GAZETECİ L.DOĞAN TILIÇ TMMOB MİTİNGİNİ DEĞERLENDİRDİ

11.10.2005

Birgün gaztesi yazarı Doğan Tılıç 9 Ekim 2005 tarihli köşe yazısında TMMOB mitingini değerlendirdi.

Sıhhıye‘deki TMMOB mitinginde yüzler gülüyordu.Meydanda toplanan mühendisleri izleyen "deneyimli mitingciler"e göre katılım " iyi&" idi. Ülkenin 86 noktasından kalkıp başkentin Sıhhıye meydanına gelen TMMOB‘lilerin sayısı 6-7 bini buluyordu.

"Dört nala gelip uzak Asya‘dan / Akdeniz‘e bir mızrak başı gibi dalan / Bu memleket bizim" diyen, "Yaşamak / bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir ağaç gibi kardeşçesine" diyen binlerce mühendis "Bu ülke satılık değil" diye haykırmak üzere başkente gelmişlerdi. Alanda her ağızdan bir ses çıkmaması, slogan ve pankartlardaki birliktelik bir başka güzelliğiydi mitingin.

Kitle örgütü temsilcileri, ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Haydar Kaya, Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, DTH‘dan Hatip Dicle ve çok sayıda milletvekili kürsüde, TMMOB‘nin öğrenci üyeleri ile işli-işsiz mühendisler meydanda yerlerini aldıklarında, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı örgütünün unutulmaz genel başkanlarından Teoman Öztürk‘ün 25 yıl önceki sözleriyle başladı konuşmasına: "Yüreğimizdeki insan sevgisini ve yurtseverliği; baskı, zulüm ve engelleme yöntemlerinin söküp atamayacağının bilinci içinde; bilimi ve tekniği emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, halkımızın hizmetine sunmak için, her çabayı güçlendirerek sürdürme yolunda inançlı ve kararlıyız.

Edirne‘den, Diyarbakır‘dan, Maraş‘tan, Trabzon‘dan, Aydın‘dan, İstanbul‘dan, Konya‘dan, İzmir‘den, Antalya‘dan, Eskişehir‘den, Zonguldak‘tan Ankara‘ya gelen mühendisler, "Sen 600 dolardan fazla etmezsin" diyen programlara, 270 bin TMMOB üyesinden 70 binini işsizliğe ya da başka işler yapmaya mahkum eden politikalara, ziraat mühendisliği gibi bazı dallarda yüzde 80‘i aşan işsizliğe isyan ediyorlardı. Ancak, yalnızca mühendislerin sorunlarını çözecek bir politika olamayacağının da farkındaydılar. Bu yüzden, "Üretim, yatırım, istihdam ve hakça bölüşüm temelinde politikalara dönülmesini" talep ediyor, "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" diyorlardı.