ÇMO 8. ULUSAL ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ DÜZENLENDİ

16.11.2009

Çevre Mühendisleri Odası tarafından iki yılda bir düzenlenen Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi’nin sekizincisi 12-14 Kasım 2009 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre, çevre mühendisliği mesleği ve çevre alanında üretilen çalışmaların en geniş kesimlerce paylaşıldığı ve tartışıldığı bir platform olma özelliği taşıyor.

Ana teması "Çevre Hukuk Siyaset" olarak belirlenen Kongrenin açılışında sırasıyla; Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Yılmaz Kilim, Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Beyza Üstün, ÇMO Yönetim Kurulu Başkanı Sevinç Karakaya, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Topkaya, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın konuştu.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı‘nın konuşmasında şunları söyledi:

Sevgili Arkadaşlar;

Türkiye‘de çevre alanında 1980‘ler boyunca yaşanan ve halen süren kurumsal ve politik arayışlar,  göstermelik ve yüzeysel hukuksal düzenlemeler; çevre sorunlarını daha da içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur.

Türkiye‘de 80‘lerden bu yana izlenen neoliberal politikalar, bu iktidar döneminde daha da derinleşmiş, çeşitli alanlarda yarattığı tahribat ile kendisini göstermiştir. Sağlık, eğitim ve çevre alanı bu noktada, en ağır tahribatın yaşandığı alanlar olmuştur. Yine bu dönem, devletin küçültülmesi, özelleştirme, yerelleşme ve yabancılaştırmaya dayanan Dünya Bankası ve IMF programları ile ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel alanda son derece karamsar bir tablo oluşturmuştur.

Ülkemizde genel politika süreçlerine paralel olarak çevre alanı da yıllar boyunca istismar edilmiş, doğal kaynaklarımız bir talan ve yağma alanı olarak yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunulmuştur. Altyapı yatırımlarında izlenen yanlış politikalar, doğal kaynaklarımızı, tarihi ve kültürel varlıklarımızı, ormanlarımızı, kıyılarımızı birer rant cennetine dönüştürme çabaları, çevre sorunlarına ilişkin politika yoksunluğu, denetim ve yaptırım eksikliği ve uzman kadroların yanlış alanlarda istihdamı çevre sorunlarını daha da çıkmaza sokmuştur.

Bu noktada, Çevre Mühendisliği meslek alanına büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Odamızın örgütlü yapısı ile birlikte yürüttüğü çalışmalar ve gösterdiği çaba gerçekten anlamlıdır. Burada bunu da belirtmek isterim.

 

Sevgili Arkadaşlar,

Bugün ekolojik bir krize dönüşen sorunlarının çözümünde bütüncül politikaların, hukuksal ve kurumsal düzenlemelerin geliştirilmesi ve uygulanması gereği açıktır.

Anayasanın 56. Maddesi‘nde tanımlanan, "Herkesin Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı" kavramı, bugün yaşanan olumsuzluklar ve kuralsızlıklar ortamında yeni tartışmaları gündeme getirmektedir.

Bugün, insanların sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı olduğundan hareketle Odamız tarafından düzenlenen bu kongrede çevre hukukunu oluşturan mevcut politika ve ilkelerin tartışılması, çevre alanının hukuk ve siyaset alanlarıyla ilişkisinin irdelenmesi son derece önemlidir.

Siyasette iki seçenek vardır; ya plansızlık ve kuralsızlık ya da bilim ve hukuk.

Çevre sorunlarının oluşumunda birinci derecede etken olan kapitalist küreselleşmenin açık deyimiyle emperyalizmin yönlendirici politikaları ile yapılan siyaset, bugün artık hukuku istediği gibi şekillendirebilmektedir.  Hatta kimi zaman "arkadan dolanma" olarak hukuk devre dışı bırakılabilmektedir. Buna en yakın örnek "Tek katılımcı olmasına rağmen devam ettirilen, teklif fiyatı yüksek olmasına rağmen aynı şirketten hukuken geçersiz tekliflerle sonuçlandırılmaya çalışılan, yaratılan hukuki karmaşa içerisinde süre uzatımına gidilen nükleer santral ihalesidir. Ancak ihale TMMOB‘nin açtığı dava sonucu yargının yönetmeliğe ilişkin yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte hukuken sona ermiştir.

Bu siyasal iktidarın döneminde de "yasa yolu" ile ülkenin dört bir yanı yağma ve talana teslim edilmiştir

Maden Yasası, Çevre Kanunu, Orman Arazilerinin Satışı ve Kıyı Kanunu gibi konularda Anayasa değişiklikleri, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası,  Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi Hakkında Yasa, Kentsel Dönüşüm Yasaları, Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik, Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik aklımıza gelen hemen gelen örneklerdir ve tamamı sorunludur.

Yasa ya da yönetmelik değişikliği yoluyla gündeme gelen olaylar, tarım arazilerimizin, ormanlarımızın, kıyılarımızın, doğal, tarihi ve kültürel varlıklarımızın yağma ve talanına sadece birkaç örnektir. Hukukun ve bilimin üstünlüğüne inanan Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği ve bağlı odalarının buna karşı hem toplumsal anlamda mücadelesi hem de öte yandan hukuk mücadelesi devam etmektedir. Devam edecektir.

Sevgili arkadaşlar,

Bağlı odalarımızın yürüttüğü hukuk mücadelesinin ilave olarak Birliğimizin çevre alanında yürüttüğü hukuk mücadelesine ilişkin burada birkaç örnek vermek istiyorum:

MTA‘nın bulucusu olduğu jeotermal saha ve kuyuların devri için yapmış olduğu ihalesine karşı, tabii servet ve kaynaklarımızdan olan jeotermal kaynaklar kamunun hüküm ve tasarrufu altında kalması talebiyle dava açtık. Açtığımız dava sonucu ihale iptal edilmiştir.

Çevre ve Orman Bakanlığının "6831 Sayılı Orman Kanunun 2 inci Maddesinin ( A) Bendine Göre Orman Sınırları Dışına Çıkarılacak Yerler Hakkında" yayımladığı yönetmeliğin iptaline yönelik dava açtık. Yapılan düzenlemede dünyada ve ülkemizde ormanlık alanların hızla azaldığı, su kaynaklarının tehlike sinyalleri vermeye başladığı, dünyada "küresel ısınmaya" karşı alınacak önlemlerin yüksek sesle tartışıldığı bir ortamda,  henüz "orman vasfını" koruyan yerlerin bile orman sınırları dışına çıkarılması öngörülmekte idi. Yargı Yönetmeliğin bazı maddeleri yönünden yürütmeyi durdurma kararı verdi, yargılama devam etmektedir.

İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinin Yer ve Sınırlarının Belirlenmesi ve Kurulup işletilmesine dair Bakanlar Kurulu kararına karşı dava açtık. Davayı Bakanlar Kurulunun Kararının birliğimizin daha önce konuya ilişkin olarak açmış olduğu davada verilen iptal kararını yok sayması, belirlenen alanın 1. derecede sit alanı olan Acarlar Gölü ve Longos Ormanlarına yakınlığı, yörenin ekolojisi ve toprak yapısı nedeni ile ciddi çevresel etkiler doğuracağından açtık.  Açılan davada yargı yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yayımladığı "Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği"ne tabii servet ve kaynakların korunmasını, bakımını ve denetimini sağlayacak kuralları içermemesi nedeni ile dava açtık. Yargı yönetmeliğin 7. maddesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi, yargılama devam etmektedir.

Hukuksal mücadelelerin yanı sıra TMMOB ve bağlı odaları çevre sorunları alanında su raporundan enerji raporuna, rüzgar enerji santrallerinden termik santrallere, taş-kum-çakıl ocaklarından 2B sorununa kadar ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte bir dizi bilimsel-teknik çalışma, sempozyum, kongre gerçekleştirmekte ve raporlar üretmektedir. Sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmakta ve yanlış uygulamalar içerisinde olan yerel ve merkezi iktidarları uyarmaktadır. Uyarmaya devam edecektir.