TORBA YASA EYLEMİNE KATILANLARIN YARGILANMASINA BAŞLANDI

04.09.2013

Kamuoyunda “Torba Yasa” olarak bilinen, kamu emekçilerinin hak ve özgürlüklerini kısıtlayan 6111 Sayılı Yasa’nın 3 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi sırasında KESK-DİSK-TMMOB-TTB’nin çağrısıyla düzenlenen eylem nedeniyle aralarında TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı’nın da yer aldığı 126 kişi hakkında “2911 sayılı Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalefet” gerekçesi ile açılan davanın ilk duruşması 4 Eylül 2013 Çarşamba günü Ankara Adliyesi’nde görüldü.
Duruşma öncesi Ankara Adliyesi’nde KESK, DİSK, TMMOB, TTB tarafından basın açıklaması yapıldı.

HAK ARAMAK YASAK
POLİS ŞİDDETİ SERBEST

 

2011 yılının ilk günlerinde TBMM gündeminde yine bir "torba yasa" vardı. Bu "torbanın" içine işverenlerin kamuya olan borçları için af hükümleri konulmuştu. Daha sonra "torbaya" Yeşil Kartlıların, kamu çalışanlarının, işçilerin haklarını daraltacak maddeler de eklendi. Gerekçesinde "çalışma hayatındaki esnek çalışma biçimlerinin uygulanabilirliğini artırmak, yaygınlaştırmak amacıyla Kanun Tasarısı hazırlanmıştır" cümleleri ile amaç açıklandı. Tasarı 13 Şubat 2011 günü 216 maddelik bir Kanun olarak 6111 sayı ile kabul edildi.

Bunca maddenin tüm ayrıntılarının, kimlere hangi zararları vereceğinin, ne tür hak kayıplarına neden olacağının kamuoyuna bildirilmesi, çıkarılmaması için çaba gösterilmesi gerekiyordu. Çünkü Tasarının içinde memur, sözleşmeli personel, işçi vb. hangi statüde olursa olsun bütün çalışanların iş güvencesini, statüsünü, sağlığını ve sosyal güvenliğini olumsuz etkileyen pek çok değişiklik vardı. Bu nedenle Türk Tabipleri Birliği, KESK, DİSK ve TMMOB itirazlarını dile getirmek için 3 Şubat 2011 tarihinde yasayı görüşecek olan TBMM‘ye seslerini duyurmak amacıyla bir araya gelme kararı aldı.

Ankara Valiliği, bir kararla bu etkinliği peşinen "kanuna aykırı" ilan etti. Bununla da kalmayarak "yasal olmayan eyleme tevessül edilmesi halinde mutlaka engelleneceği" ilan edildi. Kararın gerekçesi ise "hiçbir sendikal ve mesleki hak ve talebi Ankara halkının huzuru ve genel güvenliğinden daha üstün olamayacağı" olarak belirlendi.

Emekçiler o sabah Ankara‘ya gelmeye çalıştı, yolları kesildi. Ankara‘nın içinde buluşmaya çalıştı, yolları kesildi. Basın açıklaması yapmaya çalıştılar, önce yolları kesildi, ardından biber gazları ve TOMA‘lar devreye girdi. Yine de seslerini duyurabildiler.

Ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma başlattı ve bir iddianame hazırlandı. O gün haklarını savunmaya çalışan kişilerin 5 polis memuruna, banka ATM‘lerine ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı‘na zarar verdikleri iddia edildi. İddianame, haklarını arayan kişilerin "barışçıl" olmadığını, "katılanların silahlı olduğu bir toplantının bu silahlar taş, şişe ve sopadan ibaret olsa ve kullanılmasa bile" o yürüyüşün artık barışçıl olamayacağını ileri sürüyor.

İddianamede sendika ve meslek örgütü yöneticileri "olaylar ve eylemler sırasında tüm ve küçük gruplar halinde oluşan toplulukları yöneten, yönlendiren ve güvenlik güçleri ile birebir görüşmeler yapıp sonuçlarını topluluğa aktaran kişiler" olarak anılıyor.

Türkiye‘de de toplantı yapmak, gösteri yürüyüşü düzenlemek temel bir haktır. Bu hak düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır. Meslek örgütleri ve sendikalar yasaların kendilerine verdiği görevi yerine getirdikleri, haklarını kullandıkları için bugün yargılanmaktadır. Oysa Demokratik ülkelerde insanlar, seslerini duyurmaya çalıştıkları için yargılanmaz. Hakkımızı aradığımız için yalnızca ceza almayacağımız değil yargılanmayacağımız günler için daha çok çaba göstereceğiz.

Eşit, özgür, demokratik bir Türkiye talebimiz için mücadelemiz sürecek.

KESK
DİSK
TMMOB
TTB