"ÖNLENEMEYECEK İŞ KAZASI YOKTUR! İŞ GÜVENLİĞİ MÜHENDİSLİĞİ YAYGINLAŞTIRILMALI VE YASAL GÜVENCEYE ALINMALIDIR" DİYENLER 14 EKİM'DE ANKARA'DA
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, iş güvenliği ile ilgili yasa ve mevzuatların, sosyal hukuk devleti gereklerine uygun olarak yeniden oluşturulması gerektiğini belirtti. Soğancı, 27 Eylül 2006 tarihinde, 14 Ekim Mitingi'ne yönelik iş güvenliği konulu bir basın açıklaması yaptı.
Ülkemizde IMF ve Dünya Bankası‘nın istemleri doğrultusunda devletin asli görevleri olan eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanları yok edilmektedir. Bu amaçla bir dizi özelleştirme yürütülmektedir. Kapitalist küreselleşme sürecine eklemlenmeye uygun olarak özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma, kısaca örgütsüzleştirme politikalarıyla her türlü güvenlik ve güvencelerden yoksun kayıt dışı işçilik ve çocuk çalıştırmayla iş kazaları ve meslek hastalıklarının boyutu inanılmaz rakamlara ulaşmaktadır.
Dünyada her yıl yaklaşık 270 milyon iş kazası meydana gelmektedir. Bu kazalar sonucunda her gün 5 bin kişi iş kazalarında yaşamını yitirmekte, 160 milyon kişi meslek hastalığı geçirmekte, 22 bin çocuk iş kazalarında ölmektedir.
Ülkemizin iş kazalarında Avrupa şampiyonu ve dünya üçüncüsü olduğu göz önüne alındığında, devletin sosyal boyutundan arındırılması sürecindeki bu gelişmelerle iş kazalarının artmaması ve kayıpların azalması mümkün değildir.
Uygulanan özelleştirme politikaları sonucunda ülkemizde örneğin madencilik sektörü yarı yarıya küçültülmüş ve aynı zamanda uzun yıllar gerektiren bilgi ve deneyim birikimi dağıtılmıştır. Bir yandan ülkemizin mevcut birikimi reddedilerek birçok sektörün yetersiz, donanımsız ve deneyimsiz kişi ve kuruluşlara bırakılması, diğer yandan kamusal denetimin iyice gevşetilmesi sonucunda iş kazalarında artışlar yaşanmaktadır. Ülkemizde meydana gelen iş kazalarındaki ana etkenlerden biri de, işverenlerce iş güvenliğiyle ilgili gerekli yatırımların yeterince yapılmamasıdır. Kısa sürede yüksek kâr sağlamak amacıyla yapılan üretim projeleri, hızlı ve yüksek kazanç için üretim zorlamaları, böylesi kazalara davetiye çıkarmaktadır.
1475 sayılı yasa yerine hazırlanarak 10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu ile çalışma hayatı yeniden düzenlenmektedir. Yasanın bütününe bakıldığında temel belirleyeninin "Esnek Çalışma" diye de tanımlanan kuralsız çalışma biçimlerinin güvence altına alınması olmuştur. Yasa; şimdiye kadar çalışanlar aleyhine piyasa koşullarınca belirlenen kısmi süreli çalışma, emsal işçi, ödünç işçi, taşeronlaştırma vb. uygulamaların ve tüm bunların sonucunda yaşanan sendikasızlaştırmanın artık işverenler lehine güvence altına alınması çabasıdır. Yasa bütününe bakıldığında çalışanlar açısından işyerlerinin tanımında meydana getirdiği güvensiz çalışma koşulları ile bu süreçte yaşanan işsizlik ve işten atılma olasılığı, çalışanların yaşama koşullarını iyileştirme çabalarını önleyen bir engele ve bu nedenle de önemli bir "iş sağlığı ve iş güvenliği" sorununa dönüşmüştür.
İş Sağlığı ve Güvenliği konusunun çok yönlü çalışmayı gerektirdiğinin bilinci ile davranan TMMOB’nin iş sağlığı ve güvenliğinin istenilen düzeye gelmesi ve iş kazaları ile meslek hastalıklarının önlenerek azaltılmasını sağlamaya yönelik önerileri şunlardır:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan yeni İş Yasası ve ilgili yönetmelikleri, başta madencilik ve inşaat sektörleri olmak üzere iş kazalarının yaşandığı bütün sektörlerde denetim açısından son derece yetersizdir ve ciddi sakıncalar içermektedir. Söz konusu mevzuat, yeniden gözden geçirilerek her sektörün kendine özgü özellikleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da, denetim elemanı olarak yararlanacağı mühendis kadrolarını artırmak durumundadır. Riskin yüksek olduğu üretim ve hizmet alanlarında çalışan sayısına bakılmaksızın iş güvenliğinden sorumlu mühendis çalıştırılması zorunlu olmalıdır.
Sosyal bir hukuk devletinde; iş yasaları çalışanların hakkını korumak ve geliştirmek amacını temel ilke alırken, çıkarılan 4857 sayılı İş Yasası tamamen işverenlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmiştir. Esnek ve kuralsız çalışmayı, işçiyi başka işverenlere kiralamayı, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan bu yasa yerine konunun tüm taraflarının katılımı ile demokratik bir yasa çıkarılmalıdır. İş Mevzuatı ekseni “insan” olan çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır.
İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili ulusal politikaların oluşturulmasında meslek ve emek örgütlerinin de katılımı sağlanarak, denetim ve yasama süreçlerinde etkin olacak bir mekanizma oluşturulmalıdır.
Küreselleşme politikaları ile özelleştirmeler sonucunda ortaya çıkan sorunların giderilmesi için tüm çalışanlara iş güvencesi sağlanmalı, toplu sözleşmelerde İş Sağlığı ve Güvenliği konularına kapsamlı bir şekilde yer verilmelidir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları işlevsel hale getirilmeli, bu kurulların eğitilmiş ve yetkilendirilmiş kişilerden oluşturulması sağlanmalıdır.
Sorumlu iş güvenliği mühendislerinin ilgili meslek odalarına kayıtlı olmaları ve odalarca mesleki denetim ve meslek içi eğitime tabi olmaları zorunlu tutulmalıdır.
Gerek örgün gerek yaygın eğitimde iş sağlığı ve güvenliği konusu ciddi bir şekilde ele alınarak müfredatlara konulmalıdır.
İşyerinde çalışan sayısına bakılmaksızın özellikle kaza riskinin yüksek olduğu tüm çalışma alanlarında iş güvenliğinden sorumlu mühendisin bulundurulması zorunlu kılınmalıdır.
Tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda sürekli eğitim verilerek bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır.
Meslek Hastalıkları Hastaneleri işlevine uygun olarak yapılandırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
İş güvenliği ile ilgili yasa ve mevzuatları, sosyal hukuk devleti gereklerine uygun olarak yeniden oluşturulmalı ve Birliğimizden bu konuda aktif katkı alınmalıdır.
TMMOB, "Önlenemeyecek İş Kazası Yoktur!" demektedir.
TMMOB, "İş Güvenliği Mühendisliği Yaygınlaştırılmalı ve Yasal Güvenceye Alınmalıdır" demektedir.
TMMOB, İş Güvenliği Mühendislerini 14 Ekim‘de Ankara‘ya çağırmaktadır.
Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı


