TMMOB 3. KADIN KURULTAYI BASIN AÇIKLAMASI

16.11.2013

Ankara`da 16 Kasım 2013 Cumartesi günü toplanan TMMOB 3. Kadın Kurultayı delegeleri Siyasi İktidarın sistemli bir şekilde gerici yaklaşımla harmanlanarak dayatılan, kadını toplumsal yaşamın dışına iten politikaları üzerine bir basın açıklaması yaptılar.

 

TMMOB 3. KADIN KURULTAYI BASIN AÇIKLAMASI

Biz mühendis, mimar ve şehir plancısı kadınlar sorunlarımıza ve çözüm önerilerine yönelik TMMOB Kadın Kurultayı‘nın üçüncüsünü 16-17 Kasım 2013 tarihinde Ankara‘da gerçekleştirmekteyiz.

Ülkemizde özellikle son yıllarda kadınların toplum içindeki ekonomik, kültürel ve sosyal etkinliği siyasi iktidarın bilinçli politikaları ile sürekli azaltılmaktadır. Cemaat ve tarikat hegemonyasının giderek güçlendiği Türkiye‘de, kadının kimliğini yok eden, evine kapanmaya zorlayan, aile içine hapseden ve kadın bedenini namus kavramının odağına koyan anlayış/ yaşam biçimi topluma bir model olarak dayatılmaktadır.

İşte tam da bu süreçte, kadını hiçleştiren bu politikalara, kader haline getirilen dayatmalara karşı durmak için, güçlü toplumsal ve sınıfsal temellere dayanan örgütlü mücadeleye ve örgütlü kadın mücadelesine her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.

Hukuksuzluğun "hukuk" haline getirildiği bu dönemde, Anayasa‘da yer alan "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." düzenlemesi günlük yaşamımızda hiçbir şey ifade etmemektedir. Aksine, açıkça "kadın erkek eşit değildir" demekte sakınca görmeyen, hamile kadınların sokağa çıkmasını gayri ahlaki bulan siyasi iktidar, "Kızlı erkekli aynı merdiveni kullanıyorlar, aynı evlerde kalıyorlar" söylemleriyle de gerici zihniyetini ortaya dökmektedir.

Kadın cinayetlerinin, çocuk gelin sayısının, tacizin ve tecavüzün katlanarak arttığı ve neredeyse olağan sayılır hale geldiği bu dönemde, AKP Hükümeti, kız çocuklarının okutulmamasına, namus cinayetlerinin hala devam etmesine, iş yaşamında kadın istihdamının engellenmesine yol açan, kadınlara yönelik gerici cinsiyetçi anlayışı yeni yasal düzenlemelerde somutlaştırmaya devam etmektedir.

Yasal hiçbir düzenleme olmamasına rağmen Başbakanın "Her kürtaj Uludere‘dir" sözüyle, istenmeyen gebelik tahliyesi fiilen imkânsız hale getirilmiş, doğum kontrol araçlarına parasız erişim kısıtlanmış, gebe kadınlar takibe alınarak kürtaj hakkı gasp edilmiştir.  

Siyasi iktidar, kapitalizmin kadın ile ihtiyaca bağlı olarak "ucuz emek - kutsanmış annelik" arasında kurduğu ikiyüzlü ilişkisini kadınlara üç çocuk doğurma talimatı ile somut söyleme dönüştürmüştür. Aynı zamanda daha fazla çocuk ile sermayenin ucuz işgücü ihtiyacına yönelik olarak sisteme daha fazla ücretli köle yetiştirilmek istenmektedir.

Ülkemizde kadınların eğitim, istihdam ve sosyal yaşama katılım oranları ve bu oranlarda son yıllarda görülen düşüş bunun en açık göstergesidir. Kadının sosyal statüsü, eğitim ve istihdamı açısından ülkemiz ne yazık ki 3. Dünya ülkeleri arasında yer almaktadır.

2012 TÜİK rakamlarına göre kadınların iş gücüne katılımı %30 civarlarındadır. Kadınların iş gücüne katılımı pek çok gelişmiş ülkeye göre çok düşük olduğu gibi eleman çıkarılması gerektiğinde ilk gözden çıkarılan çalışanlar da kadınlar olmaktadır.

Hükümetin hazırlamakta olduğu Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı, işverenlerin üzerindeki yükümlülükleri azaltarak ve işgücü piyasasını esnekleştirerek emeğin kazanılmış haklarını kısıtlamaya yönelik, sınıfsal bir politik dönüşümün göstergesidir.  

Kapalı kapılar ardında, ilgili tarafların görüşü dikkate alınmadan hazırlanan, yandaş medyaya parça parça sızdırılarak toplumun nabzı yoklandıktan sonra sun‘i bir gündem karmaşasında "bir gece ansızın" yapılan torba yasa operasyonları ile hala demokrasiden hatta ileri demokrasiden söz edilemez.

TMMOB ve bağlı Odaları; toplumdan soyutlanmış seçkin mühendis ve mimarların örgütü değil, aksine toplumun içinde yer alan, onun bir parçası olarak toplumla etkileşim içinde bulunan, siyaset dışı kalma anlayışlarının tam tersine; her koşulda ve her zaman siyaset yapan, siyasetin dar tanımını aşan bir anlayışla görev ve sorumluluğunu yerine getirmektedir. Bu anlayıştan rahatsız olan siyasi iktidar KHK‘larla mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmet alanlarına müdahale etmekte, mesleki denetimi kaldırarak meslek odalarının üyelerini denetlemesini yasaklamaya çalışmaktadır. Son olarak da 12 Eylül darbecilerinin getirdiği ama bugüne kadar ne darbecilerin ne de sonraki hükümetlerin uygulamadığı "vesayet" sistemi uygulamaya sokulmak istenmektedir.

Her bir Odamızın Anayasa‘dan ve 6235 sayılı TMMOB Yasası‘ndan aldığı yetkiyle oluşturduğu uygulama yönetmelikleri doğrultusunda Genel Kurulları, Yönetim Kurulları, Onur Kurulları, Denetim Kurulları bulunmaktadır. Bu kurullar Anayasa‘nın 135. maddesi doğrultusunda Odaların her türlü idari ve mali denetimlerini gerçekleştirmektedir.

İddia ediyoruz, TMMOB‘ye bağlı meslek Odaları AKP hükümetinin elindeki tüm kurum ve kuruluşlardan daha şeffafdır.

TMMOB 3. Kadın Kurultayı delegeleri olarak bizler diyoruz ki:

Bundan sonraki mücadele kadının var olma mücadelesidir.

Erkek egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığı çözülmeden özgür ve eşit bir toplumun yaratılması mümkün değildir.

Savaşın, kadına yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddet ortamını güçlendirdiğini biliyoruz. Gericiliğin kadın özgürlüğüne bir tehdit olduğu bilinciyle, kadını ret ve inkar eden her türlü ideolojiye karşıyız.

TMMOB kadın ve erkeğin eşit bir şekilde, yan yana yaşamın her alanını paylaşması ve omuz omuza mücadele etmesi gerektiğini savunmaya devam edecektir.

Biz kadınlar, kendi bedenleri üzerinden devam eden tüm dayatmacı ve baskıcı politikalara karşı toplumun tüm kesimleri ile birlikte sesimizi yükseltiyor ve diyoruz ki;

"Emeğimizden, kimliğimizden, bedenimizden elini çek!!"

Kürtaj haktır karar kadınlarındır!

Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var!

Yaşasın TMMOB, yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Kadınlar örgütlü, TMMOB daha güçlü!

Kadınlar Örgütlenmeye, Mücadeleye.....

  

TMMOB 3. Kadın Kurultayı Delegeleri