ODALARDAN 12 EYLÜL AÇIKLAMASI

11.09.2009

12 Eylül darbesinin yıldönümü dolayısıyla Çevre Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,
İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası ve Şehir Plancıları Odası 11 Eylül 2009 tarihinde birer basın açıklaması yaptı.

ÇMO: 29 YIL ARADAN SONRA 12 EYLÜL

12 Eylül 1980 günü askeri cuntanın üzerinden tam 29 yıl geçti. Ancak onun yarattığı korku, terör, baskı ortamı hala canlı. 12 Eylül darbesinin yarattığı korku rejimi bugüne dek varlığını sürdürdü, sürdürüyor. Yıllarca haber bültenlerinde suç unsuru olarak kitaplar sergilendi, üniversiteler dahil tüm kurumlarından ilerici, aydın tüm insanlar bir günde uzaklaştırıldı, insanlar gözaltında kaybedildi, tüm sansüre rağmen ufak bir bölümünü duyabildiğimiz işkence haberleri tüylerimizi ürpertti, eleştirel akıl sindirilmeye çalışıldı.

12 Eylül dönemi, sadece kanla, zulümle anılmadı, yoksulluğun, yolsuzluğun, çetelerin, yağmanın da dönemi oldu. 12 Eylül dönemi, ülkemize hak etmediği bir geçmiş yaşattı ve bizim olmayan, bize ait olmayan bir ülke, bir düzen yarattı.

Ancak tüm bu baskılara, işkencelere, cinayetlere rağmen demokrasi mücadelesi de hep var oldu. Bugün de 12 Eylül ile yüzleşme talepleri, sorumlularının yargılanması talebi dört bir yandan yükseliyor.

12 Eylül‘ün failleri ve onun yaratığı korku rejimini sürdüren ve ondan beslenen tüm unsurlar tasfiye edilmeden demokrasinin kurulamayacağı, halkın özgür iradesinin hakim kılınamayacağı biliniyor.

Bugün artık 12 Eylül ile ve onun yaratığı kültürle hesaplaşılmalıdır.

12 Eylül‘ün mimarları ve onun mirasçıları yargılanmalıdır.

Antidemokratik Anayasa değiştirilmeli, özgürlüklerin ve insan haklarının sesi olan anayasa katılımcı bir anlayışla yeniden ele alınmalıdır.

Tüm bu taleplerle, 12 Eylül darbesine karşı Ankara Demokrasi Güçleri ile birlikte Sıhhiye Meydanı‘nda olacağız.


TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu


HKMO: 12 EYLÜL 1980: MARMARİS‘TEKİ RESSAMIN TUVALE DÖKEMEYECEĞİ ACI...

Hayatımızın duvarlarını yıkabilmek için korkularımızla değil, vicdanımızla bakabilmeyi öğrenmeliyiz. Belki 12 Eylül‘den geçmiş olanların ömrü vefa etmez bu cuntanın ve işbirlikçilerinin yargılandığını görmeye. Ama siz de unutmayın. Unutturmayın. Suskunluk ve bunaklık üstüne kurulacak bir barışın sahte olduğunu bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Unutmayalım. Erdal, bize bakıyor hâlâ...

                                                                                                                     Yıldırım Türker

12 Eylül 1980, Türkiye‘de yeni bir diktatörlük dalgası: gözaltılar, yasaklar, sansürler, işkenceler, idamlar ve ‘demokrasi adına‘, ‘cumhuriyet adına‘ bastırılan, yok olup giden, hak ve özgürlükleri elinden alınan ‘cumhur‘.

29 yıl önce bu gün, Millet iradesi hiçe sayılarak TBMM dağıtılmış, cumhurbaşkanının görevine son verilmiş, var olan anayasa ortadan kaldırılmış ve cunta ülkenin yönetimini ele geçirmiştir. İktisadi, sosyal ve siyasal sistemin parçalarına ayrılıp yeniden yapıldığı bu dönem amacına büyük ölçüde ulaşmış ve etkilerini halen sürdürmeye devam ettirmektedir. Sistemin yeniden yapılandırılması 24 Ocak 1980‘de alınan neo-liberal kararların uygulanması için uygun zemini hazırlamıştır. Bu gün yaşadığımız ticarileşme, şirketleşme, yoksullaşma özelleştirmelerin başlangıç noktasıdır 12 Eylül darbesi. Bozulan düzeni yeniden kurmak adına başlanan ve küresel güçlerin düzenini kuran darbecilerin ülkeye getirip yerleşmesine öncülük ettikleri aklın ve bilimin yol göstericiliğinden uzak dogmatik ve neo-liberal mentalite bu gün sağlık, eğitim, barınma, sosyal güvenlik alanlarında yaşanan dönüşümlerin ve özelleştirmelerin önünü açmış ve bu süreçleri normalleştirmiştir.

Askeri darbenin üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen Türkiye‘nin en büyük karanlık çağlarından birinin sorumluları hala yargılanabilmiş değil. Darbecilerin yargılanmasının önündeki en büyük engel de bu zihniyeti hala yasal olarak koruma altında tutan 1982 Anayasası ve özellikle geçici 15. Maddesidir. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları adına Türkiye geçmişiyle yüzleşmeli, militarist zihniyete kol-kanat germek yerine 29 yıl önce yaşanan karanlık ve zulme karşı bu dönemin sorumlularını yargıya bırakmalıdır ve hesap vermelidir. Aydınlık ve özgür bir gelecek kurmak ancak böyle mümkün olabilir.

Sadece insanların mağdur olduğu, politikacıların hapse atıldığı, acı ve üzüntünün doruklarına çıkılan bir olaydan ibaret değildir 12 Eylül darbesi, neticesinde o zamanın gençleri şimdinin ebeveynlerinin yetiştirdiği çocukların da bir nevi apolitik ve duyarsız insanlar olmasına vesile olmuş bir milattır. Darbecilerin başı Kenan Evren‘in yeni nesil tarafından "ressam olarak" bilinmesinin de nedenidir bir yandan... Çünkü 12 Eylül 1980, 39 ton dergi ve 133.607 kitabın yakıldığı; 118.000 kitabın ise gözaltına alındığı tarihin başlangıcıdır.

29 yıl sonra, 12 Eylül 2009 günü geçmişi hatırlarken, aynı zamanda o dönemi, faşizmi unutmamalı ve unutturmamalıyız, karşı koymaya, barışı, özgürlüğü ve kardeşliği inadına savunmaya, inadına umut etmeye devam etmeliyiz, kendi geleceğimizi kendimiz kuracağız.

İnadına özgürlük, inadına insan hakları ve demokrasi için darbeci, otoriter, diktatör zihniyete karşı olduğumuzu tekrar vurguluyor, darbe düzenine karşı mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğimizi belirtiyoruz.

TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI

EYLÜL 2009

İMO: EVREN‘İ ÇANKAYA KÖŞKÜ‘NDE AĞIRLAYANLAR, DARBELERE KARŞI MÜCADELE EDEMEZLER

Türkiye, 2008 12 Eylül askeri darbesini Ergenekon tartışmaları ile karşılamış, tutuklamalar, iddianame ve başlayan yargılama süreci son bir yılın en önemli gündem maddesi haline gelmiştir. Açıkçası başta darbe mağdurları olmak üzere, demokrasi yanlısı pek çok toplumsal ve siyasal kesim, sürece olumlu yaklaşmış, darbe yanlılarının, kirli ve karanlık ilişkilerden beslenenlerin, siyasi iktidarı kendi kişisel ve grupsal menfaatleri için kullananların, faili meçhul olayların gerçek faillerinin deşifre edilerek, toplumsal hayatın dışına itileceği ve etkisizleştirileceği doğrultusunda beklenti oluşmuştur.

İnşaat Mühendisleri Odası, 2008 12 Eylül‘ünde yaptığı açıklamada, Ergenekon tutuklamalarının ikna edici olmaktan uzak olduğu, kimi karanlık ilişkilerin açığa çıkarılması ve darbe heveslilerinin tutuklanması sınırına gelip dayandığı tespitinde bulunarak, asıl darbecileri yargılamadan demokratikleşmenin mümkün olmayacağı yönündeki değerlendirmesini kamuoyuyla paylaşmıştı.

