MMO ÖĞRENCİ KURULTAYI/11 Mart 2017/ANKARA

11.03.2017

Makina Mühendisleri Odasının değerli başkan ve yöneticileri,

Sevgili öğrenci üyelerimiz,

Değerli basın mensupları,

Hepinizi TMMOB Yönetim Kurulu ve şahsım adına sevgi ve dostlukla selamlıyorum.

Geçtiğimiz 20 yılda 8 defa düzenlediğimiz Öğrenci Üye Kurultayı’nın, bu yıl 9.’sunda sizlerle beraber olmaktan ve hep birlikte “Gelecek Bizim” demekten onur duyuyorum.

Sevgili öğrenciler,  ülkemizin dört bir yanındaki üniversitelerden Ankara’ya geldiniz.

TMMOB’nin toplumcu, yurtsever çizgisinin oluşmasında ve bugünlere taşınmasında büyük bir emek ve özverisi olan Teoman Öztürk’ün adını verdiğimiz Öğrenci evimizin konferans salonunda bir aradayız.   

Bize ümit getirdiniz, bize coşku getirdiniz. Birlikte kazanacağımız güzel günlere duyduğum umut ve inançla,  hepinize hoş geldiniz diyorum.

Sevgili arkadaşlar,

Öğrenci üyelik çalışması TMMOB’a bağlı Odalar içerisinde ilk olarak 1996 yılında Odamızda başlatıldı ve ardından diğer Odalarımızda da uygulamaya geçildi.

Bu çalışmalarda, gerek Oda yöneticileri, gerek Oda teknik görevlileri gerekse de aranızda kuracağınız ilişkiler, gelecekte hem mesleğinizi icra ederken hem de Odalarımızda ve şubelerimizde çeşitli görevlerinizi sürdürürken, olumlu yanlarıyla, dayanışmayla ve sevgiyle karşınıza çıkacak.

Sizler yalnızca mesleğimizin değil Odamızın da TMMOB’nin de geleceğisiniz.

Sizler odamızın, mesleğimizin ve ülkemiz geleceğinin aydınlık yüzlerisiniz.

Bu Oda sizin, bu nedenle bu kurultayda gelecekte üyesi ve yöneticisi olacağınız Odamızı ve TMMOB’yi de sorgulamanızı varsa eksik ve yanlışlarımızı da dile getirmenizi istiyoruz.

Emin olunuz ki, bu platformda, bu bağımsız ve özgür kürsüde dile getireceğiniz her düşünce geçmiş kurultaylarda olduğu gibi Odamızın ve Birliğimizin yarınlarına ışık tutacak, örgütümüzün geleceğine yön verecektir.

20 yılı aşan geçmişi bulunan öğrenci üye komisyonu çalışmalarında görev alan arkadaşlarımız, bugün TMMOB’nin birçok biriminde örgüt yöneticisi düzeyinde görev yapıyor.

Konuşmamın başında,  geleceğin oda kadrolarının yetişmesini sağlayan bu çalışmalar için, burada harcanan emek için Oda Başkanımız Ali Ekber Çakar’ın şahsında, 1996 yılından beri öğrenci üye çalışmalarımıza yön veren, önceki dönem TMMOB Başkanımız Mehmet Soğancı ve Öğrenci komisyonlarımızdan sorumlu yönetim Kurulu üyemiz Elif Öztürk başta olmak üzere bu çalışmalarda emekleri bulunan bütün arkadaşlarımıza; bu etkinliğin düzenleme, yürütme kurullarına; etkinlik sekreterleri Evren Sağ ve Cem Şavur’a ve hepinize teşekkür ediyorum.

Öğrenci Üye Kurultayını, gelecekte birlikte üreteceğimiz, birlikte yöneteceğimiz bir oda hayatı, birlikte kuracağımız özgür ve aydınlık bir ülke umuduyla, bir kere daha sevgi ile selamlıyorum.

Sevgili Arkadaşlar,  

Kurultayın üst başlığı Eğitim ve Örgütlenme olarak belirlenmiş.

Oda Sekreterimiz, bu iki temel konu hakkındaki TMMOB görüşlerini, yürütülen çalışmaları, sorunlara yaklaşımda temel aldığımız ilkeleri oldukça kapsamlı bir şekilde sizlerle paylaştı.

Daha iyi bir gelecek için, laik ve bilimsel eğitim için, eşit ve özgür bir yaşam için ve hepsinin ilerisinde demokratik ve bağımsız bir Türkiye için örgütlenmek ve bu uğurda birlikte mücadele etmek bizlerin, Odalarımızın ve Birliğimizin en önemli gayesidir. 

Bildiğiniz üzere ülkemiz oldukça çetin bir dönemden geçiyor. 15 yıllık AKP iktidarının getirdiği gerici dalga ve 15 Temmuz’dan sonra yaşadığımız OHAL ve OHAL Kararnameleri dönemiyle her zamankinden daha derin bir karanlık içine çekildik.

Bugün sizlerin eğitiminize, okullarınıza odaklandığınız, bir an önce üniversitelerinizden mezun olup meslek hayatına atılmak için çabaladığınız zamanlarda, birçok sorun ve sıkıntı ile baş etmek durumunda olduğunuzu biliyorum.

Ülkemizde yaşananların, uygulanan gerici politikalar en az bizler kadar sizlerin de canını sıkıyor. Toplumsal kutuplaşmadan, ayrışmadan, maruz kaldığımız şiddet ve baskıdan sizler de yoruldunuz.

Üniversitelerinizin önce özerkliği ve kamusallığı, ardından da bütün kimliği, bilimselliği elinden alındı. Ülkemizin yüz akı akademisyenler sorgusuz, sualsiz ve hukuksuz bir şekilde görevlerinden ihraç ediliyor. Siz buralarda eğitim görmeye mecbur bırakılıyorsunuz.

Gündelik yaşantılarınız baskı altına alınmış durumda, sosyal medya paylaşımlarınız, laiklik isteğiniz suç sayılabiliyor.

Temel hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığı, cezaevlerinin muhaliflerle tıka basa doldurulduğu, milletvekillerinin, parti başkanlarının tutuklandığı, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyımlar atandığı basın yayının hükümet propagandası dışında aykırı tüm seslere kapatıldığı, ülke tarihimizin en kanlı, en karanlık ve en belirsiz günlerinden geçiyoruz.

Adeta bir Ortadoğu ülkesi gibi her yeni güne acıyla yeni bir acıyla uyanır olduk. Can güvenliği endişesi ekonomik istikrarsızlığın, yoksulluğun işsizliğin önüne geçti. Sokaklarımız boşaldı. Gelecek güzel günlere olan inancımız azaldı.

OHAL ve OHAL Kararnameleri ile yüz binlerce insan işlerinden ihraç edildi, on binlerce insan açığa alındı veya görevinden uzaklaştırıldı. İhraç edilen kamu çalışanlarının 2500 kadarı mühendis, mimar veya şehir plancısı…

İşte bizleri böylesi bir ortamda ülkeyi bir Referandum sürecine zorla soktular.

Anayasa değişikliği tasarısının hazırlık aşamasında emek ve meslek örgütleri, sendikalar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, siyasi partiler gibi kurum ve kuruluşlardan görüş alınmadı ve toplumun büyük bir kesimi dışlandı.

Şunu herkes bilsin ki, bu anayasa değişikliği ile AKP’nin 15 yıldır adım adım inşa ettiği, gerici, baskıcı, cumhuriyet ve laiklik düşmanı, insanı, doğayı ve toplumsal gereksinimleri dışlayan piyasacı rejimine yasal statü kazandırılmaya çalışılmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde, OHAL koşullarının sunduğu olağandışı yetkilerden yararlanan siyasal iktidar, yeni bir KHK ile TÜRKSAT, PTT, TELEKOM, BOTAŞ, TPAO, ETİ Maden, ÇAYKUR, Borsa İstanbul, THY, Ziraat Bankası ve Halk Bankası gibi ülkemizin 11 büyük kamu kurum ve kuruluşunun hisseleri ile Antalya, Aydın, İstanbul, İzmir, Muğla ve Isparta başta olmak üzere birçok ildeki devlet arazilerini Varlık Fonu’na aktardı. Yani daha başkanlık sistemi gelmeden icraata başladılar.

 

 

Sevgili Arkadaşlar,

16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak olan Anayasa değişikliğinde toplumun ve ülkenin temel ihtiyaçları ve sorunlarına yönelik hiçbir öneri, hiçbir çözüm bulunmamaktadır.

Aksine parlamenter temsili demokrasi, Meclisin içinden çıkan ve Meclis denetimine tabi Hükümet sistemi, Bakanlar Kurulu, yargı bağımsızlığı, yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin ayrılığı ortadan kaldırmaktadır.

Bu değişiklikle, iktidar sözcülerinin ifadesi ile “Hükümet sistemi meclisten kovulmaktadır”. Meclisin yasama ve denetim yetkisi elinden alınmaktadır. Yürütme yetkisi, tek başına Cumhurbaşkanında toplanmakta, denetimsiz ve sınırsız yetkilerle donatılmaktadır. Cumhurbaşkanının yargılanması neredeyse imkânsız hale getirilmektedir.

Partili Cumhurbaşkanlığını öngören bu rejim/sistem değişikliği, tek kişi diktasını getirecek, cumhurbaşkanı tarafından belirlenen kişiler milletvekili, bakan, Cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktır.

Cumhurbaşkanına Meclisi feshetme, bütçe hazırlama, kararname çıkarma, HSK ve AYM üyelerini, büyükelçileri, üst düzey kamu yöneticilerini atama, milli güvenlik politikalarını belirleme, TSK’yı kullanma ve daha birçok yetki verilmektedir.

Görüldüğü üzere, yapılmak istenen değişiklik, iktidarın iktidarını daha sert bir şekilde koruyabilmesi, ömrünü uzatabilmesi içindir.

Ülkemiz anayasa değişikliği kabulü halinde hukuk devleti olmaktan çıkacak dikta rejimi olarak anılacaktır.

Yapılmak istenen değişiklik, ülke yönetimini tek bir kişiye bırakmaktadır.

Yapılmak istenen değişiklik, sömürü, rant düzeninin otoriter tarzda sürmesi içindir.

Yapılmak istenen değişiklik, yolsuzlukların dokunulmazlık sağlayarak sürmesi içindir.

Yapılmak istenen değişiklik, nesillerin alın terinin ürünü olan kamu kaynak ve varlıklarının talanı içindir.

Yapılmak istenen değişiklik, Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan anayasal kazanımları, anayasal gelenekler ve birikimi ayaklar altına almaktadır.

Yapılmak istenen kişi anayasasıdır.

Yapılmak istenen, daimi olağanüstü hal rejimidir.

Yapılmak istenen, bir dikta düzeninin kuruluşudur.

Bu değişiklikte bir istibdat rejimi var.

Açık ki, bu değişiklikte biz yokuz, hiç birimiz yok. Yalnızca nasıl yönetileceğimiz var.

Bu değişiklikte Cumhurbaşkanı/Devlet Başkanı/Parti Başkanı var, HALK YOK.

Bu değişiklikte halkın dertleri, sorunları, istekleri, dermanları yok.

Bu değişiklikte emekliye, emekçiye, işçiye destek yok. İşsize iş yok.

Bu değişiklikte halkın günlük yaşamında sağlayacağı hiçbir fayda yok.

Bu değişiklikte demokrasi yok.

Bu değişiklikte memleket yok.

Bu nedenlerle, biz mühendis, mimar ve şehir plancıları HAYIR oyu kullanacağız!

Eşit, özgür, demokratik, laik, barış, huzur, refah içinde bir Türkiye için HAYIR oyu kullanacağız!

Oylarımızı mutlaka kullanacak, sandıklara sahip çıkacağız!

Siz öğrenci üyelerimizi de bu değişikliğe “Hayır” demeye, reddetmeye, ülkemizin sahipsiz olmadığını göstermeye, demokrasiyi kazanmaya, Cumhuriyet, demokrasi, laiklik mücadelesini sahiplenmeye davet ediyoruz!

Sevgili Arkadaşlarım;

Ülkemizin karanlığa gidişini; örgütlenerek, direnerek, mücadele ederek durduracağız!

21. yüzyılda Nazi Diktatörlüğü yaşadığımız bu günlerde, gelecek özgür ve güzel günlere olan inancımla, sözlerimi Nazım’ın dizeleriyle bitirmeden sizleri; sevgi, umut ve gelecek güzel günlere olan inancımla selamlıyor, hepinizin gözlerinden öpüyorum…

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. 
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. 
Safları sıklaştırın çocuklar, 
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.  

Emin Koramaz
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı