TMMOB, "BAZI KANUNLARIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI VE YENİDEN DÜZENLENMESİ" İLE İLGİLİ BAŞBAKANLIK'A GÖRÜŞ BİLDİRDİ
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü'nün, Bazı Kanunların Yürürlükten Kaldırılması ve Yeniden Düzenlenmesi ile ilgili talebi doğrultusunda; "3458 Sayılı Mimarlık ve Mühendislik Hakkında Kanun"un 8.Maddesi, "7472 Sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun"un 4.Maddesi, "6269 Sayılı Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği Hakkında Kanun"un 7.Maddesi ve "2872 Sayılı Çevre Kanunu"nun 20.Maddesinin (a), (b) ve (d) bentleri ile 23.Maddesine ilişkin Birliğimizin görüş, değerlendirme ve değişiklik önerileri Başbakanlık'a bildirildi.
3458 SAYILI MİMARLIK VE MÜHENDİSLİK HAKKKINDA KANUNUN 8. MADDESİNDE YAPILMASI ÖNGÖRÜLEN DEĞİŞİKLİĞE DAİR TMMOB‘NİN GÖRÜŞ , DEĞERLENDİRME VE ÖNERİSİ
3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunu 8. Maddesinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 58. Maddesinde yeniden düzenlenen tekerrür hükümleri karşısında tekrar değerlendirmeye tabi tutulması ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlülük ve Uygulama Şekli Hakkında ki Kanunun 5. Maddesi gereği özel kanunlarda öngörülen ağır para cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi nedeniyle bu kanunun 8. maddesindeki ağır para cezasına ilişkin düzenlemenin Türk Ceza Kanununda belirtilen cezalar sistemine uygun hale getirilmesi için mevzuatın yeniden gözden geçirilmesi gerektiği Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü tarafından bildirilmiştir. Bu çerçevede kanun metni incelenmiş ve diğer yasalarla da uyumunu sağlamak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.
17.06.1938 tarih ve 3945 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3458 sayılı "Mimarlık ve Mühendislik Hakkında Kanun‘un" 8. maddesine ilişkin değişiklik önerisi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.
Gerekçede de belirtildiği üzere yasanın yürürlüğe giriş tarihinden bu yana geçen uzun bir süre söz konusudur. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten günümüze kadar ülkemiz sanayi ve teknolojisinde çok önemli gelişmeler ve değişimler olduğu tartışmasızdır. Bu gelişime paralel olarak işkollarında eğitimli ve nitelikli eleman istihdamı çok büyük önem taşımaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren kurum ve şirketlerin yasanın aradığı niteliğe haiz olmayan eleman istihdam etmek suretiyle haksız kazanç sağlamalarını, eğitimsiz ve denetim dışında kalmış kişilerin halk sağlığı ve güvenliğini tehlikeye düşürerek mühendislik ve mimarlık mesleğinin güvenilirliğini, mesleki disiplin ve ahlakını zedelemelerini önlemek, konusunda uzman, eğitimini tamamlamış meslek mensuplarını korumak ve bu suretle ekonomiye nitelikli eleman kazandırmak gerektiği bilincinde olunması gerektiği açıktır.
Tüm bu gerekçeler değişikliğe ilişkin madde metninde yer almamakla birlikte maddenin bu düşünceler ile kaleme alındığının bilinmesinde yarar vardır. Madde düzenlenirken 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren , yürürlüğe girmesi ile birlikte bir çok tartışmaları da gündeme taşıyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun benimsemiş olduğu ceza sistemi gözetilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun tekerrüre ilişkin hükümlerinden tamamen ayrı bir sisteme yer verilmiştir. Eski Ceza Kanununda tekerrür halinde ikinci cezanın artırılacağı hükme bağlanmış iken yeni ceza kanununda bu anlayıştan uzaklaşılmış, kişinin cezasında artırım yapan sistemden vazgeçilmiştir. Şöyle ki; ilgili yasa gereği birinci suça ilişkin yapılan düzenlemede öngörülen cezadan aynı yada tekerrüre konu olabilecek benzer bir suç işlenmesi halinde verilecek olan ceza daha ağır bir ceza olamayacaktır. Ancak yeni Türk Ceza Kanunu‘nda tekerrür durumunda cezanın, infazında ağırlaştırılma yapılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesinin 6, 7 ve 8. fıkralarında buna ilişkin düzenleme tekerrür halinde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezanın çektirileceği ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre tekerrür halinde mükerrirlerin koşullu salıvermeden yararlanabilmeleri için diğer suçlara nazaran daha fazla süreyle infaz kurumunda kalmaları gerekmektedir. Bu nedenle madde yeniden kaleme alınırken öngörülen ceza ağırlaştırılmış ancak tekerrür durumu düzenlenmemiş, tekerrür halinde mahkemenin genel yasa olan Türk Ceza Kanununun tekerrür hükümlerine göre hüküm kurmasının yeterli ve yerinde olacağı düşünülmüştür.
Yine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da bir ceza hukuku yaptırımı olarak para cezasının adı "Adli Para Cezası" olarak değiştirilmiştir. Keza yeni kanunda sadece suç kavramına yer verilmiş olup suçlar cürüm ve kabahat ayrımına tabi tutulmamıştır. Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunun da suçlar cürüm ve kabahat olarak ayrıma tabi tutulmuş olup kanunda düzenlenen para cezaları da bu ayrımla bağlantılı olarak ağır para cezası ve hafif para cezası olarak adlandırılmıştı. Yeni Türk Ceza Kanunun bu ayrımdan vazgeçtiği için ağır ve hafif para cezası anlayışı da terk edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun sistemine göre suç karşılığında uygulanan yaptırımlar hapis ve adli para cezasıdır. Yapılan bu düzenleme sonucu özel kanun metinlerindeki ağır para cezasının Türk Ceza Kanunun Yürürlülük Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesi gereği adli para cezasına dönüştürüleceği hükme bağlanmıştır. Kanun metninde yapılan düzenlemede de ilgili yasa gereğince ağır para cezası kavramı kaldırılmış yerine adli para cezası kavramı kullanılmıştır. Yeni Türk Ceza Kanununda ilke olarak adli para cezası hapis cezası ile birlikte değil bu cezaya alternatif olarak uygulanması düşünülmüştür. Buna karşılık ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü belli suçlarda kanunda ayrıca gösterilmesi koşuluyla hapis ve adli para cezasına birlikte hükmedilebilecektir. Nitekim 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da belli suçlara hapis cezasının yanında adli para cezası verileceğine dair hükümler bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse yasanın 156. maddesindeki "bedelsiz senet kullanma" yine 157 maddesindeki "dolandırıcılık" gibi suçlarda hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörülmüştür. Bu tür suçların daha çok ekonomik çıkar amaçlı olduğu nazara alındığında bu nedenle hapis cezasının yanında "ekonomik suça ekonomik ceza" ilkesinin kabul edildiği varsayılabilir. 3458 sayılı Mimarlık Ve Mühendislik Hakkında Kanunun 8. maddesinde yaptırım altına alınan eylemlerin aynı zamanda ekonomik amaçlı olduğunun kabulü zorunludur..
Şöyle ki; gerekli eğitimi almış, yasa gereği zorunlu sertifika ve başvurularda bulunmuş, denetime tabi eleman yerine, çok daha düşük ücretlerle bu nitelikleri taşımayan, gerekli eğitimleri ve diplomaları olmayan kişiler ile bu kişileri çalıştıran şirketler ve kurumların, haksız yere ünvanı kullanarak kazanç sağlamaları, ekonomik çıkar amacına yöneliktir. Gerekli özellikleri taşıyan meslek mensuplarını istihdam ederek yasaya uygun davranan şirketlere karşı daha az maliyetle üretim yapmaları ve sonucunda mamulleri daha az fiyatla piyasaya sunmalarının haksız rekabet yaratacağı açıktır.
Diğer yandan ehil olmayan kişilerin istihdamı ile yapılan işin yeterince denetlenemeyeceği, olası tehlikelere müdahale edilemeyeceği açık olduğuna göre eylemin caydırıcı olmasının sağlanması bakımından hapis cezasının yanı sıra adli para cezasının da verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
Önerilen yasa metninde adli para cezasının etkin şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla para cezasında hakime takdir hakkı bırakmayacak şekilde bir düzenlemeye gidilmiştir. Şöyle ki 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52. maddesinde düzenlene Adli Para Cezası 5 günden az 730 günden fazla olamayacaktır. Ancak bu gün sayısı ilgili suç tanımında adli para cezasının hapis cezasına seçenek olarak öngörüldüğü durumlarda nazara alınacaktır. Ancak bazı suçlarda adli para cezası açıkça düzenlenmiştir. Tarafımızdan yapılması önerilen düzenlemede de Türk Ceza Kanunun da yer alan bu tip yasal düzenlemeler kıyasen dikkate alınarak para cezasının alt sınırından takdir edilmesini önlemek ve hedeflenen caydırıcılığı sağlamak bakımından takdir hakkı tanımaksızın "bin gün adli para cezası" uygulamasının uygun olacağı sonucun varılmıştır. Adli para cezasının miktarı bir gün karşılığı olarak mahkemece dikkate alınacak olan kişinin ekonomik durumu, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı gibi hususlar sonucu tespit edilecek rakamın yasada belirtilen gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunacaktır. Adli para cezası tesbit edilen miktarın devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir. Ödenemediği takdirde belirtilen gün kadar hapse çevrilecektir. Adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezası verilmemektedir. Burada bahsi geçen hapis tazyiken hapistir. Hapis cezasının sonuçları değil adli para cezasının sonuçları uygulanacağı gibi, hükümlü yattığı günlerin dışında kalan günlere karşılık gelen miktarı öderse hapisten çıkacaktır. Adli para cezasının bu niteliğinden kaynaklı olarak tek başına yasa metninde ceza olarak öngörülmesinin caydırıcılığının olmayacağı açıktır.
Açıklanan gerekçelerle yapılanması önerilen düzenlemenin hem yasalar arası uyumu sağlamak açısından gerekli düzenlemeyi sağladığı, hem de etkinlik ve caydırıcılık açısından daha uygun olacağı sonuç ve kanısına varılmıştır.
Düzenlenmesi istenen 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunun Mevcut Hali
Madde 8: Yukarıdaki Madde hükümlerine aykırı harekette bulunanlar 50 liradan 500 liraya kadar ağır para cezası ile ve tekerrürü halinde para cezası ile beraber ayrıca bir aydan üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar
Birinci madde yazılı diploma ve ruhsatnameyi haiz olmayanların bu vesikaları haiz olanlara mahsusu unvan ve selahiyetle işlerinde kullanan kimselerle hükmi şahsiyetlerin mümessilleri de aynı suretle cezaya mahkum edilirler .
TMMOB‘NİN ÖNERİSİ
TMMOB tarafından yapılan çalışmalar sonucunda
3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunun 8. maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesi önerilmektedir.
Madde 8: Yukarıda ki madde hükümlerine aykırı harekette bulunanlar 6 aydan 1 yıla kadar hapis ve bin gün adli para cezası ile cezalandırılırlar
Birinci madde yazılı diploma ve ruhsatnameyi haiz olmayanları bu vesikalara mahsusu unvan ve selahiyetle işlerinde kullanan kimselerle hükmi şahsiyetlerin mümessilleride aynı suretle cezaya mahkum edilirler.
GEREKÇE
Değişiklikten önceki düzenlemede fiilin ilk defa işlenmesi halinde para cezası, tekrarlanma halinde artırımlı para cezası ile birlikte hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüştür. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun "suçta tekerrür" halini düzenleyen 58. maddesinin gerekçesinde tekerrür nedeniyle kişinin cezasında artırma yapan sistemden vazgeçildiği belirtilmiştir. Bu nedenle yasalar arasındaki uyum açısından suçun tekrarı halinde para cezası yerine artırımlı para cezası ile hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmesine ilişkin düzenlemeden vazgeçilmiş ve kanun metninde tekerrüre ilişkin yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle suçun tekerrürü halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 58. maddesinde düzenlenen yaptırımlar uygulanacaktır.
İlgili yasal düzenlemenin çok önceden yapılmış olması nedeniyle öngörülen yaptırım yetersiz ve caydırıcılıktan uzak kalmıştır. Cezanın koruduğu hukuki menfaatin doğrudan halkın güvenliğini ilgilendirmesi nedeniyle cezanın etkili olması gerektiği düşünülmüş hürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte adli para cezası öngörülmüştür.
Adli para cezası ilke olarak hapis cezası ile birlikte değil bu cezaya alternatif olarak uygulanmakla birlikte ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü belli suçlarda, yasada ayrıca gösterilmek koşuluyla hapis cezası ve adli para cezasına birlikte hükmedilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yeni şekli ile maddede ayrıca adli para cezasının öngörülmesinin nedeni yasanın üst maddelerinde belirtilen kişilerin istihdam edilmesi suretiyle maliyetin düşürülmesi ve yasaya uygun davranan yetkili mimar ve mühendislerin ve bu kişileri çalıştıranların karşısında haksız rekabet yaratarak haksız kazanç elde edilmesidir. Bu durumda "ekonomik kazanç elde etme amacının güdülmesi" nedeniyle hapis cezasının yanında adli para cezasına hükmedilmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun düzenlemelerine de uygun bulunmaktadır.
7472 SAYILI ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSLİĞİ HAKKINDA KANUNUN 4. MADDESİNDE YAPILMASI ÖNGÖRÜLEN DEĞİŞİKLİĞE DAİR TMMOB‘NİN GÖRÜŞ , DEĞERLENDİRME VE ÖNERİSİ
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü tarafından ZiraatYüksek Mühendisliği Hakkında Kanunu‘nun idari para cezası içeren hükümleri 5326 sayılı kabahatler kanununun 2. maddesinde, kabahat deyiminden,"karşılığında idari yaptırım uygulanmasının öngörüldüğü haksızlık" ın anlaşılacağı, 3. maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanacağı, 27. maddesinde idari yaptırım kararlarına karşı sulh ceza mahkemelerine başvurulabileceği, 29. maddesinde ise ağır ceza mahkemelerine itiraz edilebileceği hususları düzenlenmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kanunun 4. maddesindeki idari para cezalarına ilişkin düzenlemelerin de Kabahatler Kanununa uygun hale getirilmesi amacıyla kanunun yeniden düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir.
Başbakanlığın çizdiği çerçeve içerisinde kalınarak yapılacak değişikliğin etkinliği ve caydırıcılığının olmayacağı, suçun niteliği ve sonuçları gereği var olan düzenlemenin de bu konuda yetersiz kaldığı açık olduğundan tarafımızdan yasa maddesi tamamen değiştirilmesi önerilmekte olup maddeye daha etkin ve caydırıcı olabilecek bir nitelik kazandırılması gerektiği düşünülmektedir..
06.05.1960 tarih ve 10504 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7472 sayılı "Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun‘un" 4. maddesinde yapılması düşünülen değişiklik önerisi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. Gerekçede de belirtildiği üzere yasanın yürürlüğe giriş tarihinden bu yana geçen uzun bir süre söz konusudur. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten günümüze kadar ülkemiz sanayi ve teknolojisinde çok önemli gelişmeler ve değişimler olduğu tartışmasızdır. Bu gelişime paralel olarak işkollarında eğitimli ve nitelikli eleman istihdamı çok büyük önem taşımaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren kurum ve şirketlerin yasanın aradığı niteliğe haiz olmayan eleman istihdam etmek suretiyle haksız kazanç sağlamalarını, eğitimsiz ve denetim dışında kalmış kişilerin halk sağlığı ve güvenliğini tehlikeye düşürerek, ziraat yüksek mühendisliğin güvenilirliğini, mesleki disiplin ve ahlakını zedelemelerini önlemek, konusunda uzman , eğitimini tamamlamış meslek mensuplarını korumak ve bu suretle ekonomiye nitelikli eleman kazandırmak gerektiği bilincinde olunması gerektiği açıktır.
Değişiklikten önceki idari para cezasına dair düzenlemenin korumaya çalıştığı hukuki menfaat halk sağlığı ve güvenliği, mesleki onur ve güvenilirlik gibi çok önemli kavramlar ile yakından ilgilidir. Bu kadar önemli bir menfaati koruma konusunda ilgili düzenlemenin söz konusu ihtiyacı karşılamaktan çok uzak kaldığı, yaptırım gücü olarak hiçbir etkinlik ve caydırıcılık unsuru taşımadığı aşikardır.
Ayrıca mevcut madde metninde ve ilgili kanunda zorunlu nitelikleri taşımayan kişileri istihdam ederek, mesleği ve halk sağlığını tehlikeye atan kurum ve tüzel kişilerin sorumluluğu hakkında da hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Birbirini ciddi olarak etkileyen çalışan ve çalıştıranın sorumluluğunun aynı düzeyde olması gerektiği kanısındayız.
Tüm bu gerekçeler önerilen madde metninde yer almamakla birlikte maddenin bu düşünceler ile kaleme alındığının bilinmesinde yarar vardır.
Madde düzenlenirken 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren , yürürlüğe girmesi ile birlikte bir çok tartışmaları da gündeme taşıyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun benimsemiş olduğu ceza sistemi gözetilmiştir. Buna göre;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun tekerrüre ilişkin hükümlerinden tamamen ayrı bir sisteme yer verilmiştir. Eski Ceza Kanununda tekerrür halinde ikinci cezanın artırılacağı hükme bağlanmış iken yeni ceza kanununda bu anlayıştan uzaklaşılmış, kişinin cezasında artırım yapan sistemden vazgeçilmiştir. Şöyle ki; ilgili yasa gereği birinci suça ilişkin yapılan düzenlemede öngörülen cezadan, aynı yada tekerrüre konu olabilecek benzer bir suç işlenmesi halinde verilecek olan ceza, daha ağır bir ceza olamayacaktır. Ancak yeni TCK da tekerrür durumunda cezanın, infazında ağırlaştırılma yapılmıştır. 5237 sayılı TCK nın 58. maddesinin 6, 7 ve 8. fıkralarında buna ilişkin düzenleme tekerrür halinde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezanın çektirileceği ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre tekerrür halinde mükerrirlerin koşullu salıvermeden yararlanabilmeleri için diğer suçlara nazaran daha fazla süreyle infaz kurumunda kalmaları gerekmektedir. Bu nedenle madde yeniden kaleme alınırken öngörülen ceza ağırlaştırılmış ancak tekerrür durumu düzenlenmemiş , tekerrür halinde mahkemenin genel yasa olan TCK tekerrür hükümlerine göre hüküm kurmasının yeterli ve yerinde olacağı düşünülmüştür.
Yine 5237 sayılı TCK da bir ceza hukuku yaptırımı olarak para cezasının adı "Adli Para Cezası" olarak değiştirilmiştir. Keza yeni kanunda sadece suç kavramına yer verilmiş olup suçlar cürüm ve kabahat ayrımına tabi tutulmamıştır. Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı TCK da suçlar cürüm ve kabahat olarak ayrıma tabi tutulmuş olup kanunda düzenlenen para cezaları da bu ayrımla bağlantılı olarak ağır para cezası ve hafif para cezası olarak adlandırılmıştı. Yeni TCK bu ayrımdan vazgeçtiği için ağır ve hafif para cezası anlayışı da terk edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun sistemine göre suç karşılığında uygulanan yaptırımlar hapis ve adli para cezasıdır. Yeni Türk Ceza Kanununda ilke olarak adli para cezası hapis cezası ile birlikte değil bu cezaya alternatif olarak uygulanması düşünülmüştür. Buna karşılık ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü belli suçlarda kanunda ayrıca gösterilmesi koşuluyla hapis ve adli para cezasına birlikte hükmedilebilecektir. Nitekim 5237 sayılı TCK da belli suçlara hapis cezasının yanında adli para cezası verileceğine dair hükümler bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse yasanın 156. maddesindeki "bedelsiz senet kullanma" yine 157 maddesindeki "dolandırıcılık" gibi suçlarda hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörülmüştür. Bu tür suçların daha çok ekonomik çıkar amaçlı olduğu nazara alındığında bu nedenle hapis cezasının yanında "ekonomik suça ekonomik ceza" ilkesinin kabul edildiği varsayılabilir.
7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanunun 4. maddesinde yaptırım altına alınan eylemlerin aynı zamanda ekonomik amaçlı olduğunun kabulü zorunludur.. Şöyle ki eğitimli ve nitelikli, yasa gereği zorunlu sertifika ve başvurularda bulunmuş ve denetime tabi eleman yerine çok daha düşük ücretlerle bu nitelikleri taşımayan gerekli eğitimleri ve diplomaları olmayan kişiler ile bu kişileri çalıştıran şirketler ve kurumların haksız yere ünvanı kullanarak kazanç sağlamaları ekonomik çıkar amacına yöneliktir. Şöyle ki; gerekli eğitim ve nitelikleri haiz olan kişileri istihdam ederek yasaya uygun davranan şirketlere karşı daha az maliyetle üretim yapmaları, mamulleri haksız daha az fiyatla piyasaya sunmaları ile haksız rekabet yaratacakları açıktır. Diğer yandan ehil olmayan kişilerin istihdamı ile yapılan işin yeterince denetlenemeyeceği, olası tehlikelere müdahale edilemeyeceği açık olduğuna göre eylemin caydırıcı olmasının sağlanması bakımından hapis cezasının yanı sıra adli para cezasının da verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
Özellikle yasa metni düzenlenirken adli para cezasının etkin şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla para cezasında hakime takdir hakkı bırakmayacak şekilde bir düzenlemeye gidilmiştir. Şöyle ki 5237 sayılı TCK nın 52. maddesinde düzenlenen adli para cezası 5 günden az 730 günden fazla olamayacaktır. Ancak bu gün sayısı ilgili suç tanımında adli para cezasının hapis cezasına seçenek olarak öngörüldüğü durumlarda nazara alınacaktır. Ancak bazı suçlarda adli para cezası açıkça düzenlenmiştir. Tarafımızdan yapılan düzenlemede de TCK da yer alan bu tip yasal düzenlemeler kıyasen dikkate alınarak para cezasının alt sınırından takdir edilmesini önlemek ve hedeflenen caydırıcılığı sağlamak bakımından "bin gün adli para cezası" uygulamasının uygun olacağı sonucun varılmıştır. Adli para cezasının miktarı bir gün karşılığı olarak mahkemece dikkate alınacak olan kişinin ekonomik durumu, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı gibi hususlar sonucu tespit edilecek rakamın yasada belirtilen gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunacaktır. Adli para cezası tesbit edilen miktarın devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir. Ödenemediği takdirde belirtilen gün kadar hapse çevrilecektir. Adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezası verilmemektedir. Burada bahsi geçen hapis tazyiken hapistir. Hapis cezasının sonuçları değil adli para cezasının sonuçları uygulanacağı gibi, hükümlü yattığı günlerin dışında kalan günlere karşılık gelen miktarı öderse hapisten çıkacaktır. Adli para cezasının bu niteliğinden kaynaklı olarak tek başına yasa metninde ceza olarak öngörülmesinin caydırıcılığının olmayacağı açıktır.
Açıklanan gerekçelerle yapılan düzenlemenin hem yasalar arası uyumu sağlamak açısından gerekli düzenlemeyi sağladığı, hem de etkinlik ve caydırıcılık açısından daha uygun olacağı sonuç ve kanısına varılmıştır.
Düzenlenmesi istenen 7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanunun Mevcut Hali
Madde 4: Kanunun 1. maddesinde yazılı evsaf ve şeraiti haiz olmadıkları halde ziraat yüksek mühendisi ünvanını kullananlar üçyüzkırkyedi milyon lira idari para cezası ile cezalandırılırlar.
TMMOB‘NİN ÖNERİSİ
TMMOB tarafından yapılan çalışmalar sonucunda
7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanunun 4. maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesi önerilmektedir..
MADDE 4: Kanunun 1. maddesinde yazılı evsaf ve şeraiti haiz olmadıkları halde ziraat yüksek mühendisliği ünvanını kullananlar 6 aydan 1 yıla kadar hapis ve bin gün adli para cezası ile cezalandırılırlar.
Birinci maddede mezkur diplomaları almış olmayanları bu ünvanlarla çalıştıranlar da aynı suretle cezaya mahkum edilirler.
GEREKÇE
Değişiklikten önceki düzenlemede fiili işleyenler hakkında üçyüzkıryedi milyon lira idari para cezası öngörülmüştür. Ancak ilgili yasal düzenlemenin çok önceden yapılmış olması nedeniyle öngörülen yaptırım yetersiz ve caydırıcılıktan uzak kalmıştır. Cezanın koruduğu hukuki menfaat halk sağlığı ve güvenliğini yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle cezanın etkili ve caydırıcı olması gerektiği düşünülmüş ve idari para cezası yerine hürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte adli para cezası birlikte öngörülmüştür
Ayrıca yasa metnine mezkur diplomaları almış olmayanları çalıştıranlarında aynı şekilde cezalandırılacağı eklenmiştir. Eğitimli ve nitelikli eleman yerine çok daha düşük ücretle gerekli nitelikleri taşımayan kişiler çalıştırılarak daha düşük maliyetle haksız kazanç yaratmaya çalışmak, halk sağlığı ve güvenliğini tehlikeye atmak cezasız bırakılmamalıdır..
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun "suçta tekerrür" halini düzenleyen 58. maddesinin gerekçesinde "tekerrür nedeni ile kişinin cezasında artırma yapan sistemden vazgeçildiği" belirtilmiştir. Bu nedenle yasalar arasındaki uyum açısından suçun tekrarı halindeki uygulama konusunda yasa metninde bir düzenlemeye gidilmemiş, tekerrür durumuna ilişkin ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesinde ki yaptırımların uygulanmasının daha yerinde olacağı sonucuna varılmıştır..
Adli para cezası ilke olarak hapis cezası ile birlikte değil bu cezaya alternatif olarak uygulanmakla birlikte ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü belli suçlarda, yasada ayrıca gösterilmesi koşuluyla hapis cezası ve adli para cezasına birlikte hükmedilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yeni şekli ile maddede ayrıca adli para cezasının öngörülmesinin nedeni yasanın üst maddelerinde belirtilen kişilerin istihdam edilmesi suretiyle maliyetin düşürülmesi ve yasaya uygun davranan yetkili ziraat mühendisleri karşısında haksız rekabet yaratarak haksız kazanç elde edilmesidir. Bu durumda "ekonomik kazanç elde etme amacının güdülmesi" nedeniyle hapis cezasının yanında adli para cezasına hükmedilmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun düzenlemelerine de uygun bulunmaktadır.
6269 SAYILI KİMYAGERLİK VE KİMYA MÜHENDİSLİĞİ HAKKKINDA KANUNUN 7. MADDESİNDE YAPILMASI ÖNGÖRÜLEN DEĞİŞİKLİĞE DAİR TMMOB‘NİN GÖRÜŞ, DEĞERLENDİRME VE ÖNERİSİ
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü tarafından ilgili kanunun 7. maddesinde yer alan hükümler 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanununu 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümleri karşısında tekrar değerlendirmeye tabi tutulması ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesi uyarınca özel kanunlarda öngörülen "ağır para cezası" nın "adli para cezasına" dönüştürülmesi nedeni ile bu kanunun 8. maddesinde ki "ağır para cezasına" ilişkin düzenlemenin Türk Ceza Kanunun da belirtilen cezalar sistemine uygun hale getirilmesi için yürürlükteki ilgili mevzuat da göz önüne alınarak kanunun yeniden düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir.
20.02.1954 tarih ve 8639 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6269 sayılı "Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği Hakkında Kanun‘un" 7. maddesinde yapılması önerilen değişiklik ve gerekçesi ekte sunulmuştur.
Gerekçede de belirtildiği üzere yasanın yürürlüğe giriş tarihinden bu yana geçen uzun bir süre söz konusudur. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten günümüze kadar ülkemiz sanayi ve teknolojisinde çok önemli gelişmeler ve değişimler olduğu tartışmasızdır. Gelişime paralel olarak işkollarında eğitimli ve nitelikli eleman istihdamı çok büyük önem taşımaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren kurum ve şirketlerin, yasanın aradığı niteliğe haiz olmayan eleman istihdam etmek suretiyle haksız kazanç sağlamalarını ve eğitimsiz , denetim dışında kalmış kişilerin halk sağlığı tehlikeye düşürerek, mesleğin güvenilirliğini, mesleki disiplin ve ahlakını zedelemelerini önlemek, konusunda uzman, eğitimini tamamlamış meslek mensuplarını korumak ve bu suretle ekonomiye nitelikli eleman kazandırmak gerektiğinin de bilincinde olunması gerektiği açıktır.
Tüm bu gerekçeler değişikliğe ilişkin madde metninde yer almamakla birlikte maddenin bu düşünceler ile kaleme alındığının bilinmesinde yarar vardır. Madde düzenlenirken 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren , yürürlüğe girmesi ile birlikte bir çok tartışmaları da gündeme taşıyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun benimsemiş olduğu ceza sistemi gözetilmiştir. Buna göre;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun tekerrüre ilişkin hükümlerinden tamamen ayrı bir sisteme yer verilmiştir. Eski Ceza Kanununda tekerrür halinde ikinci cezanın artırılacağı hükme bağlanmış iken yeni ceza kanununda bu anlayıştan uzaklaşılmış, kişinin cezasında artırım yapan sistemden vazgeçilmiştir. Şöyle ki; ilgili yasa gereği birinci suça ilişkin yapılan düzenlemede öngörülen cezadan aynı yada tekerrüre konu olabilecek benzer bir suç işlenmesi halinde verilecek olan ceza daha ağır bir ceza olamayacaktır. Ancak yeni TCK da tekerrür durumunda cezanın, infazında ağırlaştırılma yapılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesinin 6, 7 ve 8. fıkralarında buna ilişkin düzenleme tekerrür halinde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezanın çektirileceği ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre tekerrür halinde mükerrirlerin koşullu salıvermeden yararlanabilmeleri için diğer suçlara nazaran daha fazla süreyle infaz kurumunda kalmaları gerekmektedir. Bu nedenle madde yeniden kaleme alınırken öngörülen ceza ağırlaştırılmış ancak tekerrür durumu düzenlenmemiş , tekerrür halinde mahkemenin genel yasa olan TCK tekerrür hükümlerine göre hüküm kurmasının yeterli ve yerinde olacağı düşünülmüştür.
Yine 5237 sayılı TCK da bir ceza hukuku yaptırımı olarak para cezasının adı "Adli Para Cezası" olarak değiştirilmiştir. Keza yeni kanunda sadece suç kavramına yer verilmiş olup suçlar cürüm ve kabahat ayrımına tabi tutulmamıştır. Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı TCK da suçlar cürüm ve kabahat olarak ayrıma tabi tutulmuş olup kanunda düzenlenen para cezaları da bu ayrımla bağlantılı olarak ağır para cezası ve hafif para cezası olarak adlandırılmıştı. Yeni TCK da bu ayrımdan vazgeçtiği için ağır ve hafif para cezası anlayışı da terk edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun sistemine göre suç karşılığında uygulanan yaptırımlar hapis ve adli para cezasıdır. Yapılan bu düzenleme sonucu özel kanun metinlerindeki ağır para cezasının Türk Ceza Kanunun Yürürlülük Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesi gereği adli para cezasına dönüştürüleceği hükme bağlanmıştır. Kanun metninde yapılan düzenlemede de ilgili yasa gereğince ağır para cezası kavramı kaldırılmış yerine adli para cezası kavramı kullanılmıştır. Yeni Türk Ceza Kanununda ilke olarak adli para cezası hapis cezası ile birlikte değil bu cezaya alternatif olarak uygulanması düşünülmüştür. Buna karşılık ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü belli suçlarda kanunda ayrıca gösterilmesi koşuluyla hapis ve adli para cezasına birlikte hükmedilebilecektir. Nitekim 5237 sayılı TCK da belli suçlara hapis cezasının yanında adli para cezası verileceğine dair hükümler bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse yasanın 156. maddesindeki "bedelsiz senet kullanma" yine 157 maddesindeki "dolandırıcılık" gibi suçlarda hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörülmüştür. Bu tür suçların daha çok ekonomik çıkar amaçlı olduğu nazara alındığında bu nedenle hapis cezasının yanında "ekonomik suça ekonomik ceza" ilkesinin kabul edildiği varsayılabilir. 6269 sayılı Kimyagerlik Ve Kimya Mühendisliği Hakkında Kanunun 7. maddesinde yaptırım altına alınan eylemlerin aynı zamanda ekonomik amaçlı olduğunun kabulü zorunludur.. Şöyle ki eğitimli ve nitelikli, yasa gereği zorunlu sertifika ve başvurularda bulunmuş ve denetime tabi eleman yerine, çok daha düşük ücretlerle bu nitelikleri taşımayan gerekli eğitimleri olmayan kişiler ile bu kişileri çalıştıran şirketler ve kurumların, haksız yere ünvanı kullanarak kazanç sağlamaları ekonomik çıkar amacına yöneliktir. Gerekli özellikleri taşıyan meslek mensuplarını istihdam ederek yasaya uygun davranan şirketlere karşı, daha az maliyetle üretim yapmaları ve sonucunda mamulleri daha az fiyatla piyasaya sunmalarının haksız rekabet yaratacağı açıktır.
Diğer yandan ehil olmayan kişilerin istihdamı ile yapılan işin yeterince denetlenemeyeceği, olası tehlikelere müdahale edilemeyeceği açık olduğuna göre eylemin caydırıcı olmasının sağlanması bakımından hapis cezasının yanı sıra adli para cezasının da verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
Özellikle yasa metninde, adli para cezasının etkin şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla, para cezasında hakime takdir hakkı bırakmayacak şekilde bir düzenlemeye gidilmiştir. Şöyle ki 5237 sayılı TCK nın 52. maddesinde düzenlene Adli Para Cezası 5 günden az 730 günden fazla olamayacaktır. Ancak bu gün sayısı ilgili suç tanımında adli para cezasının hapis cezasına seçenek olarak öngörüldüğü durumlarda nazara alınacaktır. Ancak bazı suçlarda adli para cezası açıkça düzenlenmiştir. Tarafımızdan yapılması önerilen düzenlemede de TCK da yer alan bu tip yasal düzenlemeler kıyasen dikkate alınarak, para cezasının alt sınırından takdir edilmesini önlemek ve hedeflenen caydırıcılığı sağlamak bakımından "bin gün adli para cezası" uygulamasının uygun olacağı sonucun varılmıştır. Adli para cezasının miktarı bir gün karşılığı olarak mahkemece dikkate alınacak olan kişinin ekonomik durumu, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı gibi hususlar sonucu tespit edilecek rakamın yasada belirtilen gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunacaktır. Adli para cezası tesbit edilen miktarın devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir. Ödenemediği takdirde belirtilen gün kadar hapse çevrilecektir. Adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezası verilmemektedir. Burada bahsi geçen hapis tazyiken hapistir. Hapis cezasının sonuçları değil adli para cezasının sonuçları uygulanacağı gibi, hükümlü yattığı günlerin dışında kalan günlere karşılık gelen miktarı öderse hapisten çıkacaktır. Adli para cezasının bu niteliğinden kaynaklı olarak tek başına yasa metninde ceza olarak öngörülmesinin caydırıcılığının olmayacağı açıktır.
Açıklanan gerekçelerle yapılan düzenlemenin hem yasalar arası uyumu sağlamak açısından gerekli düzenlemeyi sağladığı, hem de etkinlik ve caydırıcılık açısından daha uygun olacağı sonuç ve kanısına varılmıştır.


