KAMU İHALE KANUNU TASARISI HAKKINDA TMMOB GÖRÜŞÜ
Kamu İhale Kanunu Tasarısı kamu ihalelerinin yabancı firmalara açılması yönüyle ön plana çıkmıştır. Daha önceki yasal düzenlemede istisna olan kamu ihalelerine yabancı firmaların katılması, bu Tasarı ile genel bir düzenleme haline getirilmiştir. Esasen, örneğin AB'nin de konuyu bu kadar yakından izlemesi hatta müdahil olmasının, IMF'nin bu yasayı verilecek krediler için koşul olarak belirtmesinin nedeni de budur. Ülkemizin kamusal kaynaklarına yeni bir kanaldan daha el atılmak istenmektedir. Kamu İhale Kanunu Tasarısının, siyasi iktidarın bir kez daha küreselleşme politikalarına boyun eğmesinin bir yansıması olmaması için, TBMM'nin gerekli değişiklikleri yapacağına inanmak istiyoruz.
Kamu İhale Kanunu Tasarısı TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonundan önemli bir değişiklik olmadan geçti.
Kamu İhale Kanunu Tasarısı kamu ihalelerinin yabancı firmalara açılması yönüyle ön plana çıkmıştır. Daha önceki yasal düzenlemede istisna olan kamu ihalelerine yabancı firmaların katılması, bu Tasarı ile genel bir düzenleme haline getirilmiştir. Esasen, örneğin AB‘nin de konuyu bu kadar yakından izlemesi hatta müdahil olmasının, IMF‘nin bu yasayı verilecek krediler için koşul olarak belirtmesinin nedeni de budur. Ülkemizin kamusal kaynaklarına yeni bir kanaldan daha el atılmak istenmektedir.
Kamu alımları, bütün ülkelerde kalkınma planlarının ve kalkınma stratejilerinin bir aracı olarak değerlendirilmekte, ülkelerin bilim ve teknoloji yeteneğinin ve sanayinin rekabet gücünün yükseltilmesi için bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu durumun haklılığı uluslararası belge ve standartlarda da kabul edilmektedir.
Kamu ihalelerinin ülkemizin bugünkü gelişme düzeyinde yabancı firmalara açılması, ülkemizden özellikle de gelişmiş ülkelere yeni bir kaynak transferi anlamına gelecektir. Finansmanı uluslararası kuruluşlardan alınan kredilerle sağlanan projeler yabancı firmalara da açıktır; ülkemizde üretilmeyen mal ve hizmetler zaten bir şekilde gelişmiş ülkelerden sağlanmaktadır. Bu durumda, şu ana kadar gerçekleştirilmesinde hiçbir sorunla karşılaşılmayan kamu alımlarının yabancı firmalara açılmasının ülkemize ve halkımıza bir şey kazandırmayacağı açıktır.
Yabancı şirketler, teknoloji geliştirme, tasarım, üretim ve pazarlama etkinliklerinde, ülkemizde henüz işlerliği bulunmayan çok sayıda kamusal destek araçlarından ve özel koşullu kredilerden yararlanmaktadırlar. Bu nedenle, yerli firmalarla yabancı firmalar arasında eşitlik bulunmamaktadır. Rekabeti ve eşit muameleyi temel ilke olarak kabul ettiği iddia edilen bir Tasarıda, eşit olamayanlara eşit muamele öngören bu hükmün yer almış olması, bizzat bu temel ilkelere aykırıdır.
Tasarının bu yöndeki düzenlemeleri gerek Ulusal Programda, gerekse Güçlü Ekonomiye Geçiş Programında öngörülen düzenlemelerin de ötesindedir. Bu belgelerin ihale kanunu ile ilgili bölümlerinde "İhale Kanununun uluslararası standartlara uyum sağlanmasının amaçlanmakta" olduğu belirtilmektedir.
Uluslararası belgelerde, özellikle de Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonunun (UNCITRAL) önerdiği Kamu Alımları Yasa Örneğinde, kamu alımlarıyla ilgili düzenlemelerde ülkelerin kalkınma ve ekonomik durumlarına bağlı olarak sınırlamalar getirilebileceği açıkça öngörülmektedir. Bu sınırlamalar Ekteki belgede ayrıntılı olarak verilmiştir. Ayrıca, Dünya Ticaret Örgütünün ilgili belgeleri de, gelişmekte olan ülkelerin bu alanda koruma yapabileceğini belirtmektedir.
Bu çerçevede, "karşılıklılık ilkesine" uyulması kaydıyla ve örneğin, bir ulusal araştırma, geliştirme ve tasarım faaliyetine konu olan mal, hizmet ve yapım işleri, ülkemizin bilim ve teknoloji yeteneğinin yükseltilmesi için geliştirilecek stratejik sektörlerdeki işler, mühendislik-mimarlık-şehir plancılığı vb. hizmetler ve ilgili danışmanlık işleri, yabancı işgücünün istihdamını öngören hizmetler, yerli katkı oranı %50‘nin üzerinde olan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri ve anahtar teslimi işleri ile ilgili ihalelerin yabancı firmalara açılmasının engellenmesi beklenirdi.
