ODALARDAN 1 MAYIS AÇIKLAMALARI
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası,Jeofizik Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası 29 Nisan 2011 tarihinde 1 Mayıs üzerine birer basın açıklaması yaptı.
HKMO: YAŞASIN 1 MAYIS YAŞASIN ÖZGÜRLÜK
"her 1 Mayıs‘ta yepyeni bir güneş doğar"
Baskı, zulüm ve sömürüye karşı daha coşkuyla, umutla, heyecanla ve dirençle 1 Mayısta alanlardayız. Birlik ve dayanışma ile güçlü ses vereceğiz geleceğimize.
Dünyanın bütün emekçileri, ezilen ve sömürülenleri 1 Mayıs bayramını kutluyorlar. Bir gün sömürünün bitirileceğine, özgür insanların eşit bir toplum yaratacağına, insanca yaşam koşullarının hayata geçeceğine olan inanç ve umut, dünyanın bütün meydanlarında, rengârenk duygularla 1 Mayıs günü tekrarlanıyor.
Ülkemizde işçi sınıfı sayı olarak çoğalmakta ama gelir düzeyi her geçen gün düşmektedir. Asgari ücrete mahkûm edilen ve taşeronlaştırılarak sosyal güvenceleri yok edilen emekçiler, köleleştirilmeye çalışılan bir sessiz çoğunluk haline getirilmek istenmektedir. Nüfusumuzun % 20‘si yoksulluk sınırının altındadır. İşsizlik ve yoksulluk her geçen gün artmaktadır. Egemen sınıflar işçi sınıfının örgütlenmesi ve güçlenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan işsizler ordusuyla işçi sınıfını tehdit etmektedirler.
Bölgemizde ise emperyalizmin karanlık planları adım adım uygulanmakta ve ülke işgallerinin nerede duracağı bilinmemektedir. Uygulanan yeni politika ikiyüzlü bir politikadır. Halk kitlelerini sözde "demokratik" talepler doğrultusunda sokağa dökerek yarattıkları diktatörleri deviriyoruz diye ülkelere bombalarla "müdahale" etmek üzerine kuruludur. Neoconların "sopa" siyasetiyle Soros vakıflarının sözde "demokrasi"den yana "Sivil Toplum Kuruluşları" bölgemizde yeni politikalar uygulamakta, ülkeleri önce iç savaşa sürükleyip sonra "Kurtarmaya!" çalışmaktadırlar.
Emek, sermaye ve üretim ilişkileri üzerine oluşturulacak sınıfsal eksenli mücadele alanı ve bilinçli duruşun emperyalizmi korkutacak en büyük güç olduğu bilinmektedir. Hem ülkemiz hem bölgemiz açısından emperyalizme vurulacak en büyük darbe ise mücadele ve direniş sürecinde kol kola ve omuz omuza olmaktır.
Yaşadığımız coğrafyada bu olgunluğu gösterecek en önemli işçi sınıfı Türkiye‘dedir. Türkiye emekçileri, 1 MAYIS, "15-16 Haziran" direnişinden sendikal hareketlerin güçlenmesine, tarım emekçileri ve köylü hareketlerinden öğrenci ve gençlik eylemlerine kadar onlarca deneyimi vardır. Deneyimlerin bedelini ise her zaman en ağır şekilde ödemiştir.
1 Mayıs 2011 kutlamaları emperyalizmin hedeflediği amaçları yerle bir edecek demokrasi, özgürlük, kardeşlik ve barış taleplerini emperyalizme inat öne çıkararak yepyeni bir güneşin doğmakta olduğunu bir kez daha vurgulayacaktır. 1 Mayıs 2011‘in, bu bilinçle ve deneyimleri kapsayacak olgunlukta, geniş bir katılım ve dayanışma ile işçi sınıfı mücadele tarihinde iz bırakan güçte geçeceğine ve bu mesajı vereceğine inanıyoruz.
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, insanca yaşam, eşit, özgür daha güzel bir dünya için dayanışma umudumuzu yineleyerek 1 Mayıs‘ta alanlardayız.
TMMOB HARİTA ve KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI
İMO: 1 MAYIS BİRLİK MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN!
Bu ülkenin inşaat mühendisleri olarak, ülke genelinde yaşanan neo-liberal dönüşümün yol açtığı yıkım karşısında sesimizi yükseltmek için, emekçilerin birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayısta başta Taksim olmak üzere alanlarda olacağız.
Söyledik, söylüyoruz , söyleyeceğiz...
Neo-liberal dönüşümün emekçilerin çalışma hayatında yarattığı tahribat, emekçilerin hayatlarının ellerinden alınması noktasına gelmiştir.
- Esnek ve güvencesiz çalışma koşulları geleceğe dair umutları tüketmekte, emekçiler, bunalıma yol açacak koşullarda çalışmaya mahkum edilmek istenmektedir.
- Denetimsizlik, kayıt dışı istihdamın engellenmesinden ziyade teşvik edilmesi, emekçilerin tanımlı ve yasal olan haklarından mahrum bırakılması ve iş cinayetlerine davetiye çıkarılması anlamına gelmektedir.
- Kamu yatırımlarından vazgeçilmesi ve kamu istihdam alanının daraltılması ile taşeronlaştırma süreci hızlandırılmakta, kamu politikaları sermayenin ilkesi olan "kâr" ilkesine göre düzenlenmekte ve emekçilere köle gibi çalışmak dayatılmaktadır.
- Bu koşullar karşısında yaşamlarını ve geleceklerini savunmak için sendikalaşmaya ve örgütlenmeye kalkışan emekçiler işten çıkarılmakta, hukuk dışı baskılara maruz bırakılmaktadır.
- Serbest piyasa ekonomisinin kaçınılmaz bir sonucu olan işsizlik, ülke genelinde her geçen gün artmakta, eğitim,sağlık barınma ve ulaşım gibi temel insani haklar piyasanın egemenliğine terk edilmekte, çocuklarımız geleceksiz bırakılmaktadır.
Emekçilerin hayatına kast eden serbest piyasa ekonomisinin ilkelerine dayanan politikaları geliştiren ve seçim öncesi daha da hızlı bir şekilde uygulamaya koyan AKP hükümetinin kendisidir. AKP‘nin "kâr" ve iktidar hırsı, işçi ve emekçilere, yoksulluk, güvencesizlik, işsizlik ve hatta ölüm vaat etmektedir. En temel hak olan yaşama hakkına göz diken bu iktidarın Kürt ve Türk halklarının özlemini duyduğu demokrasinin kurucusu olması olanaksızdır. Otoriter, despot ve baskıcı uygulamalarla bu gerçeklerin üstü örtülemeyecektir.
Son dönemde yaşanılan anti demokratik ve baskıcı uygulamalar, genel seçimlerin polis devletinin gölgesinde geçecek olduğunun göstergesidir.Bütün toplum korku ve umutsuzluğa mahkum edilmek istenmektedir. Oysa tarih boyunca gerek dünyada gerekse Türkiye‘de halklar ve emekçiler, hayatlarına yönelik saldırılar karşısında sessiz kalmamış, başka bir dünyanın mümkün olduğunun kanıtı olmuşlardır. Bu nedenle 1 Mayıs 2011, başta emekçilerin kazandığı bir alan olan Taksimde olmak üzere tüm Türkiye‘de, AKP‘nin yarattığı karanlığa karşı bir umut olacaktır.
İnşaat Mühendisleri Odası bu umudun bir parçası olarak, işçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs‘ta alanlarda yerini alacaktır.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın Emekçilerin Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü!
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
JFMO: 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ
Dünya işçi sınıfının ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramı ilk kutlamaları 1800‘lü yıllara uzanmaktadır. Ülkemizde ise, uzun yıllar sonra ilk olarak 1976 yılında 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı olarak kutlanması gerçekleşmiştir.
1990 yılı sonrası dünyayı hızla kuşatan küreselleşme ve özelleştirme uygulamaları ülkemizde işsizlik ve yoksulluğun artmasına neden olmuştur. Emekçilerimiz, taşeron uygulamalarla iş güvencesinden yoksun, yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalışmak zorunda bırakılmış bu durum işçi ve emekçilerin sosyal yaşamını, çalışma yaşamını ve toplumsal yaşamını çekilmez hale getirmiştir.
Bugün; bütün bunlara dur demek için, sorunlarımızın çözümü için, mesleğimize ve geleceğimize sahip çıkma, meslektaşlarımızı ve emekçileri işsizlik sorunuyla karşı karşıya bırakan, düşük ücretlerle çalışmasına neden olan zihniyete karşı çıkmak için, sadece işçi sınıfının ve emekçilerin değil bütün halkımızın meydanlarda buluşacağı ve bizi Yönetenlere sesini duyuracağı bir gün olacaktır.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası üyesi mühendisleri olarak; işsizliğe, yoksulluğa dur demek için, taşeronlaşmaya düşük ücretli, güvencesiz çalışmaya hayır demek için, öz kaynaklarımıza sahip çıkmak için, ülkemizin birlik beraberliği ve bütünlüğü için ve özgür , laik ve demokratik bir Türkiye için meydanlarda olacağız.
Tüm emekçilere insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanması, çalışma yaşamının demokratikleşmesi Dünya‘da ve Türkiye‘de barışın, adaletin ve dayanışmanın hüküm sürdüğü bir gelecek umudu,özlemi ve arzusuyla 1 Mayıs İşçi Bayramını Kutluyoruz.
Yaşasın İşçilerin Emekçilerin Birlik ve Dayanışma Günü !
Yaşasın 1 Mayıs !
TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
XIII. DÖNEM YÖNETİM KURULU
TMMOB Makina Mühendisleri Odası,
Sömürü ve Baskılara Karşı Direncin ve Emeğin Bayramı Olan
1 Mayıs‘ta Alanlarda Olacaktır
Ülkemizde neo liberal dönüşümü başlatan 24 Ocak 1980 ekonomi kararları sonrasında uygulanan serbestleştirme politikaları, bugünkü iktidarla doruğa ulaşmıştır. 2003‘ten itibaren çalışma yaşamında yapılan değişiklikler, 12 Eylül‘ün ekonomik, sosyal politika ajandasından devralınan miras doğrultusundadır. Bu politikaların emperyalizme bağımlılık ve "yapısal uyum programları" uyarınca uygulandığı da açıktır.
Gerçekleştirilen idari, ekonomik, sosyal, siyasi dönüşümlerle piyasacı yeni bir devlet yapısı egemen olmuş, altyapıda tüm ekonomik toplumsal ilişkiler piyasaya devredilerek ticarileştirilmiş, çalışma yaşamında kuralsızlık geliştirilmiş, esnek ve güvencesiz çalışma yasallaştırılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, 2821 sayılı Sendikalar Kanununda vb. yapılan kritik değişikliklerin tümü emekçilerin aleyhinedir.
Neo liberal döneme damgasını vuran ve bizim gibi ülkelere dayatılan uluslararası işbölümü gereğince, fason üretim ve taşeronlaştırmaya dayalı dışa bağımlı ekonominin işgücü büyük oranda kayıt dışına itilmiştir. Böylece büyüme ile sanayileşme ve kalkınma; büyüme ve verimlilik ile istihdam, gelir dağılımı vb. arasındaki bağlar tamamen kopmuş durumdadır. Örneğin 2003-2010 dönemi ortalama yıllık büyüme hızı yüzde 4,6 iken istihdamdaki "artış" binde 2‘dir. Aynı şekilde sanayide son 12 yılda emek verimliliği artışı yüzde 70 gibi hayli yüksek bir oranda artmış ancak reel ücretlerde yüzde 12,5 oranında düşüş gerçekleşmiştir. Yaratılan katma değerin dağılımında ücretlerin payı azalmakta, kârlar ve faiz ödemelerinin payı ise artmaktadır.
73 milyon nüfusun bugün ancak 22,5 milyonu çalışabilmekte, bunun 10 milyonu ise kayıt dışı, güvencesiz koşullarda ve düşük ücretlerle çalışmaktadır. 14 milyon çalışanın yalnızca 3,5 milyonu sendikalıdır. Çalışanlar sendikal haklarını, toplu sözleşme ve grev haklarını kullanamadıkları, pazarlık güçleri olmadığı için gelir dengesini göreli olarak dahi düzeltebilecek durumda değildir. Gerçek işsizlik ise yüzde 20 civarındadır ve genç nüfus ile kadın işgücü istihdamı giderek gerilemektedir.
"Ulusal İstihdam Stratejisi"nde benimsenen yaklaşımlar uyarınca da esnek, güvencesiz çalışma bi-çimleri daha fazla yaygınlaştırılacak, geçici-kiralık işçilik uygulamasına geçilecek, özel istihdam bü-roları yaygınlaştırılacak, kıdem tazminatları budanacak, "bölgesel asgari ücret" uygulamasıyla asgari ücret düşürülecek, 25 yaş altı yeni genç işçiler güvencesiz ucuz emek sömürüsüne tabi tutulacaktır.
Bu koşullarda kutlayacağımız 1 Mayıs, bu gerçeklerin, vahşi sömürü düzeninin yarattığı yıkımlara karşı emeğin haklarının ve başkaldırısının kürsüsü olacaktır. TMMOB Makina Mühendisleri Odası işçilerin, tüm emeğiyle geçinenlerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutlamaktadır. Odamız Taksim‘de ve Türkiye‘deki bütün 1 Mayıs alanlarında yerini alacak, aşağıdaki düzenlemelerin ivedi olarak yapılması gerektiğini her zaman vurgulayacaktır.
•· İş Yasası, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, Sendikalar Yasası, Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası, Memurun Muhakemat-ı Yasası, Devlet Memurları Yasası vb. ile İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı taslağı, kısaca çalışanların sağlığı, güvenliği ve çalışma yaşamı ile ilgili yasa ve yönetmelikler kaldırılmalı; mevzuat insan ve emek odaklı olarak düzenlenmeli, "Ulusal İstihdam Stratejisi" geri çekilmelidir.
•· Çalışma yaşamıyla ilgili bütün uluslararası sözleşmeler onaylanmalı, aykırı bütün düzenlemeler iptal edilmelidir.
•· Kapitalizmin emeği baskı altına alan stratejilerine karşı istihdam bir hak olarak tanınmalı, geliştirilmeli ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir.
•· Bütün serbestleştirme ve özelleştirmeler durdurulmalı, özelleştirilen tüm hizmetler kamuya devredilmeli; kamudan özel sektöre kaynak aktarımına son verilmelidir.
•· Esnek istihdam, taşeronlaştırma, sözleşmeli çalıştırma ve Özel İstihdam Büroları yasaklanmalıdır.
•· İş güvencesi tüm ücretli çalışanları kapsayacak tarzda genişletilmelidir. Tüm çalışanlar sigortalı yapılmadır.
•· Grevli toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkı bütün çalışanlara yeniden tanınmalı; kamuda ve özel sektörde hak grevi, dayanışma grevi ve genel grev yasal güvenceye alınmalı, lokavt yasaklanmalıdır. Sendikalaşma özendirilmelidir.
•· Sosyal güvenlik sistemi sosyal tarafların katılımıyla ve çalışanların denetleyebildiği özerk bir yapıya kavuşturulmalı, hizmet kalitesi yükseltilmeli, bütün ücretli çalışanları kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalı; kayıt dışı işçi çalıştırma yasaklanmalıdır.
•· Emekçilerin mücadelelerinin ve sosyal devlet anlayışının bir ürünü olan sosyal güvenlik
kurumlarının korunması, bu kurumlara katılımın yaygınlaştırılması, verilen hizmetlerin kalitesinin ve kapsamının arttırılması sağlanmalıdır.
•· Yaşamını emeği ile sağlayan her yurttaşın, çocukların, kadınların, yaşlıların, güçsüzlerin, güvenli bir geleceğe kavuşturulmaları, eğitim, sağlık, uygun koşullarda konut gibi sosyal hizmetlerden yararlanmaları kamunun yükümlülüğü olmalıdır.
•· Prim yükümlülüklerini aksatan işverenlere ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.
•· İşsizlik sigortası fonu, yalnızca işsizlik sorununun muhatabı emekçiler için kullanılmalı, hükümet ve sermayenin amaç dışı kullanım yolları kapatılmalıdır.
•· Aynı iş yerinde farklı kanunlara tabi olarak, farklı statülerde çalıştırılmanın önüne geçilmelidir.
•· Meslek ve işyeri sendikacılığı reddedilmeli, işkolu sendikacılığı esas alınmalıdır.
•· Haftalık çalışma süresi azami 35 saat olmalıdır.
•· Asgari ücret vergi dışı bırakılmalı, insanca bir yaşam düzeyine yükseltilmelidir.
•· Kadın çocuk emeği sömürüsü yasaklanmalıdır.
•· Kamu çalışanlarının haklarını kısıtlamayı, sendikaları dernek statüsüne dönüştürmeyi öngören her türlü yasa düzenlemesinden vazgeçilmeli, iş güvenceli istihdamı esas alan, düzenlemeler yapılmalı; kadro bekleyen üniversite mezunlarının atamaları yapılmalı; grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı güvence altına alınmalıdır.
•· Kamuda atama ve terfiler objektif kriterlere dayandırılmalı, çalışanlarla ilgili bütün kararlarda sendikalar müdahil olmalıdır. Sendikal çalışmalar dolayısıyla verilen disiplin cezaları ve sürgünler tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmalı, idari yargı kararlarına uyulmalıdır.
•· Emeklilerin, sosyal hakları ve ücretleri insanca bir yaşam düzeyine çıkarılmalı, örgütlenme ve hak arama kanallarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Yaşasın Emeğin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs!
Ali Ekber ÇAKAR
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
MİMARLAR ODASI: Dünya Emekçilerinin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs‘ta Tüm Çalışanların Yanındayız
1 Mayıs emeğin dayanışma günü, 122 yıldır yaşanan uyanışın birikimini geleceğe taşıyan bir bayram günü olarak kutlanmaktadır.
Tüm dünya emekçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, 1886 tarihinde Amerika‘da bir grup tekstil işçisinin 8 saatlik işgünü mücadelesi ile simgeleşmiş ve o günden bugüne kadar emek - sermaye çelişkisinde emekten yana güçlerin mücadelesinin tarihi olmuştur.
Ülkemizde, emekçilerin kazanılmış haklarını ortadan kaldırmaktan çekinmeyen iktidar, emekçiler üzerinde akıl almaz baskılar uygulayarak yıldırma ve sindirme politikalarını gün be gün hayata geçirmektedir. Uluslararası sermayenin direktifleri ile emeğin ve toplumsallığın var ettiği kamusallığı talan etmektedir. Günümüzde emeğin istismarı tüm potansiyellere karşın daha kapsamlı ve daha organize bir şekilde sürdürülmektedir.
Bin bir emek, özveri ve alınteri ile güçlükle yaratılan kamu kaynaklarının küresel ve yerli kimi sermayeye gruplarına peşkeş çekilmesi son yıllardaki emek sömürüsünün en önemli şekillerinden birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede iktidar tarafından gündeme getirilen "kentsel dönüşüm" ve "çılgın" projelerle kentsel alanlarımız uluslararası sermayeye iş alanı olarak sunulmaktadır. Yeni rant alanları ve yeni rantlar yaratma anlayışının ürünü olan ve bu yaklaşımlarla kentsel mekânlarımızda varsıl - yoksul ayrışmasını daha da derinleşmekte, kültürel zenginliğimiz ve toplumsal barış ortadan kaldırılmakta, emekçiler ve toplumsal süreçler açısından var olan kaos daha da derinleşmektedir. Gerçekte toplum olarak ihtiyacımız, emeğin hak ettiği saygınlığı kazandığı, barış ve esenliğin egemen olduğu bir geleceğin birlikte inşasıdır.
Mimarlar Odası olarak, 57 yıllık geçmişten gelen birikim ve geleneksel davranışının ışığında, ülkemizde yaşanan emek üzerindeki antidemokratik uygulamalara, emekçilerin güvencesiz çalıştırılmasına ve taşeronlaşmaya karşı verilen mücadelede emekten yana güçlerle birlikte hareket edeceğimizi bildirir, tüm çalışanların ve meslektaşlarımızın birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs Bayramı‘nı kutlarız.
TMMOB Mimarlar Odası
ŞPO: 1 MAYIS; BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN!
1 Mayıs, işçi sınıfının yüzyıllık mücadelesinin simgesi olarak tüm dünyada coşkuyla kutlanırken, Şehir Plancıları Odası olarak da bizler;
· Üniversite sınavlarında şifre skandalı ile mağdur edilen milyonlarca gencimiz için,
· Demokratik talepleri ve kültürel hakları gasp edilen halkımız için,
· Özerk üniversite isteyen, coplanan öğrencilerimiz için,
· Torba yasalarla iş güvencesi elinden alınan milyonlarca emekçi için,
· HES projeleriyle tahrip edilen doğamız için,
· Yaşanan onca felakete rağmen, nükleer santrallerle yok edilmek istenen geleceğimiz için,
· Çılgın proje adı altında yağmalanmak istenen kentlerimiz için,
emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs‘ta alanlardayız.
Gücünü 12 Eylül‘ün antidemokratik yasalarından alan bugünkü iktidarın pervasız, hukuk tanımaz saldırılarına rağmen, bizler herkesin eşit, özgür yaşadığı bir dünyada, yaşanabilir sağlıklı bir çevre ve kentler istiyoruz. İsteklerimizin, bütün dünya halklarının ortak mücadelesi ve işçi sınıfının gücüyle taçlanacağına inanıyoruz.
Tüm üyelerimizin ve emekçilerimizin birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutluyoruz.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın Emekçilerin Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü!
TMMOB Şehir Plancılar Odası Yönetim Kurulu


