ODALARDAN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMALARI

08.03.2011

EMO, HKMO, İMO, JFMO, KMO, MADENMO, MMO, PEYZAJMO ve ŞPO, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla birer basın açıklaması yaptı.

EMO:
YAŞASIN KADINLARIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ!

ABD‘nin New York Eyaleti‘nde 8 Mart 1857 tarihinde, daha iyi çalışma koşulları ve insanca yaşam talebiyle greve giden on binlerce dokuma işçisi kadına polis saldırmış ve 129 kadını fabrikaya kilitleyerek çıkan yangında hayatlarını kaybetmelerine sebep olmuştur. Clara Zetkin‘in 1910‘da 2. Uluslararası Kadın Kongresi‘nde yaptığı öneriyle 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak kabul edilmiştir. Aradan geçen 154 yıla rağmen hala kadınlar ayrımcılığa, eşitsizliğe, sömürüye karşı eşit ücret, sosyal hak, adalet ve özgürlükler için mücadele etmeye devam ediyor.

İktidarlar eliyle gerçekleştirilen özelleştirme, taşeronlaştırma uygulamaları ve esnek çalışmanın yaygınlaşmasıyla, kadın emeğinin sömürüsü artmaya devam ediyor. Büyüyen işsizlik ve yoksullaşmayla kadınlar, ev eksenli çalışmaya itilerek güvencesiz ve sosyal haklardan yoksun kılınıyor. Ucuz iş gücü olarak çalıştırılan kadınlar, hayatın her alanında cinsiyetçi politikalar nedeniyle ayrımcılığa uğruyor. Bunların yanı sıra kadınların, gündelik olarak yerine getirdiği işleri kapsayan ev içi emek ise hala "görünmezlik zırhı" içinde.

AKP Hükümeti ile gittikçe yükselen muhafazakârlık, cinsiyetçilik ile de birleşerek kadına yönelik  fiziksel, psikolojik, cinsel ve duygusal her türlü şiddetin artmasına sebep olmaktadır. Kadın cinayetleri son yedi yılda yüzde 1400 oranında artarken; resmi kayıtlara göre 2010‘da erkekler tarafından 217 kadın öldürdü, 164 kadın yaralandı, 381 kadın tacize, 207 kadın tecavüze uğradı. Bu duruma son verebilmek için gerekli yasal düzenlemeler ve toplumsal dönüşümü sağlayacak sosyal-kültürel çalışmalar bir türlü yapılamıyor. Toplumsal cinsiyet rollerini iliklerine kadar benimsemiş olan zihniyet, tecavüz davalarında tahrik indirimi uygulamaya devam etmekte. Toplumun her köşesine sinmiş olan bu cinsiyet ayrımcılığı, özellikle son zamanlarda, medyada kendini en çirkin haliyle göstermekte.  Bazı "aydın" kalemşörlerin "maço" bir yaklaşımla geliştirdikleri, kadınlara yönelik nefret söylemleri görmezden gelinmekte ve bu davranışı mahkûm eden bir yaptırım da uygulanmamaktadır.

Cinsiyetçiliğin her türüne, fiziksel ve psikolojik şiddete, mesleki ayrımcılığın, düşük ücretle çalıştırılmanın, sömürü düzeninin, erkek egemen dilin/söylemin/eylemin kanıksanmasına karşı mücadele eden tüm kadınları destekliyor ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü kutluyoruz.

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
42. DÖNEM YÖNETİM KURULU

 


 

 

 

  HKMO: 
KADININ ÖZGÜRLEŞME MÜCADELESİNDE MİLAT:
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Kadının özgürleşme mücadelesinde bir milat olan 8 Mart, 101‘inci yılında yeniden dünyanın dört bir yanında, her kesimden kadınlarla kapitalizme karşı kadınların duruşunu temsil etmeye devam ediyor. Bugün binler, on binler sokaklarda olacak; cinsiyet ayrımcılığına, kapitalizmin kıskacında hayatlarının şekillendirilmesine, baskı ve şiddet politikalarına, özgürlüklerine getirilen sınırlara dur demek için...

Peki 2011‘in Türkiye‘si 8 Mart‘ı nasıl karşılıyor...

Tanınmayan, yok sayılan, sömürülen bir emek türü kadın emeği. Ortadoğu, dünya coğrafyaları içinde kadın emeğinin en az tanındığı yerlerin başında geliyor. Türkiye‘nin bu konuda çok farklı olduğunu söylemekse mümkün değil. Kadınlar, genel istihdam ve iktisat  politikalarından en fazla etkilenen tarafta yer alıyor ve "yoksullar" içinde en geniş kesimi oluşturuyor. Ülkede küresel-kapitalist politikalar ekseninde uygulanan özelleştirmelerin ve kamunun tasfiyesinin, kamusal hizmetlerin piyasalaştırılmasının, özetle kapitalizmin krizlerinin en ağır faturasını ödüyorlar.

Diğer taraftan kadına yönelik baskı ve şiddet, cinsel istismar her geçen yıl katlanarak artıyor. Kadın cinayetlerinde resmi rakamlara yansıyan artış öylesine ürpertici ki; 2003-2010 yılları arasında kadın cinayetlerinin % 1400 arttığı, yalnızca son 7 ay içinde 246 kadının öldürüldüğü kaydediliyor. En temel insan hakkı olan yaşam hakkı bu rakamların ardında kaybolup gidiyor.

Kadına yönelik ayrımcılık, istismar, şiddet; ülkede siyasi, ekonomik, kültürel ve tarihsel olarak yaşanan sorunların bir parçasıdır. Kadını her türden şiddetin en kolay nesnesi haline getiren, kadın düşmanı, erkek egemen ideolojiyi besleyen egemenlerse bu sorunların muhataplarıdır.

İktidarlar, bu sistemi gizlemek adına, kadın cinayetlerini "töre", "namus", vb. bahanelere dayandırmakta, yaşanan her olayı münferit olarak değerlendirip toplumsal yönünü gözlerden kaçırmakta, yaşananları yalnızca kınamakla yetinmektedir.     

Kadınlarsa;

Erkek egemen ideolojinin devamını garantileyen iktidar temsilcilerinin üzüntülerini duymak değil, caydırıcı yasal düzenlemelerin, koruma yasalarının ve şiddet öncesi-sonrası kadına yönelik tüm politikaların hayata geçirilmesini istiyorlar.

Söz, yetki, karar hakkı istiyorlar.

Erkeklerin kapitalist savaşlarında tecavüze, tacize maruz kalmak istemiyorlar.

Sokaklarda özgürce yürümek istiyorlar.

Erkek egemenliğinin gölgesinde değil, özgür bir dünyada yaşamak, üretmek istiyorlar.

Kadınların maruz kaldıkları cinsel, fiziksel, ekonomik, psikolojik ve duygusal her türlü erkek egemen şiddete, aşağılanmaya, hiçleştirilmeye, kimliksizleştirilmeye karşı sessiz kalmaları, ‘makus talihlerine‘ sığınmaları bekleniyor. İtaat etmeyen kadınlarsa türlü ‘cezalara‘ (etiketleme, aykırı gösterme, toplum dışına itme, hak gaspı, tehdit, ölüm vb.) mahkum ediliyor.

Bugün ataerkil-muhafazakar toplumun giderek derinleştiği, her gün bir kadının kendine çizilen sınırlara itaat etmediği için bir şekilde "cezalandırıldığı" ülkemizde, kadının özgürleşme mücadelesinin yanında olma günüdür!

Geleceği kazanmak için bugününü yitiren kadınlar...

Her türden krizin bedelini en fazla yüklenen kadınlar...

Sömürülen, biat etmeye zorlanan kadınlar...

Çalışmayan ya da çalışan ama yoksulluğu bir kader olarak yaşayan kadınlar...

Üreten ama emekleri gölgede bırakılan kadınlar...

İnadına isyan eden, kabullenmeyen kadınlar...

Şiddet ve aşağılanma kaderimiz olamaz diyen kadınlar...

Dünyadaki tüm kadınlar için yüreğinde yer açan kadınlar...

Kadının özgürleşme mücadelesinde yerlerini alan kadınlar...

