EPDK'YA LPG PİYASASI EĞİTİMLERİNİN ERTELENMESİ NEDENİYLE DAVA AÇILDI

12.02.2007

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun LPG Piyasası Eğitim Yönetmeliği'nde belirtilen "Sorumlu Müdür" belgesi ve "LPG Yetkili Personel Belgesi" alınması zorunluluğunu ertelemesi üzerine; kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle 12 Şubat 2007 tarihinde dava açtı.

Dava dilekçesinde; 25.03.2006 tarih ve 26119 sayılı Resmi Gazete‘de "Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Eğitim Yönetmeliği" yayımlandığı ve yürürlülük tarihinin yönetmeliğin yayım tarihi olarak belirtildiği hatırlatılarak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu‘nun yönetmelikte belirtilen eğitim zorunluluğunu iki kez erteleme kararı alması nedeniyle Yönetmelik‘in bugüne kadar yürürlüğe giremediği ifade edildi.

Dilekçede; EPDK‘nın Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Eğitim Yönetmeliği‘nin yayımlandığı tarihten hemen sonra, eğitim belgesi zorunluluğunu, firmalara geçiş süreci tanınması amacıyla 2006 yılının sonuna kadar ertelediği, bu ertelemeye, -ileri sürülen gerekçenin makul olabileceği nedeniyle- Birlik tarafından itiraz edilmediği hatırlatıldı. Ancak ikinci kez süre tanınmasının yani dava konusu "Sorumlu Müdür" belgesi alınması zorunluluğunun 30.06.2007 tarihine kadar, "LPG Yetkili Personel Belgesi" alınması zorunluluğunun da 31.12.2007 tarihine kadar uzatılmasının objektif ve haklı bir gerekçesi bulunmadığı belirtildi.

Dava dilekçesinde iptal nedenleri ve hukuksal dayanaklar ise şöyle sıralandı:

1.) Davalı İdarenin almış olduğu karar usule uygun değildir. Çünkü; Yönetmeliğin yürürlük maddesinin ertelenmesine ilişkin karar, usulde paralellik ilkesine aykırı olarak alınmıştır. Yönetmeliğin yürürlük maddesinde bir değişiklik yapılmadan, yönetmeliğin yürürlük maddesinin ertelenmesi yönünde alınan karar, aynı zamanda düzenleyici işlem olan yönetmelik niteliğine de aykırıdır.

5307 sayılı Yasa‘nın 19. maddesi, "LPG piyasa faaliyetlerine ilişkin hususlar, bu Kanunun ilgili maddelerinde yer alan çerçeve ve yetkilendirme dahilinde Kurul tarafından yürürlüğe konulacak yönetmeliklerle düzenlenir. Bu yönetmelikler Resmi Gazetede yayımlanır.

Ayrıca Kurum, yetkilerini Kurul kararıyla özel nitelikli kararlar almak suretiyle de kullanabilir. Özel nitelikli kararlardan kamuoyunu ilgilendiren hususlar ile yapılacak düzenlemeleri açıklamak amacıyla çıkarılacak tebliğler, basın ve yayın araçlarıyla veya özel bültenler ile duyurulur." biçiminde Kurul‘a karar alma yetkisi vermiştir. Ancak, Yasa maddesinin birinci fıkrası, Yönetmeliklerin nasıl düzenleneceğini ve Resmi Gazete‘de yayımlanacağını düzenlemektedir. Yani, Kurul‘un Yönetmelik düzenleme ve karar alma yetkisi ayrı ayrı düzenlenmiştir. Yönetmelik olarak düzenlenmiş bir durumun "karar" la ortadan kaldırılamayacağı, yoruma gerek olmaksızın yasa maddesinde açıktır. Kurul, dava konusu kararla, Yönetmeliği değiştirdiğinden hukuka aykırı bir işlem yapmıştır, iptali gerekir.
2.) Karar, amaç yönünden de hukuka aykırıdır.

