AKDENİZ BÖLGESİ ENERJİ FORUMU YAPILDI
EMO Antalya Şube'sinin düzenlediği Akdeniz Bölgesi Enerji Forumu 30 Haziran-1 Temmuz tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirildi.
6. TMMOB Enerji Sempozyumu‘na hazırlıklar çerçevesinde gerçekleştirilen Forumda "Enerji Potansiyeli", "Bölgesel Enerji Sorunları", "Enerji Çalışanları ve Tüketiciler Konuşuyor" ve "Enerji Verimliliği ve Kullanım Alışkanlıkları" konulu oturumların yanı sıra "Enerji Politikalarının Akdeniz Bölgesine Etkileri" adlı bir de panel düzenlendi.
Forumun açılışında bir konuşma yapan TMMOB Yönetim Kurulu II. Başkanı Hüseyin Yeşil, bölgenin ve Türkiye‘nin elektrik enerjisi sorunlarının kaynağının 1984‘den bu yana uygulanan özelleştirme politikaları olduğunu belirterek, EMO‘nun bu politikalara karşı mücadelesini sürdüreceğini vurguladı. Konuşmasında, Türkiye‘nin içinden geçtiği sürece de değinen Yeşil, toz duman bulutu içinde, yapılan bu tür önemli etkinliklerin de gözden kaçtığını ifade etti.
Hüseyin Yeşil Akdeniz Bölgesi Enerji Forumu‘nun açılışında şunları söyledi:
"Hepinizi TMMOB Yönetim Kurulu adına saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Sempozyum hazırlıklarına emeği geçen herkesi kutluyorum.
Özellikle son aylarda ülkemiz toz duman içinde, bir tarafta mayınlar patlatılıyor, diğer tarafta e-bildiriler yayınlanıyor. Bir tarafta da toplumu kendi siyasal düşünceleri doğrultusunda şekillendirmek isteyen örgütlü bir siyasal İslam ile karşı karşıyayız. Biz eşit, özgür demokratik bir Türkiye‘de bir arada kardeşçe yaşamayı savunuyoruz. Bu toz duman bulutu içinde seçime gidiyoruz. Sonuçları şimdiden belli bir seçim. Şimdi olduğu gibi iki partili bir Meclis ya da bunların yanına bir parti daha eklenebilir.
Bunları niye söylüyorum. Bu toz duman bulutu içinde bugün burada yapılan etkinlik gibi diğer yaptığımız ve yapacağımız etkinlikler kaybolup gidiyor. Bu etkinliklerimizi kamuoyuna ve üyelerimize duyuramıyoruz. Bu nedenle bu ortamın bir an önce normale dönmesi gerekmektedir. Kısaca ülkemizde demokrasinin tam olarak işlemesi gerekmektedir.
TMMOB ve bağlı odaları geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönem de 200’e yakın sempozyum, kongre, forum v.b etkinlikler düzenlemektedir. Bu etkinlik de bunlardan bir tanesidir.
Elektrik Mühendisleri Odamızın bu dönem Türkiye‘nin dört bir tarafında düzenlediği bu Bölgesel Enerji Forumlarında çıkan sonuçlar yine sekreteryasını Elektrik Mühendisleri Odası‘nın yürüttüğü ve Aralık 2007‘de Ankara‘da yapılacak olan 6. TMMOB Enerji Sempozyumu‘na taşınacaktır. Bu nedenle iki gün boyunca Akdeniz bölgesinin enerji sorunlarına ilişkin yapacağınız sunumlar, konuşmalar, değerlendirmeler ve çıkacak sonuçlar önemlidir.
Bölgenizin ve Türkiye‘nin elektrik enerjisi sorunlarının kaynağı 1984‘den bu yana uygulanan özelleştirme politikaları ile inatla sürdürülen nükleer santral kurma isteğidir. EMO tarafından bu politikalara karşı hukuki ve meşru bir mücadele sürdürülmektedir. Bu politikalara mümkün olduğunca engel olduk ve olmaya devam edeceğiz. 1984‘den bu yana iktidar olmuş bütün partiler aynı politikaları ısrarla savundular. Mevcut iktidar bunların içinde en başarılı olanıdır. Özelleştirme yapacağız diye elektrik enerjisi üretimi ve dağıtımı için yıllardır yatırım yapılmıyor ya da mecbur kaldıkça kısmen yapılıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem yaşayacağımız sıkıntıların temel kaynağı budur, yani özelleştirmedir. Yine nükleer santral kuracağız ve elektrik enerjisi üretimi sorununu çözeceğiz diye, yenilenebilir kaynaklar ve termik kaynaklara yatırım yapılmıyor ya da bu yatırımlar özel sektörün insafına bırakılıyor.
Elektrik enerjisi üretimi uzun vadeli planlama ister. Öyle ki ihtiyaç yokken devreye alınma aşamasına gelmiş santral yapmak da yanlış. Çünkü bu ölü bir yatırımdır. İhtiyaç olduğu halde santral yapılmamışsa ya da o zamana yetiştirilememişse bu durumda da karanlıkta kalırız. Bu nedenle elektrik enerjisi üretimi, dağıtımı ve iletiminde uzun vadeli planlama şarttır. Ne yazık ki 1984‘den bu yana genel olarak planlamadan vazgeçilmiştir.
Elektrik enerjisi üretimi, dağıtımı ve iletimi tek elden ve kamu tarafından yapılmak zorundadır. Çünkü elektrik enerjisi doğası gereği depolanamaz. Ürettiğin an tüketeceksin.
Dolayısıyla bu alan özel sektörün kar hırsına ve piyasa kurallarına terk edilemez. Örneğin 1 Temmuz 2006 gecesinde olanları hepimiz biliyoruz. Otoprodüktör şirketleri elektrik enerjisi satış fiyatlarını beğenmedikleri için üretim yapmadılar ve o gece 13 ilimiz 6-7 saat karanlıkta kaldı. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Enerjide özellikle de elektrik enerjisinde sürekli bir yönetim krizi var. Uzun yıllardan bu yana enerji sektöründe adliyelik vakalar yaşanmaktadır.2 eski enerji bakanı yüce divanda yargılanmaktadır. Ayrıca Enerji Bakanlığı‘nın çok sayıda bürokratı ve enerji sektöründe iş yapan bazı firma sahipleri ve yöneticileri çeşitli nedenlerle yargılanmış ve bazıları ceza almışlardır. İktidar değiştiğinde mevcut Enerji Bakanının ve bürokratlarının da aynı akıbete uğramayacağını kim garanti eder. Dolayısıyla enerji yönetiminde sürekli kriz oluşmasının nedenlerinden biri olan siyasi iktidar yanlısı kadrolaşma politikasından vazgeçilmeli ve bu iş yetenekli ve kurum içinden yetişen kadrolara bırakılmalıdır.
Elektrik enerjisi üretiminde doğalgazın payı hızla artmaktadır. (1990‘da %17,7 2000‘de %37 ve 2005 yılında %43,8) Dolaysısıyla enerji üretiminde dışa bağımlılık da hızla artmaktadır. Sağlıklı bir elektrik enerjisi üretim politikası için bu oran %25‘lere çekilmelidir.
Elektrik enerjisi dağıtımında kayıp oranı çok yüksektir. Bunun nedeni özelleştirme politikasına güvenilerek bu alanda yatırım yapılmamasıdır. Şehirlerin dağıtım şebekelerinin çoğu eskidir. Bu konuda dünya ortalamasını yakalamak için dağıtım şebekeleri hızla yenilenmelidir. Kaçak ile mücadele sadece kurumda çalışan başta üyelerimiz olmak üzere teknik personele bırakılmıştır. Biliyorsunuz, bu mücadele sırasında Hasan Balıkçı‘yı kaybettik. Kaçak elektrik kullanan bir çete tarafından öldürüldü.
TBMM‘den çıkarılmasına destek verdiğimiz "Yenilenebilir Enerji Kaynaklar" ve "Enerji Verimliliği" yasalarının uygulanmasına hız verilmeli. Bu konuda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getireceğiz.
Sonuç olarak; TMMOB ve bağlı odaları enerji alanında yaşanan sorunlara ilişkin görüşlerini ve değerlendirmelerini kamuoyu ve ilgililerle paylaşmaya devam edecektir. Ayrıca bu konuda meşru ve hukuki mücadelesini sürdürmeye de devam edecektir."