Ancak bu noktalara vurgu yapılırken, geleceğe dair umutların da korunduğu belirtildi.   

Ne yazık ki aradan geçen bir yıl, umutların da sönümlenmesine yol açacak gelişmelere sahne oldu. Ergenekon tutuklamaları dayandığı sınırı aşamadı. Soruşturma ve tutuklamalar 12 Eylül darbecilerinin yanına bile yaklaşamadı; 12 Eylülcülerin yargılanmasının önünü kesen, Anayasa‘nın geçici maddelerine kimse dokunamadı. Darbe dönemi ürünü olan anti demokratik kurumlar ve yasalar mevcudiyeti korumaya devam etti.

Bu dönenim simgesel gelişmesi, 12 Eylül darbesi liderinin Kenan Evren‘in Cumhurbaşkanlığı köşkünde ağırlanması oldu. Bu ağırlama, 12 Eylülcülerden hesap sorulmasını talep eden, 12 Eylül döneminde işlenen karanlık cinayetlerin aydınlatılmasını isteyen, işkencecilerin yargılanmasını bekleyenlere adeta bir mesaj niteliği taşıyordu. Bu simgesel olayın bizim açımızdan tek bir değerlendirmesi bulunmaktadır: Evren‘i Çankaya Köşkü‘nde ağırlayanlar, darbelere karşı mücadele edemezler.

Yapılması gerekenler açık ve net önümüzde durmaktadır. Türkiye‘yi darbeler, faili meçhuller, kirli ve karanlık ilişkiler ülkesi olmaktan kurtarmanın tek yolu, 12 Eylülcülerle hesaplaşmaktan, onları yargı önüne çıkartmaktan geçmektedir.

İnşaat Mühendisleri Odası, 12 Eylül‘ün lideri Kenan Evren, bir numaralı sanık oluncaya kadar, son dönemde yaşananlara temkinli yaklaşmaya devam edecek, Evren ve arkadaşlarını sanık sandalyesine oturtmayı hedefleyen her türlü girişimin destekçisi olacaktır.

Türkiye‘nin, kendi darbecileriyle hesaplaşamayan, korkularını yenemeyen bir ülke olmanın utancını daha fazla taşıyamayacağı açıktır.

TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası

JFMO: 12 EYLÜL KARANLIĞI SÜRÜYOR, DARBECİLER DERHAL YARGILANMALIDIR

12 Eylül 1980 Amerikancı askeri müdahalesi aydın-yurtsever-tam bağımsızlıkçı bir nesile ve dolayısıyla Ülkemizin aydınlık, demokratik yarınlarına vurulan büyük bir darbedir. 1980 darbesi ile yaratılmak istenen Türkiye modeli önemli oranda başarıya ulaşmış ve geçtiğimiz 29 yıl içerisinde işbirlikçi siyasal anlayışlarla Ülkemiz yönetilmiştir. 29 yıl önce ülkemizde yakılan ateşin dumanı tütmekte ve işkenceler, sorgulamalar, yasaklar ve gasp edilmiş haklarla bu ateş beslenmektedir.

1980‘nin beslediği zihniyet, bugün halkımıza anti-demokratik sistemi, kapitalist küreselleşmeyi, grevsiz, sözsüz, düşüncesiz, haksız, faşist bir toplumsal yaşamı diretmektedir. Gözaltında yapılan işkenceler, sorgulamalarda kaybolan insanlar yitirilmiş bir gelecektir.

12 Eylül çeteleri, mafyalaşmış tarikatları ve cemaatleri hayatımızın içine katmış, toplumsal yaşamın her alanında bu kirli yapıları temel özneler haline getirmiştir. Gelinen noktada egemen siyasal anlayışlar, her türlü insan hakkına bir bedel biçerek özelleştirmelerle sosyal devlet anlayışını yok etmeye çalışmaktadır. Kendini bu memleketin geleceğine adayan örgütlü toplum tasviye edilmiş, işçi ve emekçi sınıf susturulmuştur. Toplum hafızası yok edilip, toplumu toplum yapan tarihi birikimin üzerine sünger çekilmiştir. Bunu yapan cuntacı zihniyet, Anayasa‘nın geçici maddeleri ile koruma altındadır. 1980‘nin darbeci generalleri derhal yargılanmalıdır.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, siyasal krizlerin her alanda köklü demokratik dönüşümlerle, gericiliğin ve ırkçılığın özgürlüklerle, yoksulluğun, işsizliğin tam bağımsız ekonomi ile çözümlendiği bir Türkiye istemektedir. 12 Eylül‘ün kanlı generalleri de, yardakçıları da suçludur, suçlular cezalarını artık almalıdır. 12 Eylül ile hesaplaşılmalı ve darbeciler derhal yargılanmalıdır. 12 Eylül faşizmin adıdır.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
XII. Dönem Yönetim Kurulu

JEOLOJİ  MÜHENDİSLERİ ODASI

12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 29 yıl geçti. 12 Eylül rejimi altında ülkenin tarihsel geçmişi belleklerden silinmiş bir toplum yaratılması  istenmişti. Önce baskı, işkence, hapislikle bir dönem yok edilmeye çalışılmış, polis devleti anlayışı kurumsal olarak geliştirilip, baskı ve zor üzerine kurulu düzen yeniden inşa edilmişti. Toplumun bu sürece uygun kurulması/kurgulanması gerekiyordu. Adım adım gerekenler yapıldı. Bugün, 12 Eylülcülerin istedikleri hafızasını yitirmiş bir toplumun içinde yaşıyoruz. 12 Eylülü, nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte toplumsal hafızaya katabilmek, gelecek günlerin daha aydınlık olmasını sağlamada önemlidir. 

Kürt açılımı-demokratik açılım olarak tartışılmaya çalışılan toplumsal, kültürel, siyasal alandaki açmazların üstesinden gelebilmek, 12 Eylül rejimininden kurtulmaktan geçecektir. Bunun için 12 Eylül sürecini iyi anlatmak, kavratmak, unutturmamak zorundayız. 12 Eylülle hesaplaşma yapmadan/yapılamadan ülkenin demokratikleşmesi yönünde atılacak adımlar boşluğa atılmış adımlar olarak kalacaktır. Bu ndenle özgür, demokratik, aydınlık bir Türkiye için;

12 Eylülcüler yaptıklarının hesabını yargı önünde vermelidir.

12 Eylül anayasası  kaldırılmalı, özgürlükcü bir anayasa yapılmalıdır.

Jeoloji Mühendisleri Odası 12 Eylülcülerin hesap vermesi için üzerine düşenleri yapacaktır. 

12 EYLÜL 1980‘İ  UNUTMA!  UNUTTURMA!

UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ. 
 

TMMOB
JEOLOJİ  MÜHENDİSLERİ ODASI
,
YÖNETİM KURULU 
 

KMO: 12 EYLÜL ANLAYIŞI HALA DEVAM ETMEKTE!

Türkiye‘nin siyasal tarihinde bir milat olarak bilinen 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 29. yılındayız. Yaşadığımız süreçte darbenin izlerini halen üzerimizde hissediyoruz. Binlerce ilerici, aydın, yurtseverin işkencelere maruz kaldığı, sindirilmeye çalışıldığı insanlıktan, emekten, barıştan yana olanların birer "suçlu" ilan edildiği karanlık Eylül gününün üzerinden 29 yıl geçti. Emperyalist merkezler ve yerli işbirlikçiler ile daha önceden yazılmaya başlanmış bu senaryoda başrolü, şimdilerde "Marmarisli Ressam" olarak namsalmış askeri lider üstlendi. Amerikalı ağabeylerinin "Bizim Oğlanlar Başardı!" nidaları arasında memleketin tüm ileri güçleri üzerine kâbus gibi çöktü. Çöken kâbus sonrası açılan imam hatip liseleri, kuran kursları ile toplum gericileştirilmeye başlandı.

Sonrasında Özal dönemiyle birlikte serbest piyasa ekonomisinin tanrılaştırılması, yegâne bir seçenek gibi sunulması darbenin asıl niyetini ortaya koyuyordu. Yeni ekonomik politikalar, sadece sermayenin egemenliğini pekiştirmedi aynı zamanda toplumsal hayatta eşitsizlikleri derinleştirdi.

12 Eylül gerici-liberal hattının mirasçısı/evladı durumundadır. 12 Eylül karanlığının, gericiliğinin, piyasacılığının kucağına doğmuş bir siyasal öznedir. Devraldığı mirası daha ileriye taşımakta, yola devam etmektedir. Emperyalist projelerden devşirilen açılımlar, tamamen kurgusal bir komediye dönüşen ergenekon meselesi, genel sağlık sigortası yasası, ranta teslim edilip sele teslim olan kentler bu mirasın en çarpıcı örneklerinden birkaçıdır. Toplumun vicdanı olan siyasal partiler, demokratik kitle örgütleri, meslek örgütleri her zaman bu anlayışın karşısında emekten, özgürlükten yana tavır almalıdır. İçinde bulunduğumuz süreçte savaşların felaketlerin yaşandığı bu coğrafyada emperyalizmle, gericilikle mücadele etmek kaçınılmazdır. 12 Eylül anlayışı ile mücadele etmek ve gerici- liberal, piyasacı anlayışı ile mücadele etmekten geçmektedir.

TMMOB
Kimya Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

 

MADEN MO: KARA BİR SAYFANIN ADIDIR; 12 EYLÜL

12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 29 yıl geçti. Bundan 29 yıl önce, tank sesleriyle ve marşlarla uyandırılmamızla başlayan süreç Türkiye‘yi siyasal, sosyal, hukuksal ve bilimsel alanlarda büyük yıkımlara uğratmıştır. Hukuk, adalet, bilim, emek ve çalışma hayatı yok edilmiş, emekçilerin kazanılmış bütün hakları zorla ellerinden alınmıştır.

12 Eylül sürecinde 650 bin kişinin gözaltına alınması, 1 milyon 683 bin kişinin fişlenmesi, 230 bin kişinin yargılanması, idam cezaları ve yüzlerce yıla varan cezaların verilmesi, bir toplu yok edişin de göstergesi olmuştur.

Aynı süreçte, 517 kişiye idam cezası verilmiş, idam cezası verilenlerden 50‘si asılmıştır. 388.000 kişiye pasaport verilmemiş, 30.000 kişi "sakıncalı" olduğu için işten atılmış, 14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarılmıştır. 30.000 kişi "siyasi mülteci" olarak yurtdışına gitmek zorunda kalmış, 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldürülmüş ve 171 kişinin "işkenceden öldüğü" belgelenmiştir.

12 Eylül hala güncelliğini korumaktadır. 12 Eylül hukuku hala geçerlidir. 12 Eylül askeri yönetimi tarafından hazırlanan Anayasa temel hükümleriyle hala yürürlüktedir. Bu Anayasa, geçici 15. maddesiyle, 12 Eylül sürecinin yargılanmasını engellemektedir. Dünyada benzer süreçlerden geçmiş pek çok ülkede bu yargılama yapılmış ama aynı durum ülkemizde gerçekleştirilmemiştir.  

Türkiye, 12 Eylül‘ün üzerinden 29 yıl geçmiş olmasına rağmen hala tarihinin bu karanlık parçası ile yüzleşebilmiş değildir. Bu nedenle 12 Eylül düzeninin izleri bugün de yaşamın tüm alanlarında varlığını sürdürmektedir. 12 Eylül, demokrasinin, özgürlüklerin kısıtlanması, her türden hak arama arayışının ve örgütlenme girişimlerinin baskı altına alınması, madencilik başta olmak üzere kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, gençlerin geleceksizliğe mahkum edilmesi, toplumun gerici ve ırkçı akımların etkisi altında şekillendirilmesinin önünü açmış olmasıyla hatırlanmaktadır.

12 Eylül ve 12 Eylül‘ü oluşturanların yaratmış oldukları hukuksuzluğu ortadan kaldırmanın yolu temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmaktan ve örgütlü toplumu geliştirmekten geçmektedir.

Saygılarımızla.

TMMOB
Maden Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu
11 Eylül 2009, Ankara

MMO: DARBELERLE MÜCADELENİN TÜM DURAKLARI 12 EYLÜL İLE HESAPLAŞMAKTAN GEÇER

29 yıl önce bugün, ülkemiz karanlık bir döneme sokuldu. Halen Anayasa‘nın "Geçici 15. Madde"si ile korunan cuntacı generaller, ABD‘nin bölgemiz üzerindeki politikaları çerçevesinde bir askeri darbe gerçekleştirdi. Böylece 12 Eylül‘den bugüne Türkiye, Amerikancılık, neo liberalizm, Türk-İslam sentezi ve ılımlı İslam ekseninde bütünleşen politikalar silsilesine göre yönetildi, yönetiliyor.

12 Eylül gerçekte 29 yıla yayılmış bir dönemdir. 1983 sonrasında oluşturulan ve 12 Eylül‘den bağımsızlaşamayan hükümetler ile bugünkü iktidar tarihsel bir süreklilik içinde gücünü ve varlık gerekçesini 12 Eylül‘den almakta, 1980‘de ilk adımı atılan liberalizasyon çizgisinin savunuculuğunu yapmaktadır. 12 Eylül‘ün ve Kenan Evren‘in 29 yıl geçmesine karşın hâlâ yargılanamaması ve Anayasal koruma altında olması bu nedenledir.

12 Eylül‘ü savunmak neoliberalizmi, Amerikancılığı ve darbeciliği savunmak; ona karşı çıkmak ise eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve barış içinde bir toplumu savunmak anlamına gelmektedir.

Türkiye‘nin bugün yaşadığı eşitsizliklerin, yoksulluğun, dışa bağımlılığın, sanayinin tahrip olmasının ve Güneydoğu‘daki çatışmaların önemli bir nedeni, 12 Eylül düzeniyle gerçek bir hesaplaşmanın yaşanamamış olmasıdır. Darbeden sonra gerçekleştirilen idamlar, "gözaltında kaybedilen", işkence gören, öldürülen toplumcu, ilerici, aydın, demokrat insanlar ve hak kayıplarına uğrayan geniş kitleler nezdinde 12 Eylül ve Anayasası ile gerçek bir hesaplaşma gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle Anayasanın Geçici 15. Maddesi kaldırılmalı, darbe tezgâhlayanların ve ölümlerin sorumlularının yargı karşısına çıkması sağlanmalıdır.

Türkiye tarihinde artık darbelerin yerinin olmadığını kanıtlamanın ve gerçek bir demokratikleşme yolunda atılacak adımların en önemlisi, 12 Eylül darbesini yargılamaktan ve emekten, halktan yana eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasaya sahip olmaktan geçmektedir.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO), Türkiye‘nin geleceğini karartan 12 Eylül 1980‘i unutmamakta, katledilen insanlarımızın anılarına sahip çıkmakta; Türkiye‘nin toplumcu, kalkınmacı, bağımsız bir çizgide sanayileşerek ilerlemesini ve halkımızın ülke kaynakları üzerinde tek hak sahibi olmasını savunmaktadır.

Odamız 12 Eylül darbecilerinin yargılanması talebiyle ülke çapında gerçekleştirilecek etkinliklere bu bilinçle katılacaktır.

Emin KORAMAZ
TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
Yönetim Kurulu Başkanı

  

ŞPO: BUGÜN KENTLERİMİZİN İÇİNDE BULUNDUĞU KARANLIK ÇIKMAZ SOKAĞA
12 EYLÜL 1980‘DE GİRİLMİŞTİR

Toplumcu güçlerin bastırılmasını hedefleyen 12 Eylül Askeri Darbesi‘nin 29. yılındayız. Bu hedefe yönelik olarak, sendikaları, dernekleri, siyasal partileri kapatan, seçilmiş toplumcu belediye başkanlarının ve üniversitelerdeki toplumcu öğretim üyelerinin görevlerine son veren, TMMOB ve diğer demokratik kitle örgütlerine baskı ve sindirme politikası uygulayan otoriter rejim, siyasal ve toplumsal yaşamda büyük boşluklar yaratmıştır. Bugün bu boşlukların kimler tarafından ve nasıl doldurulduğunu ve maliyetinin ne derece büyük olduğunu biliyoruz.

Bu toplumsal geri gidiş ve çöküntünün faturasını başta kentlerimiz ödemektedir. Üniversiteleri ve meslek örgütlerini baskı altına alan, toplumcu belediyecilik anlayışlarını tasfiye eden bu bilinçli müdahale, kentlerin şekillendirilmesini tümüyle "rant güçlerine" bırakmıştır. Bilimin ve aklın yol göstericiliği ve denetiminden arındırılan kentler "kasaba yönetimi" anlayışına teslim edilmiş, 12 Eylül öncesinin birikimli uzmanlardan oluşan Nazım Plan Bürolarının yerini, "tek yetkili" siyasetçileri taşıyan "helikopter bürolar" almıştır. TMMOB Şehir Plancıları Odası‘na "kümes peyzajı çizdirmeyeceğini" söyleyen ve katlı kavşakları kendisi tasarlayan ve kamu kaynaklarıyla inşa eden belediye başkanları, TMMOB‘ye bağlı meslek odalarının kentleri savunmasını "siyasi-ideolojik" bulup, karalayan iktidarın en yetkili ağızları, arsa pazarlıklarına aracılık eden milletvekilleri, 12 Eylül karanlığının içinden, baskı rejiminin olanak ve yönetim tekniklerinden yararlanarak, bugün bulundukları konumlara gelmiştir.

Bu durumun bir sonucu olarak, bugün kentlerimizin içine düştüğü durum ortadadır. Okyanuslara taşımayı vaadettikleri "Kültür Başkenti ve Dünya Kenti İstanbul" bir derede boğulmuştur. Park isteyen vatandaşını azarlayan belediye başkanları, bir asker mantığı içinde, seçimle geldiklerini ve Anayasal özerkliklerini unutup, başbakandan "talimat" beklemektedir. Alışveriş merkezlerinden, duvarlı lüks konut alanlarına kentlerin önemli bir bölümünde korku ve baskı toplumunun temsilcisi güvenlik görevlileri vardır. Eşitsizliklerin pençesinde, kentlerin cadde ve sokakları güvensizliğin mekanları haline gelmiştir. Yoksullar için konut üretmesi gereken TOKİ, emniyet güçlerinin eşliğinde, lüks konutlara yer açmak için, yoksul kesimlerin konutlarını başına yıkmaktadır. Hiç kuşku yok ki, bu otoriter kentleşme biçiminin ve yönetim anlayışının kökenlerinde 12 Eylül 1980 darbesi vardır.

Bütün bu olumsuzluklara ve karşı karşıya kaldığı engelleme ve otoriter baskılara karşın, kentleri savunan sınırlı bir kesim içinde, TMMOB örgütlülüğünün ve Odamızın dimdik ayakta duruyor olması onur vericidir. Tam da bu nedenle, 12 Eylül‘ün devamı niteliğindeki mevcut iktidarın, 11 Eylül günü en yetkili ağzından, TMMOB‘ye bir kez daha tehditkar eleştirilerde bulunması anlamlıdır.

Bu tespitler göstermektedir ki, 12 Eylül düzeni bütün temsilcileri ve kalıntıları ile tasfiye edilmeden, toplumsal adalet, eşitlik ve gerçek demokrasiye dayanan bir (kentsel) yaşamın kurulması mümkün değildir. TMMOB Şehir Plancıları Odası bu mesleki sorumluluğun bilincindedir.

Kamuoyunun bilgisine sunarız. Saygılarımızla,

TMMOB
Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu