CUMHURİYETİN MİMARİ MİRASI SEMPOZYUMU/ 26-27 ŞUBAT 2009/ ANKARA
Değerli Katılımcılar, Sevgili Arkadaşlar,
TMMOB‘nin ve odaların sorumluluklarını yerine getirmesinin bir yolu da meslek alanları üzerine gerçekleştirdiği sempozyum ve kongre gibi etkinliklerle bu alandaki sorunları ortaya koymak, bunlara karşı gerçekçi çözüm önerilerini oluşturmaktır.
Bugün Mimarlar Odamız tarafından düzenlenen "Cumhuriyetin Mimarlık Mirası Sempozyumu" ile de 20. yüzyılın son üççeyreğini kapsayan ve 21. yüzyıla uzanan Cumhuriyet Dönemi mimarlığı üzerine değerlendirmeler konunun uzmanları tarafından yapılacak. Ben bu aşamada TMMOB‘nin konuya bakışını aktarmakla yetineceğim.
Bizleri bu sempozyumda bir araya getiren Mimarlar Odası yöneticilerine, oda çalışanı arkadaşlarıma, sunumlarda bulunacak çok değerli bilim insanı ve uzmanlara, emeği geçen herkese öncelikle Birlik Yönetim kurulumuz adına teşekkür ediyorum.
Değerli Katılımcılar,
Cumhuriyetin kuruluş ve gelişme süreçlerinde, oluşturulan yeni kurumlar için gerekli yapılar yönetim yapıları, eğitim yapıları, hastaneler, banka yapıları ve benzerleri Cumhuriyet kültürünün mekana yansımalarıdır ve bu nedenle önem taşırlar. Bu yapılar değişik hizmetler vermelerinin yanı sıra, inşa edildikleri dönemin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yapısının da belgeleridir.
Belge değeri evrensel koruma söyleminde ".....bulunduğu çevrenin, sosyal, kültürel, ekonomik yaşamını yansıtan ve böylece daha sonraki nesillere bu konuda doğru ve doğrudan bilgi aktaran değerler bütünü.." olarak tanımlanmaktadır. Yapılar, yaşam biçiminin mekana yansıması olduğu için, dönemlerinin yaşam biçimini yansıtan somut örnekler olarak belge değeri taşırlar. Cumhuriyet Dönemi yapıları da tasarlandıkları dönemin ve onu tasarlayan mimarın içinde yaşadığı toplumun anlayış, gereksinme ve ilişkilerinin somut göstergeleri olarak ait oldukları dönemin "resmini" veren belgelerdir. Bu değer tek başına bile bu mirasın korunmasını haklı kılmaktadır.
Kültür Mirasımızın çeşitli nedenlerle tahrip ve yok olma süreci, başta yasal düzenlemeler olmak üzere alınan tüm önlemlere karşın devam etmektedir. Bu tahrip ve yok olma süreçlerinin nedenleri ve alınması gereken önlemler uzun yıllardır değişik platformlarda tartışılmış, ancak doyurucu ve etkin sonuçlar alınamamıştır. Cumhuriyeti temsil eden yapılar da bu yok olma sürecinden etkilenmektedirler.
Bu gözlem Cumhuriyet‘in Başkenti Ankara ile örneklenebilir. Ankara çok yenilenen ve halen bu süreci yaşayan bir kenttir. Bu süreçte en hızlı yok olan ya da biçim değiştiren yapı stokunu 20. yüzyıl yapıları oluşturur. Örnek olarak Lozan Palas‘ın Akbank‘a; Belvü Palas‘ın Merkez Bankası‘na; Körfez Lokantasının yeni bir iş hanına dönüşmeleri için yıkılarak yok edilmeleri verilebilir. Anafartalar caddesinde 40‘dan fazla 1950 öncesi konut/ticarethane yapısı yıkılarak yerlerine eskilerden çok daha fazla getirisi olmayan yeni bloklar / yapılar yapılmıştır. Türkiye‘nin ilk toplu konut uygulaması olan Bahçelievler‘de dönem yapıları parmakla sayılacak kadar azalmıştır. Oysa bu uygulamaların bir belge ve kent kimliğinin bir parçası olarak kentteki yaşamının sürdürmesi gerekirdi.
Bu olumsuzluklar süreci sadece Ankara‘da değil, Ülkenin birçok kent ve kasabasında gözlenmekte ve izlenmektedir. Bu tahribatlar sonucu, bir süre sonra toplum belleğini yitirecektir. Bu da tarihten bir kopuştur.
Bu noktada kentsel kimlik ve kentsel bellek kavramlarının tartışılması ve Cumhuriyetin Mimari Mirası ile ilintilendirilmesi doğru olacaktır. Yerleşmelerin de içinde yaşayan insanlar gibi bellekleri vardır. Bu bellek, çoğunlukla somut fiziki öğelerden; yollardan, meydanlardan, yapılardan, açık alanlardan, kentsel mobilyalardan oluşur. Toplum açısından bazı özellikleri nedeniyle önemli olan yapılar kent içinde kimlik kazanmış eserler olarak öne çıkarlar ve kentin yüzünü oluşturan kimlikli elemanlardır. Kentsel kimliğin bir parçası olarak yapıların da bir kimliği vardır. Örneğin Zonguldak sanayi kenti kimliğinin parçası olarak maden yapıları, yine sanayi kenti olarak Eskişehir‘in kiremit fabrikaları, Ankara‘nın başkent kimliğinin yansımaları olarak bakanlık binaları bu anlamda bir kimlik taşırlar.
Kültür varlıkları ve onların bir araya gelerek oluşturdukları alanlar, değişik dönemlerde yaşayan topluluklar ve onların sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşamlarıyla ilgili olarak en somut bilgileri veren somut birer kaynak olmaktadırlar. Bu saptamayı Cumhuriyetin mimarlık yapıtları açısından değerlendirirsek, bilginin gelecek kuşaklara aktarılması ve Cumhuriyetin oluşum ve gelişmesi sürecinin daha iyi anlaşılması için kültür varlıklarının bir araç olarak kullanılmasının önemi daha iyi anlaşılacaktır.
TMMOB, "Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı", "20. yüzyıl Mmmarlığı", "Modern Mimarlık" gibi değişik sözcüklerle anlatılan sürecin ürünlerini öncelik ve ivedilikle gözetmeyi ve kollamayı misyonunun önemli bir parçası olarak görmektedir. . Ayrı sözcüklerle de tanımlansa, sonunda varılmak istenen nokta, Türkiye‘de 1920‘lerden bu yana üretilen mimarlık yapıtları ve çevrelerine koruma ve değerlendirme bağlamında tekrar bakmak, geleceğin mimarlık mirasının öğeleri ve mimarlık kültürünün bir dönemi olan bu olguya ilişkin yasal, yönetsel ve parasal süreçleri tanımlamaktır.
Değerli Katılımcılar,
Mimarlık yapıtları bir ülkenin belleğini oluşturan en önemli öğeler arasındadır. Bugün başta Başkent Ankara ve İstanbul olmak üzere kentlerimizde, toplumsal belleğimizi oluşturan Cumhuriyet Dönemi mimari eserlerinin yerel ve merkezi yönetim eliyle yok edilmeye çalışıldığını kaygı ile görmekteyiz.
TMMOB ve şüphesiz Mimarlar Odamız, yapılan yanlışları görmekle ya da izlemekle kalmıyor. Cumhuriyet dönemi mekan ve yapılarının korunması ve günümüz yaşamının ayrılmaz parçaları olarak değerlendirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor; bunun için gerek kamuoyu oluşturulması gerek yargı yoluna gidilmesi olsun somut girişimlerde bulunuyor.
TMMOB, tarihi kent merkezlerinin ve yapılarının talan edilmesinin önüne geçebilmek ve korunarak gelecek nesillere aktarılabilmesini sağlamak için yürüttüğü mücadeleyi, "kentleşme ve yerel yönetimler" üzerine oluşturduğu politikaların ve çalışmaların bir parçası olarak görmektedir.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Mehmet Soğancı
TMMOB
Yönetim Kurulu Başkanı


