TÜRKİYE 23. ULUSLARARASI MADENCİLİK KONGRESİ DÜZENLENDİ

21.04.2013

Maden Mühendisleri Odası tarafından 1969 yılından itibaren her iki yılda bir düzenlenen Türkiye Uluslararası Madencilik Kongresi’nin 23’üncüsü 16-19 Nisan 2013 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre süresince 238 yerli ve yabancı bildiri sunuldu. 60’a yakın firmanın yer aldığı kongreyle eş zamanlı düzenlenen sergide madencilik sektöründeki teknolojik gelişmeler takipçileriyle buluştu.

Kongrenin açılışında sırasıyla; Yürütme Kurulu Başkanı Nejat Tamzok, Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mustafa Sönmez, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Başkanı Eyüp Alabaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nevzat Kavaklı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Muhammet Balta birer konuşma yaptı.

Yürütme Kurulu Başkanı Nejat Tamzok açılışta yaptığı konuşmada, insanlığın daha iyi bir yaşam kalitesi talebinin, mineral kaynaklarının tüketimini hızla artırdığını kaydederek, gelecek 25-30 yıl içerisinde mineral talebinin, bugünkü mevcut düzeyinin iki katına kadar yükselmesinin beklendiğini ifade etti.

Tamzok, söz konusu gelişimin, bir yandan mineral kaynaklarının tüketim hızını artırırken diğer taraftan da endüstri atıklarının önemli miktarlara ulaşmasına neden olacağını belirterek, "Dolayısıyla, günümüzde, bir taraftan artan talebi karşılayacak güvenilir bir üretimi gerçekleştirmek giderek daha güçleşmekte, diğer taraftan da artan madencilik üretimi nedeniyle yüksek çevresel maliyetler ortaya çıkmaktadır. Çevresel değerlere ilişkin kaygılar, günümüzde her dönemden daha fazla ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu noktada, kalkınmanın sürdürülebilirliği tartışma konusu olmaktadır. Madencilik endüstrisi, gelecekte bugünkünden çok daha fazla sorunla baş etmek durumunda kalacaktır. Madencilerin, aramadan nihai kullanıma kadar olan tüm madencilik süreçlerinde çevresel değerleri önceleyen teknolojilerin geliştirilmesine odaklanması, sorunların çözümlenmesi bakımından önemli görülmektedir. Bu çerçevede, mineral kaynakların verimli ve ekonomik kullanımları, yeni ikame ürünlerin ortaya çıkarılmasına yönelik teknolojiler ve geri dönüşüm teknolojilerinin gelişimi madencilik endüstrisinin geleceği bakımından büyük önem taşıyacaktır" dedi.

Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun da, madenciliğin, tarih boyunca uygarlıkları şekillendiren temel sektörlerden biri olduğuna dikkat çekerek, "İçinde bulunduğumuz yüzyılda, madencilik faaliyetleri olmaksızın insan yaşamının refah içinde sürdürülebilmesi olası değildir. Madenler milyonlarca yılda oluşan, tüketildiğinde yenilenemeyen kaynaklardır. Bunun için, üretim süreçleri çok iyi planlanmalı ve değerlendirilmelidir. Madenlerin oluşumunda hiçbir kişinin ya da sınıfın emeği yoktur. Bu nedenle madenler, insanlığın ortak değerleri olup, toplumların refahının ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçları doğrultusunda üretilmelidir. İyi planlanması ve ihtiyaca göre üretilmesi koşuluyla gelişmekte olan ekonomiler için madencilik sektörünün gelişmesi büyümenin motoru olabilir. Ancak birçok ülkede madencilik endüstrisi ‘özelleştirme, liberalleşme ve küreselleşme‘nin etkisi altında çalkalanıp durmaktadır. Bu endüstrinin yeniden yapılandırılma adı altında dönüşümü, ciddi boyutta insani ve sosyal sorunlara yol açmaktadır. İnsanlık, bu dramı azaltacak yöntemleri bulmak zorundadır" diye konuştu.

Son yıllarda madencilik sektöründe meydana gelen, toplumu derinden yaralayan ölümlü iş kazalarını hatırlatan Torun, yaşanan iş kazalarının, alınacak etkin önlemlerle gelişmiş ülkelerin seviyelerine düşürülebileceğini kaydetti. Torun, kazaların önlenebilmesi için; insanı merkeze koyan, çalışanı koruyan bir mevzuatın acilen hazırlanması ve uygulanmasının olmazsa olmaz bir öncelik olduğuna vurgu yaptı.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı da, her tür ekonomik faaliyette olduğu gibi madencilik faaliyetlerinde de amacın, insanın refah ve mutluluğu olduğunu belirterek, madencilik faaliyetleri yürütülürken göz ardı edilmemesi gereken en önemli noktalardan birisinin ekolojik çevreyi tahrip etmemek olması gerektiğini söyledi. Sanayileşmeyle birlikte artan üretim faaliyetleri ve aşırı tüketiminin sonuçlarının günümüzde daha net görüldüğünü kaydeden Soğancı, "Yanlış üretim metotları, keyfi verilen madencilik izinleri, yasal mevzuatın yetersizliği, denetimsizlik gibi nedenlerle madencilik ve çevreye duyarlılık bugüne kadar birbirine zıt iki kavram gibi algılanmıştır. Oysa çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına/yenilenmesine yönelik önlemlerin alınması, sektörün gelişimini engellemeyecek aksine sektörün gelişimine yönelik katkı yapacaktır" dedi.

Yerel halkın onayını almamış hiçbir ekonomik girişiminden başarı şansı beklenemeyeceğini ifade eden Soğancı, madencilik sektörüne ilişkin alınacak kararlarda da ilgili yöre halkının katılımının sağlanması gerektiğini söyledi.