İMO: "DEPREME KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER, VAAT YAĞMURUNDA BİR DAMLA DEĞİLDİR"

25.06.2007

İnşaat Mühendisleri Odası, siyasi partilerin seçim bildirilerinde deprem ve depreme karşı alınacak önlemlere yeterince yer verilmediğini belirterek, 25 Haziran 2007 tarihinde konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı.

22 Temmuz seçimlerine hazırlanan ve barajı aşması olası partilerin seçim bildirilerinde, bir başka deyişle; vaatleri arasında ne yazık ki deprem ve depreme karşı alınacak önlemler ile ilgili uygulanabilir, kamuoyunu ikna edici öneriler yer almamaktadır. Zaten kürsü konuşmalarına, seçim bildirilerinin kamuoyuna yansıma biçimine dikkat edildiğinde, Türkiye‘nin bu en önemli sorununun üvey evlat muamelesi gördüğü söylenebilir. Bu durum, partilerimizle birlikte, kamuoyunun halkın gerçek sorun ve ihtiyaçlarından ne kadar uzak olduğunun kanıtıdır. Seçim bildirilerinde yer almış olsa da, mazot fiyatı, ÖSS kadar gündeme gelmemesi, insan hayatına verdiğimiz öneminin göstergesidir.

Türkiye topraklarının neredeyse tamamı deprem kuşağında bulunmaktadır. Şimdiye kadar yaşanan depremler telafi edilmeyecek sonuçlar doğurmuş, on binlerce insanımız hayatını kaybetmiş, milyarlarca dolar ekonomik kayba neden olmuştur. Özellikle 1999 depremlerinden sonra başlayan süreç içinde, ülkemizin ve insanımızın deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı ne kadar hazırlıksız olduğu dile getirilmiş, alınacak önlemler, mevzuat ve uygulama değişikliklerinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Depreme karşı alınacak önlemlerin yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluk sınırlarını aştığı, konunun bir ülke sorunu olduğu, bu çerçevede merkezi yönetimin tercihinin önem kazandığı ifade edilmiştir. Ancak ne yazık ki, 1999 depremlerinden sonra kayda değer adımlar atılmamış, yüzeysel değişikliklerle yetinilmiştir. Yapılanlar ihtiyacı karşılamaktan, halkın can ve mal güvenliğini tesis etmekten, insanımızın geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktan uzaktır. İnsanımız, adeta kaderine razı bir halde bırakılmıştır.

Özellikle Marmara Bölgesi için acil önlem alınması gerektiğini ısrarla söyleyen üniversitelerin, bilim insanlarının, meslek odalarının görüşleri ve önerileri yok sayılmış, yapı denetim sistemi başta olmak üzere, mevzuat değişiklikleri hep bir başka bahara ertelenmiştir.

Partilerin seçim bildirileri, kamuoyu açısından, ‘başka baharın‘ ilk habercisi sayılmaktadır. Sandıktan çıkacak iktidar programı, seçim bildirisi üzerinde şekillenecektir. Ne yazık ki pek çok vaadin tutulmayacağı, unutturulacağı şimdiden bellidir. Çünkü vaatlerin nasıl hayata geçirileceği ve bütçe karşılıkları için ikna edici açıklamalara gerek dahi duyulmamaktadır..

Türkiye‘nin en büyük sorunlarından birisi depremdir. Bütçe hazırlanması dahil tüm ekonomik tasarruflar ve toplumsal hayatın deprem ve depreme karşı alınacak önlemlere göre düzenlenmesi gerekirken, bu önlemli konunun ‘vaat yağmurunun bir damlası‘ gibi algılanması ne insan hayatının kutsallığı ile ne de devlet ciddiyetiyle bağdaşmaktadır.