TMMOB KANALTÜRK'TE SİYASİ İKTİDARIN MESLEK BİRLİKLERİNE YÖNELİK POLİTİKALARIYLA İLGİLİ GÖRÜŞ BİLDİRDİ
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı 16 Nisan günü saat 22:00'de Kanaltürk'te yayınlanan "5. Boyut" programına katılarak, siyasi iktidarın meslek örgütlerine yönelik politikalarını değerlendirdi. Merdan Yanardağ'ın hazırlayıp sunduğu programa, Soğancı'nın yanı sıra TÜRMOB Genel Başkan Yardımcısı Yahya Arıkan ve TTB'yi temsilen İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen konuk oldular. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok ile Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Celal Korkut Yıldırım da programa telefon bağlantısıyla katıldılar.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı‘nın programda yaptığı değerlendirmeler şöyle:
SUNUCU : Şöyle bir tablo var herhalde: şimdi bu listede de adı geçen meslek örgütlerinin tümü aslında hükümetin izlediği neoliberal politikalara ve diğer politikalara, hükümetin tutumuna muhalif yönetimlere sahip. Özellikle son dönemde sendikalarla birlikte Sosyal Sigortalar ve Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı‘na karşı son derece etkili bir muhalefet sürdürüldü ve geri adım attılar, yasayı geri çekmek ve bir takım düzenlemeler yapmak durumunda kaldılar. Şimdi Parlamento aritmetiğine baktığımızda etkili bir muhalefet olmadığı açık ya da Parlamento‘daki muhalefet partilerinin etkili bir biçimde AKP‘nin yürüttüğü bu operasyonlara karşı mücadele edemedikleri belli, toplumda da bunu hissetmek mümkün. Burada meslek birliklerinin, sendikalarla birlikte, işçi sendikalarıyla birlikte bu muhalefet boşluğunu önemli ölçüde doldurduğunu ve hükümetin bu tip operasyonların önünde bir engel oluşturduğunu görüyoruz. Öyle değil mi yani nedir bu meslek birlikleri? Belki bunu açalım, etkisini bir değerlendirelim ve hükümetin bu tutumunu siz büyük bir meslek örgütünün genel başkanı olarak nasıl görüyorsunuz? Buyurun.
MEHMET SOĞANCI (TMMOB GENEL BAŞKANI) : Ben öncelikle size ve kanalınıza çok teşekkür ediyorum ve programınızı da kutluyorum. TÜRMOB‘un başına gelecek olan önemli bir hadise için burada görüşlerimizi ifade ediyor olmaktan da büyük bir keyif aldığımı öncelikle ifade ediyorum.
Muhalefet örgütüyüz, bunu isteyerek yapmıyoruz aslında. Bu 1970‘lerden beri Türkiye‘de meslek birliklerinin üzerine düşen bir görev ve sorumluluk olarak gelişti. Aslında bu örgütler, durduk yerde kendi kendimize muhalefet yapalım, mevcut sistem işlerken siyasal iktidarların tamamına bir muhalefet çizgisi çizelim noktasında bir anlayışımız olmadı hiçbir zaman. TÜRMOB hariç, yeni kuruldu, yasası yeni, ama diğer 6 meslek örgütüne baktığımızda aslında 1950‘li yıllarda ikili bir anlayış olduğunu görüyoruz. "Ya sistemin yeniden organizasyonu için okumuş çocukların örgütlendirilmesi anlamındadır, ya da kendi iç dinamiğiyle gelişen bir süreç içerisinde mühendisler, mimarlar, tabipler, eczacılar belli ortamlarda örgütlenmek durumunda kalmışlardır" diye konuşulur sosyologlar tarafından. Ne olduysa oldu, ama 50‘li yıllarda gerçekten bu meslek birliklerinin Türkiye‘de çıkışı oldu. Aşağı yukarı bakarsanız yasaya ya da ben TMMOB yasasından söyleyeyim...
SUNUCU : Bunlar yasayla kurulan ama tüzel kişiliğine sahip.
MEHMET SOĞANCI : Evet evet. Anayasanın 135. Maddesi‘ne göre oluşturulan 7 meslek birliğinden başka birlikler var. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gibi. Ama bizim 7 meslek birliği akademik unvanlı mesleklerdir. Yani biz ülkenin okumuş çocuklarının örgütleriyiz. O anlamda sizin demin de saydığınız gibi 7 mesleğin ayrı ayrı kendi birliği var. TMMOB‘nin bir ayrı özelliği var diğer meslek birliklerinden; bizde 60 meslek disiplini 23 odada örgütlüdür, 23 odadan da birlik oluşur.
SUNUCU : Yani Mimarlar Odası, Makina Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası gibi 23 tane Oda var.
MEHMET SOĞANCI : Evet. 54‘teki yasada da bunlardan topluca mühendis, mimar, şehir plancısı birliği olarak Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği oluşturulmuş. Yasamıza baktığınızda aslında çok hoştur 1954 yasasının amacı. Burada bizim birliğe yüklenen görevler odalaşmayı esas kılar. Yani bir yeni meslek çıkarsa, bunlar belli bir sayı ulaşırsa odalaştır der, örgütle der. İkincisi yine bu meslek mensupları kendi aralarındaki birlik ve dayanışmayı geliştirecek, bunların çıkarlarını savunacak ve meslek alanları üzerinden de Türkiye‘deki her şeyi takip edecek. Yasada çok hoş cümleler vardır; "Kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında, işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin, kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak..." gibi
SUNUCU : Çok iyi bir gerekçe.
MEHMET SOĞANCI : Şimdi biz bu yasadan bu dayanağı alınca sözümüzü söylüyoruz ve siyasal iktidarca muhalefette kalıyoruz; bu sadece AKP için değil, tüm iktidarlar için böyle.
SUNUCU : Yani mesela sizin birliğe bağlı Mimarlar Odası işte imar yağmasının önündeki tek engel hemen hemen.
MEHMET SOĞANCI : Tabi, Mimarlar Odamız, Şehir Plancıları Odamız ya da birliğin kendisi imar yağmasının önündeki engel. Şimdi biz, bu yasadan aldığımız güçle ve tabi ki bu yasanın dışında Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği‘nin 70‘lerden itibaren geliştirdiği iç dinamikle böyle bir noktadayız. Şöyle bir örnek vereyim, ben bunu söylemek zorundayım çünkü TÜRMOB‘a karşı ne yapılmak istendiği, AKP‘nin neden bunları yapmak istediği ya da bize yapmak istediklerinin de altında bu iş yatıyor. Biz şimdi 2003 yılında bir mühendislik mimarlık kurultayı yaptık, kendi iç dinamiğimizle geliştirdik, sonra bunun kararlarını genel kuruldan geçirdik. Mesela şöyle bir şeye karar verdik hepimizi bağlayan cümleler. Demişiz ki orada: "TMMOB‘ye bağlı Odalarımız mesleki demokratik kitle örgütüdür. Demokrat ve yurtsever karakterdedir, emekten ve halktan yanadır, antiemperyalisttir, yeni dünya düzeni teorilerinin, ırkçılığın ve gericiliğin karşısındadır. Siyasetin dar anlamını aşar, yaşamın her olayını siyasetle ilişkili görür. Barıştan yanadır, insan hakları ihlallerine karşıdır, insanlık onurunun korunmasından yanadır, örgütsel bağımsızlığını her koşulda korur, gücünü sadece üyesinden ve bilimsel çalışmalarından alır, meslek ve meslektaş sorunlarının halkın sorunlarından ayrı tutulmayacağını temel ilke olarak kabul eder." Bu cümlelere alt alta baktığınızda ve bunu örgütün genel bir manifestosu haline getirdiğinizde zaten bizim açıktan bütün yaşananlara karşı bir meydan okuyuş içinde olduğumuzu, bunun örgütsel bir kimlik olduğunu görürsünüz.
SUNUCU : Tabi hükümetin politikalarına cepheden karşı olduğunuz gibi bir nesnel sonuç çıkıyor.
MEHMET SOĞANCI : Evet bu cümlelerle. Neden peki bu ülkenin mühendisleri, mimarları bunu yazdı durduk yerde? Çünkü gerçekten sisteme baktığımızda, -artık bunu ortalama bir gazete okuru, bütün yurttaşlarımız da kabul ediyor- 1980‘li yıllardan beri kapitalist küreselleşme denilen emperyalizmin bu yeni modası, insanlığa aslında yokluk getirdi, açlık getirdi, sefalet getirdi. Ben çocukken, mühendisler, mimarlar toplumun elit tabakasını oluştururdu ve hatta söz vardı: "kızını ya doktora ya mühendise ver." Bunlar artık unutuldu. Kapitalist kürselleşmeyle, bizim mesleğimiz de dahil dejenere ederek ve bizim bütün arkadaşlarımızı yoksulluk sürecine iten bir hadiseyle karşı karşıya kaldı toplum. Neydi bu kapitalist küreselleşmenin uygulamaları? 3 tane yöntem uygulandı 80‘den beri Türkiye‘de. Dış politikası Amerika Birleşik Devletlerine bağlı, ekonomisi IMF ve Dünya Bankasına bağlı, demokraside Avrupa Birliği ile pazarlıklar noktasında şekillenen bir Türkiye oldu. İşte tam da bu noktada biz bunları yazmak zorunda kaldık. Mesleğimiz ne: bilim ve teknolojiyi insanla buluşturan bir meslek, yani insan odaklığı bir mesleği yapıyorsun. O zaman insana karşı işlenen bütün suçlara karşı çıkmak zorundasın, böylesi bir örgütlenme yapacaksın. O zaman başına geleceğe de razı olacaksın bir anlamda. Yani TÜRMOB‘un başına gelen beklenmedik bir şey değil. Burada direnen biri var, "Yanlış yapıyorsunuz, bu sistem IMF ve Dünya Bankası‘na bağımlı giden bu ekonomik sistem yanlış gidiyor. SSGSS yasaları, toplumu yeniden dizayn eden bütün bu yasalar, kapitalist küreselleşmeye uyum yasaları, hele bizim meslek alanlarımızla ilgili olan orman yasaları, kıyı yağma yasaları, kentsel dönüşüm yasaları, bütün bunlar yanlış" diyorsun, başına iş alıyorsun.
SUNUCU : Şimdi bu meslek örgütlerinin şöyle bir özelliği de var, seyircilerimiz için söyleyeyim, meslek mensupları kuşkusuz biliyor zaten. Siz Odanıza üye olmadan bir projeyi imzalayamazsınız. Zorunlu üyelikler var burada. Sizin Odanıza üye olmadığı taktirde mesleğini icra edemez herhalde.
MEHMET SOĞANCI : Kesinlikle evet.
SUNUCU : Tabipler Birliği için de aynı şey geçerli Diş Hekimleri için de aynı şey geçerli. Bir anlamda iş yeri açmak, özel çalışmak ya da bir yerde çalışmak için bu meslek birliklerine üye olmak zorunluluğu var. Yasadan gelen bir zorunluluk.
MEHMET SOĞANCI : Evet evet.
…
SUNUCU : Sayın Soğancı biraz önce yaptığımız değerlendirmeye çok oturan çok uygun bir soru gelmiş bir seyircimizden. Doğrudan size soruyor. Diyor ki: "Ankara gar önünde yapılacak köprülü kavşak için TMMOB ne yapmayı düşünüyor?" Şimdi bu sorunun şöyle bir önemi var: Yani bu çok spesifik, bütün Türkiye‘nin izlediği bir program ama sokaktaki insan, vatandaş yurttaş sizden bekliyor. Yani böyle bir işlev görüyorsunuz, meslek birliklerinin, örgütlerinin böyle bir rolü var.
MEHMET SOĞANCI : Türkiye‘de emek ve meslek örgütlerine muhalefet rolünün düşmesi aslında siyasi öznelerin problemli olmasından dolayı, Türkiye‘de siyasete gerçekten sahip çıkılamayışından dolayı. Bir de bu meslek örgütlerinin senelere dayanan birikimlerinin belli bir noktaya gelmesinden dolayı bizi muhalefet öznesi haline getirir yurttaşımız ve üyelerimiz. Bu bizim için çok keyif vericidir ama Türkiye için çok doğru değildir. Bizler meslek örgütüyüz, işimiz meslek alanlarımız üzerinden siyaset yapmak. Türkiye‘de problem siyasi öznelerin yokluğundandır. Şimdi öyle bir durumda hak etmediğimiz noktada bir muhalefet örgütü oluyoruz, bu hem siyasal iktidar anlamında, hem yurttaş gözünde ve derde düşen herkes, sanki biz bu işleri çözebilecekmiş gibi bir pozisyon yüklüyor; ikili bir iş, ben bundan keyif alıyorum. Gerçekten birliğimizi temsil ediyorum her yerde ve bir muhalefet örgütü olmanın da keyfini yaşıyorum. Yurttaşların da böyle düşünmelerinin onların en doğal hakları olduğunu düşünüyorum.
Gar önündeki projeye gelince, olay yalnız onunla sınırlı değil. Türkiye‘de siyasal iktidar, "kentsel dönüşüm projeleri" adı altında Haydarpaşa Port, Galata Port, Lara Kent Parkı, Dubai kuleleri gibi yüzlerce projeyi gündeme getiriyor ve bunlar aslında bir yağmalama işidir. Ankara‘da da Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından maalesef yanlış işler yapılmaktadır. Bunların biz dava süreçlerini sürekli olarak gündemde tuttuk, yürüttük.
SUNUCU : Zaten davaları siz açtınız.
MEHMET SOĞANCI : Evet. Dilimiz döndüğünce elimizden geldiğince ve gücümüz yettiği oranda kente ve kentliğe karşı işlenmiş suçlara karşı çıkmaya devam edeceğiz. Konuya gelirsek, az önce de konuşuldu; AKP kendisine muhalif olan her şeyi teslim almaya çalışacaktır, meslek örgütleri de buna dahildir. AKP kendine demokrattır. En son kapatma davasında da görülmüştür bu iş. Geri kalan, ses çıkartan, yani "bu iş yanlış" diyen, itiraz eden herkese de gerekli zoru kullanacaktır. Hatırlayın SSGSS için, en demokratik şekliyle meslek örgütleri, emek örgütleri olarak, bu ülkenin tanınmış insanları olarak, bu ülkenin yasalar gereği kurulmuş olan örgütlerinin temsilcileri olarak, gerek 14 Martta gerek 1 Nisan‘da yapılan etkinliklerde başımıza gelmeyen kalmadı. Ama o günlerde de AKP kendi kapatma davasına ilişkin olarak Türkiye‘de demokrasi havarisi kesilmişti; kendisine demokrattır.
AKP meslek örgütlerini teslim almaya çalışır ama bu mesela bizim örgütümüzde mümkün değildir. Türk Mühendis Mimar Odalar Birliğinde 194 şubede seçim yapıldı.
SUNUCU : AKP buralarda liste bile çıkaramadı.
MEHMET SOĞANCI : 3-5 tanesinde çıkartabildi. Bunlar kolay işler değil. Son 5 tanesi kaldı, bu hafta sonu onlar da tamamlanıyor. Böylece 23 Odamızın yönetimleri belirleniyor arkasından da Mayıs ayında, Mayısın son günlerinde birliğin yönetimi ortaya çıkacak.
YAHYA ARIKAN : Ama sayın Başkanım 300 bin üye olduğunu söylüyorsunuz.
MEHMET SOĞANCI : Evet.
YAHYA ARIKAN : Yarın bir gün 600 bin, 900 bin, 1 milyon olduğunda ne yapacaksınız?
MEHMET SOĞANCI : Tam onu söyleyeceğim, 5 yıl içinde 600 bine, 10 yıl içinde 1 milyona çıkacak bir üyeden bahsediyoruz. Şimdi bizim meslek örgütleri zorunlu üyeliktir, bunların demokrat olma özelliği yönetimlerinden gelir. Eğer bu 7 tane meslek örgütünde saydığımız emekten ve halktan yana yüreği çarpan insanlar yönetimde olmazsa, -ben her yerde söylüyorum; bıyıkları bize benzemeyen kişiler bunların yönetimine gelirse- bu meslek birlikleri düzenin, sistemin ya da AKP iktidarının yedek tekeri olurlar. Ama Türkiye‘deki meslek örgütlerinin kendi birikimi buna asla müsaade etmeyecektir. Öyle bir hadise oldu ki artık, öyle bir birikim, bizim hemen hemen bütün Odalarımızda, bütün meslek birliklerinde mesleğini icra eden arkadaşlarımız gerçekten kamusal bir anlamda iş yaptıklarının farkında olarak bizleri yönetime taşıdılar. Yani bütün o siyasal iktidarların baskılarına karşı gelerek, bizim gibi düşünenleri yönetime taşıdılar. Hangi Odaya bakarsanız bakın, gerçekten demokrat arkadaşlarımız görevde. "Türkiye‘de daha iyi işler olsun" diyen, daha aydınlık, daha çağdaş, daha gelişmiş bir Türkiye özlemi içerisinde olan insanlar görevde. Biz de kimse kusura bakmasın "hodri meydan" dedik. Bütün örgütlerde böyle oldu bu; Tabipler Birliği‘nde, TÜRMOB‘da da böyle oldu. Gerçekten de yapılacak olan seçimlerde ben TÜRMOB‘daki arkadaşlar adına da söylerim "hodri meydan" diye. Yani bu örgütler teslim alınamaz. Bu örgütlerin kendi iç birikimlerini çok yükselttik. Böyle teslim alamayacaklarını bildikleri zaman ne yapıyorlar? Mesela bizim başımıza gelen: bu son AKP iktidarı zamanında bir yasa tasarısı. Türkiye bilir bunu, kamuoyu önüne taşıdık; yabancıların çalışma iznini düzenleyen yasada değişiklik yapılıyor. Yani bakarsanız, TMMOB‘yle hiç uzaktan yakından alakası olmayan bir şey yabancıların çalışma iznini düzenleyen yasada değişiklik yapan yasa tasarısı. 7 maddeden oluşuyor. 4 maddesi bizim hem 6235 sayılı TMMOB Yasası‘nda, hem de 3458 Sayılı Mühendislik Mimarlık Hakkında Yasası‘nda değişiklik yapıyor. 3458 Sayılı Yasa gereği, mühendislik, mimarlık okur, okuldan mezun olursunuz. Bunda değişiklik yapıyor. Biz öncelikle de şunu söylüyoruz; mühendislik, mimarlık evrensel bir meslek. Yani bir inşaat mühendisi Türkiye‘de de inşaat mühendisi, Almanya‘da da inşaat mühendisi. İster Alman olsun, ister Türk olsun, bizim için fark etmiyor evrensel bir meslek. Ama yaptığı bu değil, sermayenin sınırsız dolaşımı için, yani Türkiye‘nin bütün temel değerlerinin peşkeş çekilmesi anlamına gelecek bir şekilde bunu denetimsiz kılıyor.
SUNUCU : Çaktırmadan başka bir şeyin başka bir yasanın içine gizliyorlar.
MEHMET SOĞANCI : Evet. Şimdi bu 6235 sayılı Yasa, bizim temel yasamız ve bizim yetki alanlarımız daraltılmak isteniyor. Neyse ki; bir önceki Cumhurbaşkanı, bu yasanın bizimle ilgili olan maddelerini veto etti. AKP, bu meslek örgütlerini teslim alamıyor ama senin örgütünün elini kolunu bağlamak için elinden geleni yapıyor. Ne yaptı mesela: Orman Mühendisleri Yetki Yasası... 60 meslek disiplini var bunlardan bir tanesi orman mühendisliği. Şimdi bilim ve tekniğin gereği bir iş yapacaksan, önce bunun örgütüne yani usulen de olsa sorulur: "Hani bu orman mühendisleri ne yapar?" diye. Ucube bir yasa tasarısı, bunun yönetmelikleri şimdi mahkemelik ve hepsi dönüyor geriye. Böyle abuk subuk anlamsız bir iş yaptılar. Orman Mühendisliği Yetki Yasası; Türkiye‘de TMMOB Yasası‘na müdahil olma yasasıdır. Aslında meslek yasasını savunmak başka bir şey. Mesleklerin kendi yasalarını tanımlanmasına Türkiye için gerekli bir şey kimse itiraz etmez. Ama bunların yapışlarında ki mantık; onun kendi birliğinin alanını daraltmak noktasında oldu. Kelimenin tek anlamıyla iğrenç bir iş yaptılar aslında. Mesela ne yaptılar; işte iş sağlığı ve iş güvenliği... Bugün Tuzla tersanelerinde haftada bir ölüm var. Türkiye iş kazalarındaki ölümlerde Avrupa 1.si, dünya 7.si. İş kazalarında ki ölümlerde rekor kırıyoruz. Bu alanın düzenlenmesi lazım. Bu alanın düzenlenmesi için, Türk Tabipleri Birliği‘yle de çok sayıda çalışmamız var, çok sayıda önerimiz var.
SUNUCU : İnsan için vahşi bir ortam orada ki...
MEHMET SOĞANCI : Geri kalmış ülkelerden bile öndeyiz iş kazalarında. Acımasız vahşi kapitalizmin en önemli gösteri yeri. Şimdi böyle bir yasa tasarısı var ama senin alanını daraltacak ya umurunda değil oradaki ölümler. İş sağlığı iş güvenliği alanında bir düzenleme umurunda değil. Tabiplerle de daha önce dava açtık, Anayasa Mahkemesi‘nden döndü geldi, yönetmelikleri iptal ettirdik. Mesela iş sağlığı ve güvenliğinde çalışacak olan mühendislerin eğitimini Bakanlığa bağladılar. Maksat başka. Hani buraları teslim alamaz AKP ama o siyasal iktidarın kendi gücüyle, örgütlerin yetki alanlarını daraltmak için elinden geleni yapıyor. Bunun altı çok önemle çizilmek zorundadır. Siyasal iktidar ne yaptığının farkında değildir. Bu meslekler hani amiyane tabiriyle tombala meslekler değil. Bu meslekler, örneğin bizim mesleğimiz kapitalizmle ortaya çıkarak şekillenen gelişen bir meslek. Bunun 100 yıllık bir geçmişi var ve bu geçmişin birikimi, bu örgütler aracılığı ile geleceğe taşınır. Yani mesleğin daraltılması, birliğin daraltılması, özelleştirmeler, kamusal değerlerin yok edilmesi, Türkiye‘nin yeniden dizayn edilmesi, kapitalist küreselleşmeye uyumu, hepsini bırakalım çok şovanistce kendi mesleğimden bakayım; mühendisliği bitiren bir alandır özelleştirme işi. Mühendislik birikimi kolay yaratılan bir iş değildir, özelleştirerek bu birikimi berhavat edersiniz dağıtırsınız. Müdahale bu noktalarda olmaktadır ve biz örgütler olarak bunun da çok farkındayız. Belki de, bu program da bunun görünür olmasını öne çıkardı, o açıdan da gerçekten programınıza teşekkür ediyorum bir kere daha.
...
SUNUCU : Sayın Soğancı AKP bu ülkede ne yaptı, ben merak ediyorum.
MEHMET SOĞANCI : Şöyle bir şeyi her zaman söylüyorum; AKP‘nin IMF ve Dünya Bankası nezninde karnesi A‘dır. Kapitalist küreselleşmeye uyum sürecini Türkiye‘ye en iyi yaşatan siyasal iktidardır. Bizim durduğumuz noktadan ise tam tersi. AKP o kapitalist küreselleşmenin gereği görevini yapmakla yükümlüdür bunu da çok başarılı bir şekilde yapmaktadır ama olan emeğe ve halka olmaktadır.
Burada önemli olan, insanların, yurttaşların, hepimizin bunun farkına varmış olmasıdır. Tam da işte bu noktada meslek örgütlerine çok büyük görevler düşmektedir. Böyle bir nedenden dolayı farklı görevleri üstlenmek zorunda kalıyoruz. Bizim örgütümüzdeki 300 bine yakın üyemizin yaklaşık % 25‘i ya işsiz ya meslek dışı bir işte çalışıyor.
SUNUCU : Öyle mi?
MEHMET SOĞANCI : İlkokul birinci sınıftan üniversite mezuniyetine bir mühendisin, mimarın maliyeti 100 bin dolardır. Bu kadar plansız bir ekonomik sistem içerisinde, bu insanların yetiştirildiğini ve sisteme dahil olduğunu düşünün.
SUNUCU : Akıl terk edildiği için. Planlama aklın en önemli şeyidir.
MEHMET SOĞANCI : Evet bütün bunlar yok.
SUNUCU : Göstergesi hesapsız bir şekilde mühendislik fakülteleri açılıyor.
...
MEHMET SOĞANCI : Şöyle bir şeyden bahsetmek istiyorum. Şimdi kapitalist küreselleşmenin bu yıkıcı etkisinin nasıl olduğunu görünür kılmak için çok büyük görevler üstendik. Biz kendi kendimize üstlenmedik bunu, şartların zaruri sonucu oldu bu. TMMOB bağlı odalarıyla birlikte yılda 200‘e yakın etkinlik yapıyor. Çevre sempozyumu yapıyoruz, Türkiye‘nin çevre değerleri nasıl yok edilmekte o fotoğraf çekiliyor ve kamuoyunun, siyasi karar vericilerinin kullanımına sunuluyor. Afet sempozyumu yapıyoruz; normalde depremler, yangınlar, sel felaketleri birer doğa olayıdır ama Türkiye‘deki sistem bozuk olduğu zaman bunların hepsi afete dönüşüyor. Japonya‘da 7.2 şiddetinde deprem evlerin çamını kırmaz, bizde 7.2 binlerce yurttaşımızın canına mal olur. Afet sempozyumlarında o bilimin ve tekniğin gereklerini ifade ediyoruz. Yerel Yönetimler Sempozyumu yapıyoruz, "bir başkent, bir İstanbul böyle yönetilemez"i anlatıyoruz. Enerji Sempozyumu, Özelleştirme Gerçeği Sempozyumu, Denizcilik Sorunları Sempozyumu, Sanayi Kongresi, İklim Değişimi Sempozyumu ve Su Politikaları Kongresi son 6 ayda Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği‘nin gerçekleştirdiği etkinlikler. Bu etkinliklerde bilim insanları geliyor örgütümüzün deneyimlerinden geçen görüşler ifade ediliyor. Bunların her biri bir siyasi manifestodur, her birinin sonuç bildirgesi bir siyasi manifestodur. Bilimsel bilgi vardır, alın teri vardır ve emek vardır. O zaman da kapitalist küreselleşmenin ideolojik açılımlarına karşı bir dik duruş olur. İşte biz düzenlediğimiz tüm bu bilimsel etkinliklerle, bunları ortaya koyduğumuz zaman, AKP niye bize karşısınız noktasına geliyor.
...
MEHMET SOĞANCI : Tüm meslek örgütlerinin, kendi meslek alanları üzerinden ifade ettikleri; aslında bu mevcut sistemin bozukluklarının, yanlışlıklarının görünür kılınmasıdır. Bu örgütler ne yapılması gerektiğini de anlatmaktadırlar. Yani sadece fotoğraf çekmiyor, sorunları tespit ediyor ve çözüm önerilerini de ifade ediyor. Bunun için de bizimle uğraşılmak zorundadır.
Biz Türkiye‘de başka bir işe de yüklendik. Az önce de ifade ettim, Türkiye‘de siyasi özne problemi olduğu için, Türkiye‘nin demokratik gelişiminde, 12 Eylül hukuku gibi etkilerle siyasi karar vericilerde ve bu işi örgütlemede bir problem olduğu için, bu ortamda SSGSS‘nin reform adı altına nasıl bir yıkıntı yasası gündeme getirdiğini görünür kılmak için ciddi olarak bir iş düştü üzerimize.
1 Mayıs‘ta emeğin bayramının kutlanması için Taksim‘e çıkıyoruz. Şimdi ben bir meslek örgütü insanıyım, sonuçta bana mı kaldı diye soruyorum zaman zaman. Ama biz bundan hiç rahatsız değiliz. Bazı şeyler bize kalıyor. Meslek örgütlerinin böyle bir anlamı var. Biz bunlara adım attıkça, yani Türkiye‘de verilen demokrasi mücadelesinin ön saflarına çıktıkça bu sefer siyasal iktidarlar bizle uğraşmak zorunda kalıyor. Ha neden uğraşıyor çünkü...
SUNUCU : Şu nedenle. Size çarpıcı bir örnek vereceğim: 17 Ağustos 1999 depreminden 6 ay önce Kocaeli‘nde İzmit‘te düzenlenen bir sempozyuma Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından sunulan bir tebliğ var, "deprem gelecek" demiş. Zannediyorum size bağlı odalardan Jeoloji Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası.
MEHMET SOĞANCI : Evet birlik etkinliğimiz, il koordinasyon kurulumuz aracılığı yapılmıştır o.
SUNUCU : Birlik etkinliği evet. Yıkıcı bir deprem gelecek ve Türkiye deprem kuşağında, hatta çizilmiş. Şimdi depremden sonra İzmit Belediyesi bunları yayınladı kitap olarak. Şimdi ben orada okuduğum zaman hakikaten insan çarpılıyor, olamaz böyle bir şey, siz bu yüzden gereklisiniz, meslek birlikleri bu yüzden var.
MEHMET SOĞANCI : Bu ülkede siyasi karar vericiler ölümün üzerinden rant yapma işini bile gündeme getirebilmişlerdir. Türkiye‘de depremden sonra çıkan yapı denetim yasaları, depremden sonra çıkartılan ya da çıkartılamayan afet yasaları... Bunların neden çıkartılamadığına baktığınızda altında büyük bir rantiye dönmektedir. Bunları biz açığa çıkarttığımız için bizimle uğraşılmak zorundadır. Yani biz, sadece deprem geliyor diye bir tahminin ötesinde, bir deprem olayının afete dönüşmemesi için yapılması gerekli olan her türlü tekniği, bilim insanlarını bir araya getirerek ifade ediyoruz. Defalarca yapıldı bu sempozyumlar, defalarca anlatıldı. Türkiye‘de hala bir afet yasasının geliştirilmesi ve güncelleştirilmesi mümkün kılınamamıştır. Yapı denetimi Türkiye‘nin en zengin 17 ilinde geçerli olmak üzere çıkartılmıştır. Türkiye‘nin tamamının bir deprem kuşağı içinde olduğunu artık bizim söylememize gerek yok. Bu dünya haritalarında belli bir şey ama yapı denetimi yalnızca 17 zengin ilde uygulanmaktadır, rantın olduğu illerde uygulanmaktadır. Biz bunları söylediğimiz için bizimle uğraşılmaktadır.
Bizim meslek örgütlerimiz Türkiye‘nin nefes alma-verme alanlarıdır. Bu meslek örgütlerinin sözü; insana, yaşama ve geleceğe dairdir. Siyasal iktidar bıraksın uğraşmayı da bu sözleri dinlemeye çalışsın, dinlemekten de öte anlamaya çalışsın, algılamaya çalışsın. O zaman Türkiye‘deki çocuklarımız için, geleceğimiz için çok hayırlı bir iş yapmış olurlar.
...
SUNUCU : Bu turda ne yapılabilir, nasıl hareket edilmelidir bunu konuşalım. Hükümetin müdahalesinin ortadan kaldırılması nasıl bir toplumsal fayda getirecektir? Meslek örgütlerinin özerkliğinin önemi nedir bunun üzerinde duralım bence...
MEHMET SOĞANCI : Şimdi Sayın Yanardağ, aslında bizim yasamızın, yani 6235 Sayılı Yasa‘nın normalde demokratikleştirilmesi gerekli. Dünyada bizim emsalimiz örgütlerle karşılaştırdığımızda, bizim yasamızda "kamu kurumu niteliğinde meslek örgütü" yazar. Aslında bütün dünyada mühendislik, mimarlık örgütlenmelerine baktığınızda, kendi şartnamelerini, kendi düzeneklerini, mühendislerin sertifikasyonunu, akreditasyonunu yapar. Örgütlenmeler; tümüyle özerk, bağımsız kuruluşlar olarak kabul edilen kuruluş aracılığı ile yapılır. Türkiye‘de şu an ki gibi müdahalelerle uğraşılacağına aslında kamu kurumu niteliğinden öte tümüyle bağımsız, özel, kendi gelirini ayarlayan, kendi içinde yasasına kadar kurallarını koyabilen yapıların oluşturulması gerekli. Maalesef Türkiye‘de doğru söz söyleyeni 9 köyden kovarlar sözü çok doğrudur. Yalnızca AKP değil, hangi siyasal iktidar olursa olsun -mevcut sistemin nemalandıran, bu rant işini çeviren, IMF ve Dünya Bankası ekonomi programlarını uygulayan- herkes karşısında söz söyleyen meslek örgütleriyle de uğraşmaktan keyif alıyor. Aslında yapılması gereken tam tersi. Bu meslek birlikleri üyelerinin hak ve çıkarlarının korunması için oluşturulan yapılar, ama öte yandan da tarihsel sorumlulukları var. Kendi meslek alanları üzerinden ülkeye ilişkin söz söyleyecekler. Türkiye için bu 1970‘lerden beri hoş bir birikim oldu aslında. TÜRMOB daha sonra kuruldu ama bütün örgütlerin gerçekten ciddi bir birikimi oldu. Aydınlık bir Türkiye için, bu meslek örgütlerinin bilimsel verilere, tekniğe dayalı, çağa uygun ama geçmişi de ifadelerine kilak vermek lazım. Önemli olan bunun önünün açmak yani bizlerin sözünü duyulabilir hale getirmek. Sistemin, bizleri görünür kılması lazım, buna ön ayak olması lazım. Ama Türkiye‘de nerede bu?... Türkiye‘de demokrasinin sınırları AB ile pazarlıklar noktasında dönüyor yani kendi iç dinamikleri ile gelişmiyor. Türkiye‘deki demokrasi ne kadar gelişkinse bizim gibi örgütler ancak o kadar özerk ya da bağımsız kalabiliyor. Bütün sıkıntı bu. Ecevit Hükümeti zamanında 15 günde 15 yasa, Derviş yasaları çıkartıldı. Hızını alamayan AKP iktidarı zamanında da tüm yasalar çıkartıldı. Bizim meslek alanlarımızla ilgili olan nükleer santral yasasından enerji yasalarına, üst kurulların oluşturulmasından özelleştirme yasalarına bir çok yasa çıkartıldı ama bunların bir tanesi için bile bizden görüş alınmadı. AKP‘nin kendi mantığı var, "görüş aldık sivil toplum örgütlerinden" diyorlar ama valla bizden almıyorlar. Ya da usulen aldıklarında da almış oluyorlar yani bu kağıdı verdiğinizde alınmış oluyor da okunmuyor ve ondan yararlanılmıyor.
SUNUCU : Anayasa‘yı da bayağı demokratik hazırladılar!, 6 kişilik komisyona hazırlatıp size "maille gönderin görüşlerinizi" diyorlar.
MEHMET SOĞANCI : Şimdi örneğin TÜRMOB‘la ilgili yasa var. TÜRMOB‘a yapılan iş kötü bir iştir. Bu her meslek örgütünü 1. dereceden ilgilendirir. Buna karşı çıkılması, buna dik bir duruş sergilenmesi şarttır. Bu hepimizin başına her an yetkilerin kısıtlanması yönünde gelebilir. Geçen sene Tabiplerle epey bir uğraşıldı, bir de onların bir macerası daha oldu 3 sene yapılamadı, başka sağlık odaları meslek birlikleri çıkartılma çabaları oldu. Bize yönelik bu yabancılar yasası var. Bizler farklı siyasal düşüncelerimiz olsa bile, örgütlerimizin farklı kültürel geçmişleri ve birikimleri olsa bile, sonuç itibariyle meslek adamı kimliğimizle ve bir meslek örgütü yöneticisi kimliğiyle baktığımızda neler olabileceğini görüyoruz. Yani bu örgütlerin böyle çok gelişmiş bir demokrasi kültürleri ve anlayışları var. Ben demin söyledim, şimdi yine söyleyeyim, siyasal iktidarın yapacağı çok basit bir şey, bu örgütlerin söylediklerini algılamaya çalışacak. Başka bir yolu yok bu işin.
SUNUCU : Anlamaya çalışacak.
MEHMET SOĞANCI : Evet anlamaya çalışacak, yeterince anlatmaya çalışıyoruz ama onların anlamakta biraz problemi oluyor. Türkiye‘de var olan bu 7 meslek kuruluşu gerçekten Türkiye demokrasi için kazanılmış değerlerdir. Bunların hiç hırpalanmaması lazım. Aksine bunların aydınlık bir Türkiye için geliştirilmesi lazım. Bu konu çok önemlidir. Biz bir şeyin daha farkındayız, yani siyasal iktidarı bilmiyorum ama genel yurttaşlar açısından, halkımız açısından örgütlerimize verilen değerin ve bize karşı duyulan güvenin çok farkındayız. Bu üyelerimiz nezdinde de öyle, dışarıdan bizi izleyen yurttaşlarımız açısından da öyle. Biz konuştuğumuz ya da gittiğimiz her yerde sıcak temaslarda bulunduğumuzdan bunu biliyoruz. Ve ben de bunun aslında keyfini yaşıyorum bunu söylemek istiyorum.
...
MEHMET SOĞANCI : Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği açısından TÜRMOB kardeş bir örgüttür, yol arkadaşıdır. Onların çabalarına birlik olarak destek vermekten öte omuz vermeye çalıştığımızı ve sonuna kadar da çalışacağımızı buradan ifade etmek istiyorum. Konu ile ilgili TMMOB‘ye ilişkin de söylemek gerekirse, bizim şube genel kurullarımız yapıldı ve birer demokrasi şöleni halinde geçti. Oda Genel Kurulları sürecimiz yaşandı ve Birlik Genel Kurulu da Mayıs ayında toplanacak. Burada söylenen sözler gerçekten aydınlık bir Türkiye içindir, bütün meslek birliklerinin genel kurullarında ifade edilenler sözler, hep çocuklarımıza ve geleceğimize yönelik sözlerdir. Bunun da herkes tarafından çok iyi algılanması gerekir. Altını ısrarla çiziyorum, bu ülkenin bu meslek birliklerine çok büyük ihtiyacı vardır. Meslek birliklerinin de şüphesiz az önce söylenildiği gibi örgüt üyelerine çok ihtiyacı vardır yani oyun çift taraflıdır. Üyelerin bu meslek birliklerine TÜRMOB‘a, TMMOB‘ye, Tabipler Birliği‘ne, diğer meslek birliklerine sahip çıkması da demokrasinin gelişimi açısından önemlidir. Biz ne yapacağız; biz her zaman barışı, adaleti, eşitliği kardeşliği, bir arada yaşamı, aydınlık bir Türkiye‘yi savunmaya bunun için elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz. Gerçekten emek ve meslek örgütlerinin sözü insana ve yaşama dairdir. Bu konu Türkiye‘nin demokratikleşmesinde çok önemlidir. Sözümüzün düzgünce anlaşıldığına da inanmak istiyorum sağ olun.


