KORAMAZ: AKP'NİN DEMOKRASİYİ ÇİĞNEMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

09.11.2022

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz 8 Kasım 2022 tarihinde Gazete Karınca'ya ülke gündemi ve iktidarın meslek odaları üzerindeki oyunları üzerine bir röportaj verdi.

Gazete Karınca'nın haberi şöyle: 

Orman alanlarının imara açılmasından, kamu kurumlarının özelleştirilmesine, kentsel rant projelerinden, genel sağlık yasasına kadar hemen her alandaki AKP icraatlarına itiraz eden TMMOB, bir kez daha iktidarın hedefinde. AKP’nin meslek örgütlerini kriminalize edebilmek için ‘güvenlik’ söylemini araçsallaştırdığını söyleyen TMMOB Başkanı Koramaz, “Emin olun, bu olmasaydı da toplumu kutuplaştıracak başka bir konu üzerinden, ihtiyaç duyulan bahane bir biçimde yaratılırdı” dedi.

2008’deki AKP İstişare Toplantısı’nda dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meslek odaları ile örgütlerini hedef alan sözleri, bugünden bakınca ‘itiraf’ gibi:

Danıştay’a dava açarlar, bilmem nereye dava açarlar. ‘Bunlar yapılmasın’ derler. Bir de belediyelerimiz bunlarla uğraşır. Yapılacak olan birçok şeyi şu anda yapamıyorsak inanın bu Odalar sebebiyle yapamıyoruz.

Meslek odası ve örgütlerini neden ‘tehdit’ olarak gördüklerini Erdoğan yıllar önce bu netlikte özetlerken, bugün bu kurumlar her yönden saldırı altında. Çünkü 24 meslek odasının çatı örgütü olan ve 700 bine yakın üyesi bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB), AKP’li yıllar boyunca kamu yararı gözeterek karşı çıktığı ‘iktidar uygulamaları’ ise hayli çeşitli ve kritik.

‘Emekten, barıştan, halktan yana’

‘Emekten, barıştan, halktan yana tutum almayı, kamuoyu oluşturmaya yönelik çalışmalar içinde tartışmasız yer almayı’ ilkeleri arasında sayan TMMOB, kamusal alandaki varlığını “Sanayileşme ve demokratikleşme alanlarında durum tespitleri yapar, politikalar ve çözüm önerileri üretir. Ülkenin demokratikleşmesi için çaba sarf eder” diyerek özetliyor.

Kamu Yönetimi Kanunu’ndan 2B orman alanlarının tasfiyesine, Tüpraş-Petkim-Erdemir-Telekom gibi kamu iktisadi teşekküllerinin özelleştirilmesinden Genel Sağlık Sigortası Yasası’na, kentsel rant projelerinden Kanal İstanbul’a kadar pek çok AKP uygulamasına itiraz eden TMMOB’a yönelik saldırlar da aslında sistematik.

‘TMMOB faaliyet alanları gereği AKP’nin doğal hedefi’

Meslek oda ve örgütlerinin kamusal alandaki karşılıklarını, varlıklarının anlamını konuştuğumuz TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, faaliyet alanları gereği AKP’nin doğal hedefi olduklarını söyledi:

Açtığımız davalarla, hazırladığımız raporlarla, yayınladığımız açıklamalarla bu yıkım ve yağma düzeninin karşısında durduk. Bu karşı duruşumuz bizleri AKP’nin doğal hedeflerinden biri haline getirdi. Başlangıçta sadece kürsü konuşmalarına yansıyan bu durum, 2007 yılından itibaren, yani Cumhurbaşkanlığı makamı da AKP’nin eline geçtiği dönemden itibaren sistematik bir saldırıya dönüştü. TMMOB, AKP’nin yapmak istedikleri önünde engel olduğu için hedef alınıyor. Yönetim Kurulu üyemiz Mücella Yapıcı ve Şehir Plancıları Odamız üyesi Tayfun Kahraman’ın Gezi davasından hukuksuz biçimde tutuklanması, yöneticilerimize açılan davalar bu saldırganlığın ne denli pervasızlaşabileceğinin göstergesidir.

‘AKP’nin sermayeye en büyük vaadi: Ticarileşme’ 

Koramaz, 2001 ekonomik krizinden sonra iktidara gelen AKP’nin sermaye çevrelerine en büyük vaadinin ticarileşme olduğunu hatırlattı:

 2001 krizinden sonra iktidara gelen AKP’nin sermaye çevrelerine ve emperyalist odaklara en büyük vaadi, 1980’li yıllardan itibaren uygulanmaya çalışılan neoliberal programa sadık kalma, özelleştirmeleri gerçekleştirme, sermayenin sınırsız dolaşımı önündeki engelleri kaldırma ve eğitim-sağlık-sosyal güvenlik alanlarını ticarileştirmekti. Bu yönetim anlayışı bizim savunduğumuz kamucu-toplumcu değerlerle, ülkenin çıkarlarıyla uzlaşmadığı için 2002 yılından itibaren AKP ile sürekli karşı karşıya geldik.

Araçsallaştırılan ‘güvenlik’ söylemi

AKP’nin TMMOB ve diğer meslek örgütlerini kriminalize edebilmek için  ‘güvenlik’ söylemini araçsallaştığını belirten Koramaz, “2018 yılında, Türk Tabipleri Birliği’nin “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı açıklaması gerekçe gösterilerek, Meslek örgütlerinin “gayrı millî” olduğunu dile getirildi ve isimlerimizdeki “Türk” ifadesinin çıkartılması istendi. Araya giren seçimler nedeniyle gerçekleştirilemeyen bu istek, daha sonra Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında yaptığı açıklama bahane edilerek gündeme getirildi. Şimdi de TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın bir mülakatı vesilesiyle bu konu yeniden gündeme getirildi” diyerek bugünkü tabloyu özetledi.

‘İhtiyaç duyulan bahane…’

“Emin olun, bu olmasaydı da toplumu kutuplaştıracak başka bir konu üzerinden, ihtiyaç duyulan bahane bir biçimde yaratılırdı. Çünkü Birliğimizin Anayasa’da tanımlanmış kamusal niteliği ve savunduğu toplumcu mücadele çizgisi AKP’nin huzurunu bozmaya devam ediyor” diyen Koramaz bu durumu ortadan kaldırmak için de odaların tabi olduğu yasayı değiştirmek istediklerini belirtti.

Üç temel değişiklik  

Henüz meclise sunulan ya da kamuoyuna yansıyan bir değişiklik taslağı bulunmadığını hatırlatan Koramaz,  geçtiğimiz yıllardaki taslaklarda yapılmak istenen değişikliklerin üç temel ayağa dayandığına dikkat çekti:

 İlki, seçim sistemimizin değiştirilerek yönetimlerin işlevsizleştirilmesi; ikincisi, Bakanlıların idari-mali denetimi aracılığıyla Birliğimiz üzerinde hiyerarşik vesayet kurulması; üçüncüsü de Odalarımızın en önemli faaliyet alanlarından birisi olan mesleki denetim faaliyetlerinin ortadan kaldırılarak oda çalışmalarının kısıtlanması.

Kamuoyuna çağrı 

Koramaz’ın AKP’nin meslek örgütleriyle sınırlı olmayan demokrasi ve hukuk düzenine yönelmiş saldırılarına karşı kamuoyuna çağrısı ise şöyle:

AKP’nin demokrasiyi, hukuku ve kamusal varlığımızı çiğnemesine izin vermeyeceğiz. Örgütlü yapılarımızı ve mücadele geleneğimizi savunmaya devam edeceğiz. Tüm demokratik kamuoyu olarak bu saldırılara karşı durabilirsek kurumlarımızı hedef alan bu saldırıları püskürtmemiz mümkün olacaktır. Tüm üyelerimizi ve halkımızı mücadelemize destek olmaya çağırıyoruz.