TMMOB 49. DÖNEM GENEL KURUL KARARLARI YAYIMLANDI

17.06.2026

5-7 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen TMMOB 49. Dönem Olağan Genel Kurulu'nda alınan kararlar kamuoyuyla paylaşıldı.

TMMOB 49. Olağan Genel Kurulunda aşağıda yer alan kararlar oylanarak kabul edildi.

TMMOB 49. OLAĞAN GENEL KURUL KARARLARI

  1. TMMOB Ana Yönetmeliği’nin 108. Maddesinde değişiklik yapılması ile ilgili önergenin kabulüne,

Madde 108 - Oda Genel Kurullarında yapılacak seçimler için, her üye kendisini ya da onayı alınmak kaydıyla başka bir üyeyi aday gösterebilir. Oda organlarına aday olacakların Oda Genel Kurul delegesi olma zorunluluğu bulunmamaktadır.  Aday olmak için Genel Kurula katılmak zorunlu değildir. Ancak Genel Kurulda bulunmayan adayların adaylıkları için yazılı onaylarının alınması zorunludur. Adaylık başvuruları, Genel Kurulun adayların belirlenmesi ve duyurulması gündeminde divana verilecek dilekçe ile yapılacak olup; başvurunun divana sunulması aşamasında genel kurula katılabileceklere ilişkin hükümler uygulanmaz.

2. TMMOB İl/İlçe Koordinasyon Kuruları Yönetmeliği’nin 6., 7., ve 9. Maddelerinde değişiklik yapılması ve 9.Maddeye ek olarak 9/A bendinin eklenmesi ile ilgili önergenin kabulüne

Madde 6- Şube Genel Kurulları ile Temsilcilik atanmalarının tamamlanmasından sonra, Oda Merkezleri tarafından TMMOB’ye bildirilen İKK temsilcisi bilgilerinin Birlik Genel Sekreterliği tarafından illere/ilçelere gönderilmesini izleyen ilk toplantıda kurul üyeleri kendi aralarından o dönem için Sekreter görevini üstlenecek kişi ile sekreterya hizmetini yürütecek Oda birimi ve ihtiyaç duyulması halinde Sekretere yardımcı olacak en fazla iki kurul üyesini belirler. Belirlenen kişiler ve Oda birimi önceki Sekreter tarafından TMMOB Yönetim Kurulu onayına sunulur.

Sekreter;

a.Kurul toplantısının gündemini hazırlar,

b.Toplantı duyurusu ve çağrılarını yapar,

c.Kurula çalışmalar hakkında bilgi verir,

d.Toplantı tutanaklarını hazırlar,

e.Karar defteri tutar,

f.Dönem çalışmalarına ilişkin kararları ve çalışma raporlarını her ay TMMOB‘ye iletir,

g.Tutanakların ve kararların birer örneğini ilgili Oda birimlerine ve Oda Merkezlerine gönderir,

h.Kurulun diğer kurum ve kuruluşlarla ilişkilerini sürdürür, gerekli yazışmaları yapar,

i.Çalışmalarında kurula ve TMMOB Yönetim Kuruluna karşı sorumludur.

j.İl/ilçe Koordinasyon Kurulu adına açılan sosyal medya hesaplarının ve dijital iletişim kanallarının kullanımından sorumludur. İlgili hesapların sürdürülebilirliğini sağlama, parolasının korunması ve parola devri konusunda sorumludur.

k. TMMOB Yönetim Kurulu'nun kararını gerektiren konularla ilgili çalışmaları Genel Sekreterliğe ulaştırır ve kararın uygulanmasını takip eder.

Sekreter Yardımcıları;

Kurul tarafından alınan kararların yerine getirilmesinde Sekreter ile birlikte görev ve sorumluluk alır.

Sekreterin, Sekreter Yardımcılarının ve Sekreterya görevini yürütecek Oda biriminin seçimi; ilk oylamada üye tam sayısının yarısından bir fazlasıyla gerçekleşir. İlk oylamada bu koşul sağlanamaz ise ikinci oylamada oy çokluğu yeterlidir. Sekreterin değiştirilmesi kurul üyelerinin en az beşte birinin talebi üzerine kurulun tam sayısının yarısından bir fazlasının kararı ile ve Birlik Yönetim Kurulu‘nun onayı ile gerçekleşir.

Madde 7- Koordinasyon Kurulları’na katılan Oda birimleri, Koordinasyon Kurulu faaliyetlerinde TMMOB Kanunu, Ana Yönetmeliği ve İKK Yönetmeliği’ne uymak, TMMOB Yönetim Kurulu tarafından verilen görevleri yerine getirmek zorundadır.

İl/İlçe Koordinasyon Kurulu Sekreterleri, TMMOB Kanun ve Yönetmeliklerine aykırı çalışmalar yapması, görevini kötüye kullanması ya da yapmaması durumunda, TMMOB Genel Sekreterliğinin raporu doğrultusunda, TMMOB Yönetim Kurulu tarafından görevden alınabilir ya da İl/İlçe Koordinasyon Kurulu’nun kapatılmasına karar verebilir.

Üst üste üç kez toplantıya katılmayan ya da katılamayacağını bildiren üye istifa etmiş sayılır ve 3üncü madde hükmü uygulanır.

Madde 9- Harcamalar kurul kararıyla Sekreterya tarafından yapılır ve ayda bir kurulca denetlenir. Sekreterya o yıl içinde tahmini bütçeyi hazırlar. Hazırlanan bütçenin onayında oy çokluğu esastır. Birimlerin katılım payları; her birimin görev alanındaki üye sayısının İKK sınırlarındaki toplam üye sayısına bölünmesi sonucu bulunur. Birimler katılım paylarını Sekreteryaya makbuz karşılığı yapar.

Madde 9/A- “TMMOB Denetleme Kurulu, gereğinde veya TMMOB Yönetim Kurulu‘nun gerekli gördüğü durumlarda İl Koordinasyon Kurulu hesaplarını ve bunlara ilişkin işlemleri denetlemek, görüş vermek veya incelemek için, ilgili Oda Denetleme Kurulu üyelerini görevlendirebilir.”

3. TMMOB Bilirkişilik-Eksperlik-Hakemlik ve Teknik Müşavirlik YönetmeliğiYönetmeliği’nin 1., 4., 5. 6., 9., 10. ve 12.  Maddelerinde değişiklik yapılması ilgili önergenin kabulüne,

Madde 1- Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)'ne bağlı Oda üyelerinin, özel kesim ya da kamu kesiminde özel istek ya da mahkeme kararları üzerine yapacakları mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetlerinin koşulları, ücretleri, ödeme biçimleri ve ilişkiler bu yönetmelikle belirlenir ve uygulanır.

Bu yönetmelikle, mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetlerinin nitelikli ve etkin bir şekilde yapılması, üyelerin hak ve ücretlerinin korunması amaçlanır.

Madde 4- Bu yönetmelik kapsamında belirtilen mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetlerini, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine göre TMMOB'nce tespit olunan uzmanlık alanları ile sınırlı kalmak üzere TMMOB üyesi mühendis, mimar ve şehir plancıları yapmaya yetkilidirler"

Madde 5- Bu yönetmeliğin mali hükümlerini TMMOB Yönetim Kurulu her yıl yeniden düzenler ve ilan eder. Odalar, kendilerine karşı sorumluluklarını yerine getirmiş olan, tecrübeli ve uygun nitelikli üyeleri arasından seçtiği bilirkişilik, eksperlik ve hakemlik yapabilecek üyelerinin listesini hazırlayarak müracaatlarda kullanmak üzere dosyalar.

Madde 6- Mülga

Madde 9- Tahkim Sözleşmesi yahut taraflar arası sözleşmede yer alan tahkim şartı gereğince anlaşmazlığın çözümündeki mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetidir.

Madde 10- Mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetine ait herhangi bir konuda bilim ve tekniğe uygun olarak hizmetin yapılmasına fikren katkıda bulunulmasıdır.

Madde 12- “Hakem başvurusu birlikte gerçekleştirilebileceği gibi taraflardan yalnızca biri de gerçekleştirebilir. Başvuru dilekçesinin Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine iletilmesiyle başvuru gerçekleştirilir.

Başvuru ücreti, dosya başına 7.000,00-TL’dir. Başvuru ücreti, eksiklik sebebiyle dosyanın kapatılması hali dahil olmak üzere hiçbir surette iade edilmez ve yatırılmadığı takdirde ilgili başvuru işleme konulmaz. Başvuru ücretinin miktarı her yıl Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim Kurulunca yeniden değerlendirilerek ilan edilir.

Tahkim sürecine ilişkin masrafların belirlenerek taraflardan talep edilmesi hakem tarafından yerine getirilir. Belirlenen miktarın ödenmemesi halinde yargılamaya son verilir.

Bu maddede belirtilen başvuru ücreti ile 9 uncu maddeye göre belirlenen hakem ücreti başvuru ile birlikte Birlik hesabına yatırılır. Hizmetin neticelenmesi üzerine 9 uncu maddeye göre belirlenen hakem ücretinin %50’si görevlendirilen kişi yahut heyete aktarılır. %50’si ise Birlik hissesi olarak alıkonur. Bilirkişilik istemlerinde de bu hüküm uygulanır.

Hakem ataması yapıldıktan ve nihai karardan önce tahkim sürecinin sona ermesi halinde, sona erme sebebine bakılmaksızın 9 uncu maddeye göre belirlenen ücretin tamamına hükmolunur.”

4 ile 36 numaralar arasında yer alan mücadele başlıklarının kabulüne;

4. TEK ADAM REJİMİNE, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ GİRİŞİMLERİNE VE CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ TASFİYESİNE KARŞI MÜCADELE

Ülkemizin içine sürüklendiği çok yönlü siyasal, ekonomik ve toplumsal kriz koşullarında siyasi iktidar, ömrünü uzatmak ve Tek Adam Rejimini kalıcılaştırmak amacıyla “Yeni Anayasa” tartışmalarını yeniden gündeme taşımaktadır. İktidar tarafından gündeme taşınan “Yeni Anayasa” tartışmaları, kamusal üretim ve denetim mekanizmalarının tamamen ortadan kaldırıldığı; tarikatların, sermaye gruplarının ve rant odaklarının iktidar eliyle devletin her kademesinde kurumsallaştırıldığı bir Türkiye ortamında cereyan etmektedir. Tek Adam Rejiminde bütün erkler Saraya bağlanmış; yasama, yargı, yürütme ve devletin tüm kademeleri Sarayın yönetim ve denetimi altına girmiş; hukukun üstünlüğü, yerini Sarayın kararları ve “üstünlerin hukuku”na bırakmıştır. Her türlü demokratik itiraz ve direnişin yasadışı ilan edildiği, insan haklarının ihlal edildiği, demokratik ve kültürel faaliyetlerin yasaklandığı bir baskı rejiminde, Cumhuriyet tüm değer ve kurumlarıyla ortadan kaldırılmaya, çağdışı siyasi referanslara dayalı dinsel yönetim tarzı kurumsallaştırılarak kalıcılaştırılmaya çalışılmaktadır.

“Yeni Anayasa” söylemi; halkın gerçek sorunlarını görünmez kılmayı, yoksullaşmayı, hukuksuzluğu ve emek karşıtı politikaları perdelemeyi amaçlayan siyasal bir yönelim olarak kullanılmaktadır. TMMOB, iktidar tarafından gündeme getirilen “Yeni Anayasa” tartışmalarında tereddüt etmeksizin “Hayır” diyerek bu sürece karşı emek, meslek ve demokratik kitle örgütleriyle ortak mücadele hattının geliştirilmesi için sorumluluk almaya devam edecektir.

5. SİYASALLAŞAN HUKUK KARARLARI VE ÜSTÜNLERİN HUKUKUNA KARŞI MÜCADELE

Tek Adam Rejimi, bütün erkleri tekeline almış; yasama, yargı, yürütme, tüm devlet işleyişi Sarayın kararlarına bağlanmış, “hukukun üstünlüğü” anlayışı terk edilerek “üstünlerin hukuku” geçerli kılınmıştır. Yargı, halk adına adalet dağıtan bağımsız bir mekanizma olmaktan çıkarılarak siyasal iktidarın toplumu dizayn etme araçlarından biri haline getirilmiştir.

Tek Adam Rejiminin istikrarsızlığı yalnızca ekonomik göstergelerle değil, parlamentonun etkisizleştirilerek halk iradesinin görmezden gelinmesi, güçler ayrılığının ortadan kaldırılarak denge-fren mekanizmalarının ortadan kaldırılması, yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılarak hukukun üstünlüğü anlayışının bitirilmesi, izlenen kayyum siyaseti ile de somutlanabilmektedir. Seçilmişlerin yerine kayyum atanması, muhalif siyasetçilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin, sendikacıların ve toplumsal muhalefet temsilcilerinin yargı eliyle susturulmaya çalışılması demokratik yaşamı hedef alan sistematik bir siyasal müdahaleye dönüşmüştür.

Başta İBB, Gezi ve Kobane davaları olmak üzere siyasi iktidarın güdümünde verilen yargı kararları halkın vicdanında karşılık bulmamıştır. Verilen siyaset güdümlü kararlar, milyonlarca insanın demokratik haklarını kullanmalarının ve demokratik istemlerinin bastırılmasına yol açmakta olup kamu idaresinin bir çeşit öç alma ve cezalandırma hamlesidir. Toplumsal muhalefeti sindirmeyi amaçlayan gözaltı, tutuklama ve yargı süreçleri; halkın örgütlü mücadelesini bastırmaya dönük bir korku düzeni yaratma arayışının parçasıdır.

TMMOB, hukukun siyasallaşması ve üstünlerin hukukunun verdiği kararların karşısında; yasaklara, hukuksuz cezalara, baskıya, ranta, talana, yalana, tüm ayrıştırma politikalarına karşı emek, meslek ve demokratik kitle örgütleriyle yan yana durmayı, dayanışma faaliyetleri içinde bulunmayı sürdürecektir.

6. AKIL VE BİLİM TEMELİNDE KAMUCU-TOPLUMCU PLANLAMA VE KALKINMA MÜCADELESİ

1980’li yıllardan itibaren uygulanmaya başlayan neoliberal politikalar, devletin kamusal sorumluluklarını ve faaliyetlerini tamamen dışlayan bir yönetim anlayışını hâkim kılmıştır. Özelleştirme, piyasalaştırma ve kuralsızlaştırma politikalarıyla birlikte ülkemizin üretim kapasitesi zayıflatılmış; kamusal birikimler sermaye çevrelerine aktarılmış; planlama anlayışı tasfiye edilmiştir. Bugün içinde yaşadığımız Tek Adam Rejimi ve inşa edilen parti devleti anlayışı, kamuyla örtüşen devlet anlayışının âdeta tersyüz edilmiş biçimidir. Bu dönemde tarım üreticisi için piyasa/fiyat oluşturan, ulusal sanayinin ve daha genel anlamda ulusal ekonominin ve halkın ihtiyaçlarını karşılayan, bunu kâr amacı gütmeden yapan düzenleyici/tedarikçi kuruluşlar olan kamu kuruluşları küçültülerek, özelleştirilerek, tasfiye edilerek, kapatılarak etkisizleştirilmiştir. Ülke sanayisinin ihtiyacı olan hammadde ve ara mallarını kâr amacı gütmeden tedarik eden ve teknolojik dönüşüm potansiyeli olan KİT sektörünün tasfiye edilmesiyle, dışa bağımlılığı azaltacak bir sınai/teknolojik atılım yapılmamıştır. Önceki dönemlerde ağırlıklı olarak kamu sanayi atılımlarında somutlanan Türkiye’nin sanayileşme süreci, planlama-sanayileşme-kalkınma üçlüsünün terk edilmesiyle birlikte kesintiye uğratılmıştır. Bu sürecin son 24 yılına damgasını vuran AKP iktidarı döneminde, sanayi düşük teknolojili üretimle, emek yoğun sektörlerle finansal spekülasyonlar ve rant odaklı sermaye birikim modeliyle kuşatılmış durumdadır.

Üretim ekonomisinden uzaklaşan siyasal iktidar; ülke kaynaklarını kamusal yarar doğrultusunda değerlendirmek yerine, rant projeleri, özelleştirmeler, teşvik politikaları ve borçlanma mekanizmaları üzerinden sermaye çevrelerine aktarmayı tercih etmektedir. Bugün ülkemizde devlet, kamuyla ve kamusal olanla âdeta savaş halinde olan bir devlet yapısı haline gelmiştir. TMMOB ise bu savaşta, kamunun haklarını, varlıklarını, zenginliklerini ve çıkarını koruyan taraftadır. AKP’nin Tek Adam Rejimiyle tasfiye ettiği en önemli kamusal değerimiz Cumhuriyettir.

Yalnızca yüksek katma değer ve yüksek teknoloji kriterlerine bağlanmış yatırım teşvik politikalarının ülke ekonomisini gerçek anlamda 21. yüzyıla götüremeyeceği açıktır. Diğer yandan iktidarın alacağı her borç, yapacağı her kredi anlaşması, faiz yükleriyle birlikte yine halkımızın ve gelecek kuşakların sırtına yüklenmektedir. Hem nihai malın üretilmesi için gerekli olan girdilerin mümkün olanlarının ülkede üretilebilmesinin hem de ara malı üreten sektörler dahil olmak üzere ülke genelinde sektörel ve bölgesel sanayi planlaması gereklidir. Kamucu planlamadan uzaklaşıldıkça işsizlik, yoksulluk, dışa bağımlılık ve bölgesel eşitsizlikler daha da derinleşmektedir.

Birliğimiz, kuruluşundan bu yana, mesleki ve toplumsal konulara bu kamusal sorumluluk ve bilinçle yaklaşmaktadır.

TMMOB, emperyalizmden ve piyasa güçlerinden bağımsızlığı sağlayacak bir siyasi iradenin oluşumu; kamucu-toplumcu planlama-kalkınma politikaları ve her alanda kamusal katılım ve denetim ağlarının hâkim olmasında, bu yöndeki halk egemenliğinin tesis edilmesi için akıl ve bilim temelinde, kamucu-toplumcu bir planlama anlayışı doğrultusunda mücadeleyi büyüterek sürdürecektir. Sanayileşmenin, kalkınmanın, bilimsel üretimin ve teknolojik gelişmenin halk yararını esas alan kamusal politikalarla mümkün olduğu anlayışını savunmaya devam edecektir.

7. LAİKLİK İÇİN GERİCİLİĞE, TARİKAT VE CEMAAT KUŞATMASINA KARŞI TAVİZSİZ MÜCADELE

Laikliğe karşı kurumsallaşmış gerici saldırılar, hayatın tüm alanlarını dinsel referanslarla düzenlemek amacıyla her geçen gün artmaktadır. Siyasal iktidarın yıllardır sürdürdüğü gericileştirme politikaları; eğitimden yargıya, kamusal yaşamdan devlet kurumlarına kadar ülkenin bütün yapısını dinsel referanslarla yeniden şekillendirmeyi hedeflemektedir. Tarikat ve cemaat yapıları kamusal yaşamın içine daha fazla yerleştirilmekte; eğitimden barınmaya, sosyal politikalardan kamu kurumlarına kadar birçok alan bu yapıların etkisine açılmaktadır. Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamalar sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit etmektedir. Laikliği savunan yurttaşlar, öğrenciler, eğitimciler ve demokratik kitle örgütleri baskı altına alınmakta, soruşturmalarla, gözaltılarla ve cezalandırma politikalarıyla susturulmak istenmektedir.

Bilindiği üzere başta eğitim sistemi olmak üzere kamusal alan ve toplumsal yaşamın bütünü, İslamcı-mezhepçi faşist bir doğrultuda yeniden biçimlendirilmektedir. ÇEDES, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve benzeri uygulamalarla bilimsel eğitimin tasfiyesi, çocukların ve gençlerin tarikat ve cemaat yapılarının etkisine açık hale getirilmesi hedeflenmektedir. Gerici kuşatma, insanlığın yüzyıllardır sürdürdüğü aydınlanma mücadelesinin kazanımlarının birer birer yitirilmesine, halkımız ve emekçilerin derin bir karanlığa sürüklenmesine yol açmaktadır. Kadınların yaşam tarzına, bedenine, emeğine ve toplumsal varlığına yönelik müdahaleler artmakta; kadınların eşit ve özgür yaşam hakkı gerici politikalar eliyle tehdit edilmektedir.

Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek ve meslek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Laiklik; yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması değil, aynı zamanda bilimin, kamusal yaşamın, eğitimin ve toplumsal düzenin akıl temelinde örgütlenmesinin güvencesidir.

TMMOB, aklın ve bilimin ışığında, ülkesinin üreten gücü mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütü olarak gerici saldırılara boyun eğmez, laikliğin yok edilmesine izin vermez. Laikliğin kriminalize edilmesini reddeder, tarikat ve cemaat ağlarının kamusal yaşamı kuşatmasına ve yurttaşları sömürmesine karşı durur. Cumhuriyetin aydınlanmacı birikiminin, bilimsel eğitimin ve kamusal yaşamın savunulmasını toplumsal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak görür. Emeğin birliği ve kardeşliği için demokratik, laik ve bağımsız bir cumhuriyet mücadelesini taviz vermeden sürdürür.

8. ÇOCUKLARIMIZIN İSTİSMARINA, EĞİTİMDE GERİCİLEŞMEYE VE ŞİDDET POLİTİKALARINA KARŞI MÜCADELE

Bilimden, akıldan ve kamusal sorumluluktan uzak bir eğitim sistemi; sorgulamayan, eleştirmeyen ve geleceksiz bırakılmış kuşaklar yaratır. Bu durum yalnızca eğitim alanını değil, toplumsal barışı ve birlikte yaşam iradesini de tehdit etmektedir. Yıllardır sürdürülen piyasacı ve gerici eğitim politikaları sonucunda kamusal eğitim tasfiye edilmekte; çocuklarımız eşitsizlik, güvencesizlik ve çok yönlü bir kuşatma altında yaşamaya zorlanmaktadır.

Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, öğretmenlerin can güvenliğinin dahi sağlanamadığı bir eğitim düzenine sürüklendiğimizi açıkça göstermektedir. Bu tablo tesadüf değildir; yıllardır adım adım niteliksizleştirilen, bilimsellikten uzaklaştırılan ve piyasacı anlayışa teslim edilen eğitim politikalarının doğrudan sonucudur. Bugün yaşananlar, toplumda derinleşen krizlerin ve artan şiddetin eğitim alanındaki yansımasıdır. Çocukların ve gençlerin psikolojik, sosyal ve fiziksel güvenliğini sağlayamayan mevcut eğitim sistemi, kamusal sorumluluğun tasfiyesinin en açık sonuçlarından biridir.

Çocuklarımız; dinselleştirilen ve denetimsiz hale getirilen eğitim politikaları sonucunda tarikat ve cemaat yapılarının, denetimsiz yurtların, çocuk emeği sömürüsünün ve istismar mekanizmalarının daha açık hedefi haline getirilmektedir. “Dindar nesiller yetiştirme” anlayışıyla sürdürülen politikalar çocukların özgür gelişimini, bilimsel eğitim hakkını ve güvenli yaşam hakkını tehdit etmektedir. Çocuklara yönelik istismar, şiddet, güvencesizlik ve eğitimin niteliksizleştirilmesi birbirinden bağımsız değildir.

Benzer şekilde çocuklarımızın ucuz işgücü olarak görüldüğü MESEM uygulamaları üzerinden çocukların işçileştirilmesi de aynı siyasal anlayışın ürünüdür. Çocuklarımızın yeri atölyeler, fabrikalar değil; eşit, bilimsel, kamusal eğitim aldıkları okullar olmalıdır.

TMMOB; eğitimde gericiliğe, piyasacılığa, çocukların geleceğini tehdit eden, uygulamalara ve şiddeti besleyen politikalara karşı; bilimi, kamusal eğitimi ve çocukların güvenli yaşam hakkını savunmaya devam eder.

TMMOB, çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef alan ÇEDES, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, MESEM ve benzeri uygulamalara karşı mücadelenin büyütülmesi; kamusal, eşit, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkının savunulması için yürütülen toplumsal mücadelelerin içinde yer alır.

9. KÜRT SORUNUNDA DEMOKRATİK ÇÖZÜM, HALKLARIN KARDEŞLİĞİ VE BARIŞ MÜCADELESİ

Siyasal ve toplumsal yaşamın demokratikleşmesinin olmazsa olmaz koşullarının başında gelen Kürt sorunu, demokratik ve barışçıl çözümünü beklemektedir. Yıllardır sürdürülen güvenlikçi politikalar, çatışma ortamı ve milliyetçi söylemler; halklar arasındaki eşit, özgür ve demokratik birlikte yaşam zeminine zarar vermekte, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Kürt sorunu; savaş, şiddet, ölümleri kutsama ve milliyetçilik sarmalından çıkarılıp eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir zeminde ele alınmalıdır.

Gerçek anlamda demokratik bir ülke, demokratik bir toplum ve toplumsal barış; herkese eşit ve adil hakların sağlandığı, düşünceyi ifade etme ve örgütlenmenin özgür olduğu ortamlarda yaratılabilir. Demokratik siyaset alanının daraltılması, seçilmişlerin görevden alınması, kayyum uygulamaları ve toplumsal muhalefetin baskı altına alınması barışçıl çözüm zeminini zayıflatmaktadır. Bu ülkedeki hiçbir yurttaşımızın hayatı ve ülkemiz halklarının kaderi emperyalist merkezlerin ve onlara taşeronluk eden siyasi iktidarların iki dudağının arasına terkedilemez.

TMMOB, Kürt sorununda sindirme, savaş ve şiddet politikalarının terk edilmesini ve demokratik çözümün mümkün olduğunu savunur; Türkiye halklarının eşit yurttaşlık temelinde, kardeşçe ve bir arada yaşaması için emek, barış ve demokrasi mücadelesini bir bütünlük içinde sürdürür. Halkların kardeşliğini hedef alan milliyetçi, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı siyaset anlayışlarına karşı durur. Siyasi iktidarın savunma sanayi üzerinden yürüttüğü kaba milliyetçi propagandaya karşı çıkar, teknolojinin toplum yararına ve barışçı anlayışla kullanılması gereğini vurgular.

10. EMPERYALİZMİN VE İŞBİRLİKÇİLERİNİN BÖLGEMİZDE SÜRDÜRDÜĞÜ SAVAŞLARA KARŞI BAĞIMSIZLIK VE BARIŞ MÜCADELESİ

Ülkemizin dört bir yanı emperyalist güçlerce savaş ve ölüm coğrafyası haline getirilmiştir. Yıllardır bölgede devam eden savaş ve yıkım şimdi yeni bir evreye geçmiştir. Emperyalizmin başta Ortadoğu, Filistin, İran, Suriye ve Lübnan, kuzeyde Ukrayna olmak üzere büyüttüğü savaş ve işgal politikalarının bedelini dünya halkları canlarıyla ödemektedir. Yaşanan can pazarına, Tek Adam Rejimi gizli sözleşmelerle, ortakları ise ticari anlaşmalarla çanak tutmaktadır.

Bölge halkların kaderi emperyalist ülkelerin beslediği İslamcı çetelerin insafına terk edilmiş deyim yerindeyse Orta çağ karanlığına geri döndürülmüş durumdadır. Yaşananlar insanlığa karşı işlenen suçlardır. Uluslararası toplumun sessizliği, baskı ve soykırımcı eğilimleri cesaretlendirmektedir. Bu saldırılar tüm azınlıkları hedef alan sistematik bir imha ve asimilasyon politikasının parçasıdır.

Ortadoğu halklarının kaderi gerici karanlığa teslim edilemez. Halkların özgür, eşit ve insanca bir yaşam sürebileceği bir gelecek ancak emperyalist müdahalelerin son bulmasıyla mümkündür. Laiklik, halkların eşitlik ve barış temelinde bir arada yaşamasının vazgeçilmez güvencesidir. 

Ülkemizin ve bölgemizin emperyalist politikaların yuvası haline gelmesine karşı çıkmaya devam edeceğiz. Temmuz 2026’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesi başta olmak üzere, savaş örgütü NATO’nun ülkemizdeki faaliyetlerine karşı, toplumsal muhalefetin tüm bileşenleriyle birlikte tam bağımsızlık şiarıyla mücadele etmeye devam edeceğiz.

TMMOB, NATO’ya, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı mücadeleden geri adım atmadan; ülkemizin ve bölgemizdeki her ülkenin bağımsızlığı ile halkların kendi kaderini tayin hakkını savunur; anti emperyalist mücadeleyi emek ve demokrasi mücadelesiyle bütünlük içerisinde büyüterek sürdürür.

11. MÜLTECİ SORUNU VE DOĞURDUĞU SORUNLARA YÖNELİK ÇALIŞMALAR

Emperyalist sömürü, işgal ve savaş politikaları milyonlarca insanı yaşam alanlarından kopararak zorunlu göçe mahkûm etmiştir. Bu zorunlu göç hareketi başta Türkiye olmak üzere tüm dünyayı etkileyen çok boyutlu bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Mülteciler göç yollarında insanlık dışı koşullarda yaşamlarını yitirmekte, ulaştıkları ülkelerde en temel insan haklarından mahrum bırakılmakta, ayrımcılığa, ucuz emek sömürüsüne ve güvencesiz yaşam koşullarına mahkûm edilmektedir. AKP iktidarı ile Avrupa Birliği arasında sürdürülen pazarlıklar ise mülteci sorununu insani bir mesele olmaktan çıkararak siyasal ve ekonomik bir araç haline getirmektedir.

Mülteci nüfusun yoğunluğu; barınma, kentleşme, altyapı, sağlık, eğitim ve çalışma yaşamı başta olmak üzere birçok alanda yeni sorunlar yaratmaktadır. Plansız göç politikaları hem mültecileri güvencesizliğe sürüklemekte hem de emek sömürüsünü derinleştiren, toplumsal gerilimleri artıran bir zeminin oluşmasına neden olmaktadır. Mülteci emeğinin kayıt dışı ve düşük ücretli çalışma biçimleri içinde kullanılması, emekçilerin ortak hak mücadelesini zayıflatan sonuçlar doğurmaktadır.

TMMOB, mülteci sorunu ve bu soruna bağlı olarak ortaya çıkan toplumsal, mekânsal ve ekonomik sorunları insan hakları ve kamu yararı temelinde ele alır. Göçün yarattığı sorunların halklar arasında düşmanlık üretilerek değil; eşitlikçi, kamucu, planlı ve insan onuruna yaraşır politikalarla çözülebileceğini savunur. Bu doğrultuda yürütülecek çalışmaları ve toplumsal dayanışma mekanizmalarını geliştirmeyi önüne koyar.

12. EKONOMİK KRİZ, YOKSULLUK VE EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI MÜCADELE

Türkiye ekonomisi çok uzun yıllardır üretim yerine ranta, teknoloji altyapısını geliştirme yerine inşaata, istihdam yerine sıcak para dolaşımına dayalı olarak işlemektedir. Övünülerek söz edilen büyüme oranları, sanayi ve tarımsal üretime ve bu alanlardaki yatırımlara değil, sıcak para akımına bağlı mali aracılık hizmetleri, ulaştırma, depolama, haberleşme, inşaat ile toptan ve perakende ticaret hizmetlerinden kaynaklanmaktadır.

Ülkemiz yıllardır süregelen ekonomik krizler sarmalında savrulmaktadır. Ülkemizdeki çoklu kriz ortamında iş güvencesine sahip olmamak, çalışma koşullarının giderek ağırlaşması, yetersiz ücret, işsizlik tehlikesi, sigortasız çalıştırılma, fazla çalıştırma, iş saatleri ihlali; sosyal hak ve özlük hakkı ihlalleri, insan onuruna yaraşır emeklilik sürecini yaşayamama ortak sorunumuz haline gelmiştir.

Siyasi iktidarın halka sunduğu çözüm sefalet ekonomisidir. Siyasi iktidar uyguladığı ekonomik ve sosyal politikalarla emekçi kesimleri tamamen yoksullaştırmış, devleti sosyal görevlerinden arındırarak baskı aracına dönüştürmüştür. Ülkeyi bu duruma getiren, iktidarın yıllardır uyguladığı üretime dayanmayan, yatırıma dayanmayan, sanayileşmeye dayanmayan, bilim ve teknolojiyi dışlayan ekonomi politikalarıdır.

Rant yaratma hedefli çılgın ve gereksiz projeler bu ülkeye yük olmaya devam edecek, yeni çevresel sorunlar yaratacaktır. İstihdam yaratmayan büyümenin ülke halkına hiçbir yararı olmamıştır. Sermaye çıkarlarının halkın ortak çıkarlarının önüne geçirilmesi, toplumsal bir felaketle sonuçlanmıştır. Ve bu felakette siyasi iktidarın bize vaat ettiği tek şey, daha fazla yoksulluktur.

TMMOB, ülkemizin içine çekildiği ekonomik kriz döngüsüne ve yoksulluğa karşı emek, meslek ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte mücadeleyi büyütür. Emperyalizmden bağımsız siyasi bir iradeyle, yeniden planlama, sanayileşme, kalkınma atılımı için halkçı-kamucu-toplumcu bir yaklaşım ve bu temellerdeki bir kalkınma planlamasını savunur.

13. EMEK MÜCADELESİNİN BÜYÜTÜLMESİ VE ORTAK DAYANIŞMANIN GELİŞTİRİLMESİ

TMMOB, kamu yararı ve hakça paylaşımdan yana, barıştan yana, yurtsever, devrimci, ilerici ve toplumcu geleneğini sürdürmeye devam eder. Mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının emeğini değersizleştiren, güvencesizleştiren ve piyasacı anlayışa teslim eden politikalara karşı emek eksenli mücadeleyi büyütmeyi temel sorumluluklarından biri olarak görür.

Çünkü TMMOB, mühendislerin, mimarların, şehir plancılarının sorunlarının halkın sorunlarından ayrı tutulamayacağı; sorunlarımızın çözümünün büyük ölçüde emekçi sınıfların sorunlarının çözümünde yattığının bilincindedir. Bu yüzden mesleğin ve meslektaşlarının sorunlarını ülke sorunlarıyla birlikte ve bütünlüklü olarak ele alır.

Tüm dünyada ve ülkemizde gelişen yeni koşullarla birlikte emekçilerin, işçi sınıfının temel talepleri her geçen gün değişip güncellenmektedir. Emekçiler; asgari ücretten örgütlenme hakkına, çalışma saatlerinden güvenceli istihdama, sosyal haklardan insanca yaşam koşullarına kadar birçok konuda ortak taleplerini yükseltmektedir. Artan yoksulluk, gelir adaletsizliği ve güvencesiz çalışma biçimleri emekçilerin ortak mücadele ihtiyacını daha da büyütmektedir.

TMMOB, demokratik kitle örgütleriyle ilkeli ve demokratik işbirliği içerisindedir. Emek mücadelesinin büyütülmesi ve geliştirilmesi için emek, meslek ve demokratik kitle örgütleriyle yan yana faaliyet yürütmeye, mücadele ve dayanışma ilişkilerini daha da artırmaya kararlıdır. Sendikal hakların, örgütlenme özgürlüğünün ve insanca çalışma koşullarının savunulmasını demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görür.

14. TMMOB VE MESLEK ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK MÜDAHALELERE KARŞI MÜCADELE

Tek Adam Rejimi uzun süredir gözünü; toplumsal muhalefetin bilim ve teknik yoluyla geliştirilmesi, kamusal üretim ve kamusal denetim anlayışının savunulması, ülke yararına faaliyet yürütülmesi ve üretilen toplumsal faydanın hakça paylaşılması için mücadele eden TMMOB başta olmak üzere mesleki demokratik kitle örgütlerine çevirmiş durumdadır. Siyasal iktidar; meslek örgütlerini etkisizleştirmeyi, kamusal denetim mekanizmalarını ortadan kaldırmayı ve toplumsal muhalefeti denetim altına almayı hedeflemektedir.

TMMOB’nin hedef alınmasının altında yatan temel neden Birliğimizin kamusal niteliğinden, bağımsız örgütlü yapısından ve toplumcu mücadele anlayışından kaynaklanmaktadır. Çünkü Birliğimiz; sermaye ve rant çevrelerinin ölçüsüz ve denetimsiz uygulamalarına karşı yalnızca ülke varlıklarının ve toplumsal çıkarın değil, aynı zamanda meslektaşlarımızın ve mesleğimizin de koruyucusu durumundadır. TMMOB’nin yürüttüğü kamusal denetim faaliyetleri, bilimsel raporları, hukuksal mücadeleleri ve toplum yararını esas alan tutumu siyasi iktidarın rant ve talan politikalarının önündeki en önemli engellerden biridir.

Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslektaşların birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak amacıyla faaliyetlerini yürüten TMMOB’ye dönük siyasal ve idari baskılar; halkımızın, meslek alanlarımızın ve kamusal birikimlerin de tasfiyesi anlamına gelecektir.

“Yeni Anayasa” tartışmalarıyla birlikte meslek örgütlerine yönelik baskı, müdahale ve zor uygulamalarının daha da artırılmak istendiği açıktır. Meslek örgütlerinin seçim sistemlerinden idari yapılarına kadar birçok alanda yapılmak istenen düzenlemeler; Birlik ve Odaların özerk yapısını ortadan kaldırmayı, etkisiz ve yetkisiz hale getirmeyi amaçlamaktadır. Saray’ın arka bahçesi haline gelmeyen mesleki demokratik kitle örgütlerinin parçalanmasına yönelik tüm girişimler karşısında ortak bir mücadele hattı örülmelidir.

Anayasal güvenceye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve demokrasinin evrensel normlarına bağlılığımız; üyelerimizin demokratik iradesinden aldığımız güçle dün olduğu gibi bugün de sürecektir.

TMMOB, Tek Adam Rejiminin Birlik ve Odalarımız başta olmak üzere mesleki demokratik kitle örgütlerini etkisizleştirmeye yönelik tüm adımlarını teşhir ederek; Birlik ve Odaların özerk ve bağımsız yapılarının güçlendirilmesi, kamu-toplum yararı, kamusal hizmet ve kamusal denetim anlayışının savunulması için mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir.

15. MESLEK ALANLARI ARASINDA DAYANIŞMANIN VE DİSİPLİNLER ARASI ÇALIŞMANIN GELİŞTİRİLMESİ

TMMOB, meslek ve uzmanlık alanları hukukunun geliştirilmesi, yetkilerin tanımlanması ve mesleki çatışma konularının giderilmesi amacıyla yürütülecek çalışmalarda kendi örgütsel birikimi ve demokratik iç işleyişiyle ortaya koyduğu ilkeleri esas alacaktır. Meslek alanlarımız arasında dayanışmayı zayıflatan rekabetçi ve piyasacı anlayışlara karşı ortak mesleki mücadele kültürünün geliştirilmesini önemsemektedir.

TMMOB, her uzmanlık alanının örgütün bütün kademelerinde kendisini ifade etme olanağının bulunmasını gözetecek; mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları arasında disiplinler arası çalışma gereksinmesinin bilincini yerleştirmek için çalışacak; mesleklerin gelişimine paralel olarak disiplinler arası çalışmayı özendirecek, kolaylaştıracak ve örgütleyecektir. Bilimsel ve teknik üretimin kolektif niteliğinin güçlendirilmesi, kamusal hizmet anlayışının geliştirilmesi ve meslek alanlarımız arasındaki ortak mücadele zemininin büyütülmesi için dayanışmacı bir yaklaşımı esas alacaktır.

16. MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI İÇİN ASGARİ ÜCRET VE GÜVENCELİ ÇALIŞMA MÜCADELESİ

Mühendis, mimar ve şehir plancılarının işe giriş bildirgesinde baz alınacak asgari ücret hakkını güvence altına almak amacıyla TMMOB ve SGK arasında imzalanan protokol, iktidarın emekçilere dönük sömürü politikalarının sonucu olarak SGK tarafından tek taraflı biçimde feshedilmiştir. Bu durum meslektaşlarımızın düşük ücretlerle, kayıt dışı ve güvencesiz biçimde çalıştırılmasının önünü açarken aynı zamanda kamunun ciddi biçimde zarara uğratılmasına neden olmaktadır. Meslektaşlarımız giderek artan biçimde açlık sınırına yakın ücretlerle çalışmaya zorlanmakta, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı emeği değersizleştirilmektedir.

Mühendis, mimar ve şehir plancısı asgari ücretinin ayrımsız olarak her düzeyde uygulanması gerekmektedir. Meslek alanlarımızdaki ücret politikalarının yalnızca bireysel çalışma koşullarını değil; mesleki niteliği, kamusal hizmet kalitesini ve toplum güvenliğini de doğrudan etkilediği unutulmamalıdır. Düşük ücret, güvencesizlik ve kayıt dışı çalıştırma politikaları meslektaşlarımızın yaşam koşullarını ağırlaştırırken mesleki bağımsızlığı da zayıflatmaktadır.

TMMOB, meslektaşlarımız için asgari ücret mücadelesini ilgili kamu kurumlarıyla görüşerek, bilgilendirme çalışmaları yaparak ve kamuoyu oluşturarak büyütür ve sürdürür. İnsanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli çalışma koşulları ve meslek emeğinin korunması için yürütülen mücadeleyi emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görür.

17. İŞSİZLİĞE KARŞI MÜCADELE

Neoliberal politikalar yüzünden kamusal yatırımların yapılmaması, sosyal devlet uygulamalarının yok edilmesi, kamusal hizmetlerin ticarileştirilmesi ve sınırsız bir sömürü düzeninin yaratılmasıyla ekonomik krizin toplumsal sonuçları her geçen gün ağırlaşmaktadır.

Ekonomik krizin faturası emekçi sınıflara kesilmektedir. Uygulanan ekonomi ve istihdam politikaları sonucu meslektaşlarımızın işlerine son verilmekte ve çoğunlukla tazminat, kıdem gibi hakları gaspedilmektedir. İşsizlik oranları her geçen gün artmakta, kamuda tasarruf tedbirleri, özel sektörde ise ekonomik kriz gerekçe gösterilerek istihdam daraltılmakta, çalışma koşulları zorlaşmaktadır. Mevcut ekonomi ve istihdam politikaları değişmeden işsizlik sorununa kalıcı bir çözüm getirilemeyecektir.

TMMOB, işsizliğe karşı emek ve meslek örgütleriyle ortak mücadeleyi güçlendirerek sürdürür; işsizlerin sorunlarını ülke gündemine taşıyarak çözüm yolları aranması için kamuoyu oluşturur.

18. ESNEK, GÜVENCESİZ VE KURALSIZ ÇALIŞTIRMAYA KARŞI MÜCADELE

Ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancıları her geçen gün daha ağır sömürü koşulları altında çalışmaya zorlanmaktadır. Çalışma yaşamı; esnek, güvencesiz ve kuralsız hale getirilirken örgütlenme hakları baskı altına alınmakta, meslek emeği değersizleştirilmektedir. Performans baskısı, uzun çalışma saatleri, mobbing, kayıt dışı çalışma ve düşük ücret politikaları meslektaşlarımızın yaşam koşullarını giderek ağırlaştırmaktadır. Açlık sınırı düzeyindeki ücretlerle çalışmaya zorlanan meslektaşlarımız hem yaşamlarını sürdürmekte hem de mesleklerini kamusal sorumluluk anlayışıyla icra etmekte ciddi zorluklar yaşamaktadır. Emek ve insan odaklı, güvenceli bir çalışma yaşamı ve güvenli bir gelecek bütün emekçiler için temel bir haktır.

Derinleşen ekonomik krizle birlikte işsizlik tehdidi büyümekte; özellikle genç ve yeni mezun meslektaşlarımızın deneyimsizliği daha kolay sömürülmektedir. Meslektaşlarımız düşük ücret, ücretsiz fazla mesai, sigortasız çalışma ve güvencesiz istihdam biçimleriyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Uzaktan çalışma, proje bazlı istihdam ve esnek çalışma modelleri adı altında yaygınlaştırılan uygulamalar çalışma yaşamındaki hak kayıplarını artırmaktadır. İçinden geçtiğimiz kriz koşulları yaşanan sorunların etkisini daha da derinleştirmektedir.

Uygulanan neoliberal politikalar sonucunda iş güvencesi zayıflatılmış; taşeronlaşma, sözleşmeli çalışma ve örgütsüzleştirme yaygınlaştırılmıştır. Meslektaşlarımızın mesleki bağımsızlığı ve emeği piyasa baskısı altında aşındırılmakta; çalışma yaşamı tamamen sermayenin ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmektedir.

TMMOB; emek ve insan odaklı bir çalışma yaşamı anlayışıyla esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışma biçimlerine karşı mücadeleyi büyütür. Güvenceli çalışma, insanca ücret, örgütlenme hakkı ve sosyal hakların korunmasını temel bir mücadele alanı olarak görür; emek düşmanı düzenlemelere karşı emek ve meslek örgütleriyle dayanışma içinde mücadelesini sürdürür.

19. KAMUDA ÇALIŞAN MESLEKTAŞLARIMIZIN ÖZLÜK HAKLARI İÇİN MÜCADELE

Kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancıları baskı, ihraç, statü farklılıkları ve ücret eşitsizliği sorunlarıyla karşı karşıyadır. Yıllardır üretim, yatırım, eğitim, istihdam planlaması yapılmadığı için on binlerce mühendis, mimar ve şehir plancısı ya işsizdir ya da meslekleri dışında çalışmak zorunda kalmaktadır.

Bu gerçekliğe karşın özellikle son 25 yılda, kamuda çeşitli statülerde çalışan ve farklı ücretler alan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ekonomik ve sosyal koşulları, üstlendikleri sorumluluklara ve almış oldukları eğitime uymayan bir düzeye geriletilmiş, kamudaki mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki iş alanları farklı ve/veya yardımcısı sayılabilecek branştaki alt grup teknik elemanların görevlendirilmesiyle daraltılmış, kamu çalışanı üyelerimizin gerek ücretleri gerekse özlük hakları açısından içine düşürüldükleri durum kriz aşamasına gelmiş ve meslek onurlarını koruma sınırlarını zorlamaya başlamıştır.

TMMOB, kamuda çalışan üyelerinin özlük haklarını, çalışma koşullarını ve emeklilik haklarını hak ettikleri seviyeye taşımak için kamuoyu oluşturmaya ve meslektaşlarımızın taleplerinin takipçisi olmaya devam eder.

TMMOB, meslektaşlarımızın ücretlerinin ve özlük haklarının “eşit işe eşit ücret” ilkesi doğrultusunda iyileştirilmesi, kapsam dışı personel statüsü ve buna bağlı olarak yaratılan ücret dengesizliğinin ve çifte standardın ortadan kaldırılması, farklı statülerde çalıştırılma ve arazi tazminatı gibi farklı ücret uygulamalarının sonlandırılması, atama bekleyen binlerce mühendis, mimar ve şehir plancısının atamasının yapılması, kamuda istihdamın artırılması, tayin ve terfilerinin politik ve benzeri etkilerinden arındırılarak açık, saydam, denetlenebilir ve liyakat temelli yapılmasının sağlanması için yürüttüğü mücadeleyi büyüterek sürdürür.

20. EMEKLİ MESLEKTAŞLARIMIZIN TEMEL HAKLARI VE İNSANCA YAŞAM KOŞULLARI İÇİN MÜCADELE

Sosyal güvenlik, devletin en temel görevi, yurttaşın da en öncelikli hakkıdır. Sosyal güvenliğin temel amacı, bireyleri karşılaşacakları sosyal risklere karşı korumak ve bu risklerle karşılaştıklarında riskin etkilerini en aza indirmektir. Bunun için çalışanların maaşlarından sosyal güvenlik primi tahsil edilmekte ve bu primler devlet tarafından kullanılmaktadır. Sosyal güvenlik mekanizmasının temel mantığı toplumun bütününün, her bir parçasına ve geleceğine ortaklaşa sahip çıkmasıdır. Ancak emeklilik, bir tür toplumsal dışlama mekanizması olarak işlev görmekte, devletin ve toplumun sırtında bir yük olarak görülmektedir. Emek ile emekli arasındaki bağ koparılmak, görünmez kılınmak istenmektedir.

Toplumun dar ve sabit gelirli diğer kesimleri gibi, emekli meslektaşlarımız da büyük sıkıntılar içinde yaşamaktadır. Kriz dönemiyle birlikte artan yaşam maliyetleri bu sıkıntıları sürdürülemez boyutlara taşımıştır. Uzun yıllar mesleki birikim ve emekleriyle ülkenin kalkınmasına hizmet etmiş olan emekli mühendis, mimar ve şehir plancılarının maaşları, güncel ekonomik koşullarda açlık ve yoksulluk sınırının altına gerilemiştir.

TMMOB; mühendis, mimar ve şehir plancılarının emeklilik haklarında ve aylıklarında iyileştirme yapılması, emek ve emekli arasındaki bağın güçlendirilmesi, dayanışma kültürünün geliştirilmesi, mesleki bilgi ve deneyimin hem genç meslektaşlarımıza hem topluma yönelik çalışmalara aktarılmasını sağlamak için çalışmalarını geliştirerek sürdürür. Emekli meslektaşlarımızın mesleki bilgi ve deneyimlerinin genç kuşaklara aktarılmasını, dayanışma kültürünün geliştirilmesini ve emekli meslektaşlarımızın toplumsal yaşamın aktif bir parçası olarak var olmasını savunur.

21. TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE

Kadınlar üzerindeki baskı ve sömürü, düzenin ve gericiliğin temel dayanakları arasındadır. Aileden eğitime, çalışma yaşamından kamusal alana kadar toplumsal yaşamın her alanında kadınlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve eşitsizlik AKP iktidarı döneminde daha da derinleşmiştir. Bu durum tesadüfi değildir. Çünkü siyasal iktidarın laiklik karşıtı, muhafazakâr ve cinsiyetçi politikaları; kadınların yaşamı, emeği, bedeni ve kimliği üzerinde denetim kurmayı hedeflemektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan politikalarla kadınların kamusal yaşamdaki varlığı sınırlandırılmakta, kadınların kazanılmış hakları geriye götürülmek istenmektedir. Bu politikalar, sermaye düzeninin ihtiyaçları ile gericiliğin ideolojik-kültürel kuşatmasının nasıl iç içe geçtiğini açık biçimde göstermektedir.

Meslek alanlarımızda yaşanan sorunlar yalnızca fiziksel değildir; iş güvencesinden yoksun, ağır koşullar altında çalışan teknik elemanların yaşadığı sorunlar kapitalist üretim ilişkileriyle doğrudan bağlantılıdır. Baskıcı, rekabetçi ve cinsiyetçi üretim sistemi hâkimdir. Kadın meslektaşlarımız düşük ücret, güvencesiz çalışma, cam tavan uygulamaları, mobbing, ayrımcılık ve cinsiyet temelli eşitsizliklerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Kadın emeğinin değersizleştirilmesi, toplumsal cinsiyet rollerinin çalışma yaşamında yeniden üretilmesi ve bakım yükünün kadınların üzerine bırakılması eşitsizlikleri daha da derinleştirmektedir. Kadın işsizliği her geçen gün artmaktadır.

Siyasal iktidar, kadın cinayetlerine, şiddete, tacize ve istismara karşı etkili politikalar üretmek yerine; faillerin cezasızlıkla korunmasına yol açan uygulamaları sürdürmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı kadınların yaşam hakkına yönelik saldırıları cesaretlendiren siyasal bir tercih olmuştur. Kadın cinayetlerine ve faillerine çeşitli adlar altında ceza indirimleri uygulanması ya da serbest bırakılma kararları toplumsal adalet duygusunu zedelemektedir.

Meslek alanlarımızda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, ayrımcılığın önlenmesi ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması için mücadele etmek TMMOB’nin temel görevleri arasındadır. Meslektaşlarımızı bilgilendirmek ve farkındalık yaratmak amacıyla düzenli seminerler, atölye çalışmaları ve kamuoyu bilgilendirme etkinlikleri düzenlenmeye devam edilecektir.

TMMOB; kadınların emeği, bedeni ve yaşamı üzerindeki her türlü sömürü, baskı ve tahakküm biçimine karşı durur; kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini toplumsal kurtuluş mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görür ve toplumsal cinsiyet eşitliğini savunur. “Eşit işe eşit ücret” ilkesinin cinsiyet farkı gözetilmeksizin uygulanması için mücadele eder; meslektaşlarının ve bütün kadınların maruz bırakıldığı cinsiyetçi ayrımcılığa, şiddete, güvencesizliğe ve eşitsizliğe karşı dayanışmayı ve ortak mücadeleyi büyüterek sürdürür.

22. İŞÇİ SAĞLIĞI, İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞ CİNAYETLERİNE KARŞI MÜCADELE

Sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışma hakkı en temel insan haklarından biridir. Ancak ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı uzun yıllardır piyasacı politikalar, denetimsizlik ve maliyet odaklı anlayış nedeniyle ağır bir yıkımla karşı karşıyadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında çalışan meslektaşlarımız işverenlerin ve siyasal iktidarın sorumluluğunu üstlenmek zorunda bırakılmakta; iş cinayetlerinin gerçek nedenleri yerine teknik personel günah keçisi haline getirilmektedir. İş cinayetleri kader değil; denetimsizliğin, taşeronlaşmanın, kuralsız çalışmanın ve kâr odaklı üretim anlayışının sonucudur.

6331 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana iş kazası sayıları, iş kazası sıklık oranları ve iş cinayetleri azalmamış; aksine artış göstermiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin piyasalaştırılması yaşanan sorunların temel nedenlerinden biri olmuştur. İşyerlerinde verilmesi gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri kamusal bir sorumluluk olarak ele alınması gerekirken Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) adı altında faaliyet yürüten taşeron şirketlere devredilmiştir. İşçi sağlığı hizmetlerinin piyasa koşullarına terk edilmesi, çalışanların yaşam hakkının şirketlerin kâr hesaplarına bağımlı hale getirilmesi anlamına gelmektedir.

Kâr amacıyla faaliyet gösteren OSGB’ler arasındaki rekabet, işverenlerin en düşük maliyetli hizmeti tercih etmesi ve iş güvenliği uzmanlarının uyarılarının dikkate alınmaması gerekli önlemlerin alınmamasına yol açmaktadır. Uygulanan neoliberal ekonomi politikaları sonucunda iş güvencesi ortadan kaldırılmış; taşeronlaşma, sendikasızlaştırma ve esnek çalışma biçimleri yaygınlaştırılmıştır. Özellikle madenlerde, inşaatlarda, sanayi tesislerinde ve şantiyelerde yaşanan iş cinayetleri; emekçilerin yaşamının sermaye karşısında değersizleştirildiğini göstermektedir. Yaşanan büyük felaketlere rağmen gerekli kamusal düzenlemelerin yapılmaması iş cinayetlerinin artarak sürmesine neden olmaktadır.

TMMOB; işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulanması, iş cinayetlerinin önlenmesi ve insanca çalışma koşullarının sağlanması için mücadeleyi sürdürür. İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmesini, etkin denetim mekanizmalarının kurulmasını ve iş cinayetlerinin gerçek sorumlularının yargılanmasını savunur. Emek ve meslek örgütleriyle birlikte iş cinayetlerine karşı ortak mücadeleyi büyütmeye, emekçilerin yaşam hakkını savunmaya devam eder.

23. MÜHENDİSLİK, MİMARLIK VE ŞEHİR PLANLAMA EĞİTİMİNDE NİTELİKLİ, BİLİMSEL VE KAMUCU EĞİTİM MÜCADELESİ

Ülkelerin eğitim politikaları; bilim, teknoloji ve sanayi politikalarından ayrı düşünülemez. Türkiye’deki eğitim ve özelde mühendislik, mimarlık ve şehir planlama eğitimi toplumun ve ülkenin ihtiyaçlarına göre değil, uluslararası iş bölümünün ve piyasa ilişkilerinin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiştir. Gelişmiş ülkeler ulusal çıkarları doğrultusundaki politikalarını hayata geçirebilmek için AR-GE çalışmalarına, bilimsel araştırmalara ve eğitim altyapılarına ayırdıkları kaynakları her geçen gün artırmaktadır. Ülkemizde ise üniversiteler bilimsel üretimin merkezleri olmaktan uzaklaştırılmakta; piyasacı, gerici ve itaat odaklı eğitim politikalarıyla akademik özgürlükler ve bilimsel nitelik zayıflatılmaktadır.

Üniversitelerde bilimsel araştırmalara gerekli kaynaklar ayrılmamakta; laiklik karşıtı ve bilim dışı politikalar mühendislik, mimarlık ve şehir planlama eğitiminde ciddi bir nitelik kaybına yol açmaktadır. Sanayiyle ilişkiler toplumun ihtiyaçlarına göre değil, yalnızca sermayenin kısa vadeli çıkarlarına göre kurulmakta; bilim ve teknik piyasa ekonomisinin ihtiyaçlarına indirgenmektedir. Üniversitelerin demokratik, özerk ve özgür yapısı tasfiye edilirken öğrenciler ve akademisyenler artan baskı ortamıyla karşı karşıya bırakılmaktadır.

Uzun yıllardır bilimsel ve kalkınma hedefli bir yükseköğretim planlamasının yapılmaması; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı eğitiminde ciddi bir nitelik kaybı yaratmıştır. Önceki yıllarda plansız biçimde artırılan bölüm ve kontenjan politikalarının yarattığı yığılma bugün birçok alanda kontenjan düşüşleri, işsizlik, güvencesizlik ve mesleki değersizleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Yetersiz akademik kadrolar, altyapı eksiklikleri ve plansız eğitim politikaları meslek alanlarımızdaki sorunları daha da derinleştirmektedir.

Staj olanaklarının yetersizliği, uygulamalı eğitim eksiklikleri ve üniversiteler arasındaki altyapı eşitsizlikleri öğrenci üyeler açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu durum öğrencilerin mesleki gelişimlerini olumsuz etkilemekte, mesleğe hazırlık süreçlerini zayıflatmaktadır. Öğrenciler barınma, beslenme, ulaşım ve eğitim giderleri nedeniyle ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmakta; eğitim hakkı giderek daha erişilemez hale getirilmektedir.

TMMOB ve bağlı Odaları; mühendis, mimar ve şehir plancılarının yetiştiği üniversitelerin bilimsel, demokratik, özerk, katılımcı ve planlamaya dayanan bir anlayışla yeniden yapılandırılmasının mücadelesini verir. Halkın gereksinimleri ve çağdaş teknolojik gelişmeler temel alınarak niteliği yükseltilmiş, eşitsizlikleri giderilmiş, yaşam boyu eğitimi esas alan ve yalnızca kamusal hizmet anlayışıyla faaliyet yürüten bir yükseköğretim sistemi savunur.

TMMOB; mühendislik, mimarlık ve şehir planlama eğitiminde demokratik ve kamucu anlayışla, yükseköğrenimin ticari bir faaliyet olmaktan çıkarılması, bilimsel özgürlüğün güvence altına alınması ve kamunun ihtiyaçlarını gözeten planlı bir eğitim anlayışının hâkim kılınması için mücadeleyi sürdürür.

24. ÜLKEMİZİN YETİŞMİŞ MÜHENDİS, MİMAR VE PLANCILARININ BEYİN GÖÇÜNE KARŞI MÜCADELE

Bir dönemin en gözde mesleklerinden olan mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı artık diplomalı işsizliğin, zorunlu yurtdışı göçünün sembolü haline gelmiştir. Oysa ürettiğimiz bilgi ve teknik, ülkemizin kalkınması, halkımızın gönenci ve mutluluğu için vazgeçilmezdir. Demokratik, eşit ve adil bir düzende mesleğimizin toplum için taşıdığı değer daha da anlamlı hale gelecektir.

Genç meslektaşlarımız büyük oranda işsizlikle, umutsuzlukla ve gelecek kaygısıyla baş başadır. Genç meslektaşlarımız, kendilerini yetiştiren bu ülkeden, hayatlarından, ailelerinden vazgeçmek zorunda kalmaktadır. Her yeni günde, onlarca genç, daha iyi bir hayat yaşayabilme olasılığına tutunarak yurtdışına gitmek için uğraşmaktadır. Gençlerimiz göç ettikçe, ülkemizin geleceğine dair umutlar da kararmaktadır.

TMMOB, ülkemizin yetişmiş mühendis, mimar ve plancılarının beyin göçüyle yurtdışına çıkmasının engellenmesinin tek yolunun nitelikli yükseköğretim, güvenceli istihdam, insanca yaşanabilir bir ücret, sömürü düzeninden uzak bir çalışma yaşamı ve insan onuruna yaraşır bir emeklilik süreci için yürütülecek bütünlüklü mücadeleden geçtiğinin bilinciyle hareket eder.

25. MESLEK İÇİ EĞİTİM VE MESLEKTAŞLAR ARASI DAYANIŞMANIN GELİŞTİRİLMESİ

Meslek alanlarımızı doğrudan etkileyen hızlı teknolojik gelişmeler, bilişim ve iletişim alanındaki dönüşümler, yeni üretim teknikleri ve malzeme teknolojileri; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleklerinin eğitimini ve uygulama alanlarını köklü biçimde değiştirmektedir. Dijitalleşme, yapay zekâ ve otomasyon süreçleri meslek alanlarımızda yeni bilgi ve beceri gereksinimleri ortaya çıkarırken; mesleki yetkinliğin sürekli geliştirilmesini zorunlu hale getirmektedir.

Gelişen bilim ve teknik; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleklerinin tekdüze biçimde icra edilmesinin artık mümkün olmadığını göstermektedir. Meslektaşlarımız; eşitsiz, rekabetçi ve piyasacı çalışma düzeni içinde bilgiye erişim, teknik donanım ve mesleki gelişim olanakları bakımından ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Meslek içi eğitimin piyasaya teslim edilmesi, sertifikacılık ve ticarileşme anlayışının yaygınlaşması mesleki niteliği zayıflatmakta; kamusal sorumluluk anlayışını geriletmektedir. Bu nedenle TMMOB’nin meslek içi eğitim faaliyetleri yalnızca teknik bir gereklilik değil; aynı zamanda kamusal ve örgütsel bir sorumluluktur.

Meslek içi eğitimlerde güncel bilimsel ve teknik gelişmelerin yakından takip edilmesi; üyelerin bilgi, beceri ve mesleki yeterliliklerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak bu süreç yalnızca piyasanın taleplerine göre değil; kamu yararı, toplumsal ihtiyaçlar ve meslek etiği temelinde ele alınmalıdır. Bilimsel bilgiye erişimin eşit, ulaşılabilir ve dayanışmacı bir anlayışla örgütlenmesi; meslek alanlarımızın geleceği açısından yaşamsal önemdedir.

TMMOB ve bağlı Odaları; meslek içi eğitimlerin çağın gerektirdiği yöntemlerle, güncel ihtiyaçları karşılayacak içerikte ve sürekli biçimde yürütülmesini sağlar. Meslek içi eğitimlerin kamu yararı ilkesi doğrultusunda geliştirilmesi, Odalar arasında eşgüdümün güçlendirilmesi ve meslektaşlar arası dayanışmanın büyütülmesi için ortaklaştırıcı bir zemin oluşturur. Meslektaşlarımızın yalnızlaştırılmasına, rekabet baskısıyla güvencesizliğe itilmesine karşı dayanışmayı, ortak üretimi ve kolektif meslek kültürünü güçlendirmeyi hedefler.

26. DOĞANIN VE YAŞAM ALANLARININ RANT TALANINA KARŞI MÜCADELE

Ülkemizde hâkim kılınan sermaye birikimi politikaları, vahşi emek sömürüsü uygulamalarının yanı sıra tüm kamusal zenginliklerimizin, tarihi-kültürel, doğal, kentsel ve kırsal tüm varlıklarımızın el değiştirmesi üzerinden rant yaratılması esasına dayanmaktadır. Yaratılan düzen içinde arazi, mülkiyet, imar ve işletme rantı yaratılması doğamız, kentlerimiz, kültürel ve tarihi varlıklarımız, üretim ve yaşam alanlarımızın artan sömürüsünün önünü açmaktadır.

Kentlerimiz bilimsel bilgi ve kamu yararından uzak, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda, keyfi kararlarla şekillenmekte; bütün insanlığın ortak değeri olan tarihi ve kültürel mirasımız tahrip edilerek geri dönüşü olmayacak şekilde yok edilmektedir. Bu tahribat acele kamulaştırma ve rezerv alan kararlarıyla, kentsel dönüşüm projeleriyle hızlanmakta, yaşam ve kent hakkı ihlal edilmektedir.

Her yıl düzenlenen COP toplantılarında üretilen politikalar samimi bir emisyon azaltımını değil, emisyonlar üzerinden yeni bir ticari hegemonya kurulmasını amaçlamaktadır. Küresel sistemde iklimle mücadele adı altında yürütülen COP süreçleri, atmosferdeki sera gazı dengesini hiçbir şekilde iyiye götürmemektedir. Bu yıl Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 toplantısı da bu küresel tiyatronun bir devamıdır. Bu birliktelikler uluslararası şirketlerin pazar taleplerini, kar odaklı ajandalarını karara bağlamaya çalıştıkları bir iş geliştirme zirvesine dönüşmektedir. Mevcut küresel sistemin insanlığa ve doğaya sunacağı gerçek bir çözüm yoktur. Ticari dayatmalara karşı bağımsız alternatif çalışmaların yapılması, mücadelenin örgütlenmesinde dayanışma ilişkilerinin geliştirilmesi ve şeffaf bir şekilde kamuoyunun bilgilendirilmesi zorunluluktur.

TMMOB; sanayisizleşmeye, tarımsal üretimin tahribine; tarihi-kültürel varlıkların, doğal kaynakların, orman arazilerinin, kamu ve halka ait arazi ve mülklerin yağmalanmasına, rant eksenli kentsel dönüşüme, ülkenin kamusal birikiminin özelleştirilmesine karşı gerek hukuksal gerek toplumsal düzeyde mücadele eder; doğasına, kentine, üretim ve yaşam alanlarının yağmalanmasına karşı mücadele eden halkla dayanışma içinde olur.

TMMOB kentlerimizin, kamusal niteliğini ve kamu yararını önceleyen bilimsel bir yaklaşımla planlanması için mücadele eder, kamu yararı içermeyen uygulamalara karşı hukuksal mücadelenin yanı sıra kent mekânı üzerinden şekillenen halk hareketleriyle dayanışma içinde olur; korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması zorunlu olan tarihi ve kültürel alanlara dair mücadele yürütür.

27. SÖMÜRGE MADENCİLİĞİNE KARŞI MÜCADELE

Sömürge madenciliği, bir devletin ya da çokuluslu şirketlerin başka bir ülkeyi ve onun kaynaklarını siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılmasını, üretilen cevherin ve madenlerin işgali ve kontrolü olarak tanımlanmaktadır. Anayasamızın 168. maddesi doğal zenginliklerin ve kaynakların, istisnai durumlar hariç, devletin tasarrufu ve himayesinde olduğunu söylemektedir. Ancak ülkemizde iktidarın yürüttüğü madencilik politikaları, bu istisnai durumu genelleştirmiş, neredeyse tüm madenlerin uluslararası sermaye ve işbirlikçileri tarafından işletilmesine izin verir hale getirilmiştir.

2004 yılında Maden Kanunu’nda yapılan değişiklikler ve 2005 yılında Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’ndeki düzenlemelerle yeraltı ve yer üstü madenlerimiz yerli ve yabancı sermaye gruplarının sınırsız sömürüsüne açıldı. Bu dönemden itibaren ormanlar, ağaçlandırma sahaları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, meralar, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları, turizm bölgeleri hatta askeri yasak bölgeler bile madencilik faaliyetine açıldı. Bu madencilik anlayışı, bir üretim faaliyeti değil, bir sömürü faaliyetidir. 

TMMOB, madenlerimizin ve doğal kaynaklarımızın ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılması, tüm madencilik faaliyetleri kamu yararını ve ülke geleceğini gözetecek biçimde planlanması, maden işletmelerinde kamu denetimi sağlanması, yaşanan felaketlerin tüm sorumlularının yargı karşısında hesap vermesi için mücadeleyi sürdürecektir.

TMMOB, sömürge madenciliğine karşıdır ve bu anlayışa son verilene dek mücadele etmeye devam edecektir.

28. ORMANLARIN, ZEYTİNLİKLERİN VE TARIM ALANLARININ KORUNMASI İÇİN MÜCADELE

Siyasi iktidar, doğayı, ormanları, zeytinlikleri ve tarım alanlarını sermaye birikim politikalarının parçası haline getirme anlayışından vazgeçmemektedir. Zeytinlikler, ormanlar ve tarım alanları; madencilik faaliyetleri, enerji projeleri, yapılaşma ve rant odaklı yatırımlar için yasa ve mevzuatlar hiçe sayılarak sermayeye açılmak istenmektedir. “Kamu yararı” kavramı şirketlerin çıkarları doğrultusunda yeniden tanımlanmakta; doğa ve yaşam alanları sermaye lehine yağmalanmaktadır.

Ömrü sınırlı madencilik, enerji ve yapı projeleri uğruna zeytinliklerin, ormanların ve tarım arazilerinin yok edilmesi yalnızca ekolojik bir yıkım değil; aynı zamanda yaşam hakkına, gıda güvencesine ve kırsal üretime yönelik bir saldırıdır. Doğal varlıklarımızı koruyan mevzuatlar sürekli olarak zayıflatılmakta; şirketlerin taleplerine göre şekillendirilen düzenlemelerle kamusal denetim ortadan kaldırılmaktadır. Bu politikalar; iklim değişimini etkilemekte, kırsal yaşamı tasfiye etmekte ve halkın ortak yaşam alanlarını geri dönüşü olmayan biçimde tahrip etmektedir.

TMMOB; zeytinliklerin, ormanların, meraların, tarım alanlarının ve su havzalarının rant politikalarına teslim edilmesine karşı yurttaşlarımızla yan yana mücadeleyi sürdürür. Doğayı, yaşam alanlarını ve kamusal varlıkları şirketlerin sınırsız sömürüsüne açan yasal düzenlemelere karşı bilimsel, hukuksal ve toplumsal mücadeleyi büyütür; kamu yararını ve ekolojik yaşamı savunmaya devam eder.

29. AFETLERE KARŞI DİRENÇLİ BİR ÜLKE VE GÜVENLİ YAŞAM ALANLARI İÇİN MÜCADELE

Ülkemiz iklim değişikliğinden olumsuz etkileneceği öngörülen, doğal afetlerin sıklıkla yaşandığı bir coğrafyada bulunmaktadır. Kuzey ve Doğu Anadolu fay hatları ile Ege Bölgesi’nde depremler; Karadeniz’de aşırı yağışlara bağlı seller ve heyelanlar; Doğu Anadolu’da çığ düşmeleri; artan sıcaklıklar ve azalan yağışlarla birlikte kuraklık gibi afetler giderek daha yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Ancak yaşanan yıkımlar yalnızca doğal olayların değil; bilimden, planlamadan ve kamusal denetimden uzak rant politikalarının sonucudur. Siyasal iktidar bugüne kadar yaşanan her felaketin ardından afet yönetimini bir halkla ilişkiler çalışmasına dönüştürmüş; kamusal sorumluluğunu gizlemeye çalışmıştır.

6 Şubat depremleri; Tek Adam Rejiminin hazırlıksızlığını, koordinasyonsuzluğunu ve bilimsel uyarıları yıllardır dikkate almayan anlayışını bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. On binlerce yurttaşımızın yaşamını yitirdiği bu büyük felaket; denetimsiz yapılaşmanın, imar aflarının, rant odaklı kentleşmenin ve kamusal denetimin tasfiye edilmesinin ağır sonucudur. TMMOB ve bağlı Odaları deprem bölgesinde yürüttüğü çalışmalarla teknik incelemeler gerçekleştirmiş, bilimsel raporlar hazırlamış, kamuoyunu bilgilendirmiş ve yaşanan yıkımın gerçek nedenlerini ortaya koymuştur. Afetin ilk anından itibaren dayanışmayı örgütleyen Birliğimiz; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı bilgisini halkın yararına kullanarak kamusal sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Biliyoruz ki afete hazırlıklı olmanın ilk koşulu; bugüne kadar büyük felaketlere yol açan rant odaklı, plansız ve bilim dışı politikaların terk edilmesidir. Bunun için kentsel politika ve uygulamalarda siyasal çıkarlar değil; toplumsal yarar, bilimsel gereklilikler ve kamusal denetim esas alınmalıdır. Afet risklerini azaltmanın yolu; güvenli kentleşme, nitelikli mühendislik hizmetleri, kamusal planlama ve bilimsel denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinden geçmektedir.

TMMOB; rant hırsının akla, bilime, tekniğe ve insan yaşamına üstün gelmesine izin vermez. Yurttaşlarımızın geleceğinin, yaşam alanlarımızın ve kentlerimizin yeniden kurulmasında rantın değil kamunun yararının esas alınması için mücadele eder. Afetlere dirençli kentler, güvenli yapılar ve kamusal denetim anlayışı için yürüttüğü bilimsel, teknik ve toplumsal mücadeleyi kararlılıkla sürdürür. Afetlerin ve AKP iktidarının yarattığı yıkım karşısında dayanışmayı büyütmeye devam eder.

30. GIDA VE TARIM EMPERYALİZMİNE KARŞI MÜCADELE

Dünyada ve ülkemizde gıda ve tarımda yaşanan sorunların temel nedeni, sermayenin çıkarlarını insanlığın ortak çıkarlarının üstünde gören küresel kapitalist sistem, tarım ve gıda üretimi ile tedarikindeki tekelleşmedir. Hemen her alanda olduğu gibi gıda ve tarım alanında da sayısı onu geçmeyen çokuluslu şirketler dünya piyasasına hâkim durumdadır. Gıda güvencesinin ve güvenliğinin sağlanamadığı bir dünyada, adil ve demokratik bir düzen içinde yaşayabilmek hayal olacaktır.

Gıda fiyatları dünya genelinde düşüş eğilimi gösterirken, ülkemizde ekonomik ve politik nedenlerle sürekli artması, sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir. Gıda harcamaları, hane giderleri içinde büyük bir bölümü oluşturduğu için, gıda enflasyonu, dar ve sabit gelirli kesimleri çok daha fazla etkilemektedir.

Tarım, tohumculuk, toprak gibi alanlarda birbiri ardına yapılan yasal düzenlemeler tarım ve gıdanın piyasalaştırılmasına, doğal kaynakların yağmalanmasına neden olmaktadır. 

TMMOB, gıda ve tarım emperyalizmine karşı çiftçinin ve üreticinin yanında yer alır. Tarım alanlarının korunması ve geliştirilmesi için yürüttüğü mücadeleyi sürdürür. Gıdaya erişimin temel bir hak olduğu bilinciyle gıda egemenliği kavramına sahip çıkar.

31. SU HAKKI VE KAMUSAL SU YÖNETİMİ İÇİN MÜCADELE

Su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir biçimde kullanımının sağlanması ülkemizin en temel yaşamsal sorunlarından biridir. Başta kırsal alanlar ve afet bölgeleri olmak üzere birçok bölgede temiz ve sağlıklı suya erişimde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İklim krizi, kuraklık, plansız kentleşme, madencilik faaliyetleri ve yanlış su politikaları su varlıklarımız üzerindeki baskıyı her geçen gün artırmaktadır. Bireylerin ve toplumların sağlıklı, içilebilir ve temiz suya koşulsuz erişimi temel bir yaşam hakkıdır. Bu nedenle suyun ticarileştirilmesinden, su kaynaklarının özelleştirilmesinden ve piyasa koşullarına terk edilmesinden vazgeçilmelidir.

Su; kamu eliyle, şeffaf, katılımcı ve sürdürülebilir politikalarla yönetilmelidir. Yerel yönetimler ve merkezi idare suya erişimi bir lütuf değil, anayasal ve yaşamsal bir hak olarak görmek zorundadır. Ancak mevcut politikalar; su kaynaklarını enerji, madencilik ve özel şirketlerin kullanımına açan rant odaklı bir anlayışla şekillenmektedir. Dereler, göller, yeraltı suları ve havzalar şirketlerin sınırsız kullanımına bırakılmakta; HES projeleri, madencilik faaliyetleri ve plansız yapılaşma su ekosistemlerini geri dönüşü olmayan biçimde tahrip etmektedir. Bu yaklaşım halkın su hakkını hiçe saymakta, ekolojik yaşamı yok etmekte ve gıda güvenliğini tehlikeye atmaktadır.

Su yönetiminde demokratik kitle örgütlerinin, meslek örgütlerinin, bilim insanlarının ve halkın katılımını esas alan kamusal mekanizmalar oluşturulmalıdır. Su varlıkları üzerindeki tasarrufun şirketlerin değil halkın ortak yararı doğrultusunda belirlenmesi yaşamsal önemdedir.

TMMOB; insan ve tüm canlı yaşamının devamlılığı için su konusunda sağlıklı, adil ve sürdürülebilir çözümlerin kamusal bir anlayışla üretilmesi gerektiğini savunur. Suyun ticarileştirilmesine, özelleştirilmesine ve yağmalanmasına yol açan; bilimi, hukuku ve kamu yararını yok sayan tüm uygulamalara karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürür.

32. KAMUCU VE DEMOKRATİK ENERJİ POLİTİKALARI İÇİN MÜCADELE

Enerji; tarımsal üretimden sanayinin çarklarına, ulaşım ağlarından iletişim sistemlerine, konutlarımızın ısınmasından hastanelerimize ve okullarımıza kadar yaşamın her alanının temel girdisi ve can damarıdır. Dolayısıyla enerjiye erişim bir lütuf, piyasa malı ya da siyasal iktidarın dağıttığı bir ayrıcalık değil; evrensel, temel ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır. Enerji hakkı; insanca yaşamın, toplumsal kalkınmanın ve kamusal hizmetlerin sürdürülebilmesinin temel koşullarından biridir.

Elektrik ve doğalgaz hizmetleri kamusal hizmet anlayışından çıkarılarak özelleştirmeler yoluyla piyasanın ve özel şirketlerin kontrolüne bırakılmıştır. Buna bağlı olarak enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı; konutlar, kentler ve sanayi için yaşamsal altyapı hizmeti olmaktan çıkarılmış, özel şirketlerin kârını esas alan piyasa mekanizmalarına dönüştürülmüştür. Enerji alanında uygulanan özelleştirme politikaları yurttaşların yüksek faturalar, enerji yoksulluğu ve güvencesiz erişim sorunlarıyla karşı karşıya kalmasına neden olmuştur.

Enerji sektörü özel tekellerin kâr egemenliğine teslim edilirken elektrik ve doğalgazdan yararlanmanın günümüz koşullarında vazgeçilmez bir insan hakkı olduğu gerçeği yok sayılmıştır. Enerji politikaları toplumun ihtiyaçlarına göre değil; şirketlerin, dağıtım tekellerinin ve sermaye çevrelerinin çıkarlarına göre belirlenmektedir. Plansız enerji yatırımları, doğa talanı ve fosil yakıt bağımlılığı hem ekolojik yıkımı derinleştirmekte hem de dışa bağımlılığı artırmaktadır.

Enerji politikaları; kamusal planlama, toplumsal yarar, enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik ve halkın katılımı esas alınarak oluşturulmalıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğayı ve yaşam alanlarını tahrip etmeyen, toplum yararını önceleyen kamucu bir anlayışla değerlendirilmesi gerekmektedir.

TMMOB, enerjiyi bir meta değil temel bir hak olarak savunmaya devam eder. Yurttaşların vazgeçilmez gereksinimlerinin karşılanmasında kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar ilkelerini esas alan; planlı, demokratik ve toplumcu bir enerji politikası oluşturulması için mücadeleyi sürdürür.

33. NÜKLEER SANTRAL POLİTİKALARINA VE YARATTIĞI RİSKLERE KARŞI MÜCADELE

Siyasal iktidarın nükleer enerji hevesi, ülkemizi geri dönüşü olmayan bir yıkımın içine doğru çekmektedir. Bugün siyasi iktidar açısından nükleer santral yapma çabası, ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamaktan ziyade, her ne pahasına olursa olsun, “nükleer güç” sahibi olma hevesinin ürünüdür. Oysa bu heves ülkemiz açısından büyük felaketlere neden olabilecek riskler taşımaktadır. Ülkemiz, mevcut kurulu güçle bugünkü düzeylerinden çok daha fazla miktarda elektrik üretebilir; değerlendirilmeyi bekleyen zengin yenilebilir enerji kaynaklarına sahiptir.

Gündeme getirilen ve Akkuyu’da yapımı sürdürülen nükleer santralda üretilecek elektrik, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektriğe göre çok pahalıdır. Söz konusu santral mülkiyet, yakıt, enerji, işletme ve teknik eleman açısından da tamamen dışa bağımlıdır. Ayrıca anlaşmayla tanınan radar üssü ve liman tesisleri kurma hakkının doğurabileceği çok ciddi sorunlar göz ardı edilmemelidir. Risk sorunu ve atık problemi henüz çözülmemiştir.

Doğalgaz ve nükleer santrallara verilen alım garantileri nedeniyle bugün ülkemizde atıl bir üretim kapasitesi vardır. Bu gerçek, yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı santralların yaygınlaşmasındaki en büyük engeldir.

TMMOB, elektrik kullanımını toplumsal yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak niteleyerek, insan hakkı olarak kabul eder; ancak ülkemize hiçbir kamusal yarar sağlamayacağı gibi bağımlılığı daha da artıracak olan, olası bir kazada büyük ve telafi edilemez facialara neden olabilecek projelere karşı yürüttüğü mücadeleyi büyütür. Enerji bağımsızlığı için kamunun doğrudan yatırım yaptığı kamucu modele geri dönülmesi gerekliliğini savunur.

34. KAMUCU VE BAĞIMSIZ DENİZCİLİK POLİTİKALARI İÇİN MÜCADELE

Dünya ekonomisinde çok büyük bir hacme sahip olan denizcilik sektörü; taşımacılıktan enerjiye, dış ticaretten savunmaya, balıkçılıktan limancılığa kadar birçok alanda ülkelerin ekonomik ve stratejik geleceğini doğrudan belirlemektedir. Türkiye ise jeopolitik konumu, kıyı uzunluğu, limanları ve deniz ticaret yolları üzerindeki konumuna rağmen denizcilik alanındaki potansiyelini kamusal yarar doğrultusunda değerlendirememektedir.

Siyasal iktidarın “Mavi Vatan” söylemine karşın; tersanelerden limanlara, kıyı alanlarından deniz taşımacılığına kadar birçok alanda kamu yararı geri plana itilmekte, denizcilik faaliyetleri özel şirketlerin çıkarları doğrultusunda biçimlendirilmektedir. Liman özelleştirmeleri, kıyıların yapılaşmaya açılması, deniz ekosistemlerinin tahrip edilmesi ve deniz emekçilerinin güvencesiz çalışma koşulları denizcilik alanındaki temel sorunları daha da derinleştirmektedir.

Denizcilik politikalarını oluşturacak, yönetecek ve kurumlar arasında etkin koordinasyon sağlayacak kamusal bir yapılanmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Deniz ulaşımı, limancılık, gemi sanayi, kıyı planlaması, balıkçılık ve deniz çevresinin korunması birbirinden kopuk değil; bütünlüklü bir kamusal planlama anlayışıyla ele alınmalıdır. Denizlerin ve kıyı alanlarının korunması, ekolojik dengenin gözetilmesi ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir biçimde kullanılması yaşamsal önemdedir.

TMMOB; denizcilik sektörünün stratejik önemi ve ülke ekonomisine katkıları göz önünde bulundurularak stratejik sektör ilan edilmesi için girişimlerde bulunur. Denizcilik alanında kamusal planlamayı, bağımsızlığı, bilimsel yaklaşımı ve toplum yararını esas alan politikaların geliştirilmesi için mücadeleyi sürdürür.

35. İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ, DİJİTAL HAKLAR VE SANSÜRE KARŞI MÜCADELE

Günümüz Türkiye’sinde siyasal iktidar, toplumsal muhalefeti susturmak ve etkisizleştirmek amacıyla başta yargı olmak üzere her türlü baskı aracını kullanmakta; art arda sansür niteliğinde yasal düzenlemeleri yürürlüğe koymaktadır. “Dijital mecralarda dezenformasyonu önleme”, “yalan terörüyle mücadele” ve “dijital platformlarda algoritmaların şeffaflığı” gibi gerekçelerle çıkarılan düzenlemeler; internet yayınlarının engellenmesine, binlerce içeriğin kaldırılmasına, sosyal medya paylaşımlarının ise soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla cezalandırılmasına yol açmaktadır. İletişim alanı giderek daha fazla denetim altına alınmakta; dijital mecralar siyasal iktidarın kontrol mekanizmalarının parçası haline getirilmek istenmektedir.

Radyo ve televizyon kanallarının RTÜK, gazetelerin Basın İlan Kurumu, internet sitelerinin ise BTK aracılığıyla baskı altında tutulmasıyla yetinmeyen siyasal iktidar; “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi” gibi yapılar üzerinden resmi söylem dışında kalan bilgi ve haber akışını denetim altına almaya çalışmaktadır. Gazeteciler, yurttaş haberciler, akademisyenler ve demokratik kamuoyu oluşturmaya çalışan toplumsal kesimler baskı ve cezalandırma politikalarıyla susturulmak istenmektedir.

Riskleri yönetemeyen anlayış, çözümü yasaklama ve denetimde aramaktadır. Oysa sorun teknolojinin kendisinde değil; kullanım biçiminde, kamusal denetim eksikliğinde ve demokratik hakların ihlal edilmesindedir. Toplumun tamamını dijital gözetim ve sansür altında tutmaya yönelik uygulamalar; bireysel ve ortak yaratıcılığı, bilimsel bilgi üretimini, eleştirel düşünceyi ve kamusal tartışma ortamını zayıflatmaktadır. Dijital gözetim mekanizmaları yurttaşların ifade özgürlüğünü baskı altına almakta, toplumda korku ve otosansür ortamı yaratmaktadır. Yasakçı politikalar, toplumu dijital çağın olanaklarından eşit ve özgür biçimde yararlanma hakkından mahrum bırakmaktadır.

TMMOB; demokrasilerde “beşinci güç” olarak tanımlanan yurttaş gazeteciliğinin engellenmesine, basın-yayın kuruluşlarının baskı altına alınmasına ve bilimsel bilgiyi kamusal sorumlulukla üreten aydınların susturulmasına karşı çıkar. Toplumsal istemleri ve itirazları ifade etme, bilgiyi üretme, paylaşma ve bilgiye erişim özgürlüğünü temel demokratik haklar olarak savunur. İletişim, haber alma, ifade ve basın özgürlüğünü yalnızca anayasal bir hak değil; aynı zamanda halkın demokratik katılımının vazgeçilmez koşulu olarak görür. Bu doğrultuda emek ve meslek örgütleriyle dayanışmayı büyüterek mücadeleyi sürdürür.

36. BİLİMSEL VE KAMUCU TEKNOLOJİ POLİTİKALARI İÇİN MÜCADELE

Teknoloji, tarih boyunca insanlığın en büyük itici güçlerinden biri olmuştur. Günümüzde ise insanlık tarihinin en hızlı teknolojik dönüşümlerine tanıklık edilmektedir. Yapay zekâ, kuantum hesaplama, gen düzenleme, otonom sistemler, sürdürülebilir malzeme ve geri dönüşüm teknolojileri yalnızca endüstriyel üretimi değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarını yeniden şekillendirmektedir. İletişimden haberleşmeye, ulaşımdan lojistiğe, sanayiye, enerjiye, tarımsal üretime ve kent planlamasına kadar birçok alan yeni teknolojik gelişmeler doğrultusunda dönüşmektedir. Ancak teknoloji alanındaki bu dönüşüm, kamusal yararı önceleyen planlı politikalar yerine sermaye çıkarları doğrultusunda şekillendiğinde eşitsizlikleri, bağımlılık ilişkilerini ve emek sömürüsünü daha da derinleştirmektedir. Ülkemizde ise teknoloji politikaları uzun vadeli kalkınma hedeflerinden uzak, bilimsel planlamadan yoksun ve günlük siyasal tercihler doğrultusunda yürütülmektedir.

Her teknolojik gelişme; o teknolojiyi üreten ve denetleyen ülkelerle teknolojiye bağımlı hale getirilen ülkeler arasındaki sömürü ilişkilerini yeniden üretmektedir. Gelişmiş ülkelerin teknoloji alanındaki hegemonik üstünlüğü; gelişmekte olan ülkelerin sanayilerini zayıflatmakta, dışa bağımlılığı artırmakta ve nitelikli emek gücünü merkez ülkelere çekmektedir. Veri güvenliğinden yapay zekâ altyapılarına, dijital platformlardan savunma teknolojilerine kadar birçok stratejik alan küresel şirketlerin ve emperyalist merkezlerin denetimi altına alınmaktadır. Teknolojik bağımlılık yalnızca ekonomik değil; siyasal, kültürel ve toplumsal bağımlılık ilişkilerini de derinleştirmektedir.

Bilimsel bilgi üretiminin piyasaya bağımlı hale getirilmesi, üniversitelerin ve araştırma kurumlarının kamusal niteliğinin zayıflatılması, teknoloji alanındaki nitelikli insan gücünün güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakılması ülkemizin bilimsel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Bilim ve teknoloji politikalarının toplum yararı yerine şirketlerin kısa vadeli kâr hedeflerine göre şekillendirilmesi; doğa tahribatını, emek sömürüsünü ve eşitsizlikleri artırmaktadır.

TMMOB; bilginin, tekniğin ve teknolojinin toplumsal niteliğinin göz önünde bulundurularak doğa ve halkın ortak yararı doğrultusunda kullanılması gerektiğini savunur. Teknolojik gelişmenin; özgürlükçü, eşitlikçi, kamucu ve demokratik bir toplumsal yaşamın hizmetinde olması gerektiğini kabul eder. Teknolojiyi yalnızca ekonomik büyümenin değil; toplumsal kalkınmanın, kamusal refahın, ekolojik yaşamın ve halkın ortak geleceğinin bir parçası olarak görür.

Sanayi ve mühendislik altyapısının güçlendirilmesi; Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin, inovasyonun, bilimsel üretimin ve yüksek teknolojiye dayalı kamusal yatırımların desteklenmesi için mücadele eder. Bilimsel araştırmaların kamusal kaynaklarla desteklendiği, üniversite-sanayi ilişkilerinin toplum yararı temelinde kurulduğu, teknolojik bağımsızlığı hedefleyen planlı bir kalkınma anlayışını savunur.

37- Üniversitelerin Petrol Gaz Boru Hatlarının ve Depolarının Projelendirilmesi, İnşası ve İşletilmesi Mühendisliği Programı mezunlarının Petrol Mühendisleri Odası’na kaydolmalarına,

38- Üniversitelerin Elektrik Mühendisliği ve Bilgi Teknolojileri Programı mezunlarının Elektrik Mühendisleri Odası’na kaydolmalarına,

39- Üniversitelerin Uzay ve Uydu Mühendisliği Bölümünden mezun olanların TMMOB Makina Mühendisleri Odasına kaydolmalarına,

40- Üniversitelerin Yapay Zekâ Mühendisliği lisans bölümünden mezun olanların Bilgisayar Mühendisleri Odası’na kaydolmalarına,

41- Üniversitelerin Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği lisans bölümünden mezun olanların Bilgisayar Mühendisleri Odası’na kaydolmalarına,

42- 9.Kadın Kurultayında alınan aşağıdaki kararların hayata geçirilmesi için TMMOB 49.Dönem Kadın Çalışma Grubuna görev verilmesine,

  • Cinsiyet Ayrımcılığı Takip Sekretaryası’nın işlevi ve çalışma yönteminin daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla; akış şeması, başvuru süreçleri, gizlilik koşulları ve benzeri hususları içeren dokümanların hazırlanarak örgüt içerisinde etkin bir şekilde duyurulmasına karar verilmiştir.
  • TMMOB Kadın Komisyonu tarafından her yıl sonunda, Cinsiyet Ayrımcılığı Takip Sekretaryasına yapılan başvurulara ilişkin istatistiki verilerin (başvuru sayısı, süreçler, yapılan işlemler vb.) yayımlanmasına; ayrıca CATS dışında doğrudan odalara yapılan başvurular ve sonuçlarının da rapora eklenmesine; Başvuruda bulunan kadın üyelerin talebi ve rızası ile bu kadınlara destek olmak için yerel ve genel kadın kurultayları vb. kadın etkinliklerinde kürsü verilmesine karar verilmiştir.
  • TMMOB Kadın Çalışma Grubu tarafından yürütülecek örgütlenme çalışmalarında kadın üyeler için aşağıdaki alt gruplar özelinde çalışmalar yapılmasına karar verilmiştir.
  1. Yeni mezun ve/veya stajyer kadın MMŞP’ler
  2. Sahada çalışan kadın MMŞP’ler
  3. Meslek dışı çalışan veya işsiz kadın MMŞP’ler
  4. Emekli kadın MMŞP’ler
  • TMMOB Yönetim Kurulu tarafından, geçmiş kurultaylarda alınan ve TMMOB Genel Kurullarında kabul edilen eşit temsiliyet ilkesinin uygulanması için gerekli çalışmaların yapılmasına; uygulamayan odalara yönelik yaptırımlar belirlenerek, Oda Genel Kurulları öncesinde ilgili odalara bildirilmesine karar verilmiştir.
  • TMMOB bünyesinde oluşturulan Cinsiyet Ayrımcılığı Takip Sekretaryası’nın işlerliğinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Uygulamada yaşanan sıkıntılar göz önüne alınarak, güncel ihtiyaçları karşılayacak şekilde CATS Yönergesi’nin revize edilmesi için gerekli çalışmaların yapılması önerilmektedir.
  • TMMOB’ye bağlı odalar tarafından dijital şiddet ve dijital okuryazarlık eğitimlerinin sürekli olarak düzenlenmesi önerilmektedir.
  • TMMOB olarak bugüne kadar gerçekleştirilen Kadın Kurultaylarından alınan kararların hayata geçirilmesi, uygulama süreçlerinin düzenli olarak izlenebilmesi, kararların somut çıktılar üzerinden değerlendirilebilmesi ve bu yolla etkinliğin artırılması amacıyla; TMMOB Kadın Çalışma Grubu bünyesinde bir Önerge/Karar Takip Komisyonu kurulması önerilmektedir.

 

43- Ülkemizin ve bölgemizin emperyalist politikaların yuvası haline gelmesine karşı çıkılması amacıyla Temmuz 2026’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesi başta olmak üzere, savaş örgütü NATO’nun ülkemizdeki faaliyetlerine karşı, toplumsal muhalefetin tüm bileşenleriyle birlikte tam bağımsızlık şiarıyla mücadele edilmesi, emek ve demokrasi mücadelesiyle bütünlük içerisinde yapılacak eylem ve etkinliklerin oluşumu ve büyütülmesi konusunda çalışmalar yapmak üzere TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu’na görev ve yetki verilmesine,

44- TMMOB Ana Yönetmeliğinin Oda Genel Kurulu başlığı altında gerekli değerlendirmelerin yapılması ve Oda Genel Kuruluna katılacak delegelerin belirlenme usulü konusunda tüm Odaları kapsayacak genel bir düzenleme yapılması konusunda çalışma yapmak üzere TMMOB 49. Dönem Yönetim Kuruluna görev ve yetki verilmesine,

45- Odalarımıza bağlı Öğrenci Temsilciliklerimizin resmi bir statü kazanması ve üniversite imkanlarına erişebilmesi adına, yeni dönemde seçilecek yönetim kurulunun MÜDEK, ZİDEK nezdinde girişimlerde bulunması amacıyla TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu'na ilgili konuda çalışmalar yapmasına,

46- Öğrenci temsilciliklerine resmi olarak bütçeler ayrılmasını sağlama ve ayrılan bu bütçelerin tek bir kalemden takip edilebilmesini olanak vermek üzere, TMMOB ve Odalar Mali İşler Yönetmeliği bütçe kodlarında gerekli düzenlemelerin yapılması, uygun alt hesap başlıklarının açılması amacıyla TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu'nun gerekli mevzuat ve yazılım çalışmalarını yürütmesine,

47- Yerel yönetimlerde "kapsam dışı" ve “farklı statülerde” çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücret, statü ve güvencelerindeki eşitsizliklerin giderilmesi; "eşit işe eşit haklar" ilkesiyle politikalar geliştirilmesi ve kamuoyu oluşturulması hususunda çalışmalar yürütülmesi adına TMMOB 49. Dönem Yönetim Kuruluna yetki verilmesine,

48- TMMOB Bünyesinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) komisyonu/çalışma grubunun konuyu kamuoyu gündeminde tutacak çalışmalar yürütmesi, kamuoyunu bilgilendirmesinin sağlanması ve çalışma koşullarının denetiminin sağlanması amacıyla mücadele yürütülmesi amacıyla TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu’na yetki verilmesine,

49- TMMOB Petrol Mühendisleri Odası isminin “TMMOB Petrol Ve Doğal Gaz Mühendisleri Odası” şeklinde değiştirilmesine ve buna ilişkin Oda Ana Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik maddelerinin kabulüne,

50- Mesleki faaliyetlerin kayıt dışı yürütülmesinin engellenmesi amacıyla, ilgili odalarına üye olmayanlara yönelik hukuki yaptırımların araştırılması, konunun tüm akademik meslek odalarının ortak sorunu olarak ele alınması ve mevzuat değişikliği dahil merkezi bir çözüm üretilmesi hususunda TMMOB 49. Dönem Yönetim Kuruluna yetki verilmesine,

51- Kentin bütününü ilgilendiren ve uygulanması durumunda geri dönülmesi mümkün olmayan büyük ölçekli projeler gibi kent suçlarına yönelik yürütülecek olan hukuksal mücadelelerin ilgili İl/İlçe Koordinasyon Kurulu sekretaryasında yürütülmesi, İKK Yönetmeliği gereği hazırlanacak bütçe içerisinde açılacak davalara da yer verilmesi ve davaların masraflarının bu bütçe kapsamında karşılanmasına,

52- TMMOB tarafından afet risklerinin azaltılması, güvenli kentler ve afet öncesi planlama süreçleri konusunda bütüncül bir çalışma programı yürütülmesine; sakınım planlaması, mikrobölgeleme, jeolojik-jeoteknik ve geoteknik etütler, yapı güvenliği, altyapı dayanıklılığı, afet toplanma alanları, afet parkları ve yerel yönetimlerin teknik kapasitesinin artırılması başlıklarında ilgili odaların katılımıyla politika ve mevzuat önerileri geliştirilmesine; bu çalışmaların kamu yararı, bilimsel planlama, afet risk azaltma ve disiplinler arası işbirliği ilkeleri doğrultusunda yürütülmesine ve dönem sonunda “TMMOB Afet Risk Azaltma ve Dirençli Yerleşmeler Raporu” hazırlanarak TMMOB örgütlülüğü ve kamuoyu ile paylaşılmasına,

53- Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı alanlarında yürütülen bilirkişilik süreçlerinin mesleki yetkinlik, bilimsel tarafsızlık, bağımsızlık, etik sorumluluk, şeffaflık, denetlenebilirlik ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda güçlendirilmesi amacıyla TMMOB tarafından çalışma yürütülmesine; bilirkişilere verilen inceleme süreleri, bilirkişilik ücretleri, uzmanlık alanına uygun görevlendirme, heyet raporlarında ortak sorumluluk, dosya sayısı sınırı ve görevlendirmelerde adil dağılım, etik beyan, çıkar çatışması bildirimi ve menfaat ilişkisi beyanı konularında düzenleme önerileri hazırlanmasına; şeffaflık mekanizmalarının ilgili mevzuat, gizlilik ve kişisel verilerin korunması ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesine; bu doğrultuda Adalet Bakanlığı, Bilirkişilik Daire Başkanlığı, bilirkişilik bölge kurulları ve ilgili kurumlar nezdinde protokol ve mevzuat değişikliği girişimlerinde bulunulmasına,

54- TMMOB tarafından iklim değişimi, gıda ve su güvenliği, ekolojik yıkım ve sürdürülebilir yerleşmeler konusunda bütüncül bir çalışma programı yürütülmesine; su kaynaklarının korunması, havza bazlı planlama, kuraklıkla mücadele, iklim uyumu, karbon nötr kentler, yeşil altyapı ve ekolojik planlama başlıklarında ilgili odaların katılımıyla politika ve mevzuat önerileri geliştirilmesine; bu çalışmaların kamu yararı, ekolojik denge ve bilimsel planlama ilkeleri doğrultusunda yürütülmesine ve dönem sonunda “TMMOB İklim Değişimi, Su Güvenliği ve Ekolojik Dönüşüm Raporu” hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılmasına,

55- Kamu ve özel sektörde çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının özlük, çalışma, ücret ve mesleki haklarının iyileştirilmesi; düşük ücret, güvencesiz çalışma, mesleki itibarsızlaşma ve hak kayıplarına karşı TMMOB tarafından kapsamlı bir mücadele programı oluşturulması; mühendis, mimar ve şehir plancıları için güncel ekonomik koşullar dikkate alınarak en az ücret düzeylerinin belirlenmesine yönelik çalışma yürütülmesi; ücret, özlük hakkı, teknik sorumluluk, çalışma koşulları ve mesleki sorunlara ilişkin veri toplanması, rapor hazırlanması ve çözüm önerileri geliştirilmesi; bu doğrultuda TBMM, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları, yerel yönetimler, sendikalar ve meslek örgütleri nezdinde girişimlerde bulunulması; ayrıca meslektaşların hak taleplerinin görünür kılınması amacıyla basın, sosyal medya, dijital iletişim, çalıştay, forum, kampanya ve kamuoyu bilgilendirme çalışmaları yürütülmesine,

56- Zemin ve temel etüt hizmetlerine ilişkin yasal ve idari düzenlemelerin, mühendislik hizmetlerinin kamusal niteliği, meslek alanlarının korunması, teknik hizmetlerin şirketleşmesi/ticarileşmesi riski, mesleki denetim, yapı güvenliği, afet risklerinin azaltılması ve kamu yararı ilkeleri çerçevesinde bilimsel, teknik ve hukuki yönleriyle değerlendirilmesi; ilgili odaların katılımıyla kapsamlı bir rapor hazırlanması; eksik, hatalı veya kamu yararına aykırı sonuçlar doğurabilecek hükümlere ilişkin mevzuat değişikliği önerilerinin geliştirilmesi; bu doğrultuda TBMM, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları ve kamuoyu nezdinde girişimlerde bulunulması amacıyla TMMOB tarafından çalışma yürütülmesine,

57- TMMOB’nin üst çatı örgütü olarak mesleki gelişim, sürekli eğitim, yapay zekâ, dijital teknolojiler ve geleceğin mesleklerine uyum konularında ortak ilke, politika ve program geliştirmesine; bağlı odaların kendi meslek alanları ve üyelerinin ihtiyaçları doğrultusunda meslek içi eğitim, yapay zekâ, dijital dönüşüm, CBS, BIM, veri analitiği, uzaktan algılama, yeni mevzuatlara uyum, mesleki etik ve uzmanlık geliştirme başlıklarında çalışma yürütmesine; bu çalışmaların kamu yararı, mesleki yetkinlik, etik kullanım, veri güvenliği ve meslek alanlarının korunması ilkeleri doğrultusunda yürütülmesine ve dönem sonunda “TMMOB Mesleki Gelişim, Yapay Zekâ ve Geleceğin Meslekleri Raporu” hazırlanarak TMMOB örgütlülüğü ve kamuoyu ile paylaşılmasına,

58- TMMOB’ye bağlı odaların üyesi olan mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki faaliyetleri, çalışma yaşamı, özlük hakları, mesleki sorumlulukları ve hak kayıpları nedeniyle karşılaştıkları hukuki sorunlarda ilk bilgilendirme, yönlendirme ve destek alabilecekleri; ilgili oda hukuk birimleriyle koordinasyon sağlayabilecek; üyelerden gelen başvurular üzerinden mesleki ve hukuki sorun alanlarını raporlaştırarak TMMOB’nin hak mücadelesine katkı sunacak “TMMOB Üye Hukuk Destek ve Danışmanlık Birimi” oluşturulmasına; birimin çalışma esaslarının bağlı odaların görüşleri alınarak belirlenmesine ve yürütülen çalışmaların dönem sonunda raporlaştırılarak TMMOB örgütlülüğü ile paylaşılmasına,

59- Anayasa’nın kamusal alanda denetim faaliyetini düzenleyen 128. Maddesinin “MADDE 128- Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Bu görev üçüncü şahıs kurum ve kuruluşlara devredilemez” şeklinde değiştirilmesi için ülke siyasal iktidarının değiştirilmesi sürecinde başta ana muhalefet partisi olmak üzere ilgili kurumlarla görüşülmesi, ülke iktidar yapısının değiştirilmesi öncesi bu yönde hazırlığın yapılmasının ülkemiz açısından öneminin ilgili kesimlere aktarılması için gerekli çalışmaların yapılmasına,

60- Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı öğrencilerinin zorunlu stajlarını nitelikli, güvenli, denetlenebilir ve hak temelli koşullarda yapabilmeleri amacıyla TMMOB tarafından çalışma programı başlatılmasına; kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve ilgili kamu kuruluşlarında zorunlu stajlar için yeterli kontenjan açılması amacıyla girişimlerde bulunulmasına; stajyer meslektaş adaylarının ücret, sigorta, çalışma süresi, görev tanımı, yemek-ulaşım desteği, iş güvenliği ve mesleki eğitim haklarını güvence altına alacak protokol ve asgari standartların hazırlanmasına; bu konuda TBMM, YÖK, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları ve yerel yönetimler nezdinde girişimlerde bulunulmasına,

61- TMMOB’ye bağlı odalar arasında ortaya çıkan meslek alanı, görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin uyuşmazlıkların bilimsel, teknik ve hukuki boyutlarıyla değerlendirilmesi; meslek disiplinlerinin çalışma alanlarına ilişkin mevcut mevzuatın incelenmesi; uygulamada yaşanan sorunların tespit edilmesi; meslek alanlarının korunması, disiplinler arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve ortak çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla TMMOB bünyesinde “Disiplinler Arası Koordinasyon ve Mesleki Uyuşmazlıkları Değerlendirme Komisyonu” oluşturulmasına; komisyon tarafından hazırlanacak değerlendirme raporu ve önerilerin bir sonraki Olağan Genel Kurula sunulmasına,

62- TMMOB ve bağlı odalarda çok dilli yayıncılık, bilgiye erişim ve kapsayıcı iletişim politikası geliştirilmesine; duyuru, basın açıklaması, broşür, afiş, eğitim materyali, ajanda, sosyal medya ve dijital içeriklerin ihtiyaç, olanak ve bölgesel koşullar doğrultusunda İngilizce, Kürtçe, Zazaca, Arapça, Süryanice ve benzeri dillerde de hazırlanabilmesine yönelik çalışma yürütülmesine; bağlı odalar, şubeler ve İl Koordinasyon Kurullarının görüşleri alınarak kademeli, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir çok dilli yayıncılık yaklaşımı oluşturulmasına,

63- TMMOB mevzuatında yer alan İşyeri Temsilcileri Kurulu ve İşyeri Temsilciliği mekanizmasının yeniden işler ve etkin hale getirilmesine; TMMOB Yönetim Kurulu tarafından bağlı odalar, İl/İlçe Koordinasyon Kurulları, şubeler ve temsilciliklerle birlikte işyeri temsilciliklerinin yaygınlaştırılması ve güçlendirilmesine yönelik çalışma programı başlatılmasına; ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücret, özlük hakkı, çalışma koşulları, mobbing, güvencesizlik ve mesleki sorumluluk sorunlarının işyeri temsilcilikleri aracılığıyla izlenmesine; gerekli görülmesi halinde işyeri temsilciliği mevzuatı ve uygulama esaslarının güncellenmesine yönelik öneriler hazırlanmasına,

64- KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılan, görevinden uzaklaştırılan veya mesleki faaliyetini fiilen sürdüremez hale gelen TMMOB üyelerinden KHK’lı oldukları süre boyunca aidat alınmamasına; bu süreçte aidat borcu işletilmemesine; göreve iade edilmiş olsalar dahi KHK’lı oldukları dönemde oluşan aidat borçlarının silinmesine; bu konuda bağlı odalar arasında uygulama birliğinin sağlanmasına; üyeyle dayanışma, örgütsel aidiyetin korunması ve hak kayıplarının hafifletilmesi amacıyla gerekli mali, idari ve mevzuat düzenlemelerinin yapılmasına,

65- Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı lisans programlarında toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin müfredata dahil edilmesi amacıyla TMMOB tarafından çalışma yürütülmesine; bu kapsamda bağlı odalar, kadın komisyonları, akademisyenler, öğrenci temsilcilikleri ve ilgili uzmanların katılımıyla müfredat önerisi hazırlanmasına; hazırlanan önerilerin Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, fakülteler ve ilgili akademik kurullar nezdinde savunulmasına; eşitlikçi, özgür ve şiddetsiz bir mesleki kültürün geliştirilmesi için TMMOB ve bağlı odalar tarafından eğitim, çalıştay, farkındalık ve savunuculuk çalışmaları yürütülmesine,

66- TMMOB ve bağlı odalarda toplumsal cinsiyet eşitliği, eşit temsiliyet, kadınların, LGBTİ+’ların örgütsel yaşama katılımının güçlendirilmesine; yönetim, denetleme, onur, disiplin/soruşturma-uzlaştırma kurulları ile komisyon ve çalışma gruplarında toplumsal cinsiyet dengesinin gözetilmesine; bağlı odaların kendi ana yönetmelikleri ve iç işleyişleri kapsamında merkez ve şube organlarında “asil ve yedek kurul üyeleri arasında eşit temsiliyet sağlanır” ilkesinin hayata geçirilmesine yönelik çalışma yürütmesine; kadın komisyonlarının desteklenmesine ve yaygınlaştırılmasına; aday belirleme ve görev dağılımı süreçlerinde eşit temsiliyet ilkesinin teşvik edilmesine; uygun koşullarda yönetim kurullarında başkan ve ikinci başkanlık görevlerinin farklı cinsiyetlerden üyeler tarafından yürütülmesinin ilkesel olarak gözetilmesine; bu doğrultuda TMMOB ve bağlı odalar tarafından eğitim, çalıştay, farkındalık, izleme ve politika geliştirme çalışmaları yürütülmesine,

67- Demokratikleşmenin, hukuk devletinin, eşit yurttaşlığın, halkların bir arada özgürce yaşayabilmeleri ve toplumsal adaletin güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla TMMOB’nin genel çağrısıyla bağlı odalar, emek ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, barolar, kadın ve gençlik örgütleri, ekoloji hareketleri, insan hakları örgütleri ve toplumsal barıştan yana tüm kesimlerin katılımı ile bir miting düzenlenmesine ve konu ile ilgili çalışmalar yapılmasına,

68- Raylı Sistemler Kongre ve Sergisi‘nin Makina Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası yürütücülüğünde üç oda üzerinden gerçekleştirilmesi yönünde gerekli çalışmaların yürütülmesine,

69- TMMOB ve bağlı odalar ile yerel yönetimler arasında teknik işbirliği, kurumsal protokol ve ortak çalışma mekanizmaları geliştirilmesine; bu kapsamda belediyeler, il özel idareleri ve ilgili yerel kamu kurumlarıyla afet yönetimi, iklim değişimi, gıda ve su güvenliği, ulaşım, altyapı, planlama, çevre, enerji, kentsel dönüşüm ve kamusal hizmetler başlıklarında ortak çalışmalar yürütülmesine; yerel yönetimlerde görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki sorunlarının izlenmesine; TMMOB ve bağlı odaların kent konseyleri, afet kurulları, imar komisyonları ve benzeri yerel karar/danışma süreçlerinde kurumsal teknik görüşlerinin alınmasına yönelik işbirliği modelleri geliştirilmesine,

70- TMMOB tarafından düzenlenen kurultaylarda kabul edilen karar, önerge ve sonuç bildirgelerinin uygulama durumunu izlemek amacıyla “Kurultay Kararları İzleme ve Uygulama Takip Çalışma Grubu” oluşturulmasına; bu çalışma grubu tarafından geçmiş dönem kurultay kararlarının envanterinin çıkarılmasına, uygulanan, kısmen uygulanan ve uygulanmayan kararların belirlenmesine, uygulanamayan kararların gerekçelerinin değerlendirilmesine ve sonuçların düzenli biçimde TMMOB örgütlülüğüyle paylaşılmasına,

71- TMMOB ve bağlı odalarda demokratik yenilenmenin, görev değişiminin ve örgütsel katılımın güçlendirilmesi amacıyla, aynı organlarda üst üste üç olağan dönemden fazla görev yapılmamasına yönelik ilkesel bir düzenleme için çalışma yürütülmesine; bu kapsamda TMMOB Yönetim Kurulu tarafından bağlı odaların görüşleri alınarak gerekli ana yönetmelik, oda ana yönetmelikleri ve ilgili mevzuat değişikliği önerilerinin hazırlanmasına; hazırlanacak düzenleme önerilerinde kurumsal hafızanın korunması, deneyim aktarımı, genç üyelerin katılımı ve demokratik temsil ilkelerinin gözetilmesine,

72- TMMOB bünyesinde oluşturulan Cinsiyet Ayrımcılığı Takip Sekretaryası’nın işlevi, başvuru yöntemleri, çalışma usulleri, gizlilik ilkeleri ve başvurucu haklarına ilişkin bilgilendirici dokümanlar hazırlanmasına; başvuru süreçlerini açıklayan akış şemaları, rehber metinler ve duyuru materyallerinin TMMOB ve bağlı odalar tarafından üyelerle düzenli biçimde paylaşılmasına; sekretaryanın örgüt içerisinde erişilebilir, görünür, güvenilir ve etkin bir başvuru mekanizması olarak işletilmesine yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yürütülmesine,

73- TMMOB bünyesinde, emek, demokrasi ve meslek alanlarına ilişkin sorunların bütünlüklü biçimde tartışılacağı, mühendis, mimar ve şehir plancılarının güncel sorunları ile demokratik hak ve özgürlükler bağlamındaki taleplerinin ortaya konacağı, Akademi, sendikalar, meslek örgütleri ve demokrasi güçlerinin katılımıyla geniş bir tartışma ve dayanışma zemininin yaratılacağı TMMOB Demokrasi Kurultayı'nın düzenlenmesine,

74- COP31 toplantıları kapsamında, “İklim Değişimi Gerçeğinin” anlatılması amacıyla, Taraflar Toplantısına Alternatif Çalışmalar yapmak için TMMOB Yönetim Kurulu’na görevlendirilmesine,

75- Yaşanan deneyimlerden ders çıkararak, yaşanabilir bir çevrede kamu yararını önceleyen yatırım politikalarının geliştirilmesine katkı sunmak, kaynakların etkin kullanımını sağlamak ve çözüm odaklı öneriler geliştirmek amacıyla, TMMOB 49. Çalışma Dönemi programı kapsamında "Yanlış Yatırımlar ve Toplumsal Etkileri" konulu bir sempozyum düzenlenmesi hususunda TMMOB Yönetim Kurulu'nun görevlendirilmesine,

76- TMMOB Serbest Müşavirlik Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri ve Büro Tescil Belgesi Yönetmeliği’nde değişiklik çalışması yapacak bir çalışma grubu kurulması ve komisyon çalışması sonrasında gerektiğinde Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe konması için TMMOB Yönetim Kurulu’na yetki verilmesine,

77- 6 ve 20 Şubat 2023 depremleri başta olmak üzere afetler sonrası ortaya çıkan, meslek, kentleşme ve hukuksal sorunlara ilişkin değerlendirme ve raporlar hazırlanması, afet sonrası süreçte mevzuat ve yönetmeliklerin değerlendirilmesi, çelişkili veya uygulamada sorun yaratan hükümlere ilişkin tespitler yapılması ve bu alanlarda değerlendirme çalışmaları yürütülmesi amacıyla “Afetler, Kentleşme ve Hukuk Çalışma Grubu” kurulmasına,

78- TMMOB Kooperatifçilik Sempozyumu düzenlenmesi konusunda TMMOB 49.Dönem Yönetim Kurulu’na görev ve yetki verilmesine,

79- TMMOB Genel Kurulu’nun Küba halkıyla dayanışma içerisinde olduğunun ilan edilmesine, Küba’ya yönelik ablukanın kaldırılması çağrısını desteklemesine, TMMOB’nin Küba ile dayanışma çalışmalarına aktif katkıda bulunmasına,

80- Nükleer Güç Santralleri ve Nükleer Silahlara karşı çalışma yürüten, Nükleer Karşıtı Platform(NKP)’nin daha etkin ve görünür hale gelmesi için, TMMOB İKK’lar tarafından desteklenmesine, etkinliklerin paydaşı olunmasına,

81- Afetler sonrası eksik ya da haksız yargı kararları oluşmasını engellemek amacıyla bir komisyon kurarak; mühendis, mimar ve şehir plancılarının görevlerinin sınırları ve tanımları içerisinde yapıların depreme dayanıklılığı ve uygulamadaki denetim, onay ve ne derecede ve görev aşamalarındaki sorumlulukları konularında ayrıntılı belgeli raporlar hazırlanarak Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmasına ve ilgili dava mahkemelerine bu hususların iletilmesine,

82- TMMOB 49.  Dönem Bütçe Uygulama Esasları Yönetmeliğinin ekte sunulduğu şekliyle kabulüne,

 

TMMOB
49. DÖNEM (01 Nisan 2026 – 31 Mart 2028)
BÜTÇE UYGULAMA ESASLARI YÖNETMELİĞİ

Madde 1- 2026 yılına ait tahmini gelir - gider bütçesi, 2024 ve 2025 yılları gerçekleşen Birlik gelirleri, 2024 – 2025 yılları gerçekleşen Oda gelir bütçeleri, 2026 – 2027 yılları Oda tahmini bütçeleri ve önümüzdeki dönem öngörülen giderler dikkate alınarak denk kılınmış ve 76.592.00000 TL olarak belirlenmiştir. (Ek:1 2026 yılı tahmini gelir-gider bütçesi)

Madde 2- Odaların Birlik Hissesinin 2026 yılı için 35.144.000,00 TL olması kararlaştırılmıştır. Odaların 2026 yılı Birlik Hisseleri üye başına 47,7203692815738 /yıl olarak ödeme yapılacak şekilde belirlenmiştir ve ekte tablolaştırılmıştır. (Ek:2 2026 yılı Odaların Birlik Hissesi)

Madde 3- 2027 yılı için tahmini gelir - gider bütçesi. 01 Nisan 2026 – 31 Mart 2027 tarihleri arasını içeren (ÜFE + TÜFE) / 2 oranına kadar arttırılması için TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu yetkilidir.

Madde 4- Birlik hissesi aylık eşit olarak tahsil edilecek ve ödemeler her ayın ilk hafta sonuna kadar yapılacaktır. Birlik Genel Sekreterliği Odalarca Birliğe yapılan ödemelerin gerçekleşme durumlarını gösteren tabloları her ay Denetleme Kuruluna ve Odalara gönderecektir.

Madde 5- Birlik Yönetim Kurulu, TMMOB Denetleme Kurulu Raporu’na bağlı olarak, Birliğe borçlu olan Odalardan bu borçlarının tahsili için ödeme planı isteyecektir. Odalar, Birliğe borçlu Odalar ile ilgili gelişmeleri yakından izlemek ve dayanışmayı sağlamak için, konu özelinde Birlik Yönetim Kuruluna başvurup bilgi alma hakkına sahiptir. Gerek görülürse, Yönetim Kurulu, Odaların borçlarının tahsili için her üç ayda bir icra işlemlerine başvuracaktır.

Madde 6- Odalar, TMMOB Ana Yönetmeliği’nin 46.maddesi gereği 2026 Yılı gerçekleşmiş gelir ve gider bütçelerini ve üye sayılarını ayrıca istenilmesine yol açmadan 01 Mart 2027 tarihine kadar, 2027 Yılı gerçekleşmiş gelir ve gider bütçelerini ve bütçe dönemi sonu itibariyle üye sayılarını 01 Mart 2028 tarihine kadar Birliğe bildireceklerdir.

Madde 7- TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu, mülk ve taşınmaz alımına ve satımına yetkilidir.

Madde 8- Profesyonel yöneticiler, Birlik Genel Sekreteri, Birlik Genel Sekreter Yardımcıları, Danışmanlar ve Teknik Görevliler için Birlik Genel Kurulu’nu izleyen ilk aybaşından geçerli olmak, bir sonraki Birlik Genel Kurulu’nun yapıldığı ayın sonunda sona ermek üzere iki yıllık dönem için sözleşme yapılır. Bu sözleşmeli personelin ücret artışları ile ödenecek olan her türlü ikramiye ve sosyal yardımların belirlenmesinde TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu yetkilidir.

Madde 9- Çalışma döneminde yapılacak yada yapılması halinde Toplu İş Sözleşmesinin Birlik gelir- gider bütçesi dikkate alınarak gerçekleştirilmesi konusunda TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu yetkilidir.

Madde 10- Çalışma dönemi içerisinde Birlik kasasında en fazla nakit olarak 40.000,00 TL bulunacaktır.

Madde 11- Birlik Başkanı, İkinci Başkanı, Sayman üye ve Genel Sekreter Yönetim Kurulu Kararı olmaksızın 49. Dönem içerisinde 50.000,00 TL’ye kadar harcama yapabilir. Bu harcamalar zorunlu durumlarda yapılacak olup, her türlü demirbaş alımında Yönetim Kurulu kararı bulunacaktır.

Madde 12- Genel Kurul Kararları olmayan Odalara, yabancı üye ödenti ve kayıt ücretleri en az miktar olarak, Birlik Genel Kurulu’nca aşağıdaki miktarlar öngörülmüştür.

2026 - 2027 Yılı

Yabancı Üye Ödentisi                       1.400,00 TL/Ay

Yabancı Üye İlk Kayıt Ödentisi         4.000,00 TL

Madde 13- Bütçe ve Bütçe Uygulama Esasları 01 Nisan 2026 tarihinden geçerli olmak üzere, TMMOB Genel Kurulu’nun ardından yürürlüğe girer. Birlik Yönetim Kurulu tarafından uygulanır. Her TMMOB Genel Kurul Delegesi bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığını, Odası aracılığıyla izleme hakkına sahiptir.     

Madde 14- TMMOB Teoman ÖZTÜRK Sosyal Tesisinde görevlendirilecek kadroları oluşturmak, bina ile ilgili bakım onarım işleri ve bina işletmesi ile ilgili her türlü iş-işlem ve sözleşme yapmak, işleyiş kurallarını ve katkı paylarını belirlemek üzere TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu tam görevli ve yetkilidir.

Madde 15- Ödemelerin elektronik ortamda daha kolay yapılabilmesi için (Vergi, SGK vb.) bankalardan kredi kartı alınması, kısıtlı miktarda BCH/KMH ile Sosyal Tesise ait elektrik, su ve doğalgaz idarelerine verilmek üzere DBS tanımlanması yapılması hususunda TMMOB 49. Dönem Yönetim Kurulu yetkilidir.

Madde 16- Çalışma Dönemi için aşağıdaki kadrolar kabul edilmiştir. Dönem içerisinde olası kadro unvanı değişikliği yapılmasında ve kadro sayısının arttırılmasında Yönetim Kurulu yetkilidir.

a) Profesyonel Yönetici ve Süreli Sözleşmeli Personel

Başkan                                           1

Genel Sekreter                             1

Genel Sekreter Yardımcısı         2

Teknik Danışman                         2

Hukuk Danışmanı                        2

Basın Danışmanı                          1

Teknik Görevli                              4

Sosyal Tes. Sorumlu Müdür      1

b) Toplu Sözleşmeli Personel

Yayın Görevlisi                             2

Muhasebe Görevlisi                    1

Büro Görevlisi                              5

Sosyal Tes. Görevlisi                   4

Hizmetli                                         2

c) Dışarıdan Alınan Hizmet

Mali Müşavir                                1

Ek 1: 2026 yılı tahmini gelir - gider bütçesi

Ek 2: 2026 yılı Odaların Birlik Hissesi