TMMOB, "JEOTERMAL SAHALARIN/KUYULARIN KULLANIM HAKLARININ DEVREDİLMESİNE İLİŞKİN İHALE"NİN İPTALİ İÇİN MTA'YA DAVA AÇTI

11.12.2006

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından 11.10.2006 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan "Jeotermal Sahaların/Kuyuların Kullanım Haklarının Devredilmesine ilişkin ihale" ilanının ve 22.11.2006 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan bu ihalenin düzeltilmesine ilişkin zeyilnamenin iptali ve dava sonuna kadar yürütmenin durdurulması istemiyle Ankara İdare Mahkemeleri'nde dava açtı.

MTA‘nın uhdesinde bulunan 11 adet saha ve 3 kuyunun kullanım haklarının 27/11/2006 tarihinde yapılacak olan ihaleyle devredileceği belirtilmiş ve 22.11.2006 tarihinde Resmi Gazete‘de yayımlanan bu ihalenin düzeltilmesine ilişkin zeyilname ile de ihale şartnamesinde yapılacak değişiklikler nedeni ile ihalenin 25.12.2006 tarih saat 14.00‘e ertelendiği bildirilmişti.

TMMOB tarafından açılan davanın dilekçesinde, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü‘nün ihale yoluyla kullanım haklarını 30 yıllığına devretmeyi düşündüğü alanların devletin hüküm ve tasarrufu altında olan stratejik öneme sahip jeotermal alanlar olduğu kaydedilerek, "MTA‘nın bulucusu olduğu saha ve kuyuların kullanım hakkını devir yetkisi olmadığı" ifade edildi.

Dilekçede, Anayasa‘nın jeotermal kaynaklar ve madenlere ilişkin 168‘inci maddesi hatırlatılarak, "Anayasa Madde 168; ‘Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzel kişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzel kişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir‘ şeklindedir.

Anayasa‘da da açıkça vurguladığı üzere, tabii servet ve kaynaklarımızdan olan jeotermal kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bu kaynakların devri, aranması, işletilmesi kanunun açık iznine bağlıdır. Anayasa‘nın 168. maddesinde yeraltı kaynaklarının hangi esas ve usuller çerçevesinde işletilebileceğinin kanunla belirlenmesi gerektiği öngörülmüş olmasına karşın jeotermal kaynaklar ve mineralli sular konusunda bugüne kadar bu maddede belirtilen esaslara uygun bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Ayrı bir yasal düzenleme getirilemediği için jeotermal kaynaklar Haziran 2004‘de yürürlüğe giren 5177 sayılı Maden Kanunu‘nda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun‘un bazı maddelerine eklenerek yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar boşluk doldurulmaya çalışılmıştır. Söz konusu sahalar, MTA tarafından jeotermal kaynaklar yönünden yasal düzenleme yapılmadan, sürecin ne şekilde işleyeceği belirlenmeden ihale edilmek istenmektedir. MTA‘nın bulucusu olduğu saha ve kuyuların kullanım hakkını devir yetkisi yoktur" denildi.

Dilekçede, dava gerekçeleri şöyle sıralandı:

"Anayasa‘nın 168. maddesinde Anayasa‘da doğal servetlerin ve kaynakların Devlet‘in hüküm ve tasarrufu altında olduğu kabul edilmiş, bunların mülkiyetinin gerçek ya da tüzel kişilere devri yasaklanmış ve bunları arama ve işletme hakkına da sahip olan Devlet‘in bu hakkını ancak belli bir süre için gerçek veya tüzelkişilere Yasa‘nın açık oluru ile devredilebileceği öngörülmüştür. Anayasa‘da doğal servetler ve kaynaklar için öngörülen hukuksal durum bunların sosyal, ekonomik ve stratejik önemlerinin doğal sonucudur.

Anayasa ve İdare Hukuku genel İlkeleri bakımından kamu varlıklarının kiralanması, devredilmesi vb. işlemlere ilişlin usul ve esaslar yasayla belirlenmek zorundadır. İdare ancak yasayla belirlenmiş görev alanı içersinde işlem tesis edebilir Yukarıda açıkladığımız üzere Jeotermal kaynakların devrine, kullanım hakkına ilişkin yasal düzenlemesi mevcut değildir.

Yasayla getirilmiş tek hüküm jeotermal kaynaklarla ilgili bir düzenleme yapılıncaya kadar faaliyetlere ilişkin izin verilmeden önce Maden İşleri Genel Müdürlüğü‘nün izninin alınmasının gerekliliği ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü‘nün ise bu gelen taleplere ilişkin incelemeleri Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü‘ne yaptıracağı şeklindedir. Kanunun MTA‘ya getirmiş olduğu hak ise MTA‘nın yapmış olduğu çalışmalar sonucu bulduğu sahalarla ilgili buluculuk hakkının tanınmış olmasıdır. Ancak kanun; Maden Kanunu‘nda MTA‘ya tanınmış olan bulucusu olduğu sahaları ihaleye çıkarma yetkisini MTA‘ya tanımamıştır.

Jeotermal Kaynaklarla ilgili düzenleme çalışmaları TBMM‘de halen sürmekte ve hazırlanmış olan kanun teklifi Genel Kurul‘da görüşülmeyi beklemektedir. Yasa henüz çıkmamış olmasına ve çeşitli kanunlarla düzenlenmiş olan jeotermal kaynaklarla ilgili olan yukarıda da belirttiğimiz üzere MTA‘nın bulucusu olduğu sahaların kullanım hakkının devrine ilişkin, MTA‘ya tanınmış olan bir yetki bulunmamaktadır. MTA görev yetkilerini düzenleyen 2804 sayılı MTA Kanununda da bu alanda bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle düzenlenecek olan ihale yetki yönünden sakattır.

Kamusal bir varlığın devrine ilişkin yasal bir yetki olmaksızın yapılacak ihale, kamu yararına da aykırıdır. İdarenin yetkisi, Anayasa‘nın 8. maddesinde düzenlenmiş olup, yürütme, yetki ve görevini Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirir amir

Kamusal bir varlığın devrine ilişkin yasal bir yetki olmaksızın yapılacak ihale, kamu yararına da aykırıdır. İdarenin yetkisi, Anayasa‘nın 8. maddesinde düzenlenmiş olup, yürütme, yetki ve görevini Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirir amir hükmü, yürütmenin yetki sınırını çizmiştir. Bu amir hüküm karşısında, MTA‘nın yasal bir yetki olmadan devir ihalesine ilişkin işlemin dayanağı anlaşılamamıştır.

13 AYRI KAYNAK İÇİN TEK İHALE YAPILMAKTA TEK ŞARTNAME BULUNMAKTADIR

Dava konusu ihale ilanı ve ihale şartnamesi, 10 jeotermal saha ve 3 jeotermal kuyunun ihalesi yapılmaktadır. Bu saha ve kuyular farklı özelliklere sahip, farklı bölgelerde bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu saha ve kuyuların kullanım hakkının devrine ilişkin özellikle teknik şartların ayrı ayrı belirlenmesi ve ayrı ayrı ihale yapılması gerekmektedir. Farklı özelliklere sahip bu kaynakların kullanım hakkına sahip olacak şirketlerin de sahip olacakları yeterliliklerin ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken, şartnamede yeterlilikle ilgili kurallar tümü için dahi yeterince ver almamıştır. Kamuya ait doğal kaynakları isletecek olacak tüzel kişilerde belirli yeterliliklerin aranmamış olması, saha ve kuyuların farklı özelliklerini dikkate almaksızın tek bir ihale ve şartname ile kullanım hakkının devredilecek olması, başlı başına hukuka aykırılık teşkil etmektedir ve bu nedenle de dava konusu ihale ilanının iptali gerekir."