EMPERYALİST İŞGAL VE SAVAŞLARA KARŞI "KAHROLSUN EMPERYALİZM, YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ" DEMEK İÇİN 14 EKİM'DE ANKARA'DAYIZ

21.09.2006

TMMOB, emperyalist işgal ve savaşlara karşı "kahrolsun emperyalizm, yaşasın halkların kardeşliği" demek için tüm üyelerini 14 Ekim'de Ankara mitingine çağırdı.

Küreselleşmenin ideologları, seksenli yıllarda dünyanın yeni bir döneme girdiğini söylüyorlardı. Artık dünyayı barış bekliyordu! Demokrasi bekliyordu! Hoşgörü bekliyordu! Üretim ve tüketim artacaktı! Refah gelecekti! Farklı ideolojiler ortadan kalkacak, farklı sınıf çıkarları bulunmayacaktı!. Yeni bir dünya düzeni kuruluyordu!

Ancak bu süreçte görüldü ki, söylenenlerin aksine güçlü kutuplaşmalar, ırkçılık ve milliyetçilik temelinde dünyanın hemen her tarafında süre giden savaşlar, katliamlar, işsizlik, açlık, saldırı ve savaş, toplumsal yozlaşma ve daha yoğun bir sömürü ve işsizlik yaşandı.

Bu süreçte, bir yandan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin uluslararası finans ve ticaret örgütlerine bağımlılığı pekiştirilerek bu ülkelerin sanayileri zayıflatılmakta, tarım sektörleri çökertilmekte, öte yandan Afganistan ve Irak işgallerini Filistin‘deki İsrail işgalinin genişletilmesi ve Lübnan‘ı işgale dek varan emperyalist politikalar bugünkü uluslararası ilişkileri belirlemektedir.

Dünyanın efendisi ABD ve müttefikleri, hegemonyasını kabul etmeyen ve stratejik çıkarlarına uygun davranmayan ülkeleri "terörist" ilan edebilmekte, tüm uluslararası anlaşmaları ve temel insan haklarını çiğneyerek ülkeleri işgal etmekte, ülkeleri parçalamakta, on binlerce insanı katletmektedir. Bu çerçevede gündeme gelen Yugoslavya‘nın savaşlarla parçalanmasını Afganistan‘ın işgali, onu da Irak işgali izlemiştir.

Bu müdahalelerin Afganistan ve Irak ile sınırlı kalmayacağı, Ortadoğu‘dan hareketle Kafkasya ve Afganistan üzerinden Orta Asya‘ya ulaşan geniş bir coğrafyada enerji koridorunun denetim altında tutulmasının hedeflendiği açıktır. Aynı şekilde bölgemizde İsrail ile birlikte İran ve Suriye üzerinde oyunlar oynanmakta, Türkiye de bu oyunlara dahil edilmeye çalışılmaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP), Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP) ve en sonunda ABD Dışişleri Bakanının İsrail‘e dayanarak dile getirdiği "yeni bir Ortadoğu" çabaları, ABD ve müttefikleri ile İsrail‘in bütün hukuk normlarını çiğneyerek cendereye almak istedikleri halklar için bir acı ve kan coğrafyasına işaret etmektedir.

Nükleer silahların kalesi olan ABD, İngiltere, AB ülkeleri ve İsrail‘in kendileriyle yarışamayacak İran‘ın nükleer programına karşı çıkmaları, Lübnan, İran ve Suriye üzerinde savaş tamtamlarını çalmaları ve öbür taraftan başını ABD‘nin çektiği "medeniyetler çatışması" gibi yanıltıcı tezler, yakın dönemde ülkemiz ve Ortadoğu‘yu belirleyecek siyasal, askeri, kültürel ve ideolojik koşullara dair ciddi işaretler sunmaktadır.

Tarihsel olarak demokrasileri faşizan uygulamalar ile malul emperyalist ülkeler ile İsrail, Ortadoğu‘da "demokrasi"nin yayıcısı olamazlar. Bu yöndeki demagojiler ekonomik ve politik gerçekleri gizlemenin birer unsurudur. Kendi devlet terörlerine karşı halkların meşru ulusal direnme hakkını "terör" olarak niteleyen emperyalizmin, orta ve uzun vadede dünyanın yeniden paylaşımına güçlü kozlarla girme arzusu ve bu arada enerji kaynaklarını kontrol ederek sömürü alanlarını genişletmesi, gerçeğin ta kendisidir.

Bu noktada Türkiye dış politikası, halkımızı ve Ortadoğu halklarını tatmin edememektedir. On yılların emperyalist merkezlere bağımlılık çizgisinin, yalnızca "insani" ya da iç politikada aldatıcı bir şekilde kullanılan "dini" nedenlerle değişeceğini beklemek saf dillik olacaktır. Zira Türkiye, on yıllardan bu yana tarihsel olarak bir taraf olmuş, uluslararası sermaye çevrelerine muhtaç ve bağımlı kılınmıştır.
Ülkemizin emek, demokrasi ve bağımsızlık güçleri, Türkiye‘nin uygulaması gereken kişilikli ve bağımsız dış politikayı, ekonomik bağımsızlık ile siyasal bağımsızlık arasındaki kopmaz bağları, bağımsızlıkçı bir temelde işleyerek, sürekli gündemde tutmak durumundadır.

TMMOB Ortadoğu‘daki sorunların çözümünü, Irak, Filistin ve Lübnan‘ın gerçek ve tam bağımsızlıkları ve Ortadoğu üzerindeki emperyalist senaryoların iflası ve yenilgisinde görmektedir.

Biz biliyoruz: Dünya halklarının önüne konulan "kırk katır, kırk satır" ikileminin dışında başka bir seçenek daha var. Halkların kardeşlik içinde yan yana ve özgürce yaşayacağı bir başka dünya mümkündür. Bir başka Ortadoğu mümkündür. Bir başka yaşam mümkündür.

Evet: Biz yapabiliriz. Biz ABD emperyalizmini ve onun yerli işbirlikçilerini durdurabiliriz. Biz "dünyanın efendisi" ABD ve müttefiklerinin Genişletilmiş Ortadoğu Projelerini geri püskürtebiliriz. Biz Ortadoğu‘nun mazlum halklarının kaderini değiştirebiliriz.

Selam Olsun Emperyalizmin İşgallerine Karşı Direnenlere.
Selam Olsun Ortadoğu‘nun Mazlum Halklarına.
Bir Başka Dünya, Bir Başka Ortadoğu, Bir Başka Türkiye, Bir Başka Yaşam Mümkündür!

14 Ekim‘de Ankara2da TMMOB mitinginde haykıracağız:

Kahrolsun Emperyalizm Yaşasın Halkların Kardeşliği.

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı