ODALARDAN ZONGULDAK MADEN KAZASIYLA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMALARI...
Zonguldak TTK Karadon Müessesesi yer altı ocağında meydana gelen ve 30 kişinin ölümüne neden olan grizu patlamasıyla ilgili olarak Elektrik Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Metalurji Mühendisleri Odası birer basın açıklaması yaptı.
EMO: Özelleştirme ve Taşeronlaştırma Madencinin Kabusu Oldu...
KARAELMAS TABUT OLMASIN
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü‘ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde meydana gelen patlama, maden işçisine ölümün "kader" olarak dayatıldığını bir kez daha gündeme getirdi. Patlamanın ardından yeraltında sıkışıp kalan 2‘si maden mühendisi olmak üzere 28 işçiye ulaşılması ne yazık ki 3 gün sonra mümkün olabildi. Madencilerden 2‘sine hala ulaşılamadı.
İlk belirlemelere göre "bir ateşleyici kaynağının sebep olduğu grizu patlaması", enerji ve madencilik alanında yaşanan taşeronlaştırma ve piyasalaştırma uygulamalarının yalnızca ülke ekonomisini değil, iş güvenliği ve işçi sağlığını da olumsuz etkilediği gerçeğini ortaya çıkardı. Kazanın -540 metrede "hizmet alımı" suretiyle yapılmakta olan "Karadon Kuyusu Akrosaj İrtibat ve Su Kuyusu Yapımı" çalışmaları sırasında meydana geldiği belirtiliyor.
Madenlerin özelleştirilmesi veya TTK tarafından işletilen madenlerin "hizmet alımı" adı altında özel sektöre açılması, güvenlik önlemleri yüksek düzeyde olması gereken bu iş kolunda uzmanlaşmanın önündeki en büyük engel haline gelmiştir. Temel insan hakkı olan örgütlenme özgürlüğü, işçilere iş güvencesinin yanında uzmanlaşma ve iş güvenliği olanağı da sağlamaktadır. İşçi maliyelerini düşürme adına sendikasız, güvencesiz çalıştırılan maden işçisine ne yeterli eğitim verilmekte, ne de gerekli deneyim kazanılmasına olanak sağlanmaktadır. Yeni işçilerin eğitimi için deneyimli personelin bulunması hayati önem taşımaktadır. Taşeron şirketlerin maliyetlerini aşağı çekmek ve proje başına düşen karlılık oranlarını artırmak için sık sık personel değiştirdiği bir ülke gerçeğidir. Tüm iş kollarında yeterli güvenlik önlemi olmadan, deneyimsiz personelle faaliyet sürdürülmesi iş kazalarına davetiye çıkarmaktadır. Madencilik ve enerji alanlarında ise can kayıplarının yaşanmasına neden olmaktadır.
AKP Hükümeti, taşeronlaştırma uygulamasının yanında TTK tarafından yapılan taşkömürü üretimini rödövans ihaleleri ile düzenli olarak özel sektöre kaydırmıştır. İlk AKP Hükümeti‘nin kurulduğu 2002 yılında Türkiye‘de 2 milyon 319 bin ton taşkömürü üretimi yapılırken, özel sektörün üretimdeki payı yalnızca yüzde 3.2 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran 2005 yılında yüzde 23.4‘e fırlamış, ardından da 2006 yılında yüzde 34.3‘e yükselmiştir. Özel sektörün payı 2007 yılında yüzde 32.7, 2008‘de yüzde 39.6, 2009‘da ise yüzde 34.7 olmuştur. Son açıklanan verilere göre 2007 yılında kömür madenciliği alanında iş kazası sayısı 6 bin 293 olup, bu sayı beklenen iş kazasına göre yüzde 1530 daha fazladır. 2008 yılında da bu alanda 5728 iş kazası gerçekleşmiş olup, beklenen iş kazasından yüzde 1396 daha fazla kaza yaşanmıştır. 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan iş kazaları, 2009 yılında da aynı hızını korumuş, 2010 yılında da devam etmektedir.
Ülkemizde yaşanan maden kazalarının özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarının hız kazandığı son yıllarda artış göstermesi tesadüf değildir. Can kayıplarının önlenmesi için TTK‘nın yeniden yapılandırılması zorunluluk haline gelmiştir. TTK‘ya tüm faaliyetlerini yürütmeye yetecek kadar işçi alımı için kadro tahsisi yapılmalıdır. Kuyu, galeri açma gibi bugün taşeronlar eliyle yürütülen işler için de kurum bünyesinde özel ekipler oluşturulmalıdır.
Cumhuriyet tarihinde en fazla özelleştirmeyi gerçekleştirmekle övünen AKP Hükümeti, enerji alanında da yoğun bir özelleştirme politikası uygulamaktadır. Elektrik dağıtım bölgelerinin yanı sıra üretim santralları da özel sektöre teslim edilmektedir. Bugüne kadar yapılan özelleştirme uygulamaları göz önüne alındığında, elektrik enerji alanında da iş güvencesinin ve iş güvenliğinin zedelenmesi kaçınılmazdır. Şirketlerin "maliyet artışına yol açan" güvenlik yatırımlarını kendiliklerinden yapmaları beklenmemelidir. Acilen iş güvenliğinin hayati öneme sahip olduğu bu alanlarda, gerekli denetimlerin uzmanlar tarafından düzenli olarak yapılması sağlanmalıdır. AKP Hükümeti, "ihmal kurbanı olmuşlar", "madencinin kaderi bu", "kurtarma çalışmaları cansiperane şekilde yapılıyor" gibi söylemler ile sorumluktan ve kazazede yakınları tarafından protesto edilmekten kurtulamaz. Madenci ölümlerinde ortaçağ istatistiklerine geri dönülmesine neden olan uygulamalar derhal terk edilmeli, başta madencilik olmak üzere enerji alanında kamulaştırmalar yapılması gündeme alınmalıdır.
Karaelmas‘ın yeryüzüne çıkarılması için yeraltında çalışan tüm maden emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Meslektaşlarının yanı sıra ailelerinin, dostlarının acısını paylaşıyoruz.
TMMOB
Elektrik Mühendileri Odası
Yönetim Kurulu
İMO: BAŞBAKAN‘IN İFADESİ TAM BİR SORUMSUZLUK ÖRNEĞİDİR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın, Zonguldak‘taki grizu patlamasında 30 maden işçisinin ölümüne "kader" demesi, AKP iktidarının emekçilerin yaşamlarına nasıl baktığının en açık göstergesidir.
Bütün kamu işletmelerini sermayenin eline bırakan, çalışma yaşamının esasını taşeron sistemi ve güvencesiz çalışma olarak belirleyen siyasi iktidar, işçilerin yaşamlarını kaybetmesini "bölge halkı bunlara alışık" diyerek değerlendirebilmektedir.
Bu sözler göstermiştir ki Başbakan Erdoğan ve siyasi iktidar, bütün yüzünü sermayeye dönmüştür. Görülmüştür ki işçilerin çalışma koşullarını günden güne ağırlaştıran, kazanılmış haklarını gasp eden, eğitimi ve sağlığı metalaştırıp üst gelir grubunun erişebildiği bir lüks haline getiren bir iktidar için emekçilerin yaşamları bile değersizdir.
Başbakan bilmelidir ki özelleştirmeler, taşeron sistemi, güvencesiz çalışma kader değildir.
Başbakan bilmelidir ki yoksulluk, işsizlik kader değildir.
Başbakan bilmelidir ki işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin olmaması, işçilerin izin gününde çalıştırılması ve benzerleri kader değildir.
Ve başbakan bilmelidir ki kendisi de bu ülkenin kaderi değildir.
Çiftçilere "ananı da al git" diyen, oğlunun işsiz olduğunu söyleyen bir kadına "Senin oğlun da işsiz kalsın, ne olacak" diye yanıt veren, kazanılmış hakları gasp edilmiş işçilere "Yan gelip yatma devri bitti" şeklinde seslenen ve her fırsatta halkı aşağılayan Erdoğan‘ın maden faciasına ilişkin bu sözlerinin kendisinden beklenmediğini söylemek zor.
Ne var ki Başbakan‘ın sergilediği bu sorumsuzluk örneklerine derhal son vermesi gerekmektedir. Başbakan‘ın görevi ölümleri küçümsemek değil, ortadan kaldıracak önlemleri almaktır.
İnşaat Mühendisleri Odası olarak faciada yaşamını yitiren işçilerin ailelerine sabır diliyor, sorumluların derhal adalet önünde hesap vermelerinin sağlanmasını talep ediyoruz.
TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası
JFMO: Zonguldak-Kilimli‘de Kömür Ocağında Grizu Patlaması.
KADER Mİ? İHMALKÂRLIK MI?
17.05.2010 tarihinde Zonguldak Kilimli‘de Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğüne ait kömür ocağında Grizu patlaması sonucunda göçük altında ikisi maden mühendisi olmak üzere otuz maden emekçimiz bütün gayretlere rağmen kurtarılamamış olup hayatlarını kaybetmişlerdir.
Türkiye‘de maden kazalarında çok sayıda mühendis ve işçimiz hayatlarını kaybetmekte veya yaralanmaktadır. Bu kader midir yoksa denetimsizlik ve ihmalin bir sonucu mudur? Özelleştirme ve taşeronlaştırma iş kazalarını tetikleyen faktör müdür?
Kazalar ilkel üretim yapısının doğal bir sonucudur. Gerekli yapısal dönüşümler gerçekleştirilmediği sürece bu kazaların önlenmesi mümkün değildir. Özelleştirme ve taşeronlaştırma ve hukuksuz çalışma koşulları olduğu sürece böyle acı olayların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
İş kazalarının azalması için her türlü önlemin alınması, günün şartlarına uygun olarak, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda mevzuatın düzenlenmesi ve denetimin sıklaştırılması gerekmektedir.
Yasal düzenlemeler yapılmadığı takdirde, yaşadığımız bu kazalar ve kaybettiklerimizin sorumlusu sadece işletmeler değil gerekli düzenlemeleri yapmayanlar olacaktır.
Kazaların oluşmasına neden olan etkenlerin araştırılarak acil olarak gerekli önlemler alınmalı, ilgili Yasa ve Yönetmelikler tekrar gözden geçirilmeli, ölümlere, yaralanmalara ve maddi kayıplara neden olan kazaları önleyecek politikalar üretilmelidir.
Ülkemiz sanayisinin vazgeçilmez madenlerinden olan Taş Kömürünü yerin derinliklerinden çıkarmak için yaşamları pahasına çalışırken hayatlarını kaybeden maden emekçilerimizi saygıyla anıyor, Allah‘tan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına ve tüm Ulusumuza başsağlığı diliyoruz.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
XIII. DÖNEM YÖNETİM KURULU
JMO: MADEN KAZALARI VE ÖLÜMLER KADER DEĞİLDİR!
Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessese Müdürlüğü‘ne bağlı kömür ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucunda 30 maden emekçisini kaybettik.
Bu acı olayda hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına ve tüm halkımıza baş sağlığı diliyoruz.
Faciada hayatını kaybedenler, TTK‘na "hizmet alımı" suretiyle iş yapan Yapı -Tek adlı özel şirketin, ikisi maden mühendisi olmak üzere 30 sendikasız çalışanıdır.
Maden ocaklarında artarak devam eden kazalar ve can kayıplarının nedeninin, esas olarak bilimsel ve teknik alt yapı eksikliği kadar madencilik alanında uygulanan yanlış politikaların bir sonucu olduğu açıkçtır.. Neoliberal politikaların bir sonucu olarak her alanda olduğu gibi genelde madencilik ve özelde de kömür madenciliğinde de kamu kurumlarının süreç içinde asli işlerinden çekildiği, özelleştirme, taşeronlaştırma, kiraya verme, hizmetlerini ihale etme gibi yöntemlerle kamu madenciliğinden vazgeçildiği bir noktaya gelinmiştir.
Sonuçta bu durum, insanı merkezine almayan, maksimum üretim ve kar hırsına odaklanmış, bilimsel ve teknolojik altyapıdan uzak; eğitimsizliğin ve sendikalaşmanın olmadığı, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yeterince alınmadığı bir kömür madenciliğini ortaya çıkarmıştır.
Bunun sonucunda da son yıllarda maden facialarında bir artış olmuş, 2004 yılında iki, 2005‘te bir ve 2006 ve 2007‘de üçer ölümlü kaza meydana gelirken, 2008‘de 22 ayrı ilde 38 ölümlü kaza yaşanmış ve 43 işçi kaybedilmiştir. 2009 yılında ise 24 ildeki 63 kazada 92 işçi hayatını kaybetmiştir. 2010 yılında kaybettiğimiz maden emekçisi sayısı son olayla birlikte 67 ye ulaşmıştır. Bu sonuçlarla Türkiye maden kazlarında Dünyada üçüncü Avrupada birinci hale getirilmiştir.
Özellikle 2004 yılından sonra Maden Kanunu‘nda yapılan değişiklike; TTK nın asli iş ve hizmetlerinin özelleştirilmesinin önünün açılarak, üretime hazırlık işlerinin özel şirketlere havale edilmesiyle Zonguldak‘taki kazaların da önü açılmıştır.
Özelleştirmelerle birlikte ölümlü maden kazalarının artışı açık olarak ortadayken, Başbakan, "Bu yörenin insanları aslında bu tür olaylara alışıktır", "Bu mesleğin kaderinde bu var." "Bu mesleğe girenler bunu bilerek giriyorlar." gibi sorumluluktan kaçıp, gerçek nedenleri gizleyerek, özrünün kabahatinden büyük olduğu talihsiz açıklamalar yapmakta, faciaların nedeninin takdiri ilahi değil takdiri idari olduğunu örtmeye çalışmaktadır.
Zonguldak halkı bu ölümlerin nedenlerine de ölümlere de alışmamıştır, alışmayı da kabul etmeyeceğini tepkileri ile göstermiştir. Bilinmektedir ki, ölümlü kazaların nedenlerini ortadan kaldırmak bilimsel ve teknik olarak mümkündür ve ölümler madencilerin kaçınılmaz kaderi değildir.
AKP iktidarının, tüm dünya halklarına kabus yaşatan küreselleşme politikalarını ülkemizde de harfiyen uygulanmasını sürdürerek; her yıl milyonlarca aç, yoksul ve işsiz yarattığı artık gizlenemeyecek kadar ortadayken, bu mesleğe bilerek giriyorlar diyerek aç kalmamak için asgari ücrete ve zor şartlara mahkum ettikleri insanları kendilerinin yarattıklarını bilmezden gelerek çaresizliği suçlamasını kabul etmek mümkün değildir.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak madencilikte ölümlerin yaşanmaması için uyarılarımızı bir kez daha hatırlatıyoruz..
Şimdi yapılması gereken; insan hayatını, kamusal faydayı merkezine almayan anlayışlardan vazgeçilerek, denetimsiz ve kuralsız çalışmakta olan, teknolojik yenilenmelerini yapmayan, sendikalaşmayı engelleyen ve kaza riskine açık işletmelerin etkin denetiminin yapılarak yaptırımların uygulanması ve işçi sağlığı ve işçi güvenliği mevzuatının günün gerekleri ışığında yeniden düzenlenmesidir.
Bu kapsamda,
Özelleştirmelere, taşeronlaşmalara, hizmetlerin devrine derhal son verilmelidir.
Öncelikle özel maden işletmelerinde maliyet unsuru olarak görülüp uygulanmayan işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri eksiksiz alınmalı, başta kömür ocakları olmak üzere iş kazaları sonucu yaşadığımız can kayıpları artık önlenmelidir.
İş güvenliği denetiminden birinci derecede sorumlu olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Maden İşleri Genel Müdürlüğü yaşanan iş kazalarının önlenebilmesi için görevlerini tam olarak yerine getirmeli, bu konuda köklü önlemler acilen alınmalı ve ödünsüz uygulanmalıdır.
Kazaların önlenebilmesi için bilimsel ve teknik yatırımların yanı sıra, örgütlenmenin ve sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Kömür madenciliğinde faaliyet gösteren her işletmede acilen risk değerlendirmesi yapılmalı, çalışması uygun olmayan işletmeler hemen kapatılmalıdır.
Bütün madencilik faaliyetlerinde olduğu gibi kömür madenciliğinde de gerekli mühendislik hizmetleri alınarak bilim ve tekniğe uygun faaliyet yürütülmelidir.
Ve 30 madencimizin yaşamına mal olan bu facianın nedenlerinin bir an önce ortaya çıkarılmasını, sorumluların bulunarak hesap vermesini, artık can kayıplarının önüne geçilmesinin gereklerinin yapılmasını ve bunun takipçisi olacağımızı belirtiyor,
Kaybettiğimiz madencilerimizin yakınlarının ve meslektaşlarımızın acısını paylaşıyor, maden kazaları ve ölümlerin engellenebileceğini ve kaderimiz olmadığını bir kez daha vurguluyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
KMO: GRİZU DEĞİL, TAŞERONLAŞTIRMA ÖLDÜRÜYOR!
Zonguldak‘ta, Yapı -Tek adlı özel firmanın işlettiği Türkiye Taşkömürü Kurumu‘nun (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü‘ne ait kömür ocağında 18 Mayıs 2010 tarihinde meydana gelen grizu patlaması sonucu 540 metre derinlikte mahsur kalan 30 madencinin 28 ‘ine bu sabah erken saatlerde ulaşılmıştır.
Son beş ayda yaşanan üç kazada 60 kişi yaşamını yitirmiştir.10 Aralık 2009‘da Bursa‘nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki bir maden ocağında meydana gelen göçük sonrası mahsur kalan 19 işçi hayatını kaybederken, 22 Şubat 2010‘da Balıkesir‘in Dursunbey ilçesinde meydana gelen grizu patlamasında 13 madenci hayatını kaybetmiştir. Türkiye‘de 1983-2009 arasında meydana gelen 13 büyük maden kazasının 10‘u grizudan kaynaklanmıştır. Türkiye Taşkömürü Kurumu verilerine göre 1955 yılından bu yana meydana gelen iş kazalarında 2 bin 687 işçi öldü, 326 bin 321 işçide yaralanmıştır.
Yetkililer patlama öncesi ortamda 2000 ppm ölçülen metan gazı oranının, kaza günü havalandırma çalışmasıyla sabaha kadar 900 ppm, öğle saatlerinde de 600 ppm seviyesine düşürüldüğünü bildirmişlerdir. Yasal sınır ise 50 ppm olup bu sınırın üzerinde çalışma yapılmaması gerekmektedir. Son üç kazanın ortak paydası ise; kazaların taşeron firmaların işlettiği ocaklarda çıkmış olmasıdır.
Kömür üretimi, sevkiyatı, galeri açması, nakliye, pek çok safhada koordineli ve tek merkezden yapılması gereken işler ayrı taşeronlara verilmektedir. Birbirinden habersiz / koordinesiz ve iş güvenliği önlemlerini göz ardı ederek zamana karşı yarışarak çalışılmakta ve bu durumda kazaların en önemli nedenini oluşturmaktadır. 2005 yılında aynı müessesede işçiler, özelleştirme karşı direniş göstermiş madene hayati tehlike oluşturduğunu düşündükleri için deneyimsiz-eğitimsiz taşeron işçilerin girmesini engellemeye çalışmışlardır. Uzmanlar, teknoloji, bilgi, birikim olmadan madene işçi sokulmasını bir cinayet olarak nitelendirmektedir.
2004 yılında Maden Yasasının değiştirilmesi ile kaza sayısında ciddi artış gözlenmiştir. Bu yasa ile TTK işleten değil işlettiren konumuna sokularak pasifleştirilmiştir. Devletin denetim mekanizmasının yetersizliği, şirketlerin kar hırsı ile pervasız davranışlarını körüklemektedir. Türkiye‘de toplam 44 bin ruhsatlı maden ocağı bulunmaktadır. Ancak Maden İşleri Genel Müdürlüğü‘ne bağlı sadece 250 teknik denetleme elemanı ile 44 bin madenin denetlenmesi mümkün değildir.
Kazadan hemen sonra Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN‘ın yaptığı açıklamalar manidardır. Başbakan, kazaların olmasını "doğal" karşılanmasını beklemekte ve kazaların "neden"lerini incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. İş kazalarının nedenleri sendika, meslek odaları uzmanları tarafından defalarca söylenmiştir. İş sağlığı ve güvenliği yasasını meslek odalarının önerilerine kulak tıkayarak çıkartmak kazaların devam edeceğinin habercisidir.
Özelleştirmeler ile taşeronlaştırma sistemi derhal durdurulmalı, maden ocaklarında iş sağlığı ve güvenliğini düzenleyen 176 sayılı ILO Sözleşmesinin imzalanması, TMMOB‘nin görüşleri alınarak İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası acilen çıkarılmalıdır.
TMMOB
Kimya Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
METALURJİ MO: CİNAYETLERİ "KADER" OLARAK NİTELEYEN BAŞBAKAN DERHAL İSTİFA ETMELİDİR
Son beş ay içinde yaşanan maden cinayetleri, çalışma koşullarının giderek kötüleştiğinin göstergesidir. Bu konuda yapılan çalışmaların yok sayılması bir yana, artan bu katliamları, "kader" olarak niteleme, cehaletin dışında kasıttır. Başbakan‘ın bunun bir cinayet olduğunu bildiği halde, "kader" olarak nitelemesi, cinayetlerin devam edeceği anlamına gelmektedir.
Önemli KİT‘leri özelleştiren, özelleştirilemeyen yerlerde, özel hizmet adı altında, güvencesiz çalışmayı başlatan, bilimi ve tekniği yok sayan anlayış zamanla, ağır sonuçları çalışanların ve bölge halkının yaşamına yüklemiştir.
Bunun örneği de birçok alanda görülmüş, özellikle son dönemde kömür madenciliğinde ağır sonuçlarla yaşanmıştır. Bu yaşananlar topluma "kader" olarak söylenebilecek kadar da acımasızlığı taşımaktadır.
Maden ocağında çalışma koşullarının çok ağır olduğunu bilen bölge halkı, işsizlik ve açlıkla karşı karşıya olması nedeniyle, bu koşullarda ki çalışmaları kabul etmek zorunda bırakılmışlardır. Toplumun işsizlik sorununu kullanarak, ağır koşullarda çalışmaya zorunlu kılan nedenler, uzun süredir uygulanan kapitalist sistemin sömürü yöntemidir. Bu yöntemin Türkiye‘deki son 9 yıllık uygulayıcısı AKP iktidarı ve Başbakan R.Tayyip ERDOĞAN‘dır.
BAŞBAKAN "KADER" DİYOR...
ÇALIŞMA BAKANI "VERİLEN TEKNİK BİLGİLERİ DİKKATE ALMAYIN" DİYOR...
Toplumun çalışma yaşamını kadere bağlayan bir Başbakanın; Türkiye‘nin geleceği konusunda karar vermesi çok daha kötü sonuçlar doğuracaktır.
Türkiye‘yi çalışma yaşamı başta olmak üzere felakete sürükleyen, Zonguldak-Karadon‘da yaşanan cinayetlerin sorumlusu olan Başbakan, Çalışma Bakanı ve Enerji Bakanı derhal istifa etmelidir.
Cemalettin KÜÇÜK
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
20 Mayıs 2010
METALURJİ MO: ÖZELLEŞTİRME VE TAŞERONLAŞTIRMANIN SONUCU İŞÇİ YAŞAMLARININ KATLİAMI SÜRÜYOR. SORUMLULAR BEYAN VERMEK YERİNE DERHAL İSTİFA ETMELİDİR
Yıllardır sorun olan maden kazaları son dönemde giderek artmaktadır. Özellikle, özelleştirme ve özelleştirme aracı taşeron kullanımı madenlerdeki kazaların sonuç olarak katliamların hızla artmasına neden olmaktadır.
Hala yeraltında kalan 30 kadar işçimize ulaşılamamışken, bu konuda yıllardır sorumluluğunu yerine getirmeyen hükümet sorumsuzluğu sürdürmektedir. İşi dualara havale etmiştir.
İşçi kardeşlerimize bir an önce ulaşılmasını, yaşamla yeniden kucaklaşmaları diliyoruz.
Sorumluluktan kaçmaya çalışan, Çalışma Bakanı ve Enerji Bakanı derhal istifa etmelidir.
Cemalettin KÜÇÜK
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
18 Mayıs 2010


