EMEKLİ MÜHENDİSLER, MİMARLAR VE ŞEHİR PLANCILARI 8 EKİM'DE ANKARA'DA "TMMOB MİTİNGİ"NDE SORUNLARINI ANLATIYOR
8 Ekim 2005 tarihinde Ankara'da yapılacak olan "TMMOB mitingi" için TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı 21 Eylül 2005 tarihinde basın açıklaması yaptı.
"Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancıları şaraba benzerler, eskidikçe kıymetlenirler" derler. "Mühendisi, bir başka mühendis yetiştirir" derler. "Bir mühendisin, mimarın, şehir plancısının kıymeti her yaşta bilgisi ile tecrübesinin toplamı ile ölçülür" derler. "Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları mekanla birlikte toplumu da yeniden inşa ederler" derler.
1990‘larda, "küreselleşmenin insan kaynakları politikaları" gereği, "yaşlanan" mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları işten çıkarılır, tıpkı diğer meslek alanlarında olduğu gibi. Özelleştirilen ya da kapatılan kamu kurumlarında "emekli ol" tercihiyle baş başa bırakılırlar. Özel sektörde "düşük ücret" ya da "işten çıkarılma" seçeneklerinden birini seçmeye zorlanırlar.
Kamuda ya da özel sektörde emekli olunur olunmasına da, en üst düzey bir görevden emekli olmamış iseniz; yalnızca emekli maaşıyla asla insanca yaşanamaz. Bir de SSK‘dan ya da BAĞKUR‘dan emekli olmuşsanız mağduriyetiniz daha da artar. Yılların birikimine karşılık alınan ikramiye, "başınızı sokacak bir ev" almanıza bile yetmez. Mesleki onuru rencide edecek düzeydeki bu parayla mütevazi yeni bir araba da alamazsınız.
"Ayrıcalıklı olma dönemi" kapandı diyerek, "kıyak emeklilik" peşinde koşanlar; siyasi tercihimiz "emeklilerden yana" diyerek, "mezarda emeklilik" için uğraşanlar; "emeklilik reformu" ile daha çok çalışmaya karşın daha geç ve daha az emekliliği çalışanların önüne koyanlar; iktidara geldiklerinde rantçıları baş tacı edenler; her vesile ile "kaynak sağlamak" üzere, işçinin, memurun, köylünün, emeklinin cebine el atarlar. Dolaylı vergileri artırarak gelir toplamada sırtını geniş halk kesimlerine dayarlarken, bütçeden pay dağıtımında işçileri, kamu çalışanları, çiftçileri unuttukları gibi emeklileri de unuturlar. Yeni istihdam alanları yaratarak işsizlik sorununu çözmeye de çalışmazlar.
Siyasi iktidarlar rakam oyunlarıyla açlık sınırının altında emekli maaşı alan olmadığını söyler; ancak yaşanılan gerçekler bunun tam tersini gösterir. Yıllardır uygulanan ekonomik politikalar nedeniyle, kamu tarafından verilmesi gereken en temel hizmetler bile paralı hale getirilir ve onlara ulaşmanız zorlaştırılır. Toplumun dar ve sabit gelirli diğer kesimleri gibi, emekliler olarak büyük sıkıntılar içinde yaşam savaşı verirken; iftar çadırıyla, bedava kömür ve ders kitaplarıyla, belli saatleri kapsayan ücretsiz toplu taşım kartlarıyla, bayram öncesi erken ödenen ikramiyelerle, sizleri "dilenci" konumuna itmeye ve "durumuna şükreden" bir teslimiyeti kabullenmeye zorlarlar. Onların beklentileri ile sizin beklentileriniz uyuşmaz. Onların piyasası "borsa"dır, sizin piyasanız "semt pazarı"dır. Dağınıklığınızı, istemeyi unutmuşluğunuzu, güvensizliğinizi, zaaflarınızı ve zayıflığınızı fırsat bilenler; emeklilik hakkı, iş güvencesi ve sosyal güvenlik hakkı başta olmak üzere, ülkemizin birikimlerini tasfiye ederler, ülke kaynaklarını belli kesimlere dağıtırlar, açlığı, yoksulluğu ve yolsuzluğu yeniden ve yeniden üretirler.
Dışarıdan dayatılan yasal düzenlemeler ile kamu sağlık hizmetleri ve kamu emeklilik sistemi tasfiye edilerek bu alanda özel sağlık ile özel/bireysel emeklilik yaşama geçirilmeye çalışılır. "Emeklilik sigortası yaşlılıkta uygun bir yaşam standardının temel güvencesidir." gerçeği görmezden gelinir ve "kamu sosyal sigorta sisteminin tamamlayıcısı olarak bireysel emeklilik sistemi düzenlendi." derler. Bir emekli milletvekili ile en yüksek maaşı alan emekli bir mühendis, mimar ve şehir plancısı arasındaki büyük farkın akılla, vicdanla, hukukla ve eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı unutularak, bizlerin durumunu "örnek" olarak karşınıza getirilir.
Emeklilik yaşını kademeli olarak yükseltmeyi, 9000 gün prim ödeme zorunluluğunu getirmeye çalışan siyasi iktidarlar, özel sektörde çalışmakta olan mühendisler de dahil olmak üzere tüm çalışanlara "emekliliği hayal bile etmemelerini" söylerken, "hayal kurmakla yetinmek size göre değilse, emeklilik ürünlerimiz tam size göre" diyen özel sigorta şirketleri, siz çalışanlara şimdiden "ikinci bahar aylığı" bağlama peşinde koşarlar.
"Ben, analitik düşünceyi, sorgulamayı, aradığım şeyi bir yığının içinden kolayca bulabilmeyi sağlayan, sorunlara çözüm üreten mühendislik formasyonuna sahip biriyim" dersiniz, "Düne ait değilim" dersiniz, "Alın terim daha kurumadı" dersiniz. Verilen "ölüm yardımı" ile mezar yeri bir yana, mezar taşı alamayacağınızı söylersiniz. Kendi geleceğiniz bir yana, çocuklarınıza yardım etmeyi unutarak onlara muhtaç duruma düşmemek için, sürünmemek için, maaş, hastane, ilaç ya da ucuz ekmek kuyruklarında bir gün yığılıp kalan yaşlı bir beden olmamak için, "emekli mühendisim, iş arıyorum" dersiniz.
Saçlarınız ağarmaya başladıktan sonra, ihtiraslı bir birey olarak değil, tümüyle zorunluluktan yeni bir iş aramaya başlarsınız, bulduğunuzda ise, "emekli olduğu halde başka bir işte çalışıyor" derler. "Ben gençliğin ne demek olduğunu bilirim ama sen yaşlılığın ne olduğunu bilmezsin" ezgisini anımsayarak; her kuruşuna dikkat kesilen emekli maaşıyla okuyup büyüyen çocuklarınızın, yaratılan istihdam pazarında "emekliler bugünümüzü çalıyor" demelerine üzülürsünüz. Bazen de, sistemin bilgisi dahilinde, onur kırıcı ve etik olmayan işlerde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalır, gençlerin tepkisini haklı çıkarırsınız.
Sorunlarınız yalnızca ekonomik değildir. Yıllarınızı vererek çalıştığınız ve değerler üreterek bugünlere gelmesine katkıda bulunduğunuz ülkemizde, insanca yaşamı sağlayacak sosyal haklardan da mahrum bırakılırsınız. Yaşınız gereği almanız gereken sağlık hizmetlerini yeterince alamazsınız. Devletin yönettiği bir Huzurevi bile siz lüks görülür. Emeklilik yaşamınızda neredeyse yok sayılır, kendinizi ifade edeceğiniz, bilgi, birikim ve deneyimlerinizi sizden sonraki kuşaklara aktaracağınız alanlardan yoksun bırakılırsınız.
Emekli Mühendis, Mimar ve Şehir Plancısı meslektaşlarımız;
Eğitimden istihdama, kamudan özel sektöre kadar yaşam alanımız ve mesleki onurumuz ayaklar altına alınmak istenirken; sizlere yakışan “ezik bir ruh hali"değil "onurlu ve dik duruş"tur diyen TMMOB, tarihe tanıklık etmek istemiyor. Sizlerin de dayatılan teslimiyeti kabul etmediğinizi biliyoruz. Sizlerin talepleri, TMMOB‘nin talepleridir:
- Açlık sınırında olan maaşlarımız insanca yaşayabilecek bir düzeye çıkarılsın.
- Maaş alırken karşılaştığımız zorluklar giderilsin.
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasaları ile getirilmek istenen sağlıkta özelleştirme uygulamasından vazgeçilsin.
- Sağlık sorunlarımız için gittiğimiz sağlık kuruluşlarında karşılaştığımız zorluklar ortadan kaldırılsın.
- Yargıtay kararıyla kazandığımız TÜFE alacaklarımız, geçmişte maaşlarımızdan kesilen Konut Edindirme Parası ile OYAK kesintileri hak sahiplerine hemen ödensin.
- Çalışırken aldığımız tazminatlar ve ek ödenekler emekliliğe yansıtılsın.
Haydi 8 Ekim‘de, Ankara‘da, "TMMOB Mitingi"ne.
Mehmet SOĞANCI
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı


