HKMO: FATURA YİNE HALKA KESİLİYOR!..
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, enerji sektörü ve özelleştirmeler üzerine 14 Ağustos 2010 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
FATURA YİNE HALKA KESİLİYOR!..
Yeni dünya düzeninde özelleştirme uygulamaları uluslarüstü şirketlerin, kalkınmakta olan ülkelerin enerji, telekomünikasyon, ulaşım gibi altyapı sektörlerine hakim olabilmeleri için uygulamaya soktukları bir politikadır. 1980‘den bu yana, özelleştirme propagandası, kamu tesislerinin ve hizmetlerinin devletin sırtında yük olduğu iddiasıyla ortaya atılmış, ancak zaman içinde gerçek yüzünü göstermiştir. Bugün özelleştirme yarışı enerji ve telekomünikasyon sektörleri üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Küresel kapitalizmin en önemli kâr alanı olarak gördüğü enerji alanında ülkemizde yaşanan özelleştirme süreci hızla devam etmektedir. 1993 yılına kadar Türkiye Elektrik Kurumu(TEK) eliyle yürütülen elektrik üretim, dağıtım ve iletiminin parçalara ayrılarak satışının kolaylaştırılmasında programlar adım adım uygulanmaktadır. İlk olarak TEK‘in bütünlüklü yapısı iki ayrı şirkete dönüştürülerek (TEAŞ ve TEDAŞ) sürece başlandı. Anayasal ve yasal düzenlemeler devreye sokuldu ve bu kapsamda 2001 yılında çıkarılan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile birlikte kamu hizmeti olarak yürütülen bu alan ticari bir alana dönüştürülerek, sermayenin girişi sağlandı.
2004 yılında Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.(TEDAŞ)‘nin özelleştirme programına alınmasıyla, belirlenen 21 dağıtım bölgesinden 20‘sinde özelleştirme süreci başlatıldı. 2008 yılından bu yana, 3 yıl içerisinde, 20 elektrik dağıtım bölgesinin yapılan son özelleştirmelerle birlikte 16‘sı özelleştirildi.
9 Ağustos 2010 tarihinde gerçekleştirilen ihalelerle birlikte Türkiye‘nin en büyük dağıtım bölgesi olan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.(BEDAŞ), üçüncü büyük dağıtım bölgesi olan Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.(GEDAŞ), Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.(DEDAŞ) ve Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş.‘nin satışları yapıldı.
Bugüne kadar kamu işletmesi sıfatıyla Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.(TEDAŞ) 22 bin çalışanıyla elektrik dağıtım ve faturalandırma işlemlerini tek başına yürütürken bugün gelinen noktada, elektriğin üretimi kamu ve özel sektöre ait santrallerde gerçekleştirilirken, dağıtım işlemi devlet değil özel sektör tarafından yapılmaktadır.
Enerji alanında yaratılan bu durum, elektriğin insanca yaşamda asgari bir gereksinim olduğu olgusu yanında, bu alanın ülke kalkınmasında, gelişmesinde, özgürleşmesinde ve de bağımsızlığındaki önemi gözden kaçmaktadır. İnsanların talebi sadedir; yalnızca elektriğe kesintisiz ve ucuz ulaşmaktır.
Sorulması gereken soru çok basittir ve bellidir; halk için hizmet üretmekten uzak olan bu özelleştirme süreci kimin işine yaramaktadır. Bugüne kadar dağıtım işini almak için milyarlarca dolar harcayan, yalnızca son 4 dağıtım bölgesi satışına yaklaşık 6 milyar dolar aktaracak olan sermayenin, aldığı elektriğin üstüne eklediği kârı, bakım ve onarım için yaptığı masrafları, mevcut yasal düzenlemelerin verdiği olanakla faturalandırmaya yansıtacağı açıktır. Bu durumda sermaye palazlanırken, bedel yine halka mal edilecektir.
Yapılan ihalelerde dikkat çeken ve göz ardı edilmemesi gereken diğer bir konu aynı şirketlerin birden çok bölgenin ihalesini almış olmasıdır. Bu durum 2012 itibariyle fiyatlandırma konusunda da serbest hale gelecek olan sermaye gruplarının, bölgelerinde tekel haline getirilmeleri demektir. Örneğin toplam 6.2 milyon kullanıcıya hizmet sağlayan BEDAŞ ve GEDAŞ aynı ortaklık tarafından alınmıştır. Türkiye‘nin en büyük dağıtım bölgelerindeki idarenin, halkın enerjiye ulaşmasının sermayenin inisiyatifine bırakılması kamu düzeni ve kamusal anlayış açısından son derece sakıncalıdır.
Ülkenin kalkınmasında ve gelişmesinde stratejik öneme sahip iç kaynakların, enerji alanında da halkın mutluluğu ve kamu yararı doğrultusunda politikalar üreterek kullanılması gerekmektedir. Ülkenin iç dinamikleri yönünden devasa öneme sahip kaynak ve işletmelerin özelleştirme politikaları çerçevesinde ticari pazara dönüştürülerek 30-40 yıllık gelirlerine bugünden el koymak sosyal devlet anlayışı ile örtüşmemektedir. Ülke varlık ve tesislerinin artan bir ivme ile görücüye çıkartılarak satılması geleceğin sıkıntı ve sancılarla dolu olacağını şimdiden göstermektedir.
Küresel ısınmanın sonuçlarının hissedilmesiyle birlikte tüm dünyada; enerji politikaları, enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtların azaltılması, şirketlere uygulanan denetimin arttırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim tartışmaları yürütülürken ve hükümetler sivil hareketlerce doğaya, insana zarar vermeyen politikalar belirlemeleri noktasında zorlanırken, ülkemizde bu politikaların sermaye odaklı oluşturulmasının sürdürülmesi ve denetim mekanizmalarının daha da azaltılması küresel değişimde ülkemiz egemenlerinin direngen tavrını ortaya koymaktadır.
HKMO olarak ülke kaynaklarının özelleştirme adı altında satılmasına karşı olduğumuzu, bugüne kadar satılan ülke varlık ve tesislerinin kamulaştırılması gerektiğini ifade ediyor ve insanı, çevreyi, ekolojik dengeyi gözeten enerji politikalarının hayata geçirilmesinin gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz.
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası


