MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI ÖĞRENCİ ÜYE KURULTAYI

13.04.2007

Sevgili Öğrenci Arkadaşlarım,
Değerli Bilim İnsanları,
Ziraat Mühendisleri Odamızın Sayın Başkanı,
Sevgili Yönetici Arkadaşlarım,

Hepinizi, Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle belirtmeliyim ki, bu gün Odamız ve birliğimiz açısından çok önemli gördüğümüz Öğrenci etkinliğinde sizlerle birlikte olmanın onurunu yaşıyorum.

Sevgili Arkadaşlar,

Hepimiz biliyor ki; mühendislik, bilim ve teknolojiyi insanla buluşturan bir meslek. Bizim örgütümüz TMMOB; odağında, öznesinde insanın olduğu bir mesleğin uygulayıcılarının örgütü. İnsan odaklı olmasından dolayı, bizim mesleğimiz onurlu bir meslek ama bir o kadar da sorumlulukları olan bir meslek. Dolayısı ile bu mesleğin örgütünün, TMMOB nin de sorumlulukları ona göre fazlalaşıyor.

Biz, bir yandan insana ve insanlığa karşı işlenmiş suçlara karşı çıkıyoruz, öte yandan da insana ve insanlığa olan sorumluluklarımızı biliyoruz ve sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir yandan da üyelerimizi haklarının elde edilmesine, taleplerinin gerçekleşmesine yönelik çabalarda bulunuyoruz.

Öte yandan, sorunlarımızın, toplumun ve halkın sorunlarından ayrı tutulamayacağını da biliyoruz. Sıkıntılı, sancılı, sorunlu bir ülkede yaşıyor olmanın tüm sonuçları mühendis kimliğimizle birlikte, yurttaş kimliklerimiz dolayısı ile gene bizi buluyor. Bunun için yazdıklarımızın sonunda, kamuoyuna duyurularımızın sonunda mutlaka "kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz" diyoruz.

Peki TMMOB nasıl bir örgütlenme içerisinde ve bu örgütün ayırt edici özellikleri neler? Öncelikle TMMOB hakkında birkaç bilgiyi sizinle paylaşmak istedim:

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 7303 sayılı Yasa, 66 ve 85 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle değişik 6235 sayılı Yasayla 1954 yılında kurulmuştur.

6235 sayılı TMMOB Yasasının kabulünden sonra, 1. Genel Kurul 18-22 Ekim 1954 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu Genel Kurulda, TMMOB Tüzüğü kabul edilmiş ve Elektrik M.O., Gemi M.O., Harita ve Kadastro M.O., İnşaat M.O., Kimya M.O., Maden M.O., Makine M.O., Mimarlar O., Orman M.O., Ziraat M.O. larının kurulması kararlaştırılmıştır.

Bu Genel Kuruldan sonra:

Gemi Makinaları İşletme M.O. (1960), Şehir Plancıları O. (1968), Fizik M.O., Metalurji M.O., Meteoroloji M.O., Petrol M.O. (1970), Jeoloji M.O. (1974), İç Mimarlar O. (1976), Jeofizik M.O. (1986), Çevre M.O. Tekstil M.O. (1992), Peyzaj Mimarları O. (1994), Gıda M.O. (1996) kurulmuştur.

Kuruluşunda 10 Odası ve 8.000 üyesi bulunan TMMOB‘nin, 2006 da Oda sayısı 23‘e, üye sayısı ise 300.000‘e ulaşmıştır.

TMMOB Yasası‘nda Birliğin amaçları şöyle sıralanmıştır.

- Günün gerek ve koşullarına ve mevcut olanaklara göre, yasa ve tüzük hükümleri içinde kalmak üzere, mühendis ve mimarları meslek kollarına ayırmak, meslek ve çalışma konuları aynı ya da birbirine yakın bulunan mühendis ve mimarlık grubu için Odalar kurmak.

- Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak.

- Meslek ve çıkarları ile ilgili işlerde, resmi makamlar ve öteki kuruluşlar ile işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve önerilerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, bilimsel şartnameler, tip sözleşmeler ve bunlar gibi bütün bilimsel evrakı incelemek ve bunların değiştirilmesi, geliştirilmesi, ya da yeniden konulması yolunda önerilerde bulunmak.

TMMOB yasasında üyelik:

Madde 33 - Türkiye‘de mühendislik ve mimarlık meslekleri mensupları mesleklerinin icrasını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri ve meslekî tedrisat yapabilmeleri için ihtisasına uygun bir odaya kaydolmak ve azalık vasfını muhafaza etmek mecburiyetindedirler. (Ek fıkralar : K.H.K. 66 - 19.4.1983) Kamu Kurumu ve Kuruluşları ile iktisadî Devlet Teşekkülleri ve Kamu iktisadî Kuruluşlarında asli ve sürekli olarak çalışan mühendislik ve1 mimarlık meslekleri mensuplarının "meslek ve ihtisaslarıyla ilgili odaya girmeleri isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken, mesleki bakımdan, Odaya kayıtlı meslektaşlarının yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler. Bu konuda Türk, Silâhlı Kuvvetleri mensupları ile ilgili hükümler saklıdır.

TMMOB de Öğrenci Üyelik: TMMOB Öğrenci Kolu Yönetmeliği esaslarına göre yürütülmektedir.

TMMOB Öğrenci Kolu Yönetmeliği TMMOB Yönetim Kurulu‘nun 15 Şubat 1997 tarih ve 113 sayılı kararı ile yürürlüğe konulmuş ve TMMOB 36.Olağan Genel Kurulu‘nda kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. TMMOB 38. Olağan Genel Kurulu‘nda değişiklik yapılmıştır.

TMMOB Öğrenci Kolu Yönetmeliğinin amaçları:

a) Mühendislik-mimarlık eğitiminin ve öğrenciliğinin sorunlarını araştırıp, diğer ülkelerde uygulanan modellerden de yararlanarak öneriler geliştirmek, geliştirilen önerilerin gerçekleştirilmesi için girişimlerde bulunmak, bu konularda komisyonlar kurmak.

b) Mühendislik-mimarlık öğrencilerinin bilimsel çalışmalar yapabilmesi için uygun koşulların yaratılmasına katkı sağlamak.

c) Mühendislik-mimarlık alanındaki sorunları uygulanan politikaları ve sonuçlarını araştırmak, bunların çözümü sürecine katkı sağlamak.

ç) Mühendislik-mimarlık öğrencilerinin, doğrudan doğruya kendi sorunlarına ve ülke sorunlarına yönelik kamuoyu oluşturmasına çalışmak

d) Üniversitelerin sorunlarına yönelik politikalar oluşturmak. Üniversitelerin, çağdaş, demokratik, bilimsel kurumlar olmasına katkı sağlamak.

e) Mühendislik-mimarlık öğrencilerinin sosyal, kültürel, sanatsal gereksinmelerinin karşılanmasına katkı sağlamak. Bunların sosyal, kültürel, sanatsal ürünlerinin sunulmasına, yayılmasına çalışmak.

f) Mühendislik-mimarlık öğrencileri kolu çalışmalarına, mevcut tüm mühendislik-mimarlık fakültelerinin tüm öğrencilerinin en geniş katılımını sağlamak.

Bu kadar yaygın bir örgütlenmenin kendine ilkeler manzumesi yazması şüphesiz çok doğru olacaktır. Nitekim 2003 yılında gerçekleştirilen TMMOB Mühendislik Mimarlık Kurultayında TMMOB‘nin Temel İlkeleri kabul edilmiştir.

TMMOB‘nin Temel İlkeleri‘nde şunlar yazılı:

TMMOB ve bağlı Odaları; Mesleki demokratik kitle örgütüdür. Demokrat ve yurtsever karakterdedir. Emekten ve halktan yanadır. Anti-emperyalisttir, Yeni Dünya Düzeni teorilerinin, ırkçılığın ve gericiliğin karşısındadır. Siyasetin dar anlamını aşar, yaşamın her olayını siyasetle ilişkili görür. Barıştan yanadır. İnsan hakları ihlallerine karşıdır, insanlık onurunun korunmasından yanadır. Örgütsel bağımsızlığını her koşulda korur, gücünü sadece üyesinden ve bilimsel çalışmalardan alır. Meslek ve meslektaş sorunlarının, ülkenin ve halkın sorunlarından ayrılamayacağını kabul eder. Politikanın oluşturulmasında ve uygulanmasında demokratik merkeziyetçi yöntemleri uygular. Karar alma süreçlerinde demokratik ve katılımcıdır. Bağlı Odaları ile birlikte mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek alanlarını düzenler, üyesinin ve halkın çıkarlarını korur. Sanayileşme ve demokratikleşme alanlarında durum tespitleri yapar, politikalar ve çözüm önerileri üretir. Ülkenin demokratikleşmesi için çaba sarf eder. Kamuoyu oluşturmaya yönelik çalışmalar içinde tartışmasız yer alır. Demokratik Kitle Örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile ilkeli ve demokratik işbirliği içerisindedir.

TMMOB, mesleki, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ülkemizdeki mühendisleri ve mimarları temsil etmek, onların hak ve çıkarlarını halkımızın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmek, mesleki, sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlamak ve mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarının zeminini yaratmak; bu amaçla mesleki alanlarıyla ilgili gelişmelerin ve politikaların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel boyutlarını derinlemesine kavramak, yorumlamak ve toplumu bilgilendirmek; bu politikaların toplum yararına düzenlenmesi için öneriler geliştirmek ve bunların yaşama geçirilmesi için mücadele etmek ve bunların gereği olarak en genel anlamda bağımsız ve demokratik bir Türkiye‘nin yaratılması yönündeki çalışmalarını bütünsel bir anlayışla ve etkinleştirerek sürdürmek kararlılığındadır.

TMMOB bu çalışmalarını bilimin ve tekniğin ışığında, bilim insanlarının yol göstericiliğinde ve 50 yılı aşkın geçmişinin birikimi ile yürütmeye kararlıdır.

Peki, "TMMOB"nin bizimle ilişkisi nasıldır?" diye sorarsanız, Onu Yevtuşenko sözleri ile tanımlayalım. Şöyle demiş:

Gençlere yalan söylemek yanlıştır, yalanların doğru olduğunu göstermek yanlıştır, yeryüzünde işlerin yolunda gittiğini söylemek yanlıştır. Gençler, ne demek istediğiniz anlar. Gençler halktır. Onlara, güçlüklerin sayısız olduğunu söyleyin. Yalnız gelecek günleri değil; bırakın, yaşadıkları günleri de açıkça görsünler. "Engeller vardır" deyin, "Kötülükler vardır" deyin. Varsa var ne yapalım: Mutluluğun değerini bilmeyenler mutlu olmazlar ki. Çocuklar; rastladığınız kötülükleri bağışlamayın, tekrarlanırlar sonra, çoğalırlar.

Evet, sevgili arkadaşlar: Bu örgüt size asla yalan söylemeyecektir.

TMMOB ve Maden Mühendisleri Odası örgütlülüğüne hoş geldiniz.

Değerli arkadaşlar,

Bir kısım çevreler mühendislik lisans programının, herhangi bir mühendislik disiplinin tüm alanlarında sınırsız bir yetkiyle hizmet sunmak için yeterli olması gerektiğini savunmaktadırlar. Üniversite eğitiminin düzeyi yükselirse üniversite dışı pratik ve teorik eğitime gerek kalmayacağını söylemekte, dolayısıyla TMMOB ve bağlı odalarında yürütülen eğitim ve belgelendirme çalışmalarını sistemin açıklarını kapatmanın bir parçası olarak göstermektedirler.

Bize göre ise lisans eğitiminin kalitesinin yükseltilmesi, mühendislik eğitimi veren bölüm ve fakültelerde eğitim kalitesi ve alt yapı olanakları arasındaki dengesizliğin giderilmesi açısından hayati derecede önemlidir. Ancak tek başına yeterli değildir.

Çünkü günümüzde bilim ve teknolojinin eriştiği düzeyde, dünya üzerindeki bilgi her üç yılda ikiye katlanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre mezuniyet bilgisinin %5’i her yıl eski ve geçersiz hale gelmektedir. Yine yapılan araştırmalar mühendislik bilgisinin yarı ömrünün de, farklı mühendislik dallarına göre 2,5 ila 7,5 yıl arasında değiştiğini göstermektedir. Bu nedenle, günümüzde mühendislik lisans eğitimi, “ meslek yaşamı boyunca sürecek meslek içi eğitime olanak sağlayacak temel bilimsel eğitim olarak” tanımlanmakta ve akademik programlar bu tanım çerçevesinde şekillendirilmektedir. Lisans eğitiminde mühendise kendini geliştirip, özgürce tasarlayabileceği yeni şeyler öğrenebileceği temel bilgiler verilmektedir.

Daha sonra ise ilgililer çalışacakları alana göre, uygulamaya yönelik teorik ve pratik ek eğitime tabi tutulmakta, yeterlilikleri ve mesleki gelişimleri belgelenmekte, izlenmekte ve denetlenmektedir. Bu hizmetler tüm gelişmiş ülkelerde Meslek Odaları kanalı ile yürütülmektedir. Çünkü toplumsal bir hizmet sunan mühendislerin bilgi ve deneyim eksikliğinden kaynaklı, hatalı tasarım ve uygulamalarının acı sonuçları, depremlerde, iş kazalarında, yangınlarda gördüğümüz gibi doğrudan topluma ve doğal çevreye yansımaktadır.

Yine kimi çevreler uzmanlık ve belgelendirme çalışmalarının emperyalist ülkelerin, AB ve GATS anlaşmalarının bir dayatması olduğunu iddia etmektedirler. Doğru olan ise bu söylemin tamamen tersidir. Emperyalizm her şeyi ihraç eder, ancak bilgiyi ihraç etmez. Çünkü emperyalist sömürünün devamlılığı, sömürge ülkelerin teknolojik düzeyinin düşüklüğü ile bire bir orantılıdır.

GATS anlaşması ile mühendislik hizmetleri serbest dolaşıma açılmıştır. Ancak hizmetin serbest dolaşımı için hizmeti sunan kişi, hizmet sunduğu ülkede aranan yeterlilik koşullarına haiz olmak zorundadır. Kendi yeterlilik sistemlerini 1900’lü yılların hemen başında oluşturan emperyalist ülkeler en az bu söylemin sahipleri kadar Odalarımızın ve TMMOB’nin uygulamalarından rahatsız olmaktadırlar. Ülkelerinde çalışacak olan ülkemiz mühendislerini 5-6 yıla varan staja ve seviye ölçüm sınavlarına tabi tutarken, kendi mühendislerinin hiçbir engelle karşılaşmadan ülkemizde sınırsız bir yetkiyle hizmet sunmasını istemektedirler.

Mesleki düzenlemelerimizi ivedilikle oluşturup uygulamaya sokmazsak ve gereken önlemleri almazsak mühendislik hizmetleri emperyalist ülkelerden ülkemize tek yanlı olarak akmaya devam edecektir.

Bu nedenledir ki bırakınız TMMOB’nin yetkilerini genişletmeyi, isterik bir şekilde, TMMOB yasası ile Mühendislik ve Mimarlık Hakkındaki Kanun’un yabancı mühendislerle ilgili maddelerini kaldırmak istiyorlar.

Çünkü TMMOB yasasına göre şu anda yabancı mühendislerin ülkemizde çalışabilmesi için Çalışma Bakanlığı’nın TMMOB’den görüş istemesi zorunludur. Yine Mühendislik ve Mimarlık Hakkındaki Kanun’da değişiklik yaparak kendi ülkelerinin meslek kuruluşlarına üye ise yabancı mühendislerden denklik belgesinin kaldırılmasını istiyorlar.

Yine aynı çevreler, bu uygulamaların ayrıcalıklı bir seçkin mühendis zümresi oluşturacağını, yeni mezun mühendislerin ya da mühendislik öğrencilerinin kazanılmış haklarını ortadan kaldıracağını, meslek uygulama alanlarını daraltacağını iddia etmektedirler.

TMMOB Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği 14 Aralık 2004 tarihli ve 25670 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Eğer elit bir sınıf yaratılıyor ise bu sınıf yönetmeliklerimizin kapsadığı alanlarda hizmet sunan tüm Oda üyeleridir.

Diğer tüm çalışma konularımızda olduğu gibi TMMOB ve bağlı Odalarımızın belgelendirme faaliyetleri de yurtsever, anti emperyalist, bağımsızlıkçı, toplumcu çalışma anlayışımızın bir ürünüdür. Üreten, sanayileşen, demokratikleşen, hakça bölüşen bir Türkiye için mühendislik bilgi birikiminin artırılmasıdır. Meslek uygulama alanlarımızın toplumcu bir anlayışla düzenlenmesi, mesleğin uygulanmasına yönelik gerekli iyileştirmelerin yapılması ve bu alanda yurt dışı sömürüye karşı çıkılmasıdır.

Sevgili arkadaşlar,

Ülkemizde demokrasiden, eşitlikten, barıştan, emekten yana olan kesimlere yönelik saldırılar linççi, kundakçı yöntemlerle sürmektedir. Bu olaylar, Türkiye’de siyasal, sosyal ortamın nasıl zehirlendiğinin bir işaretidir.

Türkiye linççi ve kendisi gibi düşünmeyen, herkesi yok etmeyi meşru gören anlayışlarla gericiliğin, şovenizmin ve faşizan düşüncelerin egemen kılınmaya çalışıldığı bir süreçten geçmektedir. Ancak geleceğimizi karartmak isteyen, Türkiye’yi gericiliğin, faşizmin, tek tipliliğin ve korkunun hakim olduğu bir ülke haline getirmek isteyenlere izin vermeyeceğimiz bilinmelidir. Karanlık güçlere karşı halkların kardeşliği, emek, barış demokrasi güçlerinin eşitlikçi, özgürlükçü ve bağımsızlıkçı karşı duruşu, Türkiye’nin geleceğinin güvencesi olacaktır.