HKMO: "TÜRK TELEKOM İŞÇİLERİ YALNIZ DEĞİLDİR!"

15.11.2007

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, 15 Kasım 2007 tarihinde grevdeki Telekom işçilerine destek veren bir basın açıklaması yaptı.

Türkiye, 24 Ocak 1980 Kararları ile birlikte yaşanılan 12 Eylül askeri darbesi sonucu yeni bir iktisadi politikayı tercih etmiştir. Bu iktisadi politikanın temeli neo-liberal politikaların hayata geçirilmesini içermekte olup, bu yönde hemen hemen her alanda yapısal değişiklikler adım adım hayata geçirilmektedir. 1980‘den itibaren "özelleştirmenin" tüm yaşam alanlarımızın her noktasında tahakküm kurmuş olduğunu görmekteyiz.

Türkiye‘nin "En fazla memur istihdam eden" ve "Ekonomide kamu ağırlığı en yüksek" ülke iddiasından yola çıkan özelleştirme taraftarı siyasal iktidarlar, çeyrek yüzyıldır özelleştirmeyi halkın gözünde meşrulaştırmaya çalışmışlardır. 1986-2004 yılları arasında 167 kamu kuruluşunun ,neredeyse iyileştirilme bedelleri karşılığında özelleştirildiği bir çoğununda arsa bedeli altında satıldığı bilinmektedir. Önceleri küçük işletmeler bazında özelleştirmeler yapılırken asıl küreselleşmenin önündeki engel olan ve kamu denetiminde olan doğal tekellere yönelindi. Küreselleşmenin en önemli ihtiyacı enerji ve küresel hegemonyanın en önemli ayağı da haberleşme altyapılarıydı ve bu iki önemli ayak, hemen hemen tüm ülkelerde kamu denetimindeydi ve doğal tekel olarak görülmekteydiler.

21 milyon 500 bin hatlık santral kapasitesine, 80 bin ankesörlü telefona, 19 milyon 500 bin sabit telefona, 35 milyon kilometre bakır kablo şebekesine, 100 bin kilometre fiber optik kabloya, 3 bin telekom bayisine sahip, 2000- 2005 yılları arasında Kurumlar Vergisi rekortmeni olan Türk Telekom‘un 6 milyar 550 milyon dolara, yani üç yıllık karı karşılığı Bakanlar Kurulu kararıyla "stratejik önemi olmadığı" gerekçesiyle özelleştirilmesi sermayenin yeniden organizasyonuna ve uluslararası sermayenin, haberleşme pazarını yeniden paylaşımına acı bir örnektir. Haberleşme altyapısının tek olmadığı durumlar için geçerli olan "stratejik olmama" kararı, aslında sadece özelleştirmeyi sağlamaya yönelik olarak alındığı görülmektedir.
Devirle ilgili Haber-İş Sendikası, Türk Telekom‘un stratejik sektör olduğunu ve genel güvenlik gerekçesiyle devrin iptalini istemişti. Dava sürecinde aksini savunan siyasal iktidarın, şimdi bu savla grev ertelemesi girişiminde de bulunamadığı traji-komik bir süreç yaşanmaktadır. Verilecek yeni bir karar ise Danıştay‘da süren davaya gerekçe oluşturacağı anlaşılmaktadır.
Grev kararı alınmasının ardından bazı şirket yetkilileri, verilen hizmetlerin "stratejik" önemi nedeniyle Bakanlar Kurulu’nun grevi erteleyebileceği hususlarında açıklama yapmaları ise sermayenin çıkarı için her yolla başvuracağını bir kez daha göstermektir.
Hükümet grevi "stratejik sektör olması ve bu nedenle genel sağlık ve güvenlik gerekçeleriyle erteleme" yoluna girerse, Telekom‘un Oger Telekom‘a devriyle ilgili halen Danıştay‘da süren davada sıkıntıya düşeceğini görmektedir.

Açıkça görülüyor ki, Bakanlar Kurulu yabancılara satışını yapabilmek için hakkında "stratejik değildir" kararı aldığı bu kurumun işçilerinin grevini engellemek için elinde kozu bulunmamaktadır.

Telekom grevi, yalnızca Telekom işyerlerinde çalışan işçilerinin grevi olarak değil, özelleştirmenin, sermayenin karşısında duran bütün toplumsal kesimlerin karşı duruş hakkı olarak algılanmalıdır.

Türk Telekom‘da bir yandan kapsam dışı çalışanların oranı artırılırken, diğer yandan sendikasız işçilere daha yüksek ücret ödenerek sendika bu işyerinden çıkarılmaya çalışılmaktadır. Kuşkusuz, sendikanın olmadığı yerde, mevcut yasalara göre, toplu pazarlık hakkı ve grev hakkı da olmayacaktır. Bundan dolayı, "Türk Telekom Grevi", aynı zamanda sendika hakkını savunan bir grevdir.

Çeyrek yüzyıldır işletilmeye çalışılan özelleştirme sürecinde emek örgütleri, sendikalar bir arada birlikte mücadele edememelerinin sıkıntılarını yaşamaktadırlar. Özelleştirmeye, neo -liberal politikalara parça parça ve dağınık olarak değil birlikte mücadele etmenin, karşı duruş sergilemenin önemi ve gerekliliği her geçen gün için kendini daha iyi göstermektedir. Artık küresel sermaye tüm yaşam alanlarımızın tüm gözeneklerinde tahakküm kurmakta olduğunu görmek durumundayız.
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, yıllardır sürdürdüğümüz emekten, halktan, toplumdan yana ve ülke kalkınması ilkesinden hareketle Türk Telekom‘daki grevi destekliyor; tüm işçilerin ve emekçilerin örgütlenme ve grev hakkını savunuyoruz.
HKMO olarak, Telekom‘un kamulaştırılmasını; işçilerin ücret seviyelerinin belli düzeyin altına çekilmesi gayretleri yerine tüm telekom emekçilerinin insanca yaşamını sürdürecek ücret istemimin yerine getirilmesinin gerekliliğine inanıyoruz.
Telekom emekçilerinin grev haklarını kullanarak onurlu bir yaşam ve gelecek için verdikleri mücadeleyi kutluyor, onlarla birlikte olduğumuzu ifade ediyoruz.


"Bir sözle kuruldu dünya
hep o sözü aradım ve buldum: emek"

TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI
KASIM 2007