TMMOB BAŞBAKANLIK'A YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA GÖRÜŞ BİLDİRDİ
TMMOB, 4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı ile ilgili Başbakanlık İdareyi Geliştirme Başkanlığı'na görüş bildirdi. 30 Mart 2006 günü Başbakanlık'a iletilen görüşte şu konulara yer verildi.
"4817 SAYILI YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI"NA YÖNELİK TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ (TMMOB) GÖRÜŞÜ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Başbakanlık‘ca hazırlanan "4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı", Birliğimiz tarafından değerlendirilmiştir.
TMMOB Yasası‘nın 34 ve 35 inci maddelerinde yapılması düşünülen değişiklik öncelikle, TMMOB Yasası‘nın bütünlüğünü bozmaktadır. Mühendislik ve mimarlık mesleğinde bir yapının projesine ve eklerine uygun yapılması esastır. Önerilen değişiklik, muvafakat almaksızın projede değişiklik yapılmasını, yani Anayasa‘ya aykırı bir yapılanmayı içermektedir. 6235 sayılı TMMOB Yasası‘nın ilk hali ve gerekçesi tam bir eşitlik çerçevesine oturtulmuşken, önerilen değişiklik ile Türk vatandaşı mühendis ve mimarlar aleyhine eşitliği zedeleyen bir durum yaratılmaktadır.. Bir mimar ve mühendisin Türkiye‘de mesleki faaliyette bulunabilmesi için 3458 sayılı Yasa, YÖK Yasası bir Türk vatandaşından ne istiyorsa, yabancının da aynı koşula tabi tutulması zorunludur. Yabancı mimar ve mühendisten akademik ve mesleki yeterlilik istemeyen önerinizi, suçu yalnızca Türk olmaktan dolayı mağdur olacak mimar ve mühendisler adına kabul etmemiz olanaklı değildir.
Bu bağlamda; Birliğimizin görüşleri doğrultusunda gerekli değişikliklerin yapılması istemiyle, değerlendirmelerimiz aşağıdadır.
TASARI İLE, ÇSGB TÜM AŞAMALARDA HEM TEK YETKİLİ HEM DE YETKİSİZ KILINMIŞTIR
Yasa değişikliği ile; yabancıların çalışma izinleri konusunda ilgili kamu kurumları olan İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bayındırlık ve İskan, Turizm Bakanlıkları ile birlikte, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan TMMOB da devre dışı bırakılmaktadır. Böylece alan, yalnızca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı‘na (ÇSGB) bırakılmış gibi bir izlenim bırakılsa da, çalışma izninden muaf tutulan yabancıların kapsamı o kadar genişletilmiştir ki, kimlerin çalışma iznine tabi olduğu belirsizleşmiştir. Bunun yanında yetki devri ile izin yerelleştirilmiştir. Oysa, bu alan yerinden yönetim alanı değildir.
TMMOB‘un yabancı mimar ve mühendislerin çalışma izni konusunda yetkisiz kılınması, Anayasal ve yasal dayanaklar çerçevesinde hukuka uygun değildir.
Çalışma Grubu‘nun önerisi olan 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 34 üncü ve 35 inci maddelerindeki değişiklik hakkında, ÇSGB Taslağında bir değişiklik talebinin olmaması anlamlıdır. Nitekim, uzmanlık alanı olmayan konularda tek yetkili kurum olarak ÇSGB‘nın bırakılması, mesleki ve akademik yeterliliği bilinmeyen yabancı mühendis, mimar ve şehir plancılarının, her türlü işte, denetimden uzak bir ortamda çalışmalarının yolunu açacaktır.
ÇSGB‘nın önerdiği "Mesleki hizmetler kapsamında Bakanlığa ilk defa çalışma izni veya uzatma talebinde bulunan yabancıların çalışma izinleri akademik ve mesleki yeterliliğe ilişkin prosedürün tamamlanabilmesi için bir yılı geçmemek kaydıyla verilebilir." hükmünün, Çalışma Grubu metninde yer almaması da, Çalışma Grubu‘nun bu konudaki haklı kaygıları önemsemediğini göstermektedir.
ÇSGB tasarısında olmamasına karşın, Çalışma Grubu önerisinde yer alan 13. madde düzenlemesi, TMMOB‘u, yılda bir kez görüş alınan kurumlar arasında saymaktadır. Üstelik, çalışma izni konusunda yetkisi olmayan, aksine kendi çıkarları doğrultusunda çalışmalar yürüten sivil toplum örgütü temsilcileri de aynı masanın etrafına eşit taraf olarak çağrılmaktadır. TMMOB‘u sürecin dışına iterek, bir danışma kurulunun şekilsel üyesi yapma çabası doğru bir yaklaşım değildir, kabul edilemez. Bu durum, aynı zamanda, Anayasanın 135. maddesine aykırı bir düzenlemedir.
TASARI, TMMOB‘NİN YASAL YETKİLERİNE AYKIRI DÜZENLEMELER İÇERMEKTEDİR
27.1.1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 34 üncü maddesi hakkında ÇSGB Taslağında bir değişiklik gündemde değildir. Çalışma Grubunun önerisinde ise; yabancı müteahhit veya yabancı kuruluşlar, Türkiye‘de Devlet daireleri ile resmi ve özel kuruluş ve şahıslara karşı re-sen veya yerli kuruluşlarla birlikte taahhüt ettikleri mühendislik veya mimarlıkla ilgili işlerde, "yalnız bu işe münhasır kalmak kaydı" kaldırılmaktadır. Yalnızca o işte çalışma koşulunun kaldırılması, sınırsız ve denetimsiz çalışma hakkını sağlayacaktır. Ayrıca, izin sürecinde Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Odalar Birliğinin (TMMOB) görüşlerinin alınmaması istenmektedir.
6235 sayılı Kanunun 35 inci maddesi hakkında da ÇSGB‘nın bir değişiklik talebi bulunmamaktadır. Çalışma Grubu ise, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Odalar Birliğinin (TMMOB) görüşlerinin alınmaması istenmektedir. Düzenleme ile, 34. madde dışında çalışacaklara tam serbestlik getirilmektedir.
Oysa, 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Yasası ve 6235 sayılı TMMOB Yasası, yabancı meslek mensuplarının da TMMOB‘a üyeliğini zorunlu kılmıştır.
3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun‘un 1. maddesi mühendis ve mimarlık unvanlarının hangi koşullarda kazanıldığını düzenlemiştir. Maddeye göre; a) Mühendislik veya mimarlık tahsilini gösteren Türk yüksek mekteplerinden verilen diplomalar; b) Programlarının yüksek mühendis veya mimar mektepleri programlarına muadil olduğu kabul edilen bir ecnebi yüksek mühendis veya yüksek mimar mektebinden diploma almış olanlara usulüne tevfikan verilecek ruhsatnameler; c) Türk Teknik okulu mühendis kısmı ile programlarının buna muadil olduğu kabul edilen memleket dahilindeki diğer mühendis veya mimar mekteplerinden verilen diplomalar; d) Programlarının Türk Teknik okulu mühendis kısmı programlarına muadil olduğu kabul olunan bir ecnebi mühendis veya mimar mektebinden diploma almış olanlara usulüne tevfikan verilecek ruhsatnamelerden birine sahip olanlar, Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde mühendislik ve mimarlık unvan ve selahiyeti ile sanat icra edebilir, yani mesleki faaliyette bulunabilir. Çünkü; Yasanın 7. maddesine göre; "1 inci maddede belirtilen diploma veya ruhsatnamelerden birine haiz olmayanlar Türkiye‘de mühendis veya mimar unvanı ile istihdam olunamazlar. İmzalarla sanat icra edemezler, bu unvanları kullanarak rey veremezler ve imza koyamazlar." 8. madde ise, yasa hükümlerine aykırı harekette bulunanların ağır para cezası ile hapis cezası ile cezalandırılacaklarını belirtmektedir. Ayrıca, "Birinci maddede yazılı diploma ve ruhsatnameyi haiz olmayanları bu vesikaları haiz olanlara mahsus unvan ve salahiyetle işlerinde kullanan kimselerle hükmi şahsiyetlerin mümessilleri de ayni suretle cezaya mahküm edilirler." hükümleri mevcuttur.
3458 sayılı Yasaya göre; mühendislik ve mimarlık unvanlarını kazanabilmenin yasal koşulu; ülkemizde Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) bünyesinde bulunan mühendislik ve mimarlık fakültesinden birinden mezun olmak ya da yabancı mimarlık ve mühendislik fakültelerinden mezun olanlar için YÖK tarafından verilecek denklik belgesi almaktır. Nitekim, 3458 sayılı Yasanın 2. maddesi; "Yukardaki maddenin (b) ve (d) fıkralarında yazılı ecnebi memleketlerden mezun olanlara ruhsatname verebilmek için çıktıkları mektebin asli talebesi olarak tahsil dereceleri geçirmiş ve mektebin bütün tedrisatını muntazaman ve filen takip etmiş ve mektebde cari usullere göre geçirilmesi lazım gelen bütün imtihanları bitirmiş bulunmaları şarttır." hükümlerini içermektedir.
ÇSGB tasarısının aksine, Çalışma Grubu önerisinde, "İlgili mercilerden görüş alınması" başlıklı 13. maddenin ilk fıkrasında yapılan değişiklikle, ilgili mercilerin meslekî yeterlilik dahil görüşlerin alınması sonrası Bakanlıkça izin verilmesi yöntemi yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu düzenleme, TMMOB ile birlikte YÖK‘ü de devre dışı bırakmaktadır.
TMMOB, mesleki yeterliliği saptanmayan bir mühendis, mimar ve şehir plancının, ister Türk, ister yabancı olsun, mesleki alanda çalışmasını doğru bulmamaktadır. Yabancının çalışma izni alması için, öncelikle meslek mensubu olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu‘na göre, yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış ön lisans, lisans ve lisans üstü diplomaların denkliği YÖK tarafından tespit edilmek zorundadır. Yurttaşlarımız, yurtdışından akredite olmayan bir yükseköğretim kurumundan mezun ise, YÖK Yasası‘nın 7. maddesi gereğince seviye tespit sınavına tabi tutulmaktadır. Seviye tespit sınavında başarılı olmayanlar, yükseköğretim kurumu mezunu sayılmadıkları için mimar ve mühendis unvanına sahip olamamakta ve mesleki faaliyette bulunamamaktadırlar. Ayrıca, alan yüksek öğretimle sınırlı olmayıp, ilk ve ortaöğretim kurumlarının denklik işlemleri halen Milli Eğitim Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Dolayısıyla tasarı, YÖK Yasası‘na da aykırıdır.
Önerilen yasa değişikliğinde ise, bir yabancının akredite olmuş bir yükseköğretim kurumundan mezun olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Yabancının veya çalıştıran firmanın beyanı esas alınarak bu kişilere mesleki faaliyette bulunma olanağı sunulmaktadır.
Oysa, YÖK tarafından verilen Denklik Belgesi, TMMOB‘nin konuyu değerlendirme sürecinde zorunlu gördüğü belgelerden birisidir. Uluslararası akredite olmayan okullardan mezun olanlar için Denklik Belgesinin aranmamasına yönelik bir mevzuat değişikliği TMMOB tarafından kabul edilemez. Bu bağlamda, mevcut ve olası yasal düzenlemelerin amacı, akademik ve mesleki yeterliliği olanların Türkiye‘de hizmet sunması olmalıdır. Bu yasa değişikliği önerisinin kamu yararı gözetmediği açıktır.
Türkiye‘de, 3458 sayılı Yasa‘nın 1. maddesindeki koşulu yerine getirmiş olan mühendis ve mimar unvanına sahip olanların mesleki faaliyette bulunabilmeleri için ise, 6235 sayılı Yasa‘nın 33. ve 36. maddeleri gereği ilgili meslek odasına üyelikleri zorunludur.
Tasarıda değişiklik yapılmayan 6235 sayılı Kanunun 33. Maddesine göre; “Türkiye‘de mühendislik ve mimarlık meslekleri mensupları mesleklerinin icrasını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri ve meslekî tedrisat yapabilmeleri için ihtisasına uygun bir odaya kaydolmak ve azalık vasfını muhafaza etmek mecburiyetindedirler." 19.4.1983 tarih ve 66 sayılı K.H.K. ile getirilen istisna, kamu kurumu ve kuruluşları ile İDT ve KİT‘lerde asli ve sürekli olarak çalışanların ilgili odaya girmelerinin isteklerine bağlı olmasıyla sınırlıdır. Maddeye göre, bunlar da, görevlerinin gereği olan işleri yaparken, mesleki bakımdan, Odaya kayıtlı meslektaşlarının yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler.
Önerilen Yasa değişikliği; yeterliliği tespit edilmemiş kişilerin, Türkiye‘de unvanların tespit ve faaliyetleri denetime tabi tutmaksızın mimarlık ve mühendislik faaliyetine izin verdiğinden 3458 sayılı Yasa ile 6235 sayılı Yasaya aykırıdır. Bu durum kamu yararını yok saymaktır.
TASARI, YARGI KARARLARINI YOK SAYAN DÜZENLEMELER IÇERMEKTEDIR.
"Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 55. maddesine eklenen (ı) bendi ile 2. fıkrası ve Geçici 1. maddesinin iptali amacıyla TMMOB tarafından açılan E: 2004/8649 nolu davada, Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerince 13.9.2005 tarihinde oybirliğiyle alınan kararda, dava konusu yönetmeliğin 55. maddesine eklenen (ı) bendi ile 2. fıkrası hukuka aykırı bulunmuş ve iptal edilmiştir. Geçici 1 inci maddenin "uygulanma süresinin bitmiş olması" nedeniyle yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir.
Dava konusu yönetmeliğin değişik 55 inci maddesinde yer alan, "Özel Kanunlarda belirlenen hükümler saklı kalmak ve yabancı ile İşverenin diğer kanunlardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla,.... ı) Türkiye‘nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmeler gereğince veya konsorsiyumlar tarafından yürütülecek ulusal, uluslararası projelerde veya.‘ uluslararası kuruluşlarda çalışacak yabancıların, ... çalışma izni almalarına gerek bulunmamaktadır," hükmü ile; 2. fıkrasında yer alan, "Ancak, mesleki hizmetler kapsamında olup, muafiyet hükümlerine‘‘ tabi yabancı mimar, mühendis ve şehir plancılarının, hizmet sürelerinin bir ayı aşması, (ı) bendi kapsamındakilerin ise bir yılı aşması durumunda, akademik ve mesleki yeterliliğini tamamlayarak Bakanlıktan çalışma izni alması, İlgili meslek kuruluşuna geçici üye olması ve ulusal kurum ve kuruluşların uygulamalarına uyması zorunludur. Muafiyet süreleri uzatılamaz. ..." hükmü iptal edilmiştir.
Yargı kararına göre; 4817 sayılı Yasanın 22. maddesinde çalışma izninden muaf tutulacak yabancılara ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmekle birlikte; çalışma izninden muaf tutulacaklar aynı Yasanın, 6235 sayılı Yasayı değiştiren 26 ve 27 nci maddeleriyle sınırlandırılmış; yabancı uzman, mühendis, yüksek mühendis, mimar, yüksek mimarlar muafiyet kapsamı dışında bırakılmıştır. Esasen 6235 sayılı Yasanın 33 üncü, 36 inci ve 38 inci maddesinde yer alan hükümler nedeniyle konu yeterince açıklığa kavuşturulmuştur. Bu haliyle 6235 sayılı Yasayla yapılan düzenlemeye açıkça aykırı bulunan dava konusu yönetmelik hükümlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır."
Yargının bu kararına karşı, tasarının 2. maddesi ile yasa kapsamında sayılan istisnalar arasına "Savunma sanayi projelerinde ve Türkiye‘nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmeler gereğince kurulan konsorsiyumlar tarafından yürütülecek ulusal, uluslararası projelerde veya uluslararası kuruluşlarda çalışacak yabancılar" eklenmiştir.
Anayasanın 138. maddesi, yargı kararlarının bağlayıcılığını düzenlemiş iken, aksi bir düzenlemeye yer veren tasarı, Anayasaya aykırıdır.
TASARI İLE DENETİMSİZ HİZMET SUNUMUNUN ÖNÜ AÇILMAKTADIR
3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Yasası ve 6235 sayılı TMMOB Yasası, yabancı meslek mensuplarının da TMMOB‘a üyeliğini zorunlu kılmıştır. Üye olmanın anlamı; mesleğini icra ederken uymakla yükümlü olunan kuralların varlığı ve bunların denetimidir. Bir meslek mensubu, mesleğini icra ederken, mesleğinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun olarak mesleğini icra etmek durumundadır. Bunun denetimi de meslek odalarınca yapılmaktadır. Bu nedenle, ülkemizde mimarlık ve mühendislik mesleğini icra eden yabancı bir meslek mensubu, Türk vatandaşı meslek mensubunun uymak zorunda olduğu yükümlülüklere uygun davranmak zorundadır. 6235 sayılı Yasanın 33. maddesindeki üyelik koşulu ile 38. maddesindeki meslekten men yaptırımı, yabancının Türkiye‘deki mesleki faaliyetinin denetlenmesine yöneliktir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mühendis, mimar ve şehir plancılarına getirilen kısıtlamalar ortada iken, yabancılara yönelik yaptırımların kaldırılması ise, Anayasanın 1. maddesinde yer alan "eşitlik" ilkesi ile 49. maddesinde yer alan "çalışma özgürlüğü" hakkına aykırıdır.
TMMOB ve bağlı Odaları, mühendis, mimar veya şehir plancısı olmayanı, olsa ve belgelese de mesleğini yapmayacağını taahhüt edenleri üye yapmaya zorlamamaktadır. Ancak, mesleğini yapacak yabancıların geçici üyeliği ve denetlenmesini zorunlu görmektedir.
TMMOB Yasası‘nın gerekçesinde yer alan "mühendislik hizmetinin ülke güvenliği ile yakından ilgili olduğu" saptaması doğrultusunda, denetimsiz hizmet sunumunu yasallaştırmaya yönelik girişimler kapsamında, meslek üyelerinin denetimini ortadan kaldıracak yasal değişiklikler, TMMOB‘nin de ortadan kaldırılması anlamına gelecektir. Bu durumda ise, mühendislik hizmetlerinin kamu çıkarından ve ülke güvenliğinden uzak bir noktaya getirileceği açıktır.
Ayrıca, ÇSGB‘nın isteminin aksine, Çalışma Grubu‘nun 13. madde önerisinde yer alan; "Diğer kanunlarda yer alan, yabancıların çalışamayacağı iş ve mesleklere dair hükümler saklıdır." hükmünün de kaldırılmasıyla, ulusal mevzuat alanında hiçbir kısıtlayıcı düzenlemeye tahammül olmadığı görülmektedir.
TASARI, AB MEVZUATINA DA AYKIRI DÜZENLEMELER İÇERMEKTEDİR
Mesleki unvanların kullanılması ve mesleki faaliyetlerin icrasının bir takım koşullara bağlanması yalnızca ülkemizde yapılan bir uygulama değildir. Bütün gelişmiş ülkelerde ya da herhangi bir ülkede, lisans eğitimi almak yeter koşul olarak görülmemektedir. Bazı ülkelerde UNESCO listesinde tanınan üniversitelerden mezun olmak dahi yetmemektedir. Her ülkenin iç hukukunda mesleki hizmetlerin sunumunda bir çok kısıt konulmuştur. Birçok ülkede akademik yeterlilik dahi yeterli görülmemekte, ek eğitim almak, mesleki yeterlilik ve dil bilmek gibi bir çok koşul birlikte aranmaktadır. Avrupa Birliği mevzuatı gereği meslek odasına üyelik bir zorunluluktur. Almanya, Fransa, Danimarka gibi ülkelerin meslek yasaları incelendiğinde, bizdeki üyelik koşulu dışında, bir çok mesleki yeterlilik kriterleri arandığı da görülecektir. Yani, her ülkenin iç hukukunda mesleki hizmetlerin sunumunda bir çok kısıt konulmuştur.
4817 sayılı Yasa hakkında 24.1.2003 tarihli TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu‘nda; "tasarı hazırlanırken öncelikle ulusal mevzuatımızdaki hükümler ile ülkemizin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerdeki hükümlerin dikkate alındığı ve yabancı istihdamının yasal çerçevede olmasının gerek ülkemizin menfaatleri, gerekse yabancı çalışanlar için büyük önem arz ettiği, tasarının Avrupa Birliği Türkiye Ortaklık Hukuku ve karşılıklılık esası temel alınarak hazırlandığı ve paralel düzenlemeler yapıldığı" belirtmektedir. 2003 yılından günümüze değin, AB mevzuatında aksi yönde bir değişiklik söz konusu değildir.
Tasarı, uyum çabası içerisine girilen AB mevzuatına uyumlu bir düzenleme değildir. Aksine, AB tarafından yurttaşlarımızın serbest dolaşımına yönelik kalıcı sınırlamaların gündeme getirildiği süreçte, yabancı mühendis, mimar ve şehir plancılarının hiçbir kısıtlama konulmadan ülkemize gelmelerinin önü açılmaktadır. Böyle bir durum, karşılıklılık ilkesine aykırı olduğu gibi, müzakere sürecinde ülkemizin elindeki kozları kullanma şansını yitirmesine yol açacaktır.
Ayrıca, Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) kapsamında, yabancı mühendis, mimar ve şehir plancılarına yönelik ülke taahhütlerimiz arasında, haklı olarak TMMOB Yasası‘ndan gelen kısıtlarımızın bulunduğu da unutulmamalıdır.
Bu bağlamda, gereksiz bir çok düzenleme yapmaya çalışmak yerine, öncelikle 4817 sayılı Yasanın 8. maddesinin (e) bendinin tam üyelik gerçekleşinceye kadar yürürlükten kaldırılmasına yönelik bir düzenleme gerçekleştirilmelidir.
TASARI İLE, HAKSIZ REKABET ORTAMI YARATILMAKTADIR
Tasarı ile, kapsama alınan ikili anlaşmalar ve konsorsiyumlar vb yoluyla izin almadan yabancılara her türlü projede çalışma hakkı verilerek, hizmet sunumu denetim dışı bırakılmaktadır. Bu durum, haksız rekabete yol açacağı gibi, Anayasaya aykırıdır ve Devletin sorumluluğuyla bağdaşmamaktadır.
Halen yürürlükte olan "Mühendislik ve Mimar Ruhsatnameleri Hakkında Nizamname‘nin 9. maddesine göre; "Ecnebi olup ta Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde yüksek mühedis, yüksek mimar, mühendis veya mimar sıfat ve salahiyetiyle çalışanlar bila istisna ruhsatname almaya mecburdurlar. Bunların hükümet tarafından mukavele ile memlekete getirilmiş olmaları kendilerini bu mecburiyetten kurtaramaz."
Tasarıda, "İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi" başlıklı 4. maddede, çalışmaya başlamadan önce ilgili makama bilgi vermek koşulu kaldırılmış, Çalışma Grubu önerisiyle işe başladıktan sonra Bakanlığın uygun görüşüyle çalışma izni alma süresi 1 aydan 3 aya çıkarılmıştır. Bu süre artırımı, kayıt dışı çalışmayı özendirecek, kısa süreli işlerde yanlış uygulamalar yaşanmasının önünü açacaktır.
Tasarı ile; 5. maddede yer alan, "Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar uzatılabilir." hükmü, "iki yıl daha uzatılabilir." şekline dönüştürülmüştür. "Üç yıllık kanuni çalışma süresinin sonunda, aynı meslekte ve dilediği işverenin yanında çalışmak üzere, çalışma izninin süresi altı yıla kadar uzatılabilir." hükmü de, "üç yıl daha uzatılabilir." şekline dönüştürülmüştür. Böylece, üst sınırların sonuna kadar kullanılması yasal güvence altına alınmaktadır.
ÇSGB taslağındaki 8. maddenin (ı) bendinde 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında değerlendirilen doğrudan yabancı yatırımlarda istihdam edilecek kilit personel niteliğindeki yabancılar istisna tutulurken; Çalışma Grubu önerisinde, istihdam edilecek kilit personel niteliğindeki tüm yabancılar kapsama alınmıştır. Böylece, "kilit personel" statüsüne sokulacak pek çok yabancı haksız rekabete yol açacak şekilde çalışma ortamı bulacaktır. Çalışma Grubu önerisi olarak maddenin (a) bendindeki değişiklikle, eşin Türkiye‘de ikamet etme zorunluluğu kaldırılmış, alan daha da serbestleştirilmiştir.
Tasarının "Bağımsız çalışma izni" başlıklı 7. maddesinde Çalışma Grubu önerisi olarak getirilen "Ancak, beş kişilik yerli işgücü istihdamı sağlayacak olanlardan bu şart aranmayabilir." istisnası, KOBİ‘lerin rekabet şansını azaltacak ve danışıklı süreçlerin yaşanmasına yol açabilecek bir düzenlemedir.
Mühendislik ve mimarlık mesleğinin icrası için aranan koşullar, yabancı-yurttaş ayrımı yapılarak düzenlenemez. Yurttaşların aleyhine ve eşitlik ilkesine aykırı olan bu önerinin ne bilim karşısında ne de hukuk karşısında savunulabilir bir yönü bulunmamaktadır. Çünkü, kalitesiz hizmetin kontrolsüz olarak sunumuna imkan veren ve kendi vatandaşları aleyhine haksız rekabetin önünü açan düzenlemede kamu yararının olduğunu savunmak olanaklı değildir.
SONUÇ
Merkezi İdare, yapacağı tüm düzenlemelerde kamu yararını gözetmek durumundadır. Bu nedenle, kalitesiz hizmetin kontrolsüz sunumuna olanak tanıyan ve kendi vatandaşları aleyhine haksız rekabetin önünü açan düzenlemelerden, üstlendiği görev nedeniyle kaçınmalıdır.
Yasanın temel amaçlarından biri; her şeyden önce kendi vatandaşlarımızın öncelikle istihdam edilmesi, ihtisas gerektiren işlerde aynı işi yapmak üzere aynı niteliği haiz ülkemiz işgücünden karşılanamayacak bir talep bulunması halinde yabancı istihdamının düzenlenmesi olmalıdır.
Yasa değişikliği ile; mesleki ve akademik yeterlilik prosedürü kaldırılarak, akademik yeterlilik ile mesleki bilgi ve deneyim aranmadan, tüm yabancıların her işte çalışmasının önü açılmamalıdır.
Yabancıların çalışma izinlerine yönelik mevzuat hakkında yargı kararlarına aykırı düzenlemeler yapılmamalıdır.
Yasa değişikliğinde, Ülkemiz mühendis-mimar ve şehir plancısında aranan koşulların da en azından yabancılardan da istenmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.
TMMOB, bu süreçte önyargılara ve çıkarlara dayalı bakış açısıyla bir idari engel değil, tüm dünyada olduğu gibi kamu yararını sağlayıcı düzenlemeleri yapan ve her aşamada başvurulacak bir kurum olarak değerlendirilmelidir.