Dünya Emekçi Kadınlar gününüz kutlu olsun!

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası

  





İMO: MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ SELAMLIYORUZ

İnşaat Mühendisleri Odası olarak 8 Mart‘ın mücadele ruhuyla çıkılabileceğine olan inancımızla kadınların eşitlik ve özgürlük kavgasını selamlıyoruz.

1857 yılının 8 Mart`ında Newyork‘lu kadın işçiler eşit işe eşit ücret ve 8 saatlik işgünü talebiyle greve giderek çalıştıkları fabrikayı işgal ettiler. Ancak polisin müdahalesi sonucu çıkan yangında 129 kadın yaşamını kaybetti.

154 yıl önce kadınların ‘günde 8 saat ‘çalışma talepleri ile başlayan direnişi, 2011 Türkiye‘si için daha anlamlı ve geçerlidir. Bügün de kadın emeğine dönük saldırılar yoğun olarak sürmekte, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve sosyal adaletsizlik derinleşmektedir.

Kadın emeği, neo-liberal politikalarla ucuz ve güvencesiz koşullarda sistemin sömürüsüne sunuluyor. Ev işleri kadının doğal görevi olarak tanımlanmakta ve bu yük kadınların sırtına yıkılmaktadır. Ayrıca kadınlar torba yasa ile ,çalışma yaşamının kuralsızlaştırılmasına, güvencesizleştirilmesine ve esnekleştirilmesine yönelik neo-liberal dönüşümün hedef kitlesi haline getirilmiştir. Ücretsiz aile işçiliği de eklendiğinde kadınların %58‘i sosyal güvenceden mahrum durumdadır.

Öte yandan, kadınlar günlük yaşamda sürekli olarak cinsel, psikolojik, fiziksel şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalmakta, sistem tarafından biçilen rolün bir gereği olarak kadınlar " gerektiğinde " çok rahat bir şekilde öldürülmektedir. İstatistiklere göre her gün dört kadın erkekler tarafından öldürülüyor. Tacizciler, tecavüzcüler ve kadın katilleri tahrik indiriminden yararlanıyor ve  hatta serbest bırakılıyor. Gerekli yasal düzenlemeleri yapmayan, var olanları ise uygulayamayan devlet, kadını şiddetten ve ölümden koru(ya)mamaktadır. Bu bağlamda kadın cinayetleri sistematiktir ve politiktir.

Siyasi iktidar cinsiyetçi ve baskıcıdır. 8 yıllık AKP hükümeti döneminde kadın cinayetleri % 1400 artış gösterdi. Başta başbakan olmak üzere milletvekili ve bürokratlar, gerici zihniyetlerini ifade etmekten hiç çekinmediler. Kendine müslüman, kendine demokrat olan AKP`nin kadın özgürlüğünden anladığı ise kadının üç çocuk doğurması ve türban takmasından ibarettir.

AKP ve yandaşlarının muhafazakârlık sosuna bulanmış kalemşörleri kadınlara saldırmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde bir ilahiyat profesörü, tecavüz olayını kadının giyimine bağlamış ve kadını suçlu olarak ilan etmişti. Bu rezalet yandaş basında destek buldu. Yine son günlerde bulduğu her fırsatta kadınlara saldırmayı alışkanlık haline getiren bir "seviyesiz dönek"  içindeki kadın düşmanlığı  ve sol düşmanlığı ile  kadınları güzel ya da çirkin olarak tasnif etme cüretini kendinde buluyor.

Emekçi Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü olan 8 Mart öncesinde solcu, devrimci kadınlara sataşılması tesadüf değildir. Bunlara karşı kadınlar kendilerine yapılan bu saldırıya sessiz kalmayarak, ülkenin dört bir yanından, sokaklarda bu saldırılara cevap vermiş, iktidarın dalkavuklarına hadlerini bildirmiştir.

İnşaat Mühendisleri Odası olarak, kadınların öldürülmediği, cinsel, fiziksel, psikolojik şiddete uğramadığı, iş gücüne ve istihdama katılımlarının önündeki engellerin kaldırıldığı, ev içi emeğin görünür kılındığı, ulusal, cinsel ve sınıfsal olarak sömürülmediği, kadın emeğinin yok sayılmadığı, eşitliğin göz ardı edilmediği bir dünya ve ülkede insanca yaşama isteğimizi bir kez daha talep ediyoruz. Tüm bu olumsuzlukların içinden, 8 Mart‘ın mücadele ruhuyla çıkılabileceğine olan inancımızla kadınların eşitlik ve özgürlük kavgasını selamlıyoruz.


Yaşasın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü!

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası




JFMO: 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ

1975 yılı Uluslararası Kadınlar Yılı etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlamıştır. 1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu "Kadın Hakları ve Dünya Barış Günü" olarak 8 Mart‘ı kabul etmiştir.

Türkiye‘de ilk kez 1921 tarihinde "8 Mart Emekçi Kadınlar Günü" kutlanmıştır. Bugün çok daha yaygın ve etkin olarak kutlanmaktadır.

Bugün, Dünya Kadınlar Günü, kadınlar açısından çok farklı bir gündür. Kadın haklarının kazanılmasında bugünlere nasıl gelindiğinin hatırlanması için özel bir gündür. Kadın hakları gelişmiş ülkelerde çok ilerlemeler göstermiş olsa da, Ülkemizde, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde istenilen seviyelerin uzağındadır.

Dünyanın her yerinde en çok sömürülenler kadınlar ve çocuklardır. Kadın iş hayatında ucuz bir iş gücüdür. ailenin toparlanması da, çocukların bakımında, beslenmesinde ve eğitiminde en fazla sorumluluğu taşıyan kadınlarımız, ev yaşamındaki eşitsizliği sosyal hayatta da yaşamaktadır.

Ülkemizde kadınlar seçme ve seçilme haklarını aldıktan sonra çağdaş yaşamı yakalama konusunda oldukça yol kat etmişlerdir. Sanat, spor, bilim ve politika alanlarında çok başarılı ve nitelikli kadınlarımız yetişmiş bulunmaktadır. Bunun yanında Ülkemizde okuma-yazma bilmeyenlerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Yaşamın her alanında kadınlar, töre cinayetleri, tacizler, ev içi şiddet ve geleneksel baskılar altında bulunmaktadırlar. Kırsal kesimlerde küçük yaşta zoraki yapılan evlilikler kadınlarımıza yapılan en büyük acımasızlıktır.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası olarak, yaşamın her alanında emek veren üreten katkı koyan kadınlarımızın her zaman yanında ve destekçisi olacağız.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası olarak, 08 Mart Dünya Kadınlar Gününde, Milletimizin teminatı olan çocuklarımızın cefakar ve vefakar annesi, yuvalarımızın mimarı kadınlarımızın yaşadığı sıkıntıları yürekten paylaşıyor bu önemli gününü gönülden kutluyoruz.

TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
XIII. DÖNEM YÖNETİM KURULU

  



  

  

KMO:
AYRIMCILIĞIN, ŞİDDETİN, BASKILARIN GÖLGESİNDE 8 MART‘I KUTLUYORUZ

1857 yılında bugün, ABD‘de, insanca çalışma koşulları için 40000 dokuma işçisi greve başladı. Fabrika sahipleri müdahalesi ile polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. 1910 yılında Clara Zetkin‘in önerisi ile ölen kadın işçilerin anısına 8 Mart "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kabul edildi. Tekstil iş kolu, ülkemizde hala, ağırlıkla kadınların çalıştığı ve güvencesiz bir iş kolu olmaya devam etmekte.

Bugün 8 Mart‘ı nasıl bir Türkiye konjonktüründe kutlamaktayız?

"Kadına pozitif ayrımcılık" ve "Kadına yönelik şiddete son" şiarlarıyla demeçler veren, yeni anayasayı kabul ettiren hükümetin, iktidarda olduğu yıllardan bugüne öldürülen kadın sayısı; 2002‘de 66, 2003‘te 83, 2004 yılında 164‘e yükselmiş, 2005‘te 317, 2006‘da 663, 2007‘de 1011, 2008‘de 806 ve 2009 yılında 953‘tür. Rakamlara bakıldığında çok ciddi bir artış görülmektedir.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu kendisinden iş isteyen kadınlara "Evdeki işleriniz yetmiyor mu?" derken, Başbakan "Kadınla erkek hiç eşit olur mu?"diyebiliyor.

Her gün bir çok kadın şiddete maruz kalıyor, cinayete kurban gidiyor ve bu sadece kırsal bölgelerde ve eğitim seviyesi düşük erkekler tarafından işlenen cinayetler değil. Geçtiğimiz sene peyzaj mimarı Hülya Yolcubal iş adamı sevgilisi tarafından öldürüldü. Eğitimi olmayan ya da ilköğretimini bitirmemiş kadınların yüzde 55,8‘i şiddet mağduruyken, lise ve üzeri eğitim alan kadınlardan şiddet görenlerin oranı yüzde 27,2.

Emek ve meslek örgütlerinin tüm karşı çıkışlarına rağmen, bir gece ansızın kabul edilen torba yasa ile birlikte yoğunlukla kadınların çalıştığı esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini "çağrı üzerine çalışma, evden çalışma ve uzaktan çalışma"yı meşrulaştırıyor. Artırıldığı söylenen kadın istihdamı, esnek çalışma ile evde çalışma teşvik edilerek yapılıyor ve böylece en az 3 çocuk doğurması buyurulan kadın eve hapsediliyor.

Aynı işi yapmasına rağmen pek çok iş yerinde kadınlar erkeklere göre daha düşük maaş alıyor ya da yönetim ve yetki kademelerinde genellikle tercih edilmiyor. Şirketlerdeki varolan kreşler kapatılıyor çocuklu kadınlar için çalışmanın önü kesiliyor. Şirketler darboğaza girdiğinde gözden çıkaracağı ilk işçi kadın işçi oluyor.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik çıkarılan yönetmelikler ile alana yönelik sorunlar çözümsüz kalırken kadınlar da iş cinayetlerine kurban gidiyor. En son Ankara OSTİM‘de hayatını kaybedenler arasında bir kadın mühendis olan Dilek Gürler bulunmakta.

Tüm bunların yanında büyük medya yazarları da kadınlara yönelik şiddeti teşvik ediyorlar. Kadınlarla ilgili haberlerde, köşe yazılarında kadınları sadece cinsel bir meta olarak gördüklerini gizlemeyen çirkin yazılarına yer veriyor. Taciz edenleri değil, tacize uğrayanları mahkum eden yazılarıyla, mücadele eden kadınlara yönelik hakaret dolu cümleleriyle kadın hareketi ve mücadelesi küçümseniyor.

Biz bu gerçeklerin, geçmişte birer kabus olarak kaldığı gelecek güzel günlerin özlemini çekiyoruz.

Kapitalizm kadınları öldürüyor. Tüm bu yasa, yönetmelik ve uygulamalar baskıcı kapitalizmin neoliberal politikalarının sonucudur.

Bu baskı dolu ortamda kadınlar boyun eğmeyerek her yerde: Arap ülkelerinden dalga dalga yayılan sistem karşıtı hareketlerde sokaklarda; doğa katliamı yapan ve insanları yaşadıkları coğrafyadan uzaklaştırmaya çalışan HES projelerine karşı derelerini savunuyor; kentsel dönüşüm adı altındaki rant projelerinin odağındaki mahallelerde evlerini vermemek üzere direniyor; kadın öğrenciler üniversitelerdeki uygulamalara karşı eylemde, polis tarafından yerlerde sürükleniyor, hamile bir kadın bebeğini düşürüyor; tüm bunlara rağmen toplu ulaşım zamlarına karşı eylemlerde; torba yasa ile güvencesizleşecek iş hayatına hayır demek için yürüyor; doğudaki savaşa artık yeter diyip barış için çağrıda bulunuyorlar; bunlarla beraber, kadın cinayetlerine, bedensel sömürüye, tacize, ev içi sömürüye, eşitsiz-cinsiyetçi iş bölümüne, toplum yapısına dur diyor.

Her 8 Mart‘ta olduğu gibi bu yıl da emekçi kadınlar sokaklarda taleplerini dile getirecek.

Yaşasın kadınların özgürlük mücadelesi,

Yaşasın 8 MART

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası 
Yönetim Kurulu

  

  



  

MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 8 MART BASIN AÇIKLAMASI

8 Mart 1857 de NewYork‘lu kadın işçilerin eşit işe eşit ücret, ücretsiz mesai yaptırılmaması talepleriyle kitlesel greve gitmeleri, polisin kadın işçilere saldırması ve çıkan yangında işçi kadınlardan 129 kişinin can vermesi bedeli üzerine ortaya çıkan ve 1910 da toplanan Sosyalist Kadın Enternasyonali‘nde Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edilen günden bugüne hala cinsiyete dayalı eşitsizlikler sürmekte, kadın emeği ikincil ve yedek işgücü olarak görülmeye devam etmektedir.

Yaşamın tüm alanlarında, insanlık onuru ve değerleri bakımından olduğu kadar hak, fırsat ve sorumluluklar açısından da iki cins arasındaki eşitliğin tanınması ve gerçekleştirilmesi için daha kaç yüzyıl gereklidir acaba..

Bugün tüm mücadelelere rağmen kadınlarımıza aile yaşamında, çalışma hayatında ve toplumda hak ettikleri eşit koşullar sağlanamamıştır. Yasal düzenlemeler; kız çocukların okutulmamasının, töre cinayetlerinin devam etmesinin, iş yaşamında kadın istihdamının engellenmesine olanak sağlayan düşünce ve önyargıların önüne geçememiştir. 

Yaşamın tüm alanlarında kadınlar hala yeterince temsil edilememektedir. Egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığı çözülmeden özgür ve eşit bir toplum yaratılması mümkün değildir.
" İnsan ırkı iki kanatlı bir kuştur, bir kanadı kadınlar,diğeri erkekler ve her iki kanatta eşit düzeyde gelişmedikçe,insan ırkı uçamayacaktır."

Ülkemizde ve tüm dünyada kadınların hak ve taleplerini elde etme mücadelelerine saygı duyuyor ve destekliyoruz.

Dünyada ve ülkemizde tüm kadınların "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" kutlu olsun.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

   


 

MMO: 
8 MART ULUSLARARASI EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİKLERİ, SÖMÜRÜ VE ŞİDDETE HAYIR DİYORUZ.

İnsanlık çok önemli bilimsel, tarihsel-toplumsal gelişmeleri gerçekleştirmiş; hemen her alanda doğruların egemenliği için yoğun mücadeleler vermiştir. Tarihteki her ileri adımın altında insanların emekleri, birikimleri, mücadeleleri bulunmaktadır. 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü de böylesi bir mücadele sayesinde benimsenmiştir. Bugün dolayısıyla, 1857 yılında New York‘ta tekstil işkolundaki kadın işçilerin düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşulları altında çalışmaya karşı yaptıkları grevde katledilen 100 kadın işçiyi, her türlü sömürü, şiddet, ve baskıya maruz kalan bütün emekçi kadınlar nezdinde saygıyla anıyoruz.

Bütün modernleşme, uygarlaşma, sanayileşme, eşit oy hakkı vb. gelişmelere karşın tarihin en ilkel ve en gelişkin sömürü ve ezme biçimleri bugün bir arada varlıklarını korumakta; bu nedenle kadınların her alanda gerçek eşitlik istem ve mücadeleleri de sürmektedir.

Anayasada "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" denmesine karşın bunun böyle olmadığını biliyoruz. Aile, eğitim ve çalışma yaşamında, istihdam biçimlerinde ve toplumsal yaşamdaki bütün negatif ayrımcılıklarda, hatta cinsel saldırılardan sonra bile kadınların maruz kaldıkları aşağılamalar ve dayatılan aşağılık koşulların aşılmasının köktenci bir tarzda aşılması gerektiğine inanıyoruz.

Erkekler ile birlikte dünyayı ve aklı anlamlandıran kadınların yaşadığı çok yönlü sorunları tarihselliği ve güncelliği içinde toplum bilincine çıkararak özenli davranmak ve gerçek çözümlerine yönelmekle yüz yüzeyiz. Sorunların köklerine inmek, mevcut koşullarda reformlar/iyileştirmeler yapılmasını sağlamak ve nihai çözümlere yönelik toplumsal bilinç oluşturmak durumundayız. Bu kapsamda törelerden iş yasaları, anayasa, ceza yasaları ve işyerlerine, ilköğretimden yüksek öğrenime, siyasal yaşama, toplumsal yaşamın bütününe dek köktenci ve bütünlüklü adımlar atılması gerekmektedir. Çabalarımızın böylesi bir bütünsellik içinde anlamlanacağı bir tarihsel dönüşüme dek kadın-erkek, hep birlikte ilerlemek durumundayız.

Kadınların mücadelesi, aynı zamanda insanın ve emeğin özgürleşme mücadelesidir. Biz bu tarihsel gerçeğe ve kadın-erkek eşitliğine inanıyor, kadınlara yönelik artan sömürü ve şiddeti kınıyor, kadınların yanında olduğumuzu kamuoyuna ilan ediyoruz.

Ali Ekber ÇAKAR
TMMOB Makina Mühendisleri Odası 
Yönetim Kurulu Başkanı


 

 PEYZAJ MO: DÜNYA "EMEKÇİ" KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Emeğin ve üretimin cinsiyeti olmadığına,  bir ülkenin ekonomik-sosyal ve toplumsal  gelişiminin tek koşulunun,  bu ülke insanlarının birlikte üretiminden geçtiğine inandığımız bu günde,  hala;

Eğer,  kız çocukları için eğitim şansı tanınmıyorsa,

Eğer,  kadınlar için eşitsizlik, ayırımcılık devam ediyorsa,

Eğer,  her ortamda sömürüden, kadın olmanın zorluğundan bahsediliyorsa,

Eğer,  bu gün hala "kadın" sorunu indirgemeci bir anlayışla " sığ" platformlarda ele alınıyorsa,

Görev yine, emek ve özgürlük mücadelesi ateşini 100 yıl önce yakmış kadınlara düşmektedir.

Aydınlanma ve ilerici güç olma karakterini elinde tutan kadınlarımız için Cumhuriyetin açtığı yolda, boyun eğmeyen karakterini bir kez daha güçlendirerek seslenme günüdür.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

Bu ülkenin mühendisi mimar ve şehir plancısı, fabrikadaki işcisi, mutfaktaki annesi olarak, kadın olmanın gururunu taşıyan, üretimden gelen gücü ile aydınlanmanın yolunu açan kadınlarımızın günü kutlu olsun.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 
Yönetim Kurulu


 

 

ŞPO: 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

8 Mart‘ın "Dünya Kadınlar Günü" İlan Edilişinin 101‘nci, Cumhuriyetin İlanının 88‘inci Yılında Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksinde 134 Ülke Arasında 126. Sıraya Düşmüş Ülkemizde Kadın Olmak

101 yıl önce 2. Enternasyonal Toplantısında, tekstil sektöründeki insanlık dışı koşullarda çalışmaya baş kaldıranların direnişinin bastırılması sırasında çıkan yangında ölen 129 kadın işçinin anısına Clara Zetkin, 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi.

Türkiye‘de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" adıyla kutlanmaya başlandı. Kadınların ilk ve öncül "oy hakkı" talebi üstünde yükselen Kadın Hakları talepleri 20 Mart 1930 yerel seçimlerinde Cumhuriyetin önemli kazanımlarından biri olarak hayat buldu. Kadının ülkemizdeki yasal kazanımlarının sosyal yaşama yansımasındaki yetersizliği, cinsiyet ayırımcılığının ortadan kaldırılamayışı biz kadınların evrensel sorunları olmayı sürdürürken, genç Cumhuriyetin kazanımlarının birer birer yitirilişini izlemek Cumhuriyetin 88. yılında acı ve endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.

Her eve 3 çocuk tavsiyesiyle başlayan kadının sosyal hayatta edinilmiş, bizlerce yetersiz bulunan sınırlarından da daha geriye çekilmesi planı, gündemimizin en önemli alanlarını işgal eder hale gelmiş durumda.

