YAPI DENETİMİ HAKKINDA KANUN

30.06.2001

"Yapı Denetimi Hakkında Kanun" Sorunları Çözmeyeceği Gibi, Zengin İl-Yoksul İl Standardı Getirmektedir. Mecliste kabul edilen yasa, yapı denetim kuruluşlarını kollayan, denetim yerine denetimsizliği kamusal alanlarda ve ticarileşmeyi öngören, bilimi ve tekniği dışlayan, TMMOB'nin görev ve yetkilerine müdahale eden ve kamu yararına etkinliklerini sınırlayan bir düzenleme olmuştur.

"Yapı Denetimi Hakkında Kanun", 29 Haziran 2001 tarihinde (dün) son dönemde görmeye alıştığımız biçimde, yani tartışmadan, tartıştırmadan, getirilen düzenlemeyi sorgulamadan, el kaldırıp el indirerek kabul edilmiştir.

Bu düzenlemeyle yapı denetimi alanındaki sorunların çözülemeyeceğini, kamu yararına bir iyileştirme sağlanamayacağını, aksine kamusal denetim alanında kalması gereken yapı denetiminin ticarileştirildiğini, bilimin ve tekniğin gereklerine aykırılıklar olduğunu denetim yerine denetimsizlik ve kaos ortamı yaratıldığını, TMMOB‘nin görev, yetki ve sorumluluk alanlarına doğrudan müdahale edildiğini bir çok kez belirttik.

TMMOB yıllardır her platformda yapılaşma sürecine ilişkin sorunları ve çözüm yollarını dile getirmekte, yapı denetimi sorununun imar mevzuatı çerçevesinde planlama, projelendirme, yapı üretimi ve denetim süreçlerini içine alan bütünlüklü bir yaklaşımla, kamusal denetimi gerçekleştirecek, konunun tüm taraflarını sürece dahil eden düzenlemelerle çözülebileceğini belirtmektedir.

595 sayılı KHK ile birlikte gelen sorunların yanı sıra bu kararname yerine çıkarılan Yapı Denetimi Kanunu ile yapı denetim alanında zengin il-yoksul il standardı da getirilmekte ve bölgeler arasında ayrımcılık yapılmaktadır. Ülkemizde, il merkezleri itibariyle 1.derecede deprem bölgesine giren 32 il bulunmaktadır. Yasa ise, ileriye dönük herhangi bir planlama getirmeden bu yasanın uygulanacağı il sayısını 19 ile sınırlamıştır. Bu 19 ilin içinde 1.Derecede deprem bölgesinde yer alan il sayısı ise sadece 13‘tür. Yani, ülkemizde deprem riski en yüksek 32 il içerisinde yer alan 19 ilimiz, başlangıç itibariyle yasanın uygulama alanının dışında tutulmuştur. Yani Yasanın gerekçesi ve temel dayanağı olan "muhtemel afetlerde can ve mal güvenliğini sağlamak" en çok risk taşıyan bu 19 ilimiz için uygun görülmemiştir. Yine Yasanın gerekçesine göre mevcut yasal düzenlemeyle, yani 3194 sayılı İmar Yasası‘yla "etkili bir yapı denetimi sağlanamadığı" iddia edilmektedir. Böylece yasa kendi gerekçesiyle çelişmekte ve bu deprem riski çok yüksek 19 ilde iddia edilen etkin bir yapı denetimini belirsiz bir tarihe ertelemektedir. Bu 19 ilin neden pilot iller arasında yer almadığı konusunda Bayındırlık ve İskan Bakanlığı‘nın hazırladığı tasarıda ve gerekçesinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak yasa kapsamı içinde yer alan ve yer almayan iller incelendiğinde gerçek apaçık ortaya çıkmaktadır: Deprem riski yüksek yoksul iller kapsam dışıdır.

Bu iller Amasya, Bartın, Burdur, Bingöl, Erzincan, Hakkari, Isparta, Kırıkkale, Kastamonu, Kırşehir, Karabük, K.Maraş, Manisa, Muğla, Muş, Osmaniye, Siirt, Şırnak, Tokat‘tır.

DİE‘nin 1994 yılı Hane Halkı Gelir Dağılımı Anketi Sonuçlarına göre 1.Derecede deprem bölgesinde yer alıp da Yapı Denetimi Hakkında Yasa‘nın pilot illeri içinde yer almayan illerin GSMH‘dan aldıkları paylar, örneğin adı depremi çağrıştıran Erzincan‘da %0,2 (binde iki), Muş‘ta %0,1 (binde bir), Kırşehir ve Şiirt‘te %0,2 (binde iki), Tokat‘ta %0,7 (binde yedi)‘dir.

Buna karşın deprem açısından daha risksiz birçok il, pilot iller kapsamına alınmıştır. Tahmin edilebileceği gibi bu iller GSMH‘dan yüksek oranlarda pay alan illerdir. Örneğin Ankara 4. deprem bölgesindedir, GSMH‘dan aldığı pay %7,9 (binde 79)‘dur. Antalya 2.deprem bölgesindedir ve GSMH‘dan aldığı pay %2,6 (binde yirmialtı)‘dır.

Bu örnekler çoğaltılabilir. Ama görülmektedir ki, bu yasayla zengin il-yoksul il standardı getirilmektedir. Bu da zaten yasanın özünde vardır. Kar amacı olmayan kamusal denetim ticari şirketlere devredilmekte yani ticarileştirilmektedir. Şirketlerin ise yoksul illerden elde edecekleri gelirler ve karlar doğal olarak yüksek olmayacaktır. İşte Bakanlık bunu gözeterek bu illeri pilot uygulama kapsamı dışında tutmuştur.

Mecliste kabul edilen yasa daha önce açıkladığımız nedenlerle de yapı denetim kuruluşlarını kollayan, denetim yerine denetimsizliği kamusal alanlarda ve ticarileşmeyi öngören, bilimi ve tekniği dışlayan, TMMOB‘nin görev ve yetkilerine müdahale eden ve kamu yararına etkinliklerini sınırlayan bir düzenleme olmuştur.

TMMOB mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin toplum yararına ve bilimin ve tekniğin evrensel değerlerine göre gerçekleştirilmesi mücadelesini sürdürecek, gerçekleri ortaya koymaya devam edecek, iktidarın bütün çabalarına karşı bağımsızlığını koruyacaktır.