5307 sayılı Yasa‘nın "Amaç ve kapsam" maddesini düzenleyen 1. maddesi,
"Bu Kanunun amacı, yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan sıvılaştırılmış petrol gazlarının güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için gerekli düzenleme, yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin yapılmasını sağlamaktır.

Bu Kanun; sıvılaştırılmış petrol gazlarının yurt içi ve yurt dışından temini, dağıtımı, taşınması, depolanması ve ticareti ile bu faaliyetlere ilişkin gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini kapsar." biçiminde düzenlenmiştir.

LPG kısaltmasıyla anılan sıvılaştırılmış petrol gazları piyasası yasal düzeyde ele alındığına göre, kamusal bir görev olduğuna kuşku olmasa gerek. Kamusal bir alan, yasal düzenlemeye kavuşturulmuş ise, yasayla yetkilendirilmiş kurumlardan/kurullardan beklenen, düzenleme konusu alanı yasal çerçeveye oturtmak ve denetlemek, yasanın amacına uygun kararlar üreterek alanı disipline etmektir. Oysa, dava konusu kararla yönetmelik işlevsiz hale getirilmektedir. Yasa‘nın öngördüğü amaç gerçekleşememektedir.

Sıvılaştırılmış petrol gazları piyasası yüksek risk taşıyan bir alandır. Bu alanda çalışacak personelin eğitimli olması, işin taşıdığı risklerin felakete dönüşmesini önleyebileceğinden kamu güvenliği ile yakından ilgili olup, Yasa‘nın amacını da burada aramak gerekir.

Yasa, gazların güvenli bir ortam içinde kullanıcıların hizmetine sunulmasını amaçlamıştır. Bu piyasanın düzenlemesini ise davalı İdareye bırakmıştır. Yasa, İdareye kamusal bir düzenleme ve denetleme yetkisi vermiş olmasına karşın, bu kamusal yetki toplumun ve dolum istasyonlarında çalışan personelin güvenliği ve sağlığını koruyacak tedbirlere dönüşmemiş aksine anlaşılmaz bir şekilde Yasa‘nın da bazı maddelerinin uygulanması fiilen askıya alınmıştır. Güvenli bir ortamın oluşması için bu piyasada çalışacakların eğitilmesini Yasa öncelikle gözetmiştir. Eğitim, Yasa gereğince emredilmiş olmasına karşın, İdarenin bu eğitimi devamlı ertelemesi anlaşılabilir değildir.

06.01.2007 tarihinde Sarayköy-Kazan‘da Ankara İpragaz Tüp Dolum tesisinde yaşanan patlamanın ardından, müvekkil Birlikçe yapılan incelemede anılan tesiste eğitilmiş personelin olmadığı tespit edilmiştir. Çağın ve teknolojinin bu kadar geliştiği günümüzde, Ülkemizin Başkentinde böyle bir olayın olmasının izah edilir bir yanı olmasa gerek.

Davalı İdareden toplumun beklentisi, bu piyasada toplumun can ve mal güvenliğini sağlayacak tedbirlerin alınması ve güvenli bir ortamın oluşmasıdır. Güvenli bir ortamın oluşması için de eğitimin ertelenemez bir öncelik ve görev olduğu açıktır.

Müvekkil Birlik, dava konusu alanda yetkili kılınan Makina, Çevre, Kimya ve Petrol Mühendisleri Odası‘nın eğitim verebilmesinin koşullarını oluşturmuş ve Yönetmeliğin yayımlandığı günden bu yana eğitim için başvuruları değerlendirerek eğitim vermektedir. Ancak, davalı İdare‘nin eğitimi ertelediği kararından bu yana eğitim için yapılan başvurular kesilmiştir. Eğitim için yapılan başvuruların Kurul kararından sonra kesilmesi, Kurul kararının Yasa‘nın amacıyla bağdaşmadığını ortaya koymaktadır.