TARHAN ERDEM'E YANIT GÖNDERİLDİ

17.11.2011

Radikal gazetesinde 27 Ekim ve 31 Ekim tarihlerinde yayınlanan köşe yazıları nedeniyle Tarhan Erdem’e yanıt gönderildi.

Yanıt ve Düzeltme

27 ve 31 Ekim 2011 tarihli "depremin mühendislere hatırlattıkları" ve "kaçak yapılar sorunu" başlıklı makalelerinize yanıt verme zorunluluğu doğmuştur. Çünkü, mevzuatlar ile TMMOB, TMMOB ile mühendislerin ilişkisi ve durumunu araştırmadan kaleme almış olduğunuz yazı, kamuoyunu yanıltmıştır. Yanıt vermenin bir hak olduğunu bildiğinizi ve bu yanıtı köşenizde yayınlayacağınızı umut ediyoruz.

Sayın Erdem, evet 1954 tarihli TMMOB Yasası, 80 darbesi ile kamuda çalışanların üyeliği zorunlu olmaktan çıkmasına karşın yerinde durmaktadır. Ancak, diğer yasalarda yapılan değişiklikler TMMOB Yasası‘nın hükümlerini işlevsiz bırakmış ve üyeleri ile olan bağları koparmıştır. Son çıkan KHK‘ler sağanağında ise ülkenin tüm idari yapısı yeniden inşa edilmiş, nitelikli kadrolar boşaltılmış, ortada özerk kurum bırakılmamıştır. Bırakın kamuoyunu TBMM üyelerinin dahi bilgisi olmadan 26 vekilden oluşan hükümet kabinesi, yoğun demogoji ortamında yarattığı kavram kargaşası ve kuru gürültü içinde, tüm insanları ve zamanları kapsayan evrensel haklar ve talepleri sahneden süpürürken, entelijansiyanın insanlığın ortak hatıratına ihanet edercesine bir tutum takındığını hayretle ve üzülerek izliyoruz.

Marmara depreminden sonra, müteahhitlerden çok daha fazla sayıda mimar, mühendis ve teknik uygulama sorumluluğu üstlenen meslek mensubu hem ceza davalarında yargılanmışlar hem de  tazminat davalarına muhatap olmuşlardır. Müteselsil sorumlulukla karşı karşıya kalan mühendis ve mimarlar, bulunamayan müteahhitlerin borçlarını ödemiş, ceza alanlar da hapis cezasını çekmişlerdir. Yani parayı kazananlar ortadan kaybolurken, onur kırıcı ücretlerle çalışan mühendis ve mimarların ödenemeyen borçları çocuklarına miras kalmıştır. Kusurları olan mühendis ve mimarlar hakkında Odalarınca disiplin cezaları da verilmiştir. Sizin deyiminizle TMMOB, ibretlik cezalar vermiş ama sorun çözülmemiştir. Yani sorunu disiplin cezasına indirgerseniz, sorunun asıl sorumluları görünmez ve toplumsal zararların da sonu gelmez. Bu kargaşa içinde, yapı denetim sürecinin hiçbir yerinde yetki ve görevi olmayan TMMOB‘yi suçlar geçersiniz. Böylece, kamuoyunun nezdinde sorumluları aklamış, TMMOB‘nin sorumlu olduğunu toplumsal hafızanın bir köşesine işlemiş olursunuz. Yaptığınız da bu olmuştur. 

Cumhuriyet tarihi boyunca 8 deprem yönetmeliği yayımlanmıştır. Seçim yatırımı olarak da sayısız imar affı yaşanmıştır. Afetler sonrası oluşan zarar ve bu zarardan sorumlu tutulan kişiler, yapının inşa edildiği tarihteki yönetmelik hükümlerine göre saptanmaktadır. Bildiğiniz üzere, yapı süreci yalnızca mühendis ve mimarların yer aldığı bir süreç olmayıp, pek çok aktörü barındırmaktadır. Bu süreçte, mühendis ve mimar yalnız olmayıp, müteahhit, iş sahibi, imalatçı, işçi, kullanıcı hataları ve denetimden sorumlu yapı denetim şirketi, fenni mesul, belediye, valilik ve Bakanlık da bulunmaktadır. Bu sürece ihale, pazarlama ve satış işlemlerini de dahil edebiliriz. Sürecin bir bütün olması gerekirken, karar vericiler ve uygulayıcılar arasında bir birliktelik söz konusu olmamıştır.  Bu kadar çok aktörlü süreçte, TMMOB ve Odaların yetkileri nerededir, önce bunu ortaya koyup sonra eleştirmeniz gerekirdi.

Anayasa‘nın 128. maddesi, yapı denetiminin kamunun asli kolluk görevi olduğunu belirtir. İmar yasası gereğince, inşaat ruhsatından yapı kullanma izni verilinceye kadar süreci  denetmekle kamu görevlidir. Kamu ise Bakanlık ve Belediyelerdir. Bu süreçte baş aktör olan kamu erki başka deyişle Devlet, cezai ve maddi sorumluluktan kurtulmak için ne yapmıştır. Yerel yönetimlerdeki fen müdürlüklerini kuvvetlendirmek ve yeteri kadar deneyimli mühendis, mimar çalıştırmak yerine, Yapı Denetim Yasası ile kamu hizmeti olan denetimi özel sektöre devretmiştir. Binaları yapı denetim şirketleri denetlerken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın illerdeki Yapı Denetim Komisyonları da bu şirketleri denetlemektedir. Mühendis ve mimarlar da bu şirketlerde asgari ücretle çalışmakta, Bakanlık ve belediyeler de yapı denetim şirketlerinden %1‘er komisyon almaktadır. Yani, kamunun asli ve sürekli görevinden bir ticari sektör yaratılmış, şirketler ve devlet kurumları bu işten kar ederken mühendisler sorumlu ilan edilmişlerdir. Bu sektörde çalışan mühendis ve mimarların denetçi belgelerini Bakanlık vermekte ve iptal etmekte, keza sicilleri de Bakanlıkça tutulmaktadır. Odanın üyesini mesleki yönden denetleme yetkisi elinden alınmıştır;  TMMOB Yasası yerinde durmakta mıdır, yapı denetim sürecinde TMMOB‘nin yeri var mıdır?  İş mühendislik ve mimarlık hizmeti ise, yapı denetim komisyonlarında TMMOB dışında herkes varken TMMOB neden yoktur?  Ancak, bu sorulara yanıt bulduktan sonra TMMOB‘yi suçlamanız ahlaki görülebilirdi.

Sayın Erdem, daha önceki depremlerde olduğu gibi Van‘da da ilk çöken binalar kamu binaları olmuştur. Kamu alımlarında TMMOB‘nin yeri bulunmadığını bizden daha iyi bilmenize karşın toptancı suçlamanızı yanıtlamamız gerekiyor. İhaleli yapıların proje ve eklerine uygun olup olmadığını denetleyen ihaleye çıkarmış kamu idaresi olup, hak edişler buna göre ödenmektedir. Komisyon vermeyen isteklinin ihaleyi alamayacağı ülkemizin en acı gerçeği ise, malzeme ve mühendislik hizmetinden çalmadan kar edilemeyeceği de bir başka gerçekliktir. Yöneticiler aldıkları komisyonun karşılığının nasıl bir yıkım getireceğini bilebilecek durumdadırlar. Kamuda çalışan mühendis ve mimarların Odalara üyeliklerinin zorunlu olmaması sebebiyle Odalar, kamuda çalışan mühendis ve mimarlara disiplin cezası verememekte, verdiğinde de Devlet Memurları Yasası‘na tabi olduklarından  uygulanmamaktadır.

Van‘da 6 köy haritadan silinmiştir. Köylerdeki yapıların ruhsata tabi olmadığı ve dolayısıyla mühendislik hizmeti almadığı ortayken, bu durumda yıkılan köylerin sorumlusu olarak TMMOB‘nin ilan edilmesi karartmadan başka bir şey değildir.

Sayın Erdem, Afet İşleri Genel Müdürlüğü daha önce Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde iken, bu müdürlük lağvedilerek Başbakanlığa bağlı AFAD kurulmuştur. Bu Daire‘nin görev ve yetkilerini incelediğinizde ülkemizde hasar tespiti yapacak bir kurumun ve kadronun olmadığını göreceksiniz. TMMOB Van İl Koordinasyon Kurulu, ilk deprem sonrası Valilikten (AFAD birimi) hasar tespiti için görev talep etmesine rağmen, bu istem reddedilmiştir. İlk depremde 8 bina yıkılmasına karşın, ikinci depremde 25 bina yıkılmıştır, İkinci deprem sonrası yıkılan bu 25 binanın hiçbiri AFAD birimince mühürlenmemiştir. ilk deprem sonrası yapılardaki hasar tespiti sağlıklı yapılmadığından Bayram ve Aslan otelleri insanlara mezar olmuştur. Ama herhalde siz bunun için de TMMOB‘yi suçlarsınız.

TMMOB‘ye bağlı odalarımız, kendi meslek alanlarında proje üreten ve uygulayan üyelerini denetlemekte, mevzuat ve standarda aykırı mesleki uygulamalara izin vermemektedir. Ancak bugünkü siyasal iktidar, Odalarımızın üyeleriyle kurduğu bu en önemli mesleki bağı da koparmak için elinden geleni yapmaktadır. Mesleki denetim uygulamasının kaldırılması, mühendis ve mimarların mesleklerini hiçbir yere aidiyet duymadan sürdürmelerinin sağlanması için Birliğimize sürekli yazılar gönderilmekte, Odalarımızın yönetim organlarının görevden alınacağı tehditleri yapılmaktadır. Mimar ve mühendislerin işçileştirildiği bir süreç yaşanıyor. Yapı denetçisi mimar ve mühendisler müteahhitlerin ve yapı denetim şirketlerinin işçisi konumunda. Meslek odaları ise, yapı denetim alanında üyesinin nerede görev yaptığı, hangi işi nasıl yaptığı konusunda bilgi sahibi değildir. Dolayısıyla öncelikle meslek örgütlerinin gerekli yetkilerle donatılması, üyeleri üzerinde gerekli denetimi yapabilecekleri sorumluluklar yüklenmesi ve ondan sonra sorgulanması gerekir.