88 yıllık Cumhuriyet kazanımlarıyla gelinen noktada sürekli irtifa kaybeden bir ülke olduk. 2010 yılı İnsani Kalkınma Raporu‘nun Küresel Cinsiyet Eşitsizliği endeksinde Türkiye 134 ülke arasında 126. sıraya düşmüş durumda.  1996 yılında Türkiye BM İnsani Kalkınma Raporunda İnsani kalkınmışlık endeks sıralamasında164 ülke arasında 76. sıradayken,  2010 raporunda 169 ülke arasında 83. sırada yer aldı. Basın özgürlüğü sıralamasında 178 ülke arasında ise 138. olduk.

Bunlar tarafsız, uluslararası araştırmaların sonuçları.

Bir de araştırmalarda değil de gazetelerin sayfalarında okuduklarımız, sokakta yaşadıklarımız var.

İnsanlık dışı çalışma koşullarına atıfla başlayan kadın hakları hareketinden tam 101 yıl sonra İstanbul‘da insan taşıma amacına uygun olmayan minibüsle iş yerine taşınırken sele kapılıp, çıkamadıkları için boğularak ölen işçi kadınlarımız için isteselerdi çıkabilirlerdi hükmüne varılarak işveren suçsuz bulundu. 

Daha birkaç gün önce 26 kişinin tecavüz ettiği 13 yaşındaki kızımız için isteseydi direnebilirdi kararına varıldı.

Kötü yola düşme ihtimali var diye 16 yaşındaki bir kızımızı ise ailesi canlı canlı evin içine gömdü, çocuk toprak altında boğularak öldü.

Öz amcasının tecavüz ettiği kızı ağabeyi infaz etti.

Sevdiğine kaçıp evlenen kızlarımızın infaz kararları aile meclislerince uygulandı, uygulanıyor.

Daha yeni boşandığı ve boşanmak istediği kocasından korunmak için yardım isteyerek polise sığınan kadınlarımız, kocalarına teslim edildi ve kocaları tarafından öldürüldü. ...Bunlar bildiklerimiz, duyduklarımız...

Ya duymadıklarımız?  Bilmediklerimiz?

Okul yerine artık kuran kurslarına gönderilen kızlarımızın okuryazar oranı dramatik bir biçimde düşüyor. Kadınlar sosyal yaşamdan koparılıp hızla dört duvar arasına hapsediliyor: Bir avuç kadının cesaretli duruşuna karşın, töre cinayetleri toplumca giderek daha da kabul edilir hale geliyor.

Nasıl olmasın ki?

Koca Prof.  açık saçık giyinmenin tecavüz nedeni olduğunu söylediğinden beri sokaklarda korkuyla dolaşıyoruz. Çirkin solcu kızların öpülerek liberalleştirilmesi önerisi sokaklardaki nefret ve korkuyu daha da arttırdı. Tacizcimiz, sadece liberalleştirmeye çalışıyordum diye sıyrılacak biz nankörlerin şikâyetinden.

Kimi kime şikâyet edeceğiz?

"Kadın" artık yasak kelime oldu. Kelime seçimi bile günümüzde ayrışmışlık sınırlarını keskinleştiriyor.  Malum "kadın" resmi söylemde artık "hanım" oldu. "Hanım" unvanın hak edilmesi de ayrı bir konu. Başbakanımızın deyişiyle biz "pencere" ye benzeriz, açılırsak her şey başımıza doğal olarak gelir. " Hanım kardeşlerimiz" sıfatına layık olmanın da kuralları var.

101. Dünya Kadınlar Gününde tartışmamız gereken yeni haklar ve eşitlik talepleri yerini edinilmiş hak kırıntılarını, var olan yaşam alanlarını koruma telaşına bırakmış durumda. 101. Dünya Kadınlar Gününde ülkemizde "kadın"ın adı artık gerçekten yok.

126. sıradan kısık bir sesle "8 Mart Hanımlar Günümüz hayırlara vesile olsun" diyorum.

Duyabildiniz mi?

Dr. Ümit ÖZCAN
TMMOB Şehir Plancıları Odası
Genel Sekreteri