ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI'NA İŞ SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GÖRÜŞ BİLDİRİLDİ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan "İş Sağlığı İle Görevli Mühendis ve Teknik Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları İle Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı"; Birliğimizce değerlendirilmiş, çalışanların iş güvenliğinin sağlanmasına yönelik geliştirici ve değiştirici nitelikte tespitler yapılarak, TMMOB görüşü oluşturulmuştur. 7 Eylül 2005 de ilgili bakanlığa gönderilen görüşlerde şu konular dile getirildi:
Ülke üretim politikalarının oluşturulmasında ve uygulanmasında, ekonomik hedeflerin gerçekleşmesi ve ekonomik gelişimin sağlanmasında en önemli faktör; hiç kuşkusuz sorunsuz ve sağlıklı işleyen bir çalışma hayatıdır. Bu gerçekten hareketle; iş ve işçi güvenliğinin yalnızca çalışma hayatı kapsamında değerlendirilemeyeceği açık olup, konunun genel kamu hukuku prensipleri ve kamu yararı ekseninde değerlendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Değişiklik Yönetmelik Taslağına ilişkin yaptığımız tespitler neticesinde; her ne kadar çalışma hayatında iş güvenliğinin sağlanması amaçlanmış olsa da bu taslağın; en temel insan hakkı olan kişinin vücut bütünlüğünden ayrı düşünülemeyen iş ve işçi güvenliğinin sağlanması konusunda yeterli olamayacağı, sektör, işkolu, işyeri, işçi-işveren, iş ve işçi sağlığı-güvenliği vb. unsurlardan oluşan çalışma hayatı mekanizmasının işleyişinde yaşanan sıkıntıları gideremeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Değişiklik Yönetmelik Taslağında düzenlenmemekle birlikte, mevcut Yönetmeliğin kapsam maddesinin sanayiden sayılan ve en az 50 işçi çalıştırılan işyerleriyle sınırlanması, Anayasal teminat altında olan eşitlik ve kişi haklarına aykırı bir uygulamadır. Sanayiden sayılmadığı halde, yaptıkları işler nedeniyle (demiryolu, havalimanı hizmetleri, yurt, otel, tarım vb) risk taşıyan işler de bulunmakta, resmi istatistikler iş kazalarının 50‘den az işçi çalıştırılan işyerlerinde daha yoğun meydana geldiğini gözler önüne sermektedir. Bu sınırlamanın dayanak Yasa maddesinde yapılacak bir değişiklikle kaldırılması gerekmekte ise de; Yönetmelik kapsamının, aynen "İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" te olduğu gibi risk taşıyan her işyerini kapsayacak şekilde genişletilmesi yerinde olacaktır.
Yönetmeliğin dayanak maddesi olan 4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 82.maddesinde bulunmayan ancak mevcut Yönetmelikte var olan "İş Güvenliği Uzmanı" tanımı, Değişiklik Yönetmelik Taslağında aynen korunmuş, Yönetmeliğin dayanak maddeye aykırılığı giderilememiştir. Dayanak Yasa‘nın 82.maddesinde; iş güvenliğiyle görevli olanlar "mühendis" ve "teknik elemanlar" olarak ayrıştırılarak, İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin düzenlendiği 81. maddeyle benzer bir düzenlemeye gidilmiş, tıpkı işyeri hekimi ve sağlık görevlileri ayrımında olduğu gibi iş güvenliğiyle görevli teknik elemanlar da iş güvenliğiyle görevli mühendislere yardımcı elemanlar olarak düşünülmüştür. Mühendislik ve teknik elemanlık birbiriyle eşdeğer meslek disiplinleri değildir. Mühendislerin ve teknik elemanların eğitim formasyonlarının farklılığı nedeniyle; iş güvenliğinin sağlanmasındaki yeterlilikleri, sorumlulukları ve fonksiyonları da farklı olacaktır. Dolayısıyla, iş güvenliği teknik elemanlarının ancak yeterli olabilecekleri ve sorumluluğunu alabilecekleri, daha az risk taşıyan sektörler için geçerli olan C sınıfı sertifikaları alabilmeleri, daha yüksek risk taşıyan A ve B sınıfı sertifika gerektiren sektörlerdeki işyerlerinde, İş Güvenliği Birimleri içinde İş Güvenliği Mühendislerinin görevlerini yerine getirmelerinde yardımcı elemanlar olarak istihdam edilmeleri daha yerinde bir düzenleme olacaktır. Yönetmelik kapsamından "İş Güvenliği Uzmanı" tanımının çıkarılarak, "İş Güvenliği Mühendisi" ve &"İş Güvenliği Teknik Elemanı" tanımlarına yer verilmesi, İş Güvenliği Teknik Elemanlarının alabilecekleri sertifikaların yalnızca "C" sınıfıyla sınırlandırılması dayanak Yasa maddesinin lafzına ve amacına daha uygun düşeceği gibi, iş güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynayacaktır.
Ayrıca "İş Güvenliği Mühendisi" kavramı için, mühendislik fakültelerinden mezun olma kriteri yeterli değildir. Zira; "mezun olma" kriteri, 3458 sayılı Kanun gereğince mühendislik ve mimarlık mesleğini yapmaya "yetkili kılınma" anlamına gelmektedir. Ancak; ülkemizde bu yetki dahilinde "mesleki faaliyet yürütülebilmesi", 6235 sayılı TMMOB Kanunu hükümlerine tabi olmayı gerektirmektedir. İş güvenliği konusu da mesleki bir faaliyet olduğundan, mühendislerin bu konuda faaliyet yürütebilmeleri 6235 sayılı TMMOB Kanunu gereğince TMMOB‘a bağlı ilgili meslek odasına kaydolmayı gerektirmektedir. Yönetmelikteki mühendis tanımının "İş Güvenliği Mühendisi" olarak değiştirilerek, mühendislik fakültelerinden mezun olma kriterinin yanında, TMMOB‘a bağlı ilgili meslek odasına kayıtlı olma ve sertifika sahibi olma kriterlerine de yer verilmesi yerinde olacaktır.
İş güvenliğinin sadece işyerine ayda belirli sürelerle gidilerek veya belirli sürelerle bu çalışmaya zaman ayırarak sağlanması mümkün değildir ve bir ekip çalışmasını gerektirir. Yüksek riskli, tehlikeli, çok sayıda işçinin çalıştığı ya da birden fazla sektörün birleştiği işyerlerinde, iş güvenliğinin sağlanması için yalnızca iş güvenliği mühendisi ya da iş güvenliği teknik elemanının yeterli olmayacağı açıktır. İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik‘te düzenleme bulan "İşyeri Sağlık Birimleri‘ne" benzer bir uygulamaya söz konusu Yönetmelikte de yer vererek, "İş Güvenliği Birimleri" düzenlenmeli ve bu iş güvenliği biriminde iş güvenliği mühendisi ve iş güvenliği teknik elemanlarının görevleri ayrı ayrı belirtilmelidir. Bu düzenlemeye paralel olarak Yönetmelik‘te; tek başına İş Güvenliği Birimi oluşturamayan birden fazla küçük ve orta ölçekli işyerlerinin bir araya gelerek "Ortak İş Güvenliği Birimi" oluşturma zorunluluğu düzenlenmelidir. Resmi istatistikler ülkemizde meydana gelen iş kazalarının % 70‘inin 50‘den az işçi çalıştıran iş yerlerinde olduğunu göstermekte, özellikle sanayi üretiminin % 96‘sını içeren KOBİ‘ler, Organize Sanayi Bölgelerindeki küçük ve orta ölçekli işletmeler ve yine semtlerde, sokaklarda, apartman altlarına kadar enformel üretimin yayıldığı ülkemizde, üretim atölyelerinin fiziksel koşullarından (mesafe uzaklığı, kayıt dışılık vb.) dolayı sağlıksız ve kayıt dışı çalıştırılan, 50‘den az işçinin çalıştığı işyerlerinde de iş güvenliğinin sağlanması ve çok küçük işletmelerde ortak organizasyonlara gidilerek "Ortak İş Sağlığı ve Güvenliği Birimleri" nin oluşturulması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı iş kolunda faaliyet gösteren veya küçük sanayi siteleri ya da organize sanayi bölgelerinde kurulacak ortak iş güvenliği birimi, merkezi ve etkin bir şekilde iş güvenliği konusundaki çalışmaların yürütülmesini sağlayacaktır.
Gerek mevcut Yönetmelikte, gerekse Değişiklik Yönetmelik Taslağındaki İş Güvenliğiyle görevli olan mühendis ve teknik elemanların çalışma sürelerine ilişkin düzenlemeler yeterli değildir. Yönetmeliğin dayanağı olan 4857 sayılı İş Kanunu‘nun 82.maddesinin amacı, çalışma yaşamında iş güvenliğinin sağlanmasıdır. Mevcut düzenlemelerde öngörülen süreler ise, iş güvenliği konusunda çalışacak olanların görevleri arasında sayılan, risk tespiti yapma, planlama, raporlama v.b faaliyetler için bile yeterli değildir. Sözkonusu sürelerle yürütülecek iş güvenliği faaliyetleri, yasal bir yükümlülüğü şekli olarak yerine getirmekten öteye geçemeyecek, İş Kanunu‘nun 82.maddesinde öngörülen amacı sağlamayacaktır. Esasen İş Kanunu‘nun 82.maddesi, iş güvenliğiyle görevli olanların "tam gün esaslı" istihdamını zorunlu kılmaktadır. Yönetmelikte bu esasın ortadan kaldırılarak, ancak "danışmanlık" düzeyinde bir çalışmaya yetecek kadar süre öngörülmesi, dayanak Yasa‘nın amacına ve ruhuna aykırıdır. İş güvenliği konusunda çalışacak olanların, iş güvenliğini sağlamaya yeterli olacak sürelerde, "tam gün esaslı" istihdamının zorunlu kılınması gerekmektedir.
Değişiklik Yönetmelik Taslağında; "Sektörel İş Güvenliği Eğitim Sertifikası" adı altında yeni bir kavrama yer verilmiştir. Esasen bu yönlü bir düzenleme; farklı meslek disiplinleri ve farklı uzmanlıkları gerektiren sektörlerden oluşan çalışma hayatında, iş güvenliğinin sağlanması konusunun da farklı meslek disiplinleri ve uzmanlıklarını gerektirmesi gerçeğini ortaya koyması açısından olumlu bir düzenlemedir. Ancak Değişiklik Yönetmelik Taslağında "Sektörel İş Güvenliği Eğitim Sertifikası"nın hükmü, fonksiyonu, kullanım alanı, kimlere verilebileceği vb. konulara açıklık getirilmemiş, tamamen şekli bir kavram olarak bırakılmıştır. Değişiklik Yönetmelik Taslağındaki bu olumlu düzenlemenin, kendi meslek alanları dışındaki sektörlerde görev yapacak iş güvenliği mühendisi ve iş güvenliği teknik elemanlarının sektörel iş güvenliği eğitimlerine katılımlarını zorunlu kılarak, geliştirilmesi uygun olacaktır. Örneğin; bir makina mühendisi, inşaat sektöründe, maden sektöründe ya da kimya sektöründe faaliyet gösteren bir işyerinde iş güvenliği mühendisi olarak görev yapabilmek için bu sektörlerle ilgili eğitimlere katılmalı ve sertifika almalıdır. İş Güvenliği Sertifikaları, İş Güvenliği Mühendisi ve İş Güvenliği Teknik Elemanının eğitimini aldıkları meslek alanlarına ilişkin olmalı, Sektörel İş Güvenliği Eğitim Sertifikası almış olmak ise sahip olunan sertifika sınıfının da değişmesi sonucunu yaratmamalıdır. Sektörel İş Güvenliği Sertifikaları, ancak sahip olunan sertifika sınıfı kapsamındaki sektörler için geçerli olmalıdır.
Değişiklik Yönetmelik Taslağında; Bakanlıktan yetki verilmesi koşuluyla özel hukuk tüzel kişilerinin de iş güvenliğiyle görevli olan mühendis ve teknik elemanların sertifika eğitimlerini verebilecekleri, bundan ayrı olarak da iş güvenliği konusunda piyasaya hizmet sunabilecekleri düzenlenmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere; iş güvenliği konusu yalnızca Anayasal teminat altında olan çalışma hakkı kapsamında değil, kişilerin maddi varlığına ilişkin temel hak ve hürriyetler kapsamında da değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu yönüyle kamunun genelini ilgilendiren ve kamu yararını gerektiren bir özellik göstermektedir. Buna ilave olarak çalışma hayatının ülke ekonomisi , toplumun huzur ve refahının sağlanmasındaki etkilerini de düşündüğümüzde; konuya ilişkin sertifika eğitiminin Yasalarda işaret edilen kamu hukuku tüzel kişilerince yürütülmesinin zorunlululuğu ortaya çıkmakta ve özel sektör eliyle yürütülemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Gerek Anayasa‘nın 135.maddesi gerekse 6235 sayılı TMMOB Kanunu ve buna Kanun‘a dayalı olarak çıkarılan Yönetmelikler, TMMOB‘ni ve bağlı Odalarını, mühendislerin mesleki etkinliklerini kolaylaştırmak, gelişimlerini sağlamak, uzmanlıklarını belirlemek v.b konularda yetkili ve görevli kılmıştır. TMMOB‘nin ve bağlı Odalarının Anayasa ve Yasa‘nın işaret ettiği bu görevler doğrultusunda, üyelerinin İş Güvenliği konusundaki yeterliliklerini de belirlemesi yerinde olacaktır. Mühendislerin eğitimlerinin, Anayasal olarak görevli kılınan TMMOB dışında, yetkilendirilen özel kuruluşlarca yapılması amacın gerçekleşmesi ve kamu yararı açısından bir çok sakıncalar doğuracaktır. Mühendislerin aynı düzeyde, aynı içerik ve kapsamda, sürekliliği sağlanmış ve kurumsallaşmış bir bilgi ile donatılması, bu eğitimlerin Anayasa‘nın 135.maddesiyle işaret edilen TMMOB tarafından gerçekleştirilmesini gerektirmektedir.
Teknik elemanların eğitimleri ise Bakanlığın verdiği yetki dahilinde, bağlı oldukları meslek kuruluşları veya TMMOB tarafından düzenlenecek eğitimlere katılım şeklinde olmalıdır. Eğitimler sonunda yapılacak sınavlar, TMMOB ve Bakanlık tarafından ortaklaşa yapılmalıdır.
İş güvenliği hizmetinin özel hukuk tüzel kişilerince yürütülmesi ise iş güvenliği konusunu kamu yararı ekseninden çıkararak serbest piyasa koşullarında mevcut bir pazar haline getirecektir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi iş güvenliği konusu genel olarak kamuyu ve kamu yararını ilgilendiren, kişinin maddi varlığına ilişkin bir konudur. Kişilerin maddi varlıklarının korunması ise devletin Anayasa‘da belirlenmiş temel görevleri arasındadır. Kaldı ki; İş Kanunu‘nun 82.maddesinde iş güvenliğiyle görevli olanlar; mühendisler ve teknik elemanlar olarak belirlenmiştir. Madde hükmünde; özel hukuk tüzel kişileri iş güvenliğiyle görevli olanlar arasında sayılmamış, bu konuda özel hukuk tüzel kişilerini yetkilendirmeye ilişkin Bakanlığa herhangi bir yetki verilmemiştir. İş Kanunu‘nun 82.maddesinin konusu özel hukuk tüzel kişileri değil, mühendis ve teknik elemanlardır. Değişiklik Yönetmelik taslağında böyle bir düzenlemeye gidilmesi, dayanak Kanun maddesini genişletici nitelikte olduğu gibi, iş güvenliğinden beklenen amaca ve Anayasa ilkelerine de aykırıdır.
Değişiklik Yönetmelik Taslağında dikkati çeken bir diğer konu da iş güvenliğiyle görevli olanların, işverene bağımlılığı konusudur. İş güvenliği hizmeti; niteliği gereği işverenden bağımsız yürütülmeyi gerektiren bir hizmet türüdür. Avrupa‘daki uygulamalarda kendini gösteren çağdaş iş hukuku yaklaşımları da bunu gerektirmektedir. Yönetmelik ek’inde mevcut sözleşme; iş güvenliğiyle görevli olanların bağımsızlığını sağlayıcı nitelikte değildir. Sözleşmenin özel hükümler bölümü, bağımsızlık kriterini tamamen tarafların, daha çok işverenin keyfiyetine bırakmaktadır. Bağımsızlık kriterinin sağlanması açısından, Yönetmelik ek’inde yer alan sözleşmenin, süre, fesih koşulları, ücret v.b özel hükümlerinin Bakanlıkça belirlendiği Tip sözleşme olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca; mevcut Yönetmeliğin 16.maddesinin kaldırılması yerine bu maddenin; iş güvenliğiyle ilgili yapılan sözleşmelerin süreklilik ve yeterliliklerinin Bakanlık denetim ve gözetiminde olacak, iş güvenliğiyle görevli olanların bağımsızlıklarını sağlayacak şekilde geliştirilmesi yerinde olacaktır.
Çalışma hayatında iş güvenliğinin sağlanmasının ülke ve toplum yararı açısından önemi düşünüldüğünde, Anayasa‘ca kamu yararının sağlanması unsurlarından biri olarak tespit edilmiş olan TMMOB‘nin bilimsel ve teknik çalışmalar sonucu oluşturduğu görüşlerinin, Yönetmelik değişikliğinde dikkate alınmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu amaç ve doğrultuda hazırlanan, yukarıda ana hatlarıyla belirttiğimiz Değişiklik Yönetmelik Taslağına ilişkin TMMOB görüşü ek‘te sunulmaktadır.
Gereği için bilgilerinize arz ederiz.
Saygılarımızla,
N.Hakan GENÇ
Genel Sekreter Vekili
Ek: TMMOB Görüşü