Oysa Tasarı yabancı firmaların kamu ihalelerine katılmalarını sadece "eşik değerlerle" sınırlandırmıştır. Kamu alımlarını yabancı firmalara açan ülkelerin gelişmişlik düzeyleri de, kişi başına milli gelirleri de ülkemizle kıyaslanmayacak kadar yüksektir.
Kamu ihalelerinin yabancı firmalara açılmasıyla ilgili olarak Tasarıda "karşılıklılık ilkesi" temel bir ilke olarak yer almamasını anlamak mümkün olmadığı gibi, bu konuda Komisyonda verilen önergenin de kabul edilmemiş olması da düşündürücüdür. Bu ilkenin korunduğuna ilişkin görüşün bir geçerliliği olmadığı kanısındayız. Şöyle ki: Kamu İhale Kuruluna Tasarıda verilen bir görevle, haksız nedenlerle yabancı ülkelerde engellerle karşılaşılması durumunda Bakanlar Kuruluna öneride bulunabileceği belirtilmektedir. "Haksız nedenlerle" tanımı esnektir. Örneğin, mühendislik-mimarlık alanlarında, mühendislik-mimarlık belgelerinin tanınırlığı "haklı" bir neden mi sayılacaktır? Kurula, karşılıklılık ilkesi uyarınca, incelemelerini önceden yapması, bu ilkenin uygulanabileceği ülkeleri ve sektörleri belirlemesi ve bunları tereddüde yer bırakmayacak şekilde ilan etmesi görevi verilmeliydi. Ayrıca, bu ilkenin hayata geçirilmesini de izlemelidir. Kurul bu konuda tam yetkiyle davranabilmeli, karşılıklılık ilkesinin hayata geçirilmesinde ortaya çıkabilecek sorunlar konusunda da sorumluluk taşımalıdır.
Dünya Ticaret Örgütünün web sitesinden alınmış olan eşik değerler listesini de ekte sunuyoruz. Bu listede 25 kadar ülke yer almaktadır ve bunların hepsinin kişi başına milli geliri Türkiye‘nin kişi başına milli gelirinden kat be kat fazladır. Ülkemiz ise, henüz sanayileşme açısından da gelişmiş ülkeleri yakalama çabasıyla karşı karşıyadır. Kamu kaynaklarının, bütünüyle kalkınma planlarına ve stratejilerine hizmet etmesi kaçınılmaz bir görevdir.
Ekteki listede yer alan eşik değerler incelendiğinde, mal, hizmet ve yapım işleriyle ilgili eşik değerlerinin üç ayrı kategoride sınıflandırıldığı görülmektedir. Bunların arasında en düşük değerler merkezi hükümetin ihaleleri ile ilgilidir ve listede yer alan ülkelerin hepsinde bu kategorideki mal ve hizmetlerle ilgili eşik değerler 130.000 SDR, yani 178,100 ABD Dolarıdır. Bu tutar, 1 ABD Dolarının 1.5 milyon TL‘den hesaplanması durumunda 267 milyar TL‘dir. Merkezi hükümetin yapım işlerinde en düşük değer 4.5 milyon SDR (6.165.000 ABD doları, 9,3 trilyon TL) en yüksek değer ise 8,5 milyon SDR (11.645.000 ABD doları, 17.5 trilyon TL) olarak belirtilmiştir. Bu tutar ise Tasarıda bütün kategorilerde 7.4 trilyon olarak belirtilmiştir. Yapım işlerinde bütün kategoriler söz konusu olduğunda, üst limit 15.000.000 SDR (20.550.000 ABD doları, 30.8 trilyon TL) olmaktadır.
Komisyonda yapılan değişiklikle Tasarıdaki eşik değerler, bu tablodaki asgari değerler düzeyine çıkarılmıştır. Oysa en azından yapılması gereken, eşik değerlerin tabloda yer alan ülkelerle ülkemiz arasındaki gelişmişlik düzeyleri arasındaki fark göz önünde tutularak artırılması olmalıydı.
Mühendislik ve mimarlık ve danışmanlık hizmetlerine gelince. Listede görüleceği gibi, Japonya mimarlık hizmetlerini yapım eşik değerinin % 10‘u olarak, yani merkezi hükümet için 450.000 SDR (616.500 ABD doları, 925 milyar TL), diğerleri için ise 1.500.000 SDR (2.055.000 ABD doları, 3.8 trilyon TL) olarak belirlemiştir.
