da çözüm yerine polemik üreten bu ülkelere 1996 yılında düzenlenen Dünya Gıda Zirvesi‘ndeki imzalarını hatırlatmak gerekir. 1996 yılında bir araya gelen liderler 2015 yılına kadar dünya üzerindeki aç insanların sayısının yarıya indirilmesi üzerinde anlaşmaya varmışlardı. Dünyadaki açların sayısını 2015 yılına kadar yarı yarıya azaltmayı öngören Dünya Gıda Zirvesi ve bununla ilişkili "Binyıl Kalkınma Hedefi"nin gerçekleşmesi için yeterli mesafenin alındığını söylemek olası mıdır? Yaşadığımız kapitalist küreselleşme döneminde bunun mümkün olması olası mıdır? Eşitsizliği yeniden üreten, var olan politikalarla bu sorunlara çare bulunacağı şeklinde ham hayaller peşinde koşanların öncelikle bunu kabul etmesi gerekir.
Sevgili Arkadaşlar,
Uygulanan neoliberal iktisat politikaların bir sonucu olarak, 1980‘li yıllardan bu yana, tarımsal üretim artışı nüfus artış hızının altında kalmaktadır. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü‘nün dayattığı "politikalar" Türkiye‘yi de giderek tarım ürünleri dışalımcısı konumuna sürüklemektedir. Üç tarafı denizlerle çevrili, verimli arazilere ve geniş bitki örtüsüne sahip ülkemiz, kapitalizmin aktörlerinin dayattığı bu yanlış politikalar sonucunda bugün gıda alanında giderek artan sorunlarla baş başadır.
Yapılaşmaya tahsis edilen ekim arazileri, betonlaşma çılgınlığı ve daha fazla rant uğruna yakılan; yok edilen ormanlar, insansızlaştırılan bir coğrafyada bitirilen hayvancılık, ekilmeyen ya da ekilemeyen 2.000.000 dönüm verimli arazi, ölüm tarlalarına dönüştürülmüş mayınlı araziler sosyo-ekonomik kayıpların yanı sıra FAO‘nun dikkat çekmeye çalıştığı gıda hakkına da ciddi bir tecavüzdür.
Balıkçılıkta gelinen nokta düşündürücüdür. Balık çeşitleri gün be gün azalmaktadır. Çok çeşitliliğin yerine bugün sularımızda bir elin parmakları kadar canlı türü kalmıştır.
Uygulanan yanlış politikalar sonucu ülkemizdeki hayvan ve bitki türleri hızla yok olmaktadır. Türkiye tarım ürünleri ihraç eden yerine ithal eden bir ülke konumuna gelmiştir. Gıda alanındaki dışa bağımlılığın bedelini de her zamanki gibi emekçiler ödemektedir.
Ayrıca GDO konusuna da burada vurgu yapmak gerekir:
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik" 26 Ekim 2009 günlü Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
1995 yılından bu yana gıda güvenliği konusunda yetkili olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Türkiye‘de gıda güvenliğini sağlayamadığı gibi, başta Biyogüvenlik olmak üzere, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili sorunları da çözememiştir. 2004 yılında çalışmalarına başlanan Biyogüvenlik Yasası bir türlü çıkarılamamış, yasal boşluk giderilememiştir. Biyogüvenlik yasasını çıkaramayan Bakanlık, söz konusu yönetmelik ile yürürlükteki kimi mevzuatta ve Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Yasa Tasarısı Taslağının hazırlanması sürecinde olduğu gibi, konuyla ilgili paydaşlara ve meslek odalarına görüş sormadan, her şeyi oldubittiye getirme anlayışını sürdürmektedir.
Yeni Yönetmelik ile GDO‘ların ülkeye girişine meşruluk kazandırılmış iken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı‘nın sanki bu ürünlerin ticareti yasaklanmış gibi bir yanlış kamuoyu algısı yaratma girişimleri görülmektedir.
Bu yönetmelik ivedilikle yürürlükten kaldırılmalıdır.
Değerli Arkadaşlar
Dünya Gıda Günü etkinliklerinin bu yılki ana teması FAO tarafından "Küresel Kriz ve Gıda Güvenliği" olarak belirlenmişti. Bunun isabetli bir saptama olduğunu düşünüyoruz. Çünkü tartışılmaz bir gerçekliktir ve biz de biliyoruz ki dünyada yaşanan küresel kriz her alanda olduğu gibi gıda alanında ve özellikle de gıda güvenliği boyutunda olumsuz etkilere yol açacaktır.
Gıda güvenliği konusunda dünya ölçeğinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, denetimin tek elde toplanacağı bir sistemin ülkemizde de kurgulanması ve bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Tarımsal üretimimizin sürdürülebilirliğini temin, bu potansiyele bağlı olarak gıda sanayinin gelişimini sağlamak, halkın yeterli ve nitelikli gıdaya erişmesini sağlamak ve sağlıklı nesiller oluşturmak için ilgili tarafların bu sürece katılımı sağlanmalıdır.
Bugün burada Gıda Mühendisleri Odamız tarafından düzenlenen bu kongrede "Türkiye‘de Gıda Politikaları" konusu tüm boyutlarıyla konunun uzmanları tarafından ele alınacaktır. Odamızda burada oluşturulacak görüşlerin takipçisi olacaktır. Bu etkinliğimizi gerçekleştiren Gıda Mühendisleri Odası Yöneticilerine, oda çalışanı arkadaşlarıma, görüşlerini bizimle paylaşacak bilim insanlarına, uzmanlara, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.