İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU YASA TASARISI TASLAĞINA İLİŞKİN TMMOB GÖRÜŞÜ GÖNDERİLDİ
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun günümüz şartlarına ve her geçen gün büyüyen ve artan taleplerine cevap verilecek şekilde yenilenme ihtiyacından kaynaklı hazırlanan Karayolları Trafik Kanunu Yasa Tasarısı taslağına ilişkin TMMOB'nin görüşleri 24 Kasım 2008 tarihinde Bakanlığa gönderildi.
T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
Emniyet Genel Müdürlüğü‘ne
ANKARA
İlgi: 10.09.2008 tarih ve 10065-53828 sayılı yazınız hakkında.
İlgi yazınızda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu‘nun günümüz şartlarına ve her geçen gün büyüyen ve artan taleplerine cevap verilecek şekilde yenilenme ihtiyacından kaynaklı hazırlanan Karayolları Trafik Kanunu Yasa Tasarısı taslağına ilişkin Birliğimizden görüş sorulmaktadır.
Yasa Tasarısı Taslağı Hakkında Genel Değerlendirme
Bilindiği üzere Yasalar, birey ve devletin sorumluluklarının tanımlanması, sınır ve yetkilerin saptanması bakımından toplumsal yapı içinde önemli bir işlev görür. Ancak yasalar etkin bir şekilde uygulandıklarında anlamlıdır.
Ulusal ölçekte karayolu ulaşımının diğer ulaşım türleri üzerinde ki giderek artan ağırlığı ve bunun ülke ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisi bilinen bir gerçektir. Ulusal Ulaşım Ana Planının geciktirilmeden hazırlanması Bakanlığın en önemli görevleri arasındadır. Bir ana plana bağlı olmadan sürdürülen yatırımların bazıları var olan sorunları geçici bir süre için hafifletirken, bazıları sorunun artmasına neden olmaktadır. Sorunların ulusal düzeyde tespit edilmesi ve bir plan dahilinde çözümü önem taşımaktadır. Ulaşım türleri arasındaki dengenin sağlanması gerek ekonomik kayıpların, gerekse de can ve mal kayıplarının azaltılmasını sağlayacaktır. Ulusal düzeyde parçacı anlayışla sürdürülen müdahale anlayışı, büyükşehirlerde ve kentlerde de hakim durumdadır. Bu nedenle, kent içi ulaşım gitgide kaotik hale gelmektedir.
Artan kentli nüfus, özendirilen özel araç sahipliği ile birleştiğinde kentleri çevre ve hava kirliliğinin odağına yerleştirmektedir. Dünyadaki hava kirliliğinin neredeyse yüzde 50‘sinin motorlu araçlardan kaynaklandığı bilinmektedir. Kent içi araç trafiğini arttırmayı amaçlayan çözüm arayışları araç hızlarının artmasına neden olmuş ve sokaklar artık genel olarak yayalar özel olarak da çocuklar, engelliler ve yaşlılar için güvenli olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle hazırlanan yasanın "yaşanabilir bir çevre", "yaşanabilir kentler" olgusunu önemseyen bunun içinde ulaşımda önceliği yayalara, toplu taşıma, bisikletli ulaşıma ve temiz enerji türlerini kullanan teknolojilere veren ve bu yaklaşımları destekleyen bir anlayışla hazırlanması gereklidir.
Bu tür bir yaklaşımın oluşturulabilmesinin ön koşulu ise planlama anlayışının bu sürecin merkezine konulması ile mümkündür. Bu çerçevede Ulaşım Ana Planı yaklaşımının kentsel düzeyde sınırlı kalmaması gerekir. Ulusal düzeyde de, Ulaşım Ana Planlarının hazırlanması şu ana kadar hakim olan sorun temelli yaklaşım ve yatırım anlayışını ve bunun yol açtığı akılcı olmayan kaynak kullanımı sorununu da giderecek. Ülkesel ölçekte bir Ulaşım Ana Planı gerek sorunların tespiti gerek çözümler açısından sistematik ve uzun vadeli bir yaklaşımın geliştirilmesine olanak sağlayacaktır. Bu çerçevede
Geçici 6 madde olarak; "Ulaştırma Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içinde Ulusal Ulaşım Ana Planını yapar veya yaptırır." hükmü getirilmesi yerinde olacaktır.
Bu tür bir yasal düzenleme özellikle büyükşehir statüsündeki yerleşmelerde yapılması gereken Ulaşım Ana Planları açısından da bir fırsat olarak değerlendirilebilir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu gereğince Büyükşehir Belediyelerinin Görev, Yetki ve Sorumlulukları arasında Ulaşım Ana Planının yapılması veya yaptırılması ve uygulanması hükme bağlanmışken, Ulaşım Ana Planları yapılmamakta ve Büyükşehirlerde üst ölçek bir plana bağlı olmadan sürdürülen yatırımlar kent içi trafik sorunlarını arttırmakta ve parçacı uygulamalar kamu kaynaklarının israfına neden olmaktadır. Kentiçi karayolu taşımacılığının yük ve yolcu taşımada gitgide artan ağırlığı, taşıma maliyetlerini artırmanın yanında, parçacı çözüm önerilerinden biri olarak görülen katlı kavşaklar kent içi araç hızlarının artmasına ve kent merkezlerinde trafiğin yoğunlaşmasına yol açtığı, bunun sonucu olarak yaya güvenliğinin olumsuz yönde etkilendiği ve can-mal kayıplarına neden olduğu açıktır.
Bu nedenle; Büyükşehir Belediyelerinin Ana Planlarını ivedilikle yapmasını sağlamak amacı ile;
Geçici 7. Madde olarak; "Büyükşehir Belediyeleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde Büyükşehirin Ulaşım Ana Planlarını yapar veya yaptırır." hükmünün ilave edilmesi de önemli bir açılım sağlayacak ve mevcut gelişigüzelliği sona erdirecektir.