Tasarıya göre ise, bu maddede yapım işleri için öngörülen 7 trilyon 400 milyar TL, sınıflarına göre 17.000 m2 - 46.000 m2 büyüklüğündeki binalara tekabül etmektedir. Bu büyüklükteki binaların sadece tasarım hizmetleri bedeli, sınıflarına göre değişmek üzere 235 milyar - 410 milyar TL. arasında olmaktadır. Birçok yönetim yapısı, hastane hatta bazı okulların yapım işi öngörülen eşik değeri aşmakta, tasarım hizmetleri için öngörülen eşik değerler ise 7,4 trilyonluk bir binanın bile tasarım hizmet bedelinin neredeyse yarısı kadardır.
Bu bilgiler çerçevesinde, ülkemizin kalkınmasında eğitimli işgücünün, özellikle de mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin önemi ve bu alanlarda bilgi birikiminin sağlanmasının zorunluluğu nedeniyle, bu alandaki hizmetlerin eşik değerinin en de, diğer alanlarda olduğu gibi hesaplanması gerekmekteydi.
TMMOB Tasarının maddelerine ilişkin görüşlerini yazılı olarak hem Bakanlığa hem de Komisyon üyelerine dağıtmıştır. İlk gün de beş dakikalık bir süre içinde görüşlerini Komisyonda özetleme olanağını bulmuştur.
Bu görüşlerde yer alan diğer önemli hususlara ilişkin yetersizliklere de kısaca değinelim.
- Kanunun amacında, en azından "kamunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere" ve "kamu yararının sağlanması amacıyla" ibarelerinin bulunması gerekirdi. Aslında kamu alımlarının ve bu alımların bir evresini oluşturan ihalelerin esası, kamunun ya da toplumun doğrudan ya da dolaylı ihtiyaçlarının kamu kaynakları kullanılarak karşılanmasıdır. Yasa sadece ihale aşamasını kapsamaktadır. Bu nedenle, ek ibareler, ihtiyaçların belirlenmesinde ve ihalenin gerçekleştirilmesinde de "kamu yararının" temel bir ilke olarak göz önünde bulundurulmasını sağlamak amacıyla değerlendirilebilirdi.
Kuşkusuz, bu alandaki sorunların tek bir yasayla ortadan kaldırılması olanaklı değildir. Örneğin belirlenen ihtiyaçların gerçek anlamda ihtiyaç olup olmadığı tartışmalı olabilir; bu konu ancak demokratik bir denetimle çözümlenebilir. Bu Kanun Tasarısının, ihtiyaçların belirlenmesi ya da başka bir deyişle ihale konusunun saptanmasına ilişkin yetki ve sorumlulukları düzenleyemeyeceği düşünülürse, bu durumda hiç olmazsa bir ilkenin maddede yer almış olması yararlı olacaktı.
- Yine Temel İlkeler başlığı altında, "ihtiyaçların uygun şartlarla, zamanında ve kalkınma planları çerçevesinde ülkenin bilimsel ve teknolojik yeteneğinin yükseltilmesine katkıda bulunacak ve sanayileşmeyi özendirecek şekilde karşılanması" ilkesinin yer alması gerekirdi.
- Kuruma ve Kurumun karar organı durumundaki Kurula verilen görevlerin çoğu, şu anda idarenin görev ve yetkilerinden oluşmaktadır ve bu anlamda yeni bir Kurum ya da Kurul oluşturmanın gereği bulunmamaktadır. Tasarıda en önemli eksikliklerden birisi, Temel İlkeler başlıklı 5. maddede yar alan kamu oyu denetiminin hayata geçirilmesiyle ilgili düzenlemelerdir. Tasarıda yer alan Kurulun işlevleri de kamu oyu denetimi anlamına gelmemektedir. Tasarıda, mevcut yasal düzenlemede bulunmayan ve bir ihtiyaç olan kurul bir İnceleme ve Denetleme Kuruludur. Bu Kurulun, Sayıştay, Danıştay ve meslek örgütleri temsilcilerinin çoğunlukta olacağı bir yapıda olması gerekmektedir.
- Tasarı "saydamlığı ve kamu oyu denetimini" temel ilke olarak saymaktaysa da, bu ilkelerin hangi araçlarla hayata geçirileceği belirtilmediğinden, sadece söz olarak kalmaktadır. Şikayetlerle ilgili maddenin ise, inceleme talebinin sadece isteklilerle sınırlandırılmasını gündeme getirmiş olması kamu oyu denetimini sınırlandırmaktadır.
Özetle, Kamu İhale Kanunu Tasarısının, siyasi iktidarın bir kez daha küreselleşme politikalarına boyun eğmesinin bir yansıması olmaması için, TBMM‘nin gerekli değişiklikleri yapacağına inanmak istiyoruz.
Kaya Güvenç
TMMOB Yönetim KuruluBaşkanı


