EPDK'YA MÜHENDİSLERİN EĞİTİMİ İLE İLGİLİ GÖNDERİLEN YAZI
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Dairesi Başkanlığı‘na
İlgi:12.12.2006 tarih ve 8151 sayılı yazınız.
İlgi yazınızda, TMMOB hakkında çeşitli değerlendirmelerde bulunup, "Birliğinize bağlı odaların bu hususlarda mevzuata aykırılık teşkil edecek kararlar alıp yanlış uygulamalara girmemelerinin tarafınızca sağlanması gerekmektedir." denilmektedir.
Öncelikle, ilgi yazınızda belirtmiş olduğunuz TMMOB Yönetim Kurulu‘nca alınan 517 sayılı kararın hukuki gereklere uygun olarak alındığını ve bu nedenle yerinde olduğunu belirtmek durumundayız.
1. Adı geçen karar gereği meslektaşlarımız bağlı oldukları Odaca eğitime tabi tutulacaklardır. Çünkü TMMOB‘ye bağlı Odaların kuruluşu esas olarak uzmanlık ayrımına dayanır.
6235 sayılı TMMOB Yasası‘nın 2. maddesinin (a) bendi (Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek) ile 14. maddesinde (Odalarda asli aza olabilmek için Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde olmak ve Türkiye hudutları içinde meslek ve sanatlarını icraya kanunen salahiyetli bulunmak şarttır.) belirtilen düzenlemeler, uzmanlık ayrımına göre Odaların kurulmasını zorunlu kılan düzenlemelerdir.
Yasanın 33. maddesi ise, mesleğini icra etmek isteyen meslek mensuplarının ihtisasına uygun meslek Odalarına kayıtlı olmalarını emretmektedir. Gene Yasanın 26. maddesi, meslek mensubu yönünden, mesleğini uygularken meslek kurallarına aykırı davrananlar, akdettiği sözleşmelere riayet etmeyenler, mesleğin uygulanmasında mesleğin şeref ve onurunu küçük düşürenler hakkında mensup olduğu Oda Onur Kurulunca disiplin soruşturması yapılacağını hükme bağlamıştır.
Tüm bu düzenlemelerin anlamı, "her meslek mensubunun ihtisasına uygun meslek Odasına üye olacağı, meslek kurallarının Odasınca belirleneceği ve sicillerinin kendi meslek Odasınca tutulacağı"dır. Mesleğini uygulayan meslek mensubu, mesleki bakımdan kendi Odasına karşı sorumludur. Bu nedenlerle, meslek mensubu-Oda arasındaki ilişkiyi yani belgelendirmeyi ve üye denetimini piyasa ya da başka bir kurum belirleyemez. Meslek içi eğitim ve belgelendirme tamamen Oda‘nın kendi uhdesinde olan görev ve yetkidir. Başka bir dışsal aktörün müdahalesi asla söz konusu olamaz.
Kaldı ki, TMMOB, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Kanunun 14. ve 15. maddeleri ve LPG Piyasası Sorumlu Müdür Yönetmeliği ile LPG Piyasası Eğitim Yönetmeliği gereği, ilgili Odalarını (Makina, Çevre, Kimya ve Petrol Mühendisleri Odası) eğitim vermeye hazır duruma getirmiştir. Odalarımız kendi meslek mensuplarına her türlü duyuruyu yapmıştır ve talep eden bir üyenin eğitim alamama durumu söz konusu değildir. Aksine, Odalarımız sektörden yeterli başvurunun olmadığından şikâyet etmektedir. Piyasa, sorumlu müdürleri ve eğitimli personeli maliyet unsuru olarak gördüğünden yasanın uygulanmasını fiilen engellemektedir. Bu durum da tarafınıza ayrıca iletilmiştir.
2. Belirttiğiniz asgari ücret konusu ise, tamamen yasal olup, hukuka uygundur. Rekabet Kurumu‘nun, asgari ücret uygulamasını Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasaya aykırı gören kararı Birliğimizce dava konusu edilmiş ve Danıştay 10. Dairesi 2003/2705 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Rekabet Kurumu‘nun yapmış olduğu itiraz da Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca (İDDGK, Dosya No:2004/93) reddedilmiştir. Dolayısıyla asgari ücrete ilişkin şikâyetin, bu konuda daha önce verilmiş mahkeme kararı bulunması nedeniyle tartışılmasına gerek olmadığı kanısındayız.
3. "Tip sözleşme"nin istenmesinin sözleşme serbestîsi ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, meslek mensuplarının işverenle imzaladıkları sözleşmelerde hizmetin kapsamı ve ücretin belirlenmiş olması yeterli olup, taraflar yapacakları sözleşmeleri istedikleri şekilde düzenleyebilirler. Bu anlamda sözleşme serbestîsini kısıtlayan bir durum olmadığı gibi, aksine sözleşme yapılmasının, meslek mensubu ile işveren arasında ileride ortaya çıkabilecek sorunların en aza indirilmesini sağlaması yönünden de koruyucu bir uygulama olarak görülmesi gerekir. Sorumlu müdürlük hizmeti, bir nevi iş güvenliği mühendisliği hizmeti olup, sorumluluk yaşam ve sağlık hakkıyla doğrudan ilintilidir. Tarafların sorumluluğunu hatırlatan bir sözleşmeden piyasanın rahatsızlık duyması gerçekçi değildir. Tip sözleşmeyle hem meslek mensubunun yararı hem de işverenlerin yararı gözetilmiştir. Ayrıca bilimsel ve teknik yönü ağır basan mühendislik hizmetini alan işveren ve tüketicilerin alacakları hizmetin sorumluluğu hakkında fikir sahibi olmalarına da olanak sağlamakla birlikte meslek mensubunun denetimini de sağlamaktadır. Meslek mensuplarının sunmuş oldukları hizmetin kapsamını ve niteliğini belirleyen tip sözleşmeler Avrupa ülkelerinde de uygulanmaktadır. Meslek kurallarına uygunluğu ve meslek mensuplarının denetimi ve bunun yanında hizmet alanların bilgi sahibi olmaları yönünden yararlı bir uygulamadır.
4. İlgi yazınızda, "Tip sözleşmede, ücreti ödenmeyen sorumlu müdür işi bıraktıktan sonra hiçbir sorumlu müdürün iş sahibi ile çalışmamasının öngörülmesi"nden söz edilmektedir. Böyle bir durum söz konusu değildir. Çünkü İş Yasası‘nın 24. maddesinde, ücretin zamanında ödenmemesi çalışan yönünden iş akdini haklı nedenle fesih nedenidir. Bu nedenle, iş akdinin ücret ödenmemesi nedeniyle feshe Odalarca müdahale söz konusu olamaz. Odalar, sorumlu müdür yönünden işi bırakma gerekçesini Oda‘ya bildirim yükümlülüğünü getirmişlerdir. Bu da olağandır; sorumlu müdürlerin sicilleri Odalarınca tutulacağına göre, işi bırakma gerekçelerinin bildirilmesinden daha doğal bir şey olmasa gerek. Bu uygulamanın çalışma özgürlüğünün kısıtlanması şeklinde yorumlanması da olanaklı değildir.
Sonuç olarak, uzmanlık ayrımı gereği her meslek mensubunun mensup olduğu Odaca belgelendirilmesi, asgari ücret uygulamasının hizmetten beklenen kalite ile doğru orantılı ve hukuka uygun olması ve tip sözleşmelerin de yalnızca LPG piyasasında çalışacaklar yönünden uygulanan bir uygulama olmayıp, mühendislik ve mimarlık hizmeti alanlarında eskiden beri sürdürülen bir uygulama olması nedeniyle sektörde bir sorun alanı oluşturması olanaklı değildir. Ücreti ödenmeyen sorumlu müdürün işi bırakıp bırakmayacağı kendi takdirinde olup, işi hangi nedenle bırakırsa bıraksın bırakma gerekçesini Odasına bildirme yükümlülüğü Oda ve meslek mensubunun arasında bir ilişkidir. Bunun sektörü ilgilendiren dolayısıyla çalışma yaşamını da ilgilendiren bir tarafı bulunmamaktadır.
Konuyu bilgilerinize sunarız.
Saygılarımızla.
N. Hakan Genç
Genel Sekreter Vekili


