ODALARDAN DÜNYA BARIŞ GÜNÜ AÇIKLAMALARI

29.08.2013

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla birer basın açıklaması yaptılar.

HKMO: DÜNYA BARIŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN

Barış insanlık var oldukça özlemi çekilen bir olaydır. Eşitlik, kardeşlik, adalet içinde insanların, halkların, ülkelerin huzurla yaşadıkları kalıcı düzenin özlemidir. İnsanlığın tek kurtuluşu da insanlar, halklar ve ülkeler arasında barışı sağlamaktan geçmektedir.

Savaşların en büyüğü olan İkinci Büyük Paylaşım Savaşı, yaklaşık altı yıl sürmüş ve 52 milyonu aşkın insanın ölümüne neden olmuştu.

Emperyalistlerin hem kendi aralarında hem mazlum ülkelerle savaştığı ve  52 milyon insanın ölümüne neden olduğu bu korkunç savaş ayrıca yüz milyonlarca yaralı ve sakat, mahvolmuş hayatlar ve harabeye dönmüş şehirler, kasabalar, köyler bırakarak 1945 Mayısında sona erdi.

Ölenlerden 150 bini insanlığın yüz karası atom bombasının kurbanlarıydı!
Savaştan sonra, Naziler‘in Polonya‘yı işgal ederek İkinci Büyük Paylaşım Savaşı‘nı başlattığı gün olan 1 Eylül (1939) tarihi Dünya Barış Günü olarak kabul edilmiştir.

BUGÜN DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Bugün görünen o ki savaşlar emperyalist sistem yeryüzünde egemen oldukça da devam edecek.
Çünkü, 1 Eylül gününün Dünya Barış Günü ilan edilmesinin ardından 64 yıl geçmesine rağmen savaşlar değişik biçimler alarak devam ediyor. 

Bu kez kendi aralarında "barış"mışlar; kendi aralarında değil dünyanın bir diğer yarısına saldırıyorlar.
 
Libya, Tunus, Afganistan, Irak, emperyalizmin hedefindeki ülkelerdi.

Bugün Suriye üzerinde oynanan oyunlar Irak‘la büyük benzerlik gösteriyor; amaç aynı! Suriye‘yi paramparça edip sonsuza dek sömürgeleştirmek! 

Emperyalizm önce ülkelerin iç barışını bozuyor, dikey ve yatay olarak, etnik ve mezhepler olarak birbirine düşman etmenin bin bir yolunu deniyor; böylece ülke içinde binlerce yıldır barış içinde yaşayan halklar bir daha bir arada yaşayamaz duruma getiriliyor; sonra "barışı sağlamak" ve "insan hakları"nı tesis etmek propagandalarıyla müdahale edip kesin sonuç alıyor, bütün marifetlerini "barış!" adına gerçekleştiriyor.

Halkları birbirine düşman edecek sözde "barış"ı engellemek, ancak tam bağımsız bir ülke olmakla olanaklıdır. Bağımsız ülke olmak demek siyasi ve ekonomik kararları alırken bağımsız olmak anlamındadır. Ülke kaynaklarına ve karar merkezlerine emperyalistlerin burnunu sokmasını engellemektir. Barış içinde yaşamak demektir!

HKMO olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü‘nü bu bilinçle kutluyor, hem "yurtta" hem "dünyada" bir an önce barışın tesis edilmesini diliyoruz.

TMMOB
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası
1 Eylül 2013


İMO: TÜRKİYE SAVAŞIN DEĞİL, BARIŞIN ÜLKESİ OLMALIDIR

Ne yazık ki, iki Dünya Savaşına ve sayısız bölgesel savaşa tanık olmuş yerkürede, savaşın yol açacağı felaket ve barışın sağlayacağı kazanımlara dair görüşlerimizi ifade etmeye, barış çağrısını yinelemeye devam ediyoruz.

Oysa isterdik ki, yaşanan büyük acılar, barışın garantisi olsun, devletler arasında ortaya çıkan sorunlar savaşla değil, müzakere ile çözülsün, toplumsal, siyasal, kültürel farklılıklar gerginliğin ve çatışmaların değil, ortak yaşam yaratma hedefinin kolaylaştırıcı unsurları sayılsın, barış insanlığı ortaklaştıran temel ve vazgeçilmez hedef olarak belirleyici bir mertebeye kavuşsun.

Bütün bunların gerçekleşmediğini biliyoruz, gerçekleşmesinin zor olduğunun farkındayız. Bırakalım Kürt sorunu merkezli 30 yıldır devam eden savaşın hâlâ sıcaklığını koruyor ve yeniden alevlenme ihtimali taşıyor olmasını, on yıllardır barış içinde yaşadığımız komşu ülkelerle savaşın eşiğine kadar gelmiş olmamızın yarattığı kasvet ve umutsuzluğa rağmen, barış ısrarını koruyacağımızı, barışı savunacağımızı, savaş çığırtkanlığına prim vermeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

Tarihsel bir handikap mıdır bilinmez ama 2013 1 Eylül`ünde, yani Dünya Barış Günü`nde, Türkiye,komşu ülke Suriye ile savaşmak üzere sınırına yığınak yapmakta, emperyalist güçlerin Suriye`yi ne zaman vuracağına dair yorumlar basında yer almakta, olası bir Suriye saldırısında Türkiye`ye biçilecek role ilişkin görüşler dile getirilmektedir. Türkiye, 1 Eylül Dünya Barış Günü`nde komşusuyla savaşmaya hazırlanmaktadır. İşin doğrusu, Suriye`de iç savaş başladığı günden bu yana Türkiye iç savaşta taraf olmuş, rejime muhalif güçlere destek sağlamış, sınır bölgelerindeki yerleşim birimleri savaştan etkilenmiş, Reyhanlı`nın bombalanmasında olduğu gibi savaşın sonuçlarını yaşamaya başlamıştır.

"Neden", "niçin" sorularının yanıtı, ülkemizin uzun süredir uygulayageldiği dış politikasında saklıdır. Türkiye emperyalist güçlerin bölgemize dönük politikalarının uygulayıcı ülkesi olmuş, emperyal hedeflerin taşıyıcılığına soyunmuş, yüz yıllardır savaşla anılan Ortadoğu coğrafyasında kendisine yer açmaya çalışmış, neticesinde uluslararası gerginliğin ve olası bir bölgesel savaşın unsuru haline gelmiştir.

Siyasi iktidar ülkemizi adım adım savaşa sürüklemektedir. Tablo açık ve nettir. Uluslararası güçler Afganistan ve Irak işgallerinden sonra, Kuzey Afrika ülkelerine yönelerek, bu bölgede yer alan ülkeleri hizaya sokmaya çalışmış, buna direnen Libya gibi ülkelere büyük askeri güçle saldırı gerçekleştirilmiştir.SıraSuriye`ye gelmiştir; Suriye sonrası hedefin İran olduğu bilinmektedir. Suriye ve İran`a yapılacak olası askeri müdahalenin bütün bir bölgeyi savaşın içine çekmesi olasılık dahilindedir. Ne yazık ki siyasi iktidar, bölgesel güç olma arzusu ve "bir koyup üç alma" hesabıyla savaşa girme noktasında heveskâr görünmektedir.

Siyasi iktidar bu hevesinden vazgeçmeli, savaş siyasetini terk etmeli, komşu ülkeler arasındaki sorunların müzakere ile çözülmesinin yolunu açacak adımlar atmalı, olası bir savaştan ülkemizi uzak tutmalıdır. Zaten Türkiye, 30 yılı aşkın bir zamandır devam eden ve 50 bin insanımızın yaşamını kaybetmesine neden olan, ülke ekonomisinde ağır hasarlara yol açan iç savaş yaşamaktadır. Toplumumuz savaşın nasıl bir acıya yol açtığına 30 yıldır tanıklık etmektedir. Kürt sorununun barış ve demokrasi temelinde çözülmesi doğrultusunda toplumsal bir ortaklaşma yaratılmış durumdadır. Olası Suriye savaşına dahil olmak, bırakalım karşı karşıya kalacağımız kilitlenmeyi, Kürt sorununda da çözümü imkansız kılacak, ülke içinde yeniden çatışma ve kaos hakim olacaktır.

Türkiye kendi sorununu çözmeden komşu ülkelerin iç işlerine dolaylı-dolaysız müdahil olmaktan vazgeçmelidir. Kürt sorununu demokrasinin yol göstericiliğinde çözebilmenin şartlarını vardır, içinde bulunduğumuz çatışmasızlık ortamı barışın tesis edilmesi için bir şanstır; Türkiye ayağına gelen bu tarihi fırsatı kaçırmamalıdır. Sadece Kürt sorunu merkezli değil, etnik, mezhepsel, düşünsel ve kültürel farklılıklar gerginliğin değil, barışın kaçınılmazlığının göstergesi sayılmalıdır. Toplumsal sorunlar konsensüsle çözülmeli, barış,eşitlik ve kardeşlik temelinde kalıcılaştırılmalı, demokratik işleyiş toplumsal hayatın tek belirleyicisi olmalıdır.

Türkiye, ister ülke içinde isterse komşu ülkelerle olsun savaş siyasetini terk etmelidir. Aksi takdirde, yaşanacak acıların vebalinden kurtulmak mümkün olmayacaktır.

İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
31 Ağustos 2013

  




JFMO: 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN

1 Eylül 1939 tarihinde Nazi Almanya‘sının Polonya‘ya ardından Sovyetlerbirliği‘ne saldırısıyla birlikte 2. Dünya Savaşı‘na adım atıldı. Nazi orduları başka ülkelerin sınırlarını aşarak işgallere, katliamlara ve yağmaya başladı. Savaş sona erdiğinde geriye  milyonlarca ölü, yaralı, sakat, yıkılmış kentler acı ve gözyaşı bıraktı. Dünya Sendikalar Federasyonu  tarafından insanlık tarihinin bu acımasız, kanlı savaşın başladığı gün; 1 Eylül Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

Dünyanın bir çok yerinde yaşanmakta olan savaşların faturası yoksullara halklara kesilmektedir. Savaş;  yoksulluk, açlık acı ve gözyaşı demektir. Savaş; insanların ölmesi, yaralanması  ya da dostlarını kaybetmesi demektir. Savaşa karşı çıkmak savaşsız bir dünya yaratmak için mücedele etmek insanlık görevidir.

1 Eylül Dünya Barış Günün‘de, savaş, korku, gözyaşı ve acının hüküm sürdüğü ortadoğu ve dünyada barışın ve özgürlüğün  yaşama geçmesi en büyük dileğimizdir.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası olarak; Kimliği, kültürü, dili, dini, mezhebi ne olursa olsun huzur, güven ve mutluluk içinde yaşayan, bireysel özgürlüklerin güvence altına alındığı demokratik bir Türkiye özlemiyle; Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün "Yurtta Barış Dünyada Barış" ilkesini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Tüm meslektaşlarımızın ve ulusumuzun "1 Eylül Dünya Barış Günü"nü kutluyoruz.

Saygılarımızla,

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
XIV. Dönem Yönetim Kurulu

31 Ağustos 2013

  




  

JMO: 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ`NÜN 74. YILINDA; SAVAŞI SAVUNANALARA KARŞI ÜLKEDE, BÖLGEDE VE DÜNYADA BARIŞI DAHA GÜÇLÜ SAVUNALIM!

Eylül 1939. İnsanlık tarihinin  en acımasız, en kanlı savaşının başladığı gün, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

1 Eylül Dünya Barış Günü`nün 74. yılında, savaşsız çatışmasız bir dünyadan uzak,  yanıbaşımızdaki bir savaşa yakın günleri yaşıyoruz.   

Kim tarafından kullanılırsa kullanılsın bir insanlık suçu olan kimyasal silah, ABD‘nin başını çektiği emperyal blok tarafından Suriye‘ye silahlı müdahelenin gerekçesi yapılmakta,  daha fazla vahşete, kan dökmeye ve öldürmeye hazırlanılmaktadır.
Son ikibuçuk yılda 100 binden fazla kişinin öldürüldüğü,  milyonlarca  insanın evlerini terk etmek zorunda bırakıldığı Suriye‘deki iç savaşın tarafı ve çetelerin destekçisi olan siyasi iktidar, bu defa Suriye‘ye karşı bir savaşın çığırtkanlığını yaparak doğrudan savaşın içinde olmaya hazır olduğunu ilan etmektedir.  Bununla da kalmayan AKP, hava saldırılarının  yeterli olmayacağını ifade ederek emperyalist bir işgali savunmaktadır.    
"Bölgesel güç olma hayalleri" iflas etmiş, ölümler arasında ayrım yapan AKP, şimdi de ülkeyi ve  halkımızı savaşın hedefi haline getirmektedir.
 
1 Eylül Dünya Barış Günü‘nde, daha fazla acıya, göz yaşına ve ölüme; savaş çağrılarına karşı,  Ülkede, Bölgede ve Dünyada Barışın daha fazla savunulması gerekmete, "savaş değil barış, ölüm değil yaşam" sesinin daha fazla yükseltilmesi önem taşımaktadır.

Bölgeyi ve ülkemizi hızla bir felakete doğru sürükleyen, halklar arasında düşmanlık yaratan iflas etmiş savaş kışkırtıcısı taşeron dış politikalardan bir an önce vaz geçilmelidir.

Suriye‘ye dönük her türlü müdahaleye son verilerek, Suriye‘nin geleceğini belirleme hakkı Suriye halklarına bırakılmalıdır.

1 Eylül Dünya Barış Günü`nün 74. Yılında; Savaşı Savunanalara Karşı
Ülkede, Bölgede ve Dünyada Barışı Daha Güçlü Savunalım!
         
1 Eylül 2013
TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

  


MMO: Savaşa Hayır, Ülkede, Bölgede, Dünyada Barış

Türkiye, 1 Eylül Dünya Barış Günü‘ne savaş bulutları altında giriyor.

Bütün Türkiye‘ye yayılan Haziran direnişinde halka gaz bombalarını reva gören AKP iktidarı, bu eylemler sırasında katledilen insanlarımızın faillerinin ciddiyetle bulunması için çaba sarf etmemiş, hatta engellemelerde bulunmuş, gözaltına almalar ve cezaevlerine girişler sırasında, hazırlanan iddianamelerde, sıkıyönetim dönemlerine özgü uygulamalar gerçekleştirmiştir. Toplumsal muhalefetin mahallelerden alanlara, okullar ve stadyumlara kadar antidemokratik önlemlerle bastırılması için ülkemiz adeta polis cumhuriyetine çevrilmiştir.

İktidar içte ve dışta barış karşıtı politikalar izliyor, Kürt sorununda gerilimi artırıyor, Mısır‘da ve Suriye‘de şeriatçı güçlerin, özel olarak Suriye‘de iç savaşın ve emperyalist güçlerin Suriye‘ye yönelik müdahalesinin yanında bir ön cephe ülkesi gibi yer alıyor.

Bilindiği üzere iktidar, ülkemizin yakıcı gündemi olan Kürt sorununda önce bir "açılım" başlatmış, daha sonra bizzat "çözüm süreci" adı verilen yeni bir döneme girilmiş, ancak bu sürecin gereklerini yerine getirmekten kaçınan bir tutum içine girmiştir.

Bütün dünyanın bildiği üzere iktidar, kör terör yöntemlerini benimseyen, insanları başlarından kesip, kalplerini yiyen, ırza geçme ve katliamı "cihad" olarak gören Suriye‘deki şeriatçı güçlerin Türkiye‘den Suriye‘ye geçişlerine ve silahlanmalarına, ülkemizi bir harekât üssü olarak kullanmalarına destek olmuştur. Şeriatçı güçlerin Suriye Kürtleri (ki çoğu geçmişte Irak ve Türkiye‘den Suriye‘ye giden Kürtlerdir) ve Alevilerine yönelik katliamlarına yönelik kınayıcı tek bir ses çıkarılmamıştır.

AKP iktidarı, Ortadoğu‘da, halklar arasında açık bir şekilde etnik ve din-mezhep düşmanlığı ve savaş yanlısı politikalar izlemektedir. Ülke iç politikası, toplumsal muhalefete yönelik sergilenen şiddet ile Mısır ve Suriye konularından ibaret bir hale dönüşmüştür.

Suriye iç savaşına yönelik emperyalist güçlerin müdahalesini kraldan çok kralcı bir tarzda isteyen iktidar, Suriye‘de fitili ateşlenen iç savaş ve bugünlerde sözü çok edilen askeri müdahalenin, gerçekte bütün bölgeye yayılacak bölgesel bölgesel bir savaşın habercisi olduğunu bilerek Türkiye‘yi bu girdaba çekmektedir.

Savaşı tüm sıcaklığı ile hissettiğimiz bu günlerde, emekten ve demokrasiden yana tüm kesimlerin ülkede, bölgede, dünyada barış istemini yükseltmesi ve her zamankinden daha çok yaşasın halkların kardeşliği demenin zamanıdır.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası, toplumsal sorumlulukları doğrultusunda sanayileşmiş, kalkınmış, demokratikleşmiş, laik bir Türkiye için, karanlığa, ayrımcılığa, savaşlara, emperyalist çıkarlara karşı ülkemizde, bölgede ve dünyada barışı savunmaya devam edecektir. Barış içinde bir dünya ve Türkiye mümkündür diyor, meslektaşlarımızı ve tüm halkımızı barıştan yana duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Ali Ekber ÇAKAR
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
30 Ağustos 2013

  




Mimarlar Odası Basın Açıklaması:

"GEZİ DUYARLILIĞI" BARIŞIN GÜVENCESİDİR

Milyonlarca insanın ölümüne, sakat kalmasına, evini ve işini kaybetmesine; kentlerin ve yaşam çevrelerinin yerle bir olmasına neden olan II. Dünya Savaşı vahşetinin başladığı 1 Eylül 1939 tarihi, barış için yapılan mücadelelerin anısına her yıl 1 Eylül "Dünya Barış Günü" olarak kutlanmaktadır.

Dünya tarihinin en kanlı savaşının üzerinden geçen 74 yılın ardından, bölgemizde ve küresel ölçekte yeniden açık işgaller, katliamlar ve kültürel kıyımlar artarak devam etmektedir. Afganistan, Irak ve Libya‘da yaşanan işgal ve katliamlardan sonra bugün Türkiye‘nin yanı başında bulunan Suriye‘ye yönelik saldırılar gündemdedir.

Bu koşullarda "uygarlıkların beşiği" ve binlerce yıllık kültürel birikimi geleceğe taşıyan ve uygarlık tarihine büyük katkılar sağlamış olan Anadolu coğrafyasında ve bölgemizde toplumsal barışın, kardeşliğin bir an önce gerçekleşmesi daha da önemli hale gelmiştir.

Ülkemizde ve bölgemizde yıllardır yaşanmakta olan kaos, şiddet ve çatışmalarla insan yaşamı hiçe sayılmış; yeni can kayıplarının olmaması için bütün kesimlerin barıştan yana tavır alması çok önemli hale gelmiştir. Bu nedenle barış girişimleri çok değerlidir. Bizler mimarlar ve meslek örgütü olarak her zaman "yaşamın ve barışın" yanında açık tavır aldık ve almaya devam etmekteyiz.

Bugün toplum bilgisine kapalı kurgulanan ve bu nedenle kuşku ile karşılanan "barış süreci" adı verilen ortamda hukuk dışı operasyonlar, demokratik kuruluşlara baskınlar, savunma hakkının çökertilmesi, insan hakları ihlalleri ve özel yaşama yönelik "ilkel ve gerici" müdahaleler, büyük yağma kararları artarak devam etmektedir. "Diktatoryal bir rejim"in inşası için adımlar atılmaktadır. Bölgede ABD-İsrail eksenindeki politikaların taşeronluğu üstlenilerek, diğer ülke toplumlarına karşı izlenen saldırgan tutum meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.

İktidarın bu baskıcı, despot ve savaştan yana politika ve uygulamaları karşısında "GEZİ" ile simgeleşen milyonlarca yurttaşın gösterdiği duyarlılık, AKP iktidarının 11 yıllık uygulamalarına tepki ve taleplerini meydanlarda barışçıl yöntemlerle dile getirmesi, Türkiye‘de yeni bir dönemi başlatmıştır. Yurttaşlar açıkça "Ben varım! Bana rağmen hakkımda karar alamazsınız!" demektedir. Ülkenin doğu ile batısını, kuzey ile güneyini ve bütün kesimleri kucaklayan "barış iklimi" oluşmasını sağlamıştır.

"GEZİ DUYARLILIĞI" bağlamında, kültürel farklılıkları zenginlik olarak gören ve bu değerlere saygı gösteren, "barış içinde birarada yaşama" ilkesinden, demokratik ve barışçıl yöntemlerden ödün vermeyen, yaşama ve yaşam alanlarına sahip çıkan anlayış geniş ve farklı toplum çevrelerinden destek görmüştür. Bu hareket ülkemizin demokratik, özgürlükçü ve barışçıl geleceğinin en önemli güvencesi olmuştur.

Bizler,

"1 Eylül Dünya Barış Günü" nedeni ile aynı "duyarlılık ve dayanışma" anlayışı içerisinde iktidar odaklarını, Suriye halkına yönelik katliam ve işgal girişimlerinin derhal durdurulması için barışçıl çaba göstermeleri ve komşulara yönelik saldırgan politikalardan vazgeçmeleri için uyarıyoruz!

Bütün yurttaşların "Dünya Barış Günü"nü kutluyor ve yaşama, yaşam değerlerine, barışın gerçekleşeceği "kimlikli ve yaşanılır kentler" hedefimizle barışa sahip çıkma çabalarımızı kararlı biçimde sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

Değerli kamuoyumuza saygı ile duyurulur.

MİMARLAR ODASI
29 Eylül 2013


ŞPO: SAVAŞTAN YANA DEĞİL BARIŞTAN TARAFIZ!

İnsanlık, tarihi boyunca, korku, acı, şiddet, kan ve gözyaşı dolu onbinlerce savaş yaşadıktan sonra yaşama hakkının en kutsal insan hakkı olduğunu kabul etmiştir. Emperyalist savaşlar, etnisite, soy, sop, mezhep katliamları, geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi, günümüzde de kanlı biçimde sürdürülmektedir. Üstelik insanlığın yok edildiği bu savaşlar egemenlik kurmanın ötesinde yeni kaynaklara kavuşmanın ve pazar ilişkileri oluşturmanın yolu haline gelmiştir. Emperyalistlerce "demokrasi götürmek" "insanlık adına cezalandırmak " ..vs. gerekçelerle tanımlansa da, çıkar ilişkilerinin de bir gereği olarak, gerçek niyet egemenlik alanlarının savaşlarla yeniden üretilmesidir.

Bugünden tam 74 yıl önce, 1 Eylül 1939 tarihinde Nazi Alman orduları Polonya`ya saldırarak 20. yüzyılın en kanlı savaşını başlatmıştı. 60 milyonun üzerinde insanın ölümüne neden olan bu savaşın başlangıç günü olarak kabul edilen ve Barış Günü ilan edilen 1 Eylül`ün yıldönümünde, Ortadoğu`da yeni bir savaşın çığırtkanlığı yapılmaktadır. Silah tüccarları, petrol ve kan içiciler ellerini ovuşturmaya başlamıştır. İnsanlık tarihinin rotası bir kez daha karanlık ve kanlı sulara doğru yöneltilmektedir.

Biz, kadınlar, erkekler, gençler, yaşlılar olarak hiçbir değerin insan yaşamından daha kutsal ve değerli olduğunu kabul etmiyoruz! İçeride ve dışarıda çocuklarımızın ölmesine veya sakat kalmasına neden olabilecek hiçbir savaşı benimsemiyoruz! Komşularımızla olan ilişkilerimizde iç çatışmayı besleyen ya da emperyalist bir müdahaleyi kışkırtan politikaları kınıyoruz.

Bizler, giderek şiddet toplumuna dönüşen, ulusal ya da uluslararası sorunlarını dayatma, şiddet ve güç kullanma yoluyla çözmeye çalışan bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Etnisite, mezhep, cins ve cinsel yönelim ayrımı gözetmeksizin, bu ülkede yaşayan her bireyin ekonomik refah içinde, sağlıklı ve özgür olduğu, demokratik haklarını sonuna kadar kullanabildiği, mahallesinden bölgesine kadar komşuları ile barış içinde yaşayabildiği bir ülke istiyoruz.

YAŞASIN BARIŞ!

ŞEHİR PLANCILARI ODASI YÖNETİM KURULU
31 Ağustos 2013