
TMMOB İSTANBUL KENT SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen İstanbul Kent Sempozyumu'nun dördüncüsü “Kent ve Adalet” temasıyla 1-3 Aralık 2017 tarihlerinde Harbiye Askeri Müzesi’nde gerçekleştirildi.
Sempozyum açılışında sırasıyla TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, Kadıköy Belediye Başkanı Aykut Nuhoğlu, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz konuşma yaptı.
Sempozyumun ilk gününde "Kent ve Adalet", "Emek, Meslek Örgütlerinin Gözünden Kent ve Adalet", "Kent Politikalarının Mekansal ve Toplumsal Etkileri" konuşuldu. İkinci günde ise "Göç Mekanları ve Kent Yurttaşlığı", "Kentsel Yaşamda Adalet", "İstanbul’un Doğal Yapısının Dönüşümü" ve "Kentsel ve İklimsel Dönüşümü" konuları ele alındı. Sempozyumun son günü de "İstanbul’da Arazi ve Enerji Yönetimi", "Mekan,Kimlik, Kültür", "Medya,Kent ve İletişim" konuları konuşuldu.
Üç gün süren oturumların ardından son gün İstanbul’da kent ve yaşam mücadelesi veren tüm kişi ve kurumların katılımıyla "İstanbul Kent Forumu" düzenlendi.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz konuşması şöyle:
Değerli Meslektaşlarım, Değerli Konuklar
Bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz İstanbul Kent Sempozyumuna hepiniz hoş geldiniz. TMMOB Yönetim Kurulu adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Birliğimiz adına bu etkinliğin sekretaryasını yürüten İstanbul İl Koordinasyon Kurulumuza, İstanbul birimlerimizin yöneticilerine, çalışanlarına ve sempozyum boyunca görüşlerini bizimle paylaşacak bilim insanlarına teşekkür ediyorum.
Değerli Konuklar,
Kent Sempozyumları TMMOB örgütlülüğünün en önemli ve en yaygın etkinliklerinden biridir. Birliğimize bağlı odaların kentlerin sorunlarına ilişkin kendi meslek disiplinleri ışığında düzenledikleri faaliyetler 2006 yılında gerçekleştirilen 39. Genel Kurulumuzda alınan kararla birlikte, İl Koordinasyon Kurullarımız bünyesinde yürütülen ortak faaliyetler haline dönüştürülmüştür.
2007 yılından bu yana geçen 10 yıllık süreçte 26 ayrı ilde toplam 47 Kent Sempozyumu gerçekleştirildi. Bu sempozyumlarda bugüne kadar alt yapı hizmetlerinden kentsel dokuya, afetlerden çevre düzenlemesine, turizmden kent suçlarına, ulaşımdan konut projelerine kadar pek çok farklı konuda şehirlerimizin sorunları irdelendi ve çözüm önerileri geliştirildi. Mesleki bilgi ve birikimlerimiz ışığında kentlerimizin nasıl daha iyi yönetilebileceği konusunda ortak bir fikri faaliyet yürütüldü.
Bu faaliyetler TMMOB örgütlülüğünün mesleki ve toplumsal sorumluluğunun bir gereğidir. Türkiye çapında 520 bin mühendis, mimar ve şehir plancısının mesleki örgütü olan TMMOB, sadece meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmeyi değil, aynı zamanda bu mesleki birikimimizi ülkemizin ve toplumumuzun çıkarları doğrultusunda kullanmayı da şiar edinmiş bir örgüttür.
Bu bilinçle, meslek alanlarımızla ilgili gelişim ve değişimlerin, politik, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarının derinlemesine kavranması, yorumlanması, toplumun bilgilendirilmesi daha da önemlisi yönetim politikalarının bu çerçevede belirlenmesi doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz.
Bu anlayışla, bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz İstanbul Kent Sempozyumunda da İstanbul’un öne çıkan sorunları hakkında doğayı, tarihi, kenti ve kamusal faydayı öne çıkaran çözüm önerilerinin geliştirileceğine inanıyorum.
Değerli Konuklar, Sevgili Meslektaşlarım
İlginç zamanlardan geçiyoruz. 15 yıldır Türkiye’yi, 23 yıldır da İstanbul’u yöneten bir siyasal parti lideri, son zamanlarda birbiri ardına itiraflarda bulunuyor.
İktidarları boyunca, İstanbul’un tüm yeşil alanlarını AVM’ye çevirenler, dere yataklarını imara açanlar, plansız kentleşmeyle şehri alt üst edenler, bugün, “Biz bu şehre ihanet ettik” açıklamasında bulunuyor.
İktidarları döneminde binlerce yıllık tarihi eserleri restorasyon adı altında yandaş inşaat şirketlerin cehaletine teslim edenler, bugün, “Tarih ve kültür cellatları kol geziyor. Asırlık taşların yerine beton dökülüyor” açıklamasında bulunuyor.
23 yıldır, İstanbul Boğazını kaçak yapılarla dolduranlar, şehrin en işlek yerlerinde biçimsiz gökdelenlere izin verenler, bugün, “İstanbul’un siluetini bozan ucube yapılara izin verdik” açıklamasında bulunuyor.
Yıllardır yaylalarımızı, vadilerimizi, kıyılarımızı, ormanlarımızı rant adına yağmalayanlar, bugün, “ekosistemi tahrip eden her adımın sonu felakettir” açıklamasında bulunuyor.
Evet, tüm bunları yaptınız, daha fazlasını da yaptınız!
İstanbul’un akciğerleri olan Kuzey Ormanlarını yok ettiniz.
Galataport, Kabataş Martı, Tarlabaşı projeleriyle şehrin dokusunu bozdunuz.
Şehrin en değerli arazilerini imara açarak kamusal kaynakları yandaşlarınıza aktardınız.
Deprem toplanma alanlarına binalar dikerek halkın can güvenliğini tehlikeye attınız.
Kentsel dönüşüm adı altında fakir fukaranın evini elinden alıp, yerlerine diktiğiniz villaları yandaşlara pay ettiniz.
Başarı diye sunduğunuz Üçüncü Köprüyle, Üçüncü Havalimanıyla, Avrasya Tüneliyle ülkenin geleceğine ipotek koydunuz.
Evet, tüm bunları yaptınız, daha fazlasını da yaptınız!
Hükümet gerçekten özeleştiri vermek istiyorsa, yaptıkları yanlışları görmek istiyorsa TMMOB’nin hazırladığı raporlara, açtığı davalara baksın.
Yandaş gazeteler, nöbetleşe olarak TMMOB ile ilgili yalan ve iftira dolu haberler yapmak yerine, sözlerimizi ve uyarılarımızı manşete taşısın.
Sizler bu şehre ihanet ederken, sizler kupon arazilerin peşinde koşarken, sizler kenti parsel parsel satarken, bizler bu şehri savunmak için mücadele ediyorduk.
Şehrimiz yağmalanmasın diye, ormanlarımız yok olmasın diye, Gezi Parkı Topçu Kışlası olmasın diye mücadele ettik, bedeller ödedik. Bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz!
Değerli Konuklar, Sevgili Meslektaşlarım
15 yıldır iktidarda bulunan hükümet, tümüyle toplumsal meşruiyetini kaybetmiş durumdadır. Yağma ekonomisinin yarattığı ekonomik kriz, yolsuzluklar ve siyasal çürüme en açık biçimiyle ortaya serilmiş durumda. Her defasında daha büyüğünü söyledikleri yalanlar, yarattıkları çöküşü gizleyemiyor.
Bundan 16 ay önce Darbe girişimi bahanesiyle ilan ettikleri OHAL, darbecilerle hesaplaşmak için değil, toplumu baskı altında tutmak için kullanılıyorlar.
Barış talebi duyulmasın diye akademisyenleri yargılıyorlar. Özgürlük talebi duyulmasın diye gazetecileri tutukluyorlar. Demokrasi talebi duyulmasın diye emek ve meslek örgütlerini hedef alıyorlar. Eşitlik talebi duyulmasın diye kadınları susturmak istiyorlar.
Ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, bu ülkenin onurlu akademisyenlerini, cesur gazetecilerini, kararlı emek ve meslek örgütlerini, direngen kadınlarını susturamayacaklar. Susmayacağız!
Değerli Konuklar,
AKP Hükümeti’nin 15 yıllık iktidar dönemi boyunca Birliğimize yönelik saldırıları, son dönemde tamamen çığırından çıktı. Bugüne kadar defalarca kuruluş yasamızı değiştirmeye, yetkilerimizi elimizden almaya çalışan, hakkımızda davalar açan AKP, artık tetikçi gazetecilerin iftira dolu haberleriyle, yandaş hakimlerin hukuksuz kararlarıyla ve bizzat Erdoğan’ın konuşmalarıyla TMMOB örgütlülüğüne saldırmaktadır.
Bizler bugüne kadar üyelerimizle birlikte verdiğimiz mücadele ve demokratik kamuoyunun desteğiyle mesleğimize, meslektaşlarımıza ve örgütlülüğümüze yönelik tüm saldırıları püskürtmeyi başardık. Bundan sonra da bu saldıralar karşı tek vücut olarak göğüs gereceğiz, birlikteliğimizi koruyacağız.
Bizler rant için, siyasi istikbal için, kişisel menfaatlerimiz için bir araya gelmedik. Bizler, mesleki alanlarımıza ilişkin sahip olduğumuz bilimsel ve teknik bilgiyi halkımızın ortak geleceği için kullanmak için bir araya geldik.
Düzenlediğimiz bu kongre, sempozyum, panel gibi etkinliklerimizin de temel amacı, mesleki alanlarımızdaki yeni fikirleri ve teknikleri halkla buluşturabilmek, toplumsallaştırabilmektir.
Bizler kent yaşamına da bu toplumcu anlayış çerçevesinde bakarak, kentsel hizmetlerin kamusal hizmet kapsamında ele alındığı; barınma, eğitim, sağlık, kültür hizmetlerinin insan hakkı olarak görüldüğü; doğrudan ve katılımcı demokrasi ilkeleri ile yönetilen; enerji, çevre ve gıda politikalarının belirlenmesinde kamu yararının esas alındığı; doğayla ve tarihle barışık; sağlıklı kentler yaratmak istiyoruz. İnanıyorum ki, 3 gün boyunca burada sürdüreceğimiz tartışmalar toplumcu, demokratik, kamusal bir kent yaratma mücadelemize katkı sağlayacaktır.
Değerli Konuklar, Sevgili Arkadaşlar
Zaman umutsuzluk zamanı değildir. Zaman daha inançlı, daha kararlı, daha direngen olma zamanıdır.
Bu ülkenin aydınlık yüzlü insanlarına düşen görev, ülkemizin felakete sürüklenmesinin önüne geçerek bu demokratik duyarlılıkların daha da gelişmesi ve giderek ülkemizin geleceğini belirleyecek düzeye gelmesi için çalışmaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi sevgi, umut ve gelecek güzel günlere olan inancımla bir kez daha selamlıyor, etkinliğimizin başarılı geçmesini diliyorum.


