TMMOB BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI'NA GÖRÜŞ BİLDİRDİ

03.09.2007

TMMOB 03.09.2007 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na "Yapı Müteahhidi Sicillerinin Şekil ve Şartları Hakkında Yönetmelik" Taslağı'na ilişkin görüş gönderdi.

T.C.
BAYINDIRLIK ve İSKAN BAKANLIĞI
Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü‘ne
ANKARA

Konu : Bakanlığınızca 5706 sayılı yazı ile gönderilen "Yapı Müteahhidi Sicillerinin Şekil ve Şartları Hakkında Yönetmelik" Taslağı‘na ilişkin görüşlerimizin sunulmasıdır.

Bakanlığınızca Birliğimize gönderilen "Yapı Müteahhidi Sicillerinin Şekil ve Şartları Hakkında Yönetmelik" taslağı çalışması, alanın sorunlarının doğru kavranması durumunda, gerek müteahhitlik sektörünün kurumsallaşması gerekse ülke kaynaklarının verimli kullanılması ve denetlenmesi noktasında varolan hukuksal boşluğun doldurulmasına hizmet edebilir. Bu nedenle, çalışmayı olumlu bulduğumuzu belirtmek isteriz.

Ancak; Yönetmelik taslağı incelendiğinde, alana ait sorunların çözümü noktasında bir açılım içeriğine sahip olmadığı gibi sicillerin tutulması ile neyin amaçlandığı da belirsizdir. Bugün yapı müteahhitliği konusunda ciddi nitelik sorunu bulunmaktadır. Nitelik sorunu, tüm taraflarca dile getirildiği gibi, KİK‘nda değişiklik yapan 4964 sayılı Yasa‘nın gerekçesinde de açıkça ifade edilmektedir. Bugün ülkemizde müteahhitlerin çok azını mühendis ve mimar kökenli kişiler oluşturmaktadır. Yalnızca aranan sermaye kriteri ile bu alanda iş yapılması, yaşanan felaketlerin önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Bu nedenle, bu alanda teknik donanımlı unsurların iş yapması herkesce kabul edilen bir gerçektir.

Ülkemizde, yapım işlerinde müteahhitlik karnesi ile birlikte mühendislik ve mimarlık mesleği sistemin dışına itilmiştir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu‘nda 4964 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik bir ölçüde mühendis ve mimarların bu alana girmesine hizmet edecek bir düzenleme yapılmasına karşın, aradan bir yıl geçmeden yeniden mimar ve mühendisler Yapım İşleri İhaleleri Yönetmeliği ile sistemin dışına çıkarılmaya çalışılmıştır.. Oysa, Yasa düzenlemesi, asıl işi yapanları müteahhitlik alanına çekmek isterken, yönetmelik düzenlemesi yasa maddesinin uygulanmasını görmezden gelmiştir. Öncelikle Bakanlığın sermaye eksenli baskılara ödün vermemesi gerekmektedir. Bu nedenle, alanda yapılacak hukuki düzenlemelerde Müteahhitlik hizmeti sunacak kişilerin ehil insanlardan oluşturmayı hedefleyen bir kurguya sahip olmak gerekir.

Bu bağlamda;
3194 sayılı Yasa‘nın 44. maddesinin (e) bendinin vermiş olduğu "Müteahhit sicillerinin şekil ve şartları" yönetmelikle düzenlenir yetkisine dayanılarak hazırlanan taslağın amaç ve kapsamı dar yorum ve içeriğe sahiptir.
Tasarıda, kendi sermaye ve birikimi ile kendisine iş yapan müteahhitlerin sunduğu hizmet alanında kamu ve toplumu olumsuzluklardan koruyan bir düzenek bulunmamaktadır. Tasarıda bu amaca hizmet eden yetki belgesi verilmesi, verilen bu belgenin olumsuz sicil alınması durumunda iptali ile ilgili açılım bulunmamaktadır. Ayrıca, sistemin organizasyonu, yönetim, yürütme, yetkiyi verme, yetki alma, itiraz gibi kurumsal yapıya ilişkin bir sistem de bulunmamaktadır.

Tasarının ekinde bulunan değerlendirme kriterleri ise gerek yukarıda anlatılmaya çalışılan yetkilendirme ya da yetki iptaline ilişkin olmayıp, müteahhit hakkında genel bir profil bilgisi vermeyi amaçlamaktadır.

Yetki verme ve yetkiyi iptal etme hususu, hukuk açısından yasal düzenleme gerektirmektedir. Bu anlamda yönetmelik yasal dayanaktan yoksun kalmaktadır.

4708 sayılı Yasa‘nın ((j) bendinde tanımını bulan, "Yapı müteahhidi :Yapım işini, yapı sahibine karşı taahhüt eden veya ticarî amaçla ya da kendisi için şahsî finans kaynaklarını kullanarak üstlenen, ilgili meslek odasına kayıtlı, gerçek ve tüzel kişiyi,"ifade eder tanımı, müteahhitliği herkes tarafından yapılabilecek bir iş alanı olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, taslakta aynen tekrar edilmiştir. Oysa sorunun kaynağı bu tanımdır. Yapı müteahhitliği, sermaye, ekipman, bilgi gerektiren, uzmanlığa ve organizasyona dayalı, yetki ve sorumlulukları net olarak tariflenmiş, yapı üretim sürecinin diğer aktörleri ile olan ilişkileri, yetki ve sorumlulukları net olarak belirlenmiş, gerek nitelik gerekse nicelik açısından kategorize edilmiş sınırları ve seviyeleri belirlenmesi gereken bir alandır. Bu alan yasal olarak düzenlenmeden, yapı müteahhitliği alanı, yetki ve sorumlulukları topyekün tanımlanmadan, daha sonraki bir aşama olan sicil tutulması, beklenen amaca hizmet etmeyecektir.

Yönetmelik taslağında ifade bulan "ilgili meslek odasına kayıtlı" ibaresi de açıklanmaya muhtaçtır. Yapı müteahhidinin mühendis ve mimar olması durumunda TMMOB‘a bağlı meslek Odasına üyeliği ve sicili de Odasınca tutulması hüküm altına alınmalıdır. Ayrıca, 3194 sayılı İmar Yasası‘nın 28. maddesi, Bakanlığa müteahhitlerin sicillerinin tutulması konusunda bir yetki vermemiştir. Yasa‘da; Belediyeler ve Valiliklere verilmiş olan bu yetkinin genişletilmesi Yasal yetki tartışmasını beraberinde getirecektir.

Taslakta diğer sorunlu düzenleme ise, 6. maddedeki "Sicillerin Düzenlenmesi" başlıklı maddedir. Yapı Müteahhidi Sicil Formu‘nun yapıda görev alan fenni mesullerce, denetçi mühendis ve denetçi mimarlarca doldurulması düzenlemesi gerçekçi değildir. Yapı müteahhidine karşı bağımsızlıkları sağlanmamış fenni mesul, denetçi mühendis ve mimara bu sorumluluğun verilmesi sahip oldukları yetki ile paralellik taşımamaktadır.

Kamu adına hareket eden Bakanlıktan beklenen, müteahhitlik yapmak isteyen isteklilerden istenen nitelik ve belgelendirme sisteminin bilimsel, teknik ve kamusal ihtiyaç doğrultusunda yerleşik kurallara kavuşturulmasıdır. Ülkemizin sorunlu alanlarından birini teşkil eden bu alanda istenilen, kriter ve belgelendirme sistemini hukuki istikrar ilkesine göre artık yerleşmesidir. Teknik alt yapısı olmayan akademik ve mesleki yeterliliği bulunmayan kişilere yalnızca sermeye sahiplerine bu alanın terk edildiği, mühendis ve mimarların dışlandığı müteahhitlik alanının nesnel ve toplumsal talebi karşılayacak temelde ve alanın bileşenleriyle birlikte ele alınması gerekmektedir.

Yönetmelik taslağı konusunda yapılacak toplantılara katılıp katkı vermek isteğimizi de ayrıca belirtmek isteriz.

Saygılarımızla,


N.Hakan GENÇ
Genel Sekreter Vekili