TMMOB "PETROL YASA TASARISI PANELİ" YAPILDI

20.02.2006

TMMOB, "Petrol Yasa Tasarısı" panelini 17 Şubat 2006 tarihinde gerçekleştirdi. Açılış konuşmasını TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı'nın yaptığı panelde Mecliste grubu bulunan partiler, PETROL-İŞ, PETFORM ve TMMOB adına görüşler sunuldu.

Paneli TMMOB adına Dündar ÇAĞLAN yönetti. TMMOB adınaUğur GÖNÜLALAN CHP adına Tacidar Seyhan, AKP adına Ahmet Rıza Acar, ANAP adına Mehmet KEÇECİLER, PETFORM adına Murat Yazıcı, Petrol-İş adına Ayfer Eğilmez görüş belirttiler.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı açılış konuşmasında şunları söyledi:

Değerli konuklar,
Sevgili Arkadaşlar,

TMMOB Yönetim Kurulu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Petrol Yasası ile ilgili mecliste grubu bulunan Siyasal partilerimizle ve kuruluşlarla görüşlerimizi paylaşacağımız bu etkinliğimize katılarak bize onur verdiniz. Hepinize Yönetim kurulumuz adına hoşgeldiniz diyorum.

Değerli Arkadaşlar, Ana Yönetmeliğimizde TMMOB ve bağlı odaların amaçlarında şunlar da tanımlıdır:

a) Günün gerek ve koşullarına ve mevcut olanaklara göre, kanun, tüzük ve bu Ana Yönetmelik hükümleri içinde kalmak üzere, mühendis ve mimarları meslek kollarına ayırmak, meslek ve çalışma konuları aynı ya da birbirine yakın bulunan mühendis ve mimarlık grubu için Odalar kurmak.

b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak.

c) Meslek ve çıkarları ile ilgili işlerde, resmi makamlar ve öteki kuruluşlar ile işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve önerilerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, bilimsel şartnameler, tip sözleşmeler ve bunlar gibi bütün bilimsel evrakı incelemek ve bunların değiştirilmesi, geliştirilmesi ya da yeniden konulması yolunda önerilerde bulunmak.

İşte bu amaçlar doğrultusunda çalışmalara yürüten TMMOB bu gün Petrol Yasası tasarısı hakkındaki görüşlerini bu etkinlikle kamuoyu ve ilgililerince paylaşmaktadır.

TMMOB bu gün 23 bağlı odası ile birlikte üçyüzbine ulaşan üye sayısı ile Türkiye‘de gerçekten önemli bir büyüklüğe sahip bir meslek örgütüdür.

Bu büyüklükte örgütlü bir yapının şüphesiz kendini tanımlaması, dünyaya, ülkeye, bakışını netleştirmesi ve bunu kamuoyuna duyurması kaçınılmazdır. Kendini tariflemesi en olağan bir durumdur.

Artık her kes biliyor ki;

TMMOB ve bağlı Odaları;
Mesleki demokratik kitle örgütüdür.
Demokrat ve yurtsever karakterdedir.
Emekten ve halktan yanadır.
Anti-emperyalisttir, Yeni Dünya Düzeni teorilerinin, ırkçılığın ve gericiliğin karşısındadır.
Siyasetin dar anlamını aşar, yaşamın her olayını siyasetle ilişkili görür.
Barıştan yanadır.
İnsan hakları ihlallerine karşıdır, insanlık onurunun korunmasından yanadır.
Örgütsel bağımsızlığını her koşulda korur, gücünü sadece üyesinden ve bilimsel çalışmalardan alır.
Meslek ve meslektaş sorunlarının, ülkenin ve halkın sorunlarından ayrılamayacağını kabul eder.
Politikanın oluşturulmasında ve uygulanmasında demokratik merkeziyetçi yöntemleri uygular.
Karar alma süreçlerinde demokratik ve katılımcıdır.
Bağlı Odaları ile birlikte mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek alanlarını düzenler, üyesinin ve halkın çıkarlarını korur.
Sanayileşme ve demokratikleşme alanlarında durum tespitleri yapar, politikalar ve çözüm önerileri üretir. Ülkenin demokratikleşmesi için çaba sarf eder.
Kamuoyu oluşturmaya yönelik çalışmalar içinde tartışmasız yer alır.
Demokratik Kitle Örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile ilkeli ve demokratik işbirliği içerisindedir.

Hepimiz biliyor ki; mühendislik, bilim ve teknolojiyi insanla buluşturan bir meslek. Bizim örgütümüz TMMOB; odağında, öznesinde insanın olduğu bir mesleğin uygulayıcılarının örgütü. İnsan odaklı olmasından dolayı, bizim mesleğimiz onurlu bir meslek ama bir o kadar da sorumlulukları olan bir meslek. Dolayısı ile bu mesleğin örgütünün, TMMOB nin de sorumlulukları ona göre fazlalaşıyor.

Biz, bir yandan insana ve insanlığa karşı işlenmiş suçlara karşı çıkıyoruz, öte yandan da insana ve insanlığa olan sorumluluklarımızı biliyoruz ve sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir yandan da üyelerimizi haklarının elde edilmesine, taleplerinin gerçekleşmesine yönelik çabalarda bulunuyoruz. Bir yandan da meslek alanlarımız ile ilgili ülke gerçeklerine ilişkin oluşturduğumuz görüşlerin kamuoyuna yansımasına çalışıyoruz, görüşlerimizi yerel ya da siyasal iktidara iletiyor, görüşlerimizin takipçisi oluyoruz.

İşte Bu günkü etkinliğimiz de böylesi bir çabanın sonucudur.

Panel yöneticimi Dündar arkadaşımın, panelde konuşacak Uğur arkadaşımın görüşleri TMMOB‘nin görüşleidir.

Ben çağrımıza uyarak katılan sayın milletvekillerine, petform ve petrol-iş temsilcilerine teşekkür ediyorum.

Yasa ile ilgili TMMOB görüşlerini oluşturan Çalışma grubu üyelerimize Oğuz Türkyılmaz (MMO)
Dündar Çağlan (JMO) Demet Gürbüzler (ŞPO) Gülgün Şenlen (KMO) Uğur Gönülalan ve Tuncer Seğmen (Jfmo) e Çalışma Grubunun sorumlularımız: Oğuz Gündoğdu ve İbrahim Vardal
Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ediyorum.

Katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

TMMOB‘nin PETROL KANUNU DEĞİŞİKLİK TASARISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMESİ

Dünya enerji ihtiyacının karşılanmasında % 37 gibi önemli bir paya sahip olan petrol, ülkemizde de % 43‘lük oran ile enerji tüketiminde birinci sırada gelmektedir.

Türkiye‘nin geçtiğimiz yıl içindeki enerji tüketimi 58,2 milyon ton petrol eşdeğeri düzeyinde gerçekleşmiş, bu tüketimin % 68,4 lük kısmı ise ithalat yoluyla karşılanmış ve ithalata 6,1 milyar dolar ödenmiştir. Önümüzdeki yıllarda, petrol ve doğalgaz talebinde artış olacağı ve 2020 yılında Türkiye‘nin bugünkü petrol talebinin tamamına yakınının ithalat yoluyla karşılanacağı öngörülmektedir.

2004 yılında toplam ham petrol ihtiyacının % 8,7‘sinin yerli üretimle karşılandığı ülkemizde mevcut petrol sahalarının ekonomik ömürlerini tamamlaması ve yeni keşiflerin olmaması sebebiyle petrol üretimimiz giderek düşmekte ve kalan üretilebilir petrol rezervinin yeni keşiflerin yapılmaması durumunda ve bu günkü üretim seviyesiyle yaklaşık 18 yıl içinde tüketilmiş olacaktır.

Ülkemizin büyük ihtiyaç duyduğu önemli enerji kaynaklarından olan petrol ve doğalgazın öncelikle kendi öz kaynaklarımızdan sağlanmasıdır.

Petrolde dışa bağımlılığın azaltılarak, ihtiyacın olabildiğince kendi doğal kaynaklarımızdan karşılanmasının tek yolunun petrol arama faaliyetlerinin arttırılarak yeni sahalarının keşfedilip üretime alınmasıyla olacağı açıktır.

Bu anlamda da ülkenin ham petrol ve doğal gaz arama ve üretim politikalarının belirlendiği, kaynakların değerlendirilmesinin siyasi tercihlerinin yapıldığı yasal çerçeveyi belirleyen Petrol Kanunu ve bu kanunda yapılacak düzenlemeler de büyük önem kazanmaktadır.

1954 yılında çıkarılmış ve üzerinde bazı değişiklikler yapılmış Petrol Kanunu‘nda bu gün köklü değişiklikler yapılmak istenmektedir.
Bu güne kadar bazı yasalarda yapılan değişikliklerle; Dünya petrol sektöründe olduğu gibi , arama, üretim, taşıma, rafinaj ve dağıtım bütünlüğünün aynı yapı içinde TPAO ve yan kuruluşları eliyle birbirini tamamlayarak yürütülmesi anlayışı terkedilmiş, TPAO bünyesindeki TÜPRAŞ, BOTAŞ, POAŞ ve DİTAŞ, PETKİM, TÜGSAŞ bilinçli olarak parçalanmış, BOTAŞ hariç diğerleri özelleştirilmiştir. TPAO‘nun kendi gelirlerinden arama ve üretim projeleri bütçesini oluşturma yetkisi alınarak; genel bütçeden çok sınırlı pay ayrılması sonucu kamu kuruluşumuzun ve dolayısıyla ülkemiz petrol aramacılığı faaliyetleri durma noktasına gelmiş, TPAO bilinçli olarak atıl hale getirilerek, özelleştirilmesinin zemini yaratılmıştır.

Avrupa Birliği‘ne mevzuat uyumu gerekçesiyle, elektrik, petrol ve doğal gaz piyasa yasalarından sonra, Petrol Kanunu‘nda yapılması düşünülen değişiklikler ile tüm enerji alanlarından ve petrol sektöründen kamu kuruluşlarının süreç içinde çekilerek, bu alanın yabancı şirketlere bırakılması düzenlemeleri tamamlanmış olacaktır.
AB, Türkiye gibi aday ülkelere ve çevre ülkelere uyum yasaları adı altında enerji ve dolayısıyla petrol alanında kamunun tasfiyesini ve özelleştirmeleri dayatırken, kendi ülkelerinde farklı uygulamaları gerçekleştirmektedir. AB‘nin bütün çekirdek ülkelerinde kamu ağırlığının sektörden kaldırılması ve özelleştirmeler; ya hiç yapılmamış, ya minimum seviyede tutulmuş, ya da ileriki dönemlere ertelenmiştir.

Petrol Kanunu‘nda yapılmak istenen değişikliklerle, AB mevzuatına uyum adı altında; kamu yararını ve sektördeki kamu kuruluşunu önceleyen korumacı yasa maddelerinin mevcut yasadan çıkarılması amaçlanarak, yabancı şirketlere bir dizi kolaylıklar sağlanmıştır.
Tasarıda:
- 6326 sayılı mevcut yasada yer alan "Milli Menfaatin Korunması" başlıklı bölüm ve aşağıdaki maddelerinin tasarı ile tamamıyla çıkarılmış olması, düzenlemenin kamu menfaatleri yerine uluslar arası şirket menfaatinin gözetildiğinin açık göstergesidir.

1. Petrol arama ve üretim faaliyetinde bulunmak için yapılan başvurunun değerlendirilmesinde mevcut yasanın ilk kriteri olan "talebin milli menfaatlere uygun olması" ölçütü yasadan çıkarılarak; öncelikle ülke yararını gözetme anlayışı terk edilmiş, uluslar arası şirketlere avantaj sağlanmıştır.

2. Yabancı devletlerin doğrudan doğruya veya dolayısıyla idaresinde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı bir devlet için veya yabancı bir devlet namına hareket eden şahısların, petrol faaliyetinde bulunamayacakları, mülk edinemeyecekleri, tesis kuramayacakları hükmü tasarı ile çıkarılarak; stratejik öneme sahip bir konuda yabancı devletlerin belirleyici olması önündeki engeller kaldırılmıştır.

3. Ülke içinde üretilen ham petrol ve doğal gaz ile bunlardan elde edilen petrol ürünlerinin kara sahalarında % 65‘i ve deniz sahlarında % 55‘inin memleket ihtiyacına ayrılması zorunluluğu, tasarı ile kaldırılarak; yabancı şirketlere ürettikleri petrol üzerinde sınırsız tasarrufta bulunarak, tamamını ihraç etme hakkı getirilmiş, olağanüstü durumlarda bile ülkede üretilen petrolün ülke içinde kullanılması, memleket ihtiyacını gözetme durumu ortadan kaldırılmıştır.

- "Sınırlara 5 km mesafede, tarihi dini yer veya tesise, su tesisine bir yol veya umumi geçide 60 m. mesafede, şehir veya kasaba belediye imar sahası dahilinde petrol faaliyeti Bakan müsaadesi olmadan yapılamaz." hükmü mevcut yasadan çıkarılarak, yabancı şirketlere sınır tanımaksızın her yerde faaliyette bulunma hakkı getirilmiştir.
Tasarı ile, Türkiye Petrolleri A.O.‘nın sahip olduğu haklar geri alınarak, kamu kuruluşumuz, yabancı şirketlerle aynı statüde görülmüştür.

1- Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı‘nın mevcut yasada bulunan Devlet adına petrol arama ve üretim faaliyetlerinde bulunma hakkı kaldırılarak, özelleştirilmesinin önü açılmıştır.

2- Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı‘nın lüzum üzerine petrolle ilgili incelemelerde ve petrol faaliyetlerinin denetiminde Petrol Kanununu yürütmekle görevli Petrol İşleri Genel Müdürlüğü‘ne yardımcı olma yükümlülüğü, bir ayrıcalıkmış gibi görülerek kaldırılmış, konusunda uzman kamu kuruluşumuzun ülke kaynaklarının kamu yararına uygun kullanılması yönündeki katkısı kaldırılarak, TPAO yabancı şirketlerle aynı statüde değerlendirilmiştir.

3- Devlet adına arama ve üretim çalışmalarında bulunan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı‘nın faaliyete kapalı bölgelerde ve askeri yasak bölgelerde de Bakanlar Kurulu‘nun izni ile petrol faaliyeti yapabilme hakkı elinden alınmış, bu konudaki ayırım kaldırılmıştır.

4- Mevcut yasada, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının diğer şirketlerden daha fazla arama ruhsatı alabilme hakkı, tasarı ile kaldırılmıştır. TPAO‘nun ruhsat sayısındaki avantajlı konumu kaldırılırken, tasarı ile ruhsat adedinin ve dolayısıyla bir şirketin sahip olabileceği toplam ruhsat alanının sınırlandırılmaması sonucu, büyük sermayeli uluslar arası şirketler lehine ruhsat tekelleşmesi yaratılacaktır.

5- Üzerinde arama veya işletme hakkı bulunmayan bir sahanın, işletme ruhsatnamesi mevzu olarak, müzayedeye çıkmadan önce, T.P.A.O.‘na teklif edilerek, TPAO‘ya işletme ruhsatının verilmesine ilişkin mevcut yasa maddesi kaldırılarak, kamuyu gözetme anlayışı terk edilmiştir.
Tasarıda bir dizi teknik düzenlemeye de gidilmiştir.
- Mevcut uygulamada, sondajlı petrol aramacılığını hızlandırmak amacıyla ruhsatın alınmasından sonra petrol bölgelerinde üç yıl içinde arama sondajına başlamak ve buna devam etmek zorunluluğu varken, tasarı ile mevcut petrol bölgeleri ve arama kuyusu açma zorunluluğu da kaldırılmış, kuyu açılması şirketlerin vereceği programa bırakılmıştır. Son yıllarda azalan sondaj çalışmalarının daha da azalması riskini taşıyan uygulamaya geçilmiştir.
- Bir sahaya iş programı ve mali yatırım programı ile yapılan başvurular 90 gün süre ile bekletilip, bütün başvurular bundan sonra değerlendirilecek, 60 gün içinde de sonuçlandırılacaktır. Mevcut uygulamada 4 gün olan bu süre yerine, bu uygulamada açık arazinin aramaya açılması 5 ay geciktirilmiş olacaktır.
- Tasarıda Türkiye, sadece kara ve denizler olmak üzere iki bölgeye ayrılmış, ruhsat alanları karada 100.000 denizde 1.000 000 hektara , ruhsat süreleri de karada 5, denizde 8 yıla yükseltilmiştir. Ruhsat sayısına hiçbir sınırlandırma getirilmemiş, tek bir uluslar arası şirketin veya yabancı bir devlet şirketinin bütün ülkeyi kapsayacak alanda tek başına ruhsat sahibi olmasının önü açılmıştır.
- İşletme ruhsatnamesinin, belirli bir petrollü arazinin yanı sıra jeolojik olarak belirlenmiş üretim seviyeleri için de verileceği getirilmiştir. Önceki uygulamada belirli bir saha söz konusu iken, uygulaması hiçbir şekilde mümkün olmayacak, teknik ve hukuki sorunları kaçınılmaz olarak getirecek olan farklı derinliklerdeki seviyelere ayrı ruhsat uygulaması yapmak karmaşaya yol açacaktır.
- İşletme ruhsat alanının ne kadar olabileceği önceki kanunda belirtilmişken, tasarıda bir sınırlama kriteri getirilmemiştir. Şirketlere büyük alanlarda işletme ruhsatı alabilme hakkı ortaya çıkmış, işletme ruhsat süreleri 20 yıldan 30 yıla çıkarılmıştır.
Diğer taraftan,
- Petrol Kanununu yürütmekle görevli Petrol İşleri Genel Müdürlüğü‘nün görevleri arasında tanıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunmak da getirilmiştir. Devletin hüküm ve tasarrufunda olan tabii servetler ve kaynakların ülke yararına kullanılması ilkesi Genel Müdürlüğün asıl görevi olması gerekirken, pazarlama gibi bir kavram görev olarak tanımlanmıştır.
- Arama ruhsatlarından hektar başına alınan devlet hakkı geliri tamamen kaldırılarak gelir kaybı yaratılmıştır.
- Ülkemizde üretilen ham petrolden alınan %12.5‘lik devlet hissesi oranı, günlük üretim miktarına göre kademeli olarak % 2‘ye kadar indirilmesi sonucu, üretimden sağlanan ülke mevcut geliri şirketler lehine %50-85 azaltılmaktadır.
- Denizlerde bulunacak petrol üretiminden alınacak devlet hissesi oranlarının düşürülmesinden sonra, su derinliğine bağlı olarak % 30‘a varan ilave indirimler getirilmiştir. Örneğin, denizlerde yapılacak günde 20.000 varil ham petrol üretiminden alınacak devlet hissesinin bu günkü uygulama ile günlük miktarı 2500 varil ve ortalama 50 $/varil üzerinden değeri 125.000 ABD $ iken; tasarıda getirilen şekli ile devlet hissesi miktarı 400 varile ve parasal değeri 20.000 ABD $ na ve 1500 m su derinliği indirimi sonrasında da 280 varile yani 14000 ABD $ na düşecek ve ülke mevcut durumla karşılaştırıldığında, sadece günlük 111.000 ABD$ gelir kaybına uğrayacaktır.
- Petrol kaynaklarımızdan alacağımız hissenin önemli oranda düşürülmesi ile yetinilmeyerek, üretilen petrolün yurt içinde değerlendirilmesi ve memleket ihtiyacına ayrılması zorunluluğu kaldırılmış, üretimin tamamının yurt dışına ihraç edilmesi hakkı da getirilmiştir.
- Petrol şirketlerine; bilançolarında enflasyon muhasebesi sistemini uygulayabilecekleri, petrol faaliyeti için yapmış olduğu yatırımların transfer tarihindeki cari kur üzerinden, harice transferi tamamlanıncaya kadar, Devlet Hissesi hariç, Kurumlar ve Gelir vergisinden muaf olacakları, safi kazançları üzerinden ödemekle mükellef bulundukları vergiler toplamının % 40 oranını geçemeyeceği ve geniş KDV istisnaları gibi bir dizi vergi muafiyetleri de getirilmiştir.
- Üretilen petrolden alacağımız hissenin %2‘lere kadar düşürülmesi ve getirilen bir dizi vergi muafiyetleri sonrasında; petrol kaynaklarımızın çıkarılmasından ülkemizin sağlayacağı faydanın ne olacağının sorgulanması ve bilinmesi gerekiyor.
Sonuç olarak; AB mevzuatına uyum adı altında Petrol Kanunu‘nda yapılmak istenen değişikliklerle; kamu yararından vazgeçilip, sektördeki kamu kuruluşumuzu gözden çıkaran, petrol kaynaklarımızı yabancı şirketlere bırakacak olan, yer altı kaynaklarımızı ulus ötesi tekellerin kar zarar hesabına terk eden bu yasa tasarısı derhal geri çekilmelidir.