ODALARDAN ORMAN KANUNU UYGULAMA YÖNETMELİĞİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

21.04.2014

İnşaat Mühendisleri Odası ve Orman Mühendisleri Odası, Orman Kanunu Uygulama Yönetmeliği ile ilgili birer basın açıklaması yaptılar.

İMO: Orman Kanunu Uygulama Yönetmelikleri yayımlandı

Ormanlarımız tehlike altında

AKP Hükümeti ormanları haritadan silmeye hazırlanıyor. Resmi Gazete`nin 18 Nisan 2014 tarihli sayısında yayımlanan Orman Kanunu`nun 16. maddesinin Uygulama Yönetmeliği ile 17. ve 18. maddesinin Uygulama Yönetmeliği hükümlerinden siyasi iktidarın rant uğruna ülkenin yeşil alanlarını yok etmeyi göze aldığı anlaşılıyor. 

 

Yönetmelik hükümlerine göre; ormanlık alanlarda enerji üretim santralleri, petrol ve doğalgaz boru hattı, petrol ve doğalgaz arama tesislerinin kurulmasına izin veriliyor, ayrıca haberleşme tesisleri, işletilme ve yeraltı doğalgaz depolanmasına ilişkin tesisler ile eğitim ve spor tesisleri, yol, liman geri hizmet alanı, havaalanı, demiryolu, teleferik hattı, tünel gibi ulaşım tesislerinin inşa edilebilmesinin önü açılıyor.


Özel yükseköğretim kurumları hariç olmak üzere, yükseköğretim kurumlarının ormanlık alan içerisinde eğitim ve araştırma amaçlı tesis kurmasına, Kredi Yurtlar Kurumu`nun öğrenci yurdu inşa etmesine izin veren Yönetmelikler, ormanlık alan içerisinde balık üretme çiftlikleri kurulmasına, define aranmasına, arkeolojik kazı yapılmasına da olanak tanıyor. Bu hüküm, bir başka yoruma hacet bırakmayacak kadar açık ve nettir. Ormanlık alanlar yer yer köstebek yuvasına dönecek, yer yer betona teslim edilecektir.



İşin ilginç yanı, ormanlık alan içerisinde inşa edilecek tesislerde patlayıcı madde bulundurulması bile Yönetmeliklerle serbest bırakılıyor.Ormanların topyekûnyok olmasıyla sonuçlanacak herhangi bir olumsuzluğun değerlendirilmeye alınmaması ve sadece ormanlık alanda yerüstünde patlayıcı madde bulundurulmasının yasaklanması, ağaçların yeraltından yani topraktan beslendiği gerçekliği ile örtüşmüyor.Belli ki Hükümet, "ağaçların kökünü kazımak" istemektedir.



Yönetmelikler, orman arazilerine yapılacak tesislerin özel şirketler marifetiyle denetlenebilmesine olanak tanıyan hükümlerle dikkat çekiyor. Kamunun yani toplumun ortak değeri olan ormanlık alanları önce yapılaşmaya açılacak, sonra bu yapılar ve işletilmesi kamu tarafından değil, "Serbest Yeminli Ormancılık Büroları" tarafından denetlenecek. Kamusal alanı, kamusal hizmetleri hızla özelleştiren siyasi iktidar açıkçası kendi anlayışına uygun bir adım atmış, denetlenme işini özelleştirmiştir.



Bu hüküm Yönetmelikte şu şekilde yer alıyor: "Ancak su isale hattı, baraj, gölet, doğalgaz boru hattı, petrol boru hattı, elektronik haberleşme sistemlerine ait baz istasyonu, enerji nakil hattı, yol, telefon iletim hattı izinlerinde saha kontrolleri yatırım tamamlanıncaya kadar her yıl, yatırımın tamamlanmasını takiben sonu sıfır ve beş ile biten yıllarda yapılır."



Denetimin işlevselliği bir tarafa bu hükmün, denetimsizliği teşvik edecek içeriğe sahip olduğu açıktır.Maddenin içeriği kafa karıştırıcı olsa da, beş senede bir denetleneceği belirtilmektedir ki, asli amacı kar olan işletmelerin denetimsiz geçireceği beş yıl zarfında ormanlık alanlarda ne gibi hasarlara yol açacağı muamma olarak kalacaktır. Denetim, özel şirketler eliyle yürütülse de öz itibariyle kamusal bir iştir ve piyasanın rekabetçi koşullarına terk edilmeyecek önemdedir. Denetim kesintisiz ve işlevsel olmak durumundadır. Beş senede bir yapılacak denetim, "dostlar alışverişte görsün"den öte geçemeyecektir.



Açık olan şu ki, ilgili Yönetmelik hükümleri uygulamaya alındığında ormanlar yapılaşmaya açılacak ve hızla doğal vasfını kaybedecektir.



Siyasi iktidarın ne yapmak istediğini anlamak mümkün değildir. Net olan, ormanların bu oranda yapılaşmaya açılması ülkemiz için vahamet olacağıdır.



Anlaşılan o ki HES`lerle yok edilen ormanlar, Üçüncü Boğaz Köprüsü ile katledilen yeşil alanlar, Atatürk Orman Çiftliği`nde kesilen ağaçlar siyasi iktidarı ikna etmemiş, topyekûn bir "orman temizliği" için start verilmiştir.



Hükümet tez elden Yönetmelikleri geri çekmeli, toplumun tüm örgütlü kurumlarını çalışmalara katarak ormanları çoğaltacak, doğanın dengesini koruyacak uygulamalar için çalışma başlatılmalıdır.

 

 

İnşaat Mühendisleri Odası 


Yönetim Kurulu

 

 


 

OMO: DEVLET ORMANLARININ TAHRİBİNE; ANAYASA`NIN 169 UNCU MADDESİ VE ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA AYKIRI ÇIKARILAN KANUNLAR VE İZİN YÖNETMELİKLERİ İLE DEVAM EDİLMEKTEDİR.

 

       Ormanları arsa ofisi haline getiren ve tahribine neden olan 18 Nisan 2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan "Orman Kanununun 17/3 ve 18 İnci Maddelerinin Uygulama Yönetmeliğiile adet olarak sayılabilen elli iki (52) adet ve benzeri denilerek daha da artırılması mümkün olan muhtelif tesislere izin verilirken; mahalli seçimler ve tapelerin gölgesinde sessizce çıkarılan ve 1 Mart 2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 26 Şubat 2014 tarih ve 6527 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun" un uygulamasına dair bu Yönetmeliğin 4`üncü maddesi 6`ıncı fıkrası düzenlemesi ile bu miktar daha da artacaktır.

      

       Anayasa Mahkemesi; ormanları kamu yararı adı altında tahrip eden 6831 sayılı Orman Kanunu`nun 3373 sayılı Kanunla değişik "Turizm alan ve merkezleri dışında kalan devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesisler için gerçek ve tüzelkişilere, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca bedeli karşılığı izin verilebilir. Bu izin süresi kırkdokuz yılı geçemez. Devletçe yapılan tesisler dışında kalan her türlü bina ve tesisler izin süresi sonunda eksiksiz ve bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğünün tasarrufuna geçer. Ancak işletmenin maksadına uygun faaliyet gösterdiği Orman Genel Müdürlüğünce belgelenen hak sahiplerinin kullanma hakları yer, bina ve tesislerin rayiç değeri üzerinden belirlenecek yıllık bedelle doksandokuz seneye kadar uzatılabilir. Bu durumda devir işlemleri bu uzatma sonunda yapılır. Turizm amaçlı tesisler için hak sahipleri adına tapuda irtifak hakkı tesis edilir. İzin ve irtifak hakları amaç dışı kullanılamaz." 17`inci maddesi 3 üncü fıkrası Anayasanın 7 inci ve 169 uncu maddelerine aykırı olduğu için, 17/12/2002 tarih ve E:2000/75 ve K:2002/200 sayılı kararı ile iptal etmiştir.

      

       Anayasa Mahkemesinin anılan kararında; "…Anayasa`nın 169. maddesinde öngörülen "kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz" tümcesine dayanılarak kamu yararının bulunduğu gerekçesiyle gerçek ve tüzel kişilere bina ve tesisler yapmak üzere orman arazileri tahsis edilemez. Devlet ormanlarının gerçek ve tüzelkişilere tahsisinin, karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan geçmesi ya da anılan bina ve tesislerin orman arazileri üzerinde yapılması zorunluluğu bulunduğu hallerle sınırlı olması gerekir. Başka bir anlatımla, kamu yararının bulunması ve zorunluluk hallerinde Devlet ormanları üzerinde ancak irtifak hakkı tesisine olanak tanınabilir.

      

        Öte yandan, Anayasa`nın 169. maddesiyle ormanların özel olarak korunduğu gözetilerek bu maddede geçen "kamu yararı" kavramının hangi durumları kapsadığının yasayla belirlenmesi gerekirken, bu yola gidilmeyerek söz konusu kavramın kapsam ve içeriğinin tespitinin idareye bırakılması, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

      

       Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa`nın 7. ve 169. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir."denilerek, Devlet Ormanlarında karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi tesislere izin verilebileceği hususu sayılarak düzenlenmiştir.

      

       Ancak, bu Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra çıkarılan çeşitli torba yasalarla, 6831 sayılı Orman Kanununda Anayasaya aykırı düzenlemeler yapılmaya devam edilmiş ve bu kanunlara dayanarak yürürlüğe konulan izin yönetmeliklerinde de izin verilen tesisler çok çeşitlendirilmiştir. Adeta Devlet Ormanları arsa ofisi haline getirilerek her tesis ve konu için Ormanlardan izin verilmesinin önü açılmıştır.

Anayasa Mahkemesi kararında Devlet Ormanlarından en fazla dokuz (9) konuda izin verilebileceğine işaret edilmiş ikenbu izin çeşitliliği sayısı, 18/4/2014 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanan "Orman Kanununun 17/3 ve 18 İnci Maddelerinin Uygulama Yönetmeliği" ile sayılabilen elli iki (52) konudaki tesislere ve benzeri denilerek daha da artırılmasına imkan sağlanmıştır.

      

        Diğer taraftan, 30 Mart 2014 mahalli seçimler ve tapelerin gölgesinde TBMM den geçirilerek 1 Mart 2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan, 26 Şubat 2014 tarih ve 6527 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun" ile 6831 sayılı Orman Kanununun Ek 9`uncu maddesine eklenen fıkraya göre, karayolları sınır çizgisi içindeki ormanlık alanlarda "…Devlet idareleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan, işletilen, işlettirilen veya yap-işlet-devret modeli esas alınarak yaptırılan ve işlettirilen bu tesislerden herhangi bir bedel alınmaz." düzenlemesiyle, her hangi bir bedel alınmadan Anayasa`ya aykırı olarak kamu kurumu adı altında rantiyeye izin verilmesinin önü açılmıştır. Bu yasal düzenlemeden İstanbul Kuzey Ormanlarından geçen 3 üncü Köprü, otoyol ve bağlantı yolları güzergâhı başta olmak üzere, Türkiye`nin en kıymetli orman alanları içinden geçen karayolları güzergâhlarındaki orman alanlarından bedelsiz olarak, üstü gizlenmiş biçimde rant uğruna üçüncü kişilere izinler verilebilmesine olanak sağlanmıştır.

      

       Bu Kanun değişikliğine göre, Devlet Ormanlarından verilecek rantiye tesislerine konu izinlere dair idari işlemler ise; Resmi Gazete`de yayımlanan bu Yönetmeliğin 4`üncü maddesinin 6`ıncı fıkrasında şimdilik üstü kapalı olarak düzenlenmiştir. Zira 6527 sayılı Kanunda, kamu kurumuna verilecek izinler adı altında üçüncü şahıslara bedelsiz rantiye tesislerine dair izinlerin verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu fıkraya göre ormanlardan verilecek izin çeşidi ve sayısı daha da artacaktır.

Orman Mühendisleri Odası olarak, ormanlar ile çevrenin korunmasındaki bilinçlendirme ve hukuk mücadelesindeki girişimlerimizin aralıksız olarak sürdürüleceğini kamuoyuna duyurur iken; yazılı ve görsel medya, sivili toplum kuruluşları ile halkımızın da bu konularda daha duyarlı olmalarını önemle belirtmek isteriz.

Saygılarımızla 

 

Orman Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu