TMMOB KIRKLARELİ KENT SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ
TMMOB Kırklareli Kent Sempozyumu 12 Haziran 2009 tarihinde düzenlendi. Sempozyumda “Ormanlar, Su Kaynakları, Tarım Alanları ve Geleceğimiz”, “Su, Çevre, Enerji”, “Bölge Planı ve Kentin İmar Sorunları” başlıklarında üç oturum gerçekleştirildi.
Sempozyumun açılışında sırasıyla TMMOB Kırklareli İKK adına Dr. Erol Özkan, TMMOB Yönetim Kurulu II. Başkanı Nail Güler ve Kırklareli Belediye Başkanı Cavit Çağlayan konuştu.
TMMOB birimlerinden çok sayıda kişinin yanı sıra Kırklareli erkânı ve emek-meslek örgütlerinden katılım sağlanan sempozyuma, TMMOB Yönetim Kurulu üyeleri Alaeddin Aras, Cemalettin Küçük ve Gülay Odabaş katıldı.
TMMOB Yönetim Kurulu II. Başkanı Nail Güler konuşmasında şunları söyledi:
Değerli katılımcılar;
TMMOB hakim söylemlere karşı farklı seçenekler olduğunu göstermek üzere kent sempozyumları düzenlenmesi kararı almıştır. Bugüne kadar İKK‘larımız sekreteryalığında düzenlenen İstanbul, Bursa(2.kez), Ankara(2.kez), Kocaeli, Bodrum Yarımadası, Eskişehir, Denizli, Adana, Mersin, Samsun, İzmir, Aydın, Edirne, Diyarbakır kent sempozyumları bilimsel ve teknik mesleki düşüncelerimizin, duyarlılığımızın paylaşılmasına olanak sağlanmıştır. Bugün burada Kırklareli‘nde, önümüzdeki süreçte, Van, Batman, İstanbul (2. kez) kent sempozyumlarında, kent sorunlarının irdelenmesi ve geleceğe yönelik akılcı, duyarlı ve toplumu referans alan önerilerin tartışılması hedeflenmektedir.
TMMOB kent sorunlarına ilişkin olarak yerel yönetimler, kamu kaynaklarının dağılımı, afetler, çevre, altyapı, ulaşım, konut, turizm, kentsel koruma, kentsel dönüşüm temalarında sorunların tespitlerini ve çözüm önerilerini kamuoyuna sunmaktadır. Bu kapsamda, konuya ilişkin düşüncelerimizi ana başlıklar halinde "Nasıl bir kent? Nasıl bir yerel yönetim?" raporumuzla yerel seçimler öncesinde bir kez daha kamuoyuna duyurduk. Bu raporumuzda da olduğu gibi TMMOB kent yaşamını ilgilendiren imar, kültür, turizm, çevre, kamu yönetimi ve yerel yönetim sistemini düzenleyen yasaların eksiklik ve yetersizliklerinden bahsederken; insan sağlığı, doğal çevre, insan hakları, kentli hakları, katılım, yaşanabilirlik gibi kavramlara referans vermektedir.
Değerli katılımcılar,
Kentlerde yaşayanların büyük bir kısmı eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi temel haklardan yoksun bırakılırken, başta su, elektrik, doğalgaz ve ulaşım olmak üzere temel kentsel altyapı hizmetleri ile eğitim, kültür, sağlık, çevre vb. alanlarda sağlanan sosyal hizmetler özelleştirilerek ticarileştirilmekte; kamusal kaynaklarımız yerli ve yabancı tekellere aktarılmaktadır. Emekçilerin, yoksulların sosyal ve siyasal yaşamdan tümüyle dışlandığı yıkıcı bir ortamda yoksulluk ve yoksunluk derinleşerek sürmektedir.
"Kentsel dönüşüm" ve "yeniden yapılanma" olarak adlandırılan süreçlerle belirlenen kent parçalarının, içinde yaşayanlardan bağımsız, yeni imar hakları verilerek sermaye çevrelerine pazarlanması, özelleştirilmesi, satılması ya da tahsis edilmesi belli kesimler için "köşe dönme" aracı haline getirilmiştir.
Azami rant beklentilerinin, yağmanın kıskacına sokulan kentlerimizin doğal ve kültürel değerleri, ormanları, yeşil alanları, sahilleri yok edilmekte, kamu arazileri elden çıkarılmakta, yaşanan çevresel kirlilikle birlikte kentlerimiz ve kentlilerimiz bir felaketin eşiğine getirilmektedir.
Sermaye, yeryüzündeki bütün kaynakları azami kâr hırsı ile acımazsızca tüketirken, insan ve doğaya verdiği zarar çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Bu durum insanlığa yaşanabilir bir gelecek sunmamaktadır.
Doğal kaynaklar ve verimli araziler, sermayenin kar hırsı uğruna acımasızca peşkeş çekilirken doğal güzellikler ve ekolojik denge sarsılmakta; yanlış sanayileşme, enerji, ulaşım ve kentleşme politikaları sonucunda bir dizi toplumsal ekolojik sorun oluşmaktadır. Orman alanlarımız sahip oldukları ve fiyatlandırılamayan diğer işlevleri yok sayılarak, arsa fiyatları üzerinden 2b adı altında ticari ranta kurban edilmektedir. Bir yandan 2b adı altında ormanları pazarlamaya çalışıyorlar. Diğer yandan büyük çoğunluğu arsa değeri üzerinden pazarladıkları orman alanlarındaki temiz ve kullanılabilir suyumuzu da ticarileştirmeye çalışıyorlar.
Bugün misafir olduğumuz Kırklareli, Istıranca (Yıldız) Dağları ve Ergene Ovası bölümleri üzerinde yer alan hudut ilimiz. Ergene nehri ve Rezve deresi, Şeytan deresi ile diğer dereler önemli su kaynaklarıdır. İlimizde paha biçilmez doğa parçası longoz ormanları, longoz gölleri var. Bunlar yeraltı su kaynaklarının dengesini sağlayan doğa parçaları.
Kırklareli çevresi de son yıllarda dünyada ve ülkemizde neo-liberal politikaların uygulayıcılarının gerçekte piyasa değeri ölçülemeyecek doğal varlıkları; bunlardan sağlanan ürün ve hizmetleri ticarileştirme çabaları tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Değerli katılımcılar,
TMMOB İKK Sekreterliği tarafından oda bileşenlerimizin katılımı ile düzenlenen Kırklareli Kent Sempozyumu‘nda, uygulanan politikalara karşı; bilimsel, teknik ve toplumu öne alan alternatiflerimizi sunacağız. Sanayi, enerji, turizm, tarım, ulaşım, sağlık, çevre, eğitim, kentin kültür ve sanat politikaları bir arada gerçekleştirilmedikçe ve her birine eşdeğer önem verilmedikçe arzu edilen kent yaşamının gerçekleşemeyeceğini bir kez daha vurgulayacağız. Umuyorum ki bu sempozyumla Kırklareli ve çevresine yönelik sunacağımız perspektifler ve kalıcı çözüm önerileri kentimizin gelişmesine yardımcı olacaktır.
TMMOB adına bu Sempozyumun oluşmasını sağlayan TMMOB‘ye bağlı odaların değerli temsilcilerine, Düzenleme Kurulu üyelerine, Sempozyum Yürütme Kurulu üyelerine, Sempozyum Sekreterine ve Danışmanlar Kurulu üyelerine, Sempozyumun gerçekleşmesi için görev üstlenen birimlerimizin Yönetim Kurulu üyelerine ve Oda çalışanı arkadaşlarıma, sempozyuma katılımları ile katkı sağlayan değerli bilim insanlarımıza, sivil toplum örgütleri temsilcilerimize ve saygın kurumlarımıza Kırklareli İKK Sekreterimiz ÖMER ULUSOY‘un şahsında TMMOB Yönetim Kurulu adına teşekkür ediyorum.
Ozan Berraki‘nin uzun şekilde anlattığı Kırklareli şiirinin bir dörtlüğünde belirttiği gibi;
" Kıyıları zümrüt orman
Ovası verimli harman
Önem verildiği zaman
Bir sebildir Kırklareli "
Bir kente sahip çıkacak o kentte yaşayan bireylerdir. Kente dair her türlü kararda kentlilerin katılımının sağlanması vazgeçilmez bir hak olmalıdır. Kırklareli‘nin M.Ö. 5800‘lere varan, insanlık tarihi kadar çok eski bir yerleşim bölgesi olduğu bilinmektedir. Hepimiz böyle bir tarihi geçmişe sahip kentin sakini değil sahibi olalım, bunun için mücadele edelim.
Sempozyumun başarılı geçmesini diliyor, saygılar sunuyorum.