Özellikle trafik gibi ülkemizin çok önemli bir sorunu hakkında çıkarılan yasanın gereği gibi uygulanması çok önemlidir. Bu kapsamda, en öncelikli konu; trafik denetimiyle sorumlu idareci ve diğer personelin bu konuda çok kapsamlı bir etik ve bilinçlenme eğitimine ihtiyacı bulunmaktadır. Bunun yanında, denetimler sırasında teknolojik gelişmelerin yaygın ve etkili olarak kullanılmasının insan zaafiyetini azaltacağı ve denetimini etkin kılacağı değerlendirilmektedir. Diğer yandan, trafik denetiminde çalışan personelin nitelikli olmasına ve mevcut personelin hizmet içi eğitim yoluyla niteliklerinin geliştirilmesine büyük önem verilmelidir.
Her ne kadar yasalar etkin olarak uygulansalar dahi, trafik güvenliğinin sağlanmasında sınırlı etkileri bulunmaktadır. Asıl olan, planlamada, mühendislikte, örgün ve yaygın eğitimde, trafiğin tüm bileşenlerinde bilimsel, bütüncül bir ulusal programın hayata geçirilmesidir. Bu kapsamda, trafikle ilgili ulusal bir politika ve programın oluşturulması gereklidir. Gerek bu programın oluşturulması, gerekse yerel, bölgesel ve ulusal ölçekte kararların verilmesinde TMMOB ve bağlı Meslek Odalarının birikimlerinin değerlendirilmesi büyük bir gereklilik arz etmektedir.
TMMOB, bugüne dek bu Kurul‘da binlerce mühendis, mimar ve şehir plancısını temsilen önemli bir teknik ve mesleki birikimi aktarmıştır. Bu Kuruldan TMMOB temsilcisinin hangi gerekçe ile çıkarıldığı belli değildir. Bilim ve uzmanlık birikimi dışlanarak trafik güvenliğinin sağlanamayacağı açıktır. Bu nedenle, bu maddeye TMMOB temsilcisinin Kanunun eski halinde olduğu gibi oy hakkı olan biçimi ile eklenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu tasarı taslağı ile getirilen değişikliklerden özellikle; sürücü belgesi alınması ve yenilenmesi ile ilgili hükümler, kazalar sonucu otuz gün içinde yaşamını yitirenlerin kaydının tutulması, medyada trafikle ilgili programların yayın saatleri konusunda yapılan düzenleme ile bazı cezaların artırılmış olması yasa taslağının olumlu yönleri olarak değerlendirilmiştir.
Trafik, "taşıt ve yayaların yol üzerindeki davranış biçimleri" olarak tanımlanmaktadır. Yani trafiğin iki önemli temel unsuru bulunmaktadır. Ancak, Yasa taslağının geneline bakıldığında trafiğin sadece "taşıtların birbiri ile olan ilişkisi ve taşıt hareketi" olarak algılandığı, yaya ve yaya hareketinin ise yeterince kapsanmadığı görülmüştür. Birliğimiz, "trafik" olgusu içinde "yaya hakkı" kavramının trafik kanununda kapsanmasını ve yasa maddelerinde bu hususun dikkate alınarak düzenlemelerin yapılmasını çok önemli ve gerekli bulmaktadır. Çünkü ülke kentlerimizin geneline bakıldığında, içinde özürlü, yaşlı, çocuk, bebek arabalı, yük taşıyan kişiler gibi hareket kısıtlılığına sahip çok sayıda kişinin de bulunduğu yayaların, trafik sistemi içinde çoğunlukla gözardı edildiği, trafiğin asli bir unsuru olarak görülmediği, bu nedenle kentsel çevrede ciddi bir ayrımcılığa maruz kaldıkları görülmektedir. Taşıtlar yaya geçitleri üzerinde durmakta, kaldırımlar park yeri olarak kullanılmakta, yaya geçitlerine yaklaşımda ya da yoldan geçmeye hazırlanan yayalar olduğu halde hız azaltılmamaktadır. Özellikle yaya kazalarının hızla arttığı ülkemizde, en az taşıtlar kadar önemli olan yaya hareketi ve ulaşımı, yasa taslağında mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla yasa taslağında yaya önceliğinin esas alınmasının, çağdaş ülkelerin insani ve kentsel değerlerine yaklaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda, Yasa taslağının bütününe bu gözle bakılmalı ve gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
Kazalardaki kusurlar açısından değerlendirildiğinde yine yasanın kusurları sadece bireylere (sürücü ve yayalara) indirgeyen bir yapıda olduğu görülmektedir. Ülkemizdeki kazalardaki önemli bir kusurun da altyapı eksiklikleri ile kurumların ihmal ve sorumsuzluğu (karayollarında açılan çukurların kapatılmaması, karayoluna gerekli eğimin verilmemesi, işaretleme ve güvenlik tedbiri yetersizlikleri, uygun yaya geçidi bulunmaması, vb.) nedeniyle gerçekleştiği göz önüne alındığında, devlet kurumlarının da görev ve sorumluluklarının tanımlanması ile görevlerini eksik yaptıklarının belirlenmesi durumunda getirilen cezai yaptırımların da yasa içinde yer alması büyük bir gerekliliktir.
Yasa tasarısı taslağına dair genel değerlendirmelerimiz taslak çalışmasına yansıtıldığı takdirde ayrıca madde bazında ki değerlendirme ve önerilerimiz tarafınıza iletilecektir.
Bilgilerinize sunarız.
Saygılarımızla.
N.Hakan GENÇ
Genel Sekreter


