HKMO'DAN CUMHURBAŞKANINA: "KAMU ARAZİLERİNİN İŞGALİNE DUR DEYİN!"
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12'nci maddesi değiştirilerek ve Kadastro Kanunu'na bir madde eklenerek, kamu arazilerinin işgalinin önü açılması üzerine Cumhurbaşkanına bir mektup göndererek "Kamu arazilerinin işgaline dur deyin" çağrısında bulundu. HKMO konuya ilişkin olarak 3 Mart 2009 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde 25 Şubat 2009 tarihinde kabul edilen 5841 Sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 154 ve 187 inci maddeleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12 inci maddesi değiştirilerek ve Kadastro Kanununa bir madde eklenerek, kamu arazilerinin işgalinin önünün açılması yanında kamu yararı ve kamu düzeninin olumsuz yönde etkilenmesine dair bir düzenlemeye gidilmiştir.
Söz konusu yasa değişikliği ile, Türk Ceza Kanununun (TCK)‘nın "Hakkı olmayan yere tecavüz" başlıklı 154. maddesindeki "Kamu" sözcüğü yasadan çıkartıldı. Bu düzenleme ile kamu arazi ve arsalarının işgali suç olmaktan çıkarılmış oldu. Böylelikle Mevcut yasada bu suça karşılık uygulanan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası geçerliliği kaybettirildi. Bu değişiklik, işgal altındaki arazilerin örnek bedelle kullanılmasını Anayasa‘ya aykırı bulan Danıştay kararını da devreden çıkarıyor. Danıştay kararları üzerine Maliye Bakanlığı‘nın "ecrimisil" adıyla aslında ceza olarak aldığı bedel, işgalciye hak tanıyacak şekilde uygulanmıştı. Kamu yararı ve yargı kararı dikkate alınarak 2004 yılında yapılan yasal düzenlemeyle getirilen 154 üncü madde ile bu uygulama sona erdirilmişti.
Ancak TCK‘nın 154 üncü maddesinde yeniden yapılan bu değişiklikle devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve tescile dahi konu olmayan dağlar, deniz ve göller gibi tüm alanlarımız işgalciye bir kez daha açılmaktadır. Deniz ve göl gibi kıyı ve kıyıları çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada anayasamızda belirtilen "öncelikli kamu yararı gözetilir" ifadesi yok sayılarak bu bölgeler turizm işletmecilerine yeniden açılmaktadır. Bu düzenlemeyle örnek bedeli ödeyen turizm işletmeleri 2-B arazileri ile kıyı alanlarını işgale ve kullanmaya devam edebilecektir. Hazine ve defterdarlıklar bu arazilerle ilgili suç duyurusunda bulunamayacak, dava açamayacaklardır. Yurttaşların bu alanları kullanmalarının önüne yeniden tel çitler, duvarlar ve özel koruma güçleri geçecek. Kamu yararı yerli ve yabancı sermaye yararına işler hale gelecek.
Bu düzenlemeyle kamu arazilerinin işgali suç olmaktan çıkacak ve tam bir af etkisi gösterecektir. İşgal nedeniyle verilen mahkumiyet kararları tüm sonuçlarıyla kalkacak ve görülmekte olan davalar düşecektir. Kamu arazilerinin her yönüyle işgali dönemlerine geri dönüş tekrar başlayacaktır. Bu durum gecekondulaşmayı tetikleyecek, vatandaşların kamuya ait alanlara, kıyı alanlarına ve denize girişi engellenecek, kumsalda yürümesi kısıtlanacak, kent içindeki kamuya ait alanlarda işgale yönelik (yeşil alan, yol, park, otopark vb. alanlar) her tür mafyalaşma öne çıkacaktır.
Aynı kanunda yapılan diğer bir değişiklikle, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12 inci maddesine eklenen fıkra ile; kamuya ait olup, vatandaş adına tapu kaydı yapıldığı iddia edilen tartışmalı taşınmazlar için hazinenin sınırsız dava açma hakkına kısıtlama getirilmiştir. Hazine bu gibi durumlarda 10 yıllık bir zaman sınırlamasına sokulmuştur. Eklenen geçici madde ile de bu yönde açılan ve henüz sonuçlanmamış davalarda da aynı sürenin geçerli olacağı hükmüne yer verilmiştir. Böyle bir düzenlemeyle ne hedeflenmiştir? Kamu yararı ve kamu düzeninin korunması daha mı güçlü bir konuma getirilmiştir? Yoksa kamu ve toplum yararına aykırı, toplumsal adaleti yaralayan, güveni sarsan bir süreç mi yaratılmıştır. Anayasamıza göre herkesin mülkiyet ve miras hakkı koruma altındadır. Ancak özel mülkiyete konu olmayan kamuya ait taşınmazların kamu ve toplum adına korunması, geliştirilmesi ve izlenmesiyle görevli kuruluşların yetki ve sorumlulukları kamu ve toplum yararı adına mutlaka korunmalıdır.
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan tüm taşınmazların belirli bir zümreye, kişi ya da kişilere veya kuruluşlara ya da rant çevrelerine çeşitli düzenlemeler adı altında sunulmasının önüne geçilmesinin gerekliliğini bir kez daha ifade ediyoruz. Bu yasa değişikliğinin uygulamaya geçmesiyle, halkın ortak malı olan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu arazilerinin bir bölümü özel mülkiyete dönüşecek, her yönüyle bir "af" niteliği taşıyacak ve kısa sürede her türlü kaçak yapılaşmayı ve haksızlığı hızlandıracaktır. Bu yönde suç işlemeyi özendirecek ve bu tür uygulamaları ödüllendirecektir. Bu anlayış ise geleceğimizi karartacak ve zihinlerde çakılı kalacak bir anlayışı hakim hale getirecektir. Kamu vicdanı bir kez daha darbe alacaktır.
Aslında atılması gereken adım ise açıktır. Kamu arazilerinin yağmalanması hemen durdurulmalıdır. Zaten bir yandan özelleştirme adı altında kamuya ait varlık ve tesislerle birlikte arazi ve arsalar satılırken diğer taraftan orman, mera, yaylak ve 2/B alanları ve tarım alanları gibi birçok doğal varlığımız elden çıkarılmaktadır. Geleceğimiz elimizden alınmaktadır.
Hukukun, kamu yararı adına vermiş olduğu evrensel kararları yasa süreci ile aşmak, böyle bir süreci olağan hale getirmek demokrasi kültürü ve bilinciyle asla örtüşmemektedir. Bu tür yaklaşımlarla demokrasi ve hukuk yara almaya devam etmektedir. Özetle açıklamaya çalıştığımız nedenler dikkate alınarak, kamu yararı taşımadığı açık olan ve insan haklarına aykırı olan bu düzenlemenin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından TBMM‘ ye geri göndermesini önemle talep ediyoruz.
Saygılarımızla
TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI


