HKMO: "8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN"
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.
"/.../Yürüyoruz yürüyoruz, yan yana, güzel günler adına
Kadınız, insanız, insanlığı ayağa kaldırıyoruz
Paydos bundan böyle köleliğe, aylaklığa
Herkes çalışsın, bölüşülsün kardeşçe, yaşamın sundukları
İşte bunun için yükseliyor yüreklerimizden
Bu ekmek ve gül türküleri
Ve yineliyoruz hep bir ağızdan
"Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!""
Bilindiği gibi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 8 Mart 1857‘de Chicago‘da yanarak ölen kadın tekstil işçilerinin anısına Clara Zetkin‘in önerisi ile Dünya Emekçi Kadınlarına armağan edilmiş bir gündür. Daha insanca iş ve yaşam koşulları için hayatlarını kaybeden bu kadınlar, kadınların eşit ve özgür bir dünya taleplerini canlı tutmalarının temel dayanaklarından olmuştur. 8 Mart, oy hakkı, sendikalaşma ve eşit işe eşit ücret gibi taleplerle yola çıkan kadınların mücadelesinin bir ürünüdür.
8 Mart, Türkiye‘de ilk kez 8 Mart 1921‘de "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmış; 1975‘de İlerici Kadınlar Derneği‘nin çabalarıyla sokaklara taşınmıştır. 1977‘de Birleşik Milletler‘in 8 Mart‘ı "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlamaya karar vermesinden sonra; Türkiye‘de de 1980‘lerden başlayarak, özellikle 1990‘lardan bu yana 8 Mart farklı kadın örgütleri tarafından çok daha yaygın olarak kutlanmaktadır.
Kadınlar ve çocuklar dünyanın her yerinde sömürüye en çok maruz kalan kesimlerdir. Kadınların ucuz iş gücü olarak çalıştırılması kapitalizmin ilk yıllarından bu yana devam etmektedir. İş hayatındaki bu eşitsizliğin yanı sıra kadınlar ev hayatında ve genel olarak toplumsal hayatın her alanında eşitsizlikle sarmalanmışlardır. Görünmeyen ev içi emekleri ve kadın kimliğine yönelik baskılar kadınların toplumsal özgürlüğünü fazladan sınırlamaktadır.
Sermayenin yeni ekonomi politikaları kayıt dışı ekonomiyi yaygınlaştırmakta, güvencesiz işleri dayatmakta ve iş gücünü ucuzlatmaktadır. 2005 yılında Bursa‘da tekstil fabrikasında, kapılar üstlerine kilitli olduğu için yanarak can veren beş genç kadın; 2007‘de toplayacakları fındıktan kazanacakları 20- 25 YTL uğruna Giresun2a giderken hayatlarını kaybeden tarım işçisi kadınlar; aynı yıl Ceylanpınar‘da süt sağarak günlük 7-8 YTL kazanmak üzere minibüsle giderken dereye düşen 12-15 yaşındaki kız çocukları; 2007‘de İstanbul Sarayburnu‘ndaki içme suyu boru döşeme çalışması sırasında üstüne vincin taşıyıcı kolunun (Bom) düşmesi sonucu yaşamını kaybeden meslektaşımız Gülseren YURTTAŞ ve sigortasız, zorunlu fazla mesailerde çalıştırılan tekstil işçileri ve tüm bu uygulamalara karşı direnen Novamed işçisi kadınlar, emekçi kadınlara dayatılan yaşam koşullarının en yakın örnekleri olarak karşımızda durmaktadır.
Cinsiyetçi politikalarla da bezenen bu uygulamaların sonucu olarak, kadının çalışma ve aile yaşamındaki ve siyasal yaşamdaki durumu gün geçtikçe gerilemekte ve kısırlaşmaktadır. Töre cinayetleri, taciz, cinsel ve her türlü toplumsal şiddet cinsiyetçi ve ayrımcı yaklaşımların kadınlar üzerindeki ezici etkisini çok daha çarpıcı biçimde göstermektedir.
Kadınların yoksulluğunu ve ezilmişliğini rakamlarla söyleyecek olursak: 2007 itibariyle, Dünyadaki işlerin %60‘ını yapan kadınlar, toplam gelirin sadece %10‘una ulaşabilmektedirler. Dünya çapında okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin %67 sini kadınlar oluşturmaktadır. Türkiye‘de dört kadından biri okuma yazma bilmezken; üniversite mezunu kadın oranı %3,9 kalmaktadır. Erkeklerin kayıt dışı çalışma oranı % 42 iken bu oranın kadınlarda %66‘yı bulması ise iş yaşamındaki eşitsizliğin iyi bir gösterenidir. Türkiye‘de de kazançları erkeklerin kazançlarından %40 daha az olan kadınlar, emekçi kadınların dünya çapındaki yoksullaşmasına yakıcı biçimde ortak olmaktadır.
Görünen o ki, kadınların durumu türban sorununa sıkıştırılamayacak kadar kapsamlıdır. Türbanın kadınların özgürleşmesi için bir adım olduğu yanılsaması yok edilmeli ve kadınların özgürleşmesi önündeki gerçek engeller ortadan kaldırılmalıdır. Bu nedenle, emekçi kadınlar baskı ve sömürü zincirini kırmak adına her 8 Mart‘da eşitlik ve özgürlük mücadelesi için alanlara çıkmaktadırlar. Örgütlü mücadelenin önünün kesilmeye çalışıldığı bu dönemde sendikalar, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri kadınların bu haklı mücadelesinde onların yanında yer almalıdır.
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak baskı, sömürü ve eşitsizliğe karşı direnen kadınlarla dayanışmanın demokratik bir meslek örgütü olarak görevimiz olduğu bilincini taşıyor; herkese insanca yaşamaya yetecek ücret ve iş güvencesi, iş yerlerinde kreş, ana ve çocuk sağlığını koruma uygulamalarının ivedilikle hayata geçmesi ve kadına yönelik şiddetin son bulması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.
Emekçi Kadınların Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü Kutlu Olsun.
TMMOB
HARİTA ve KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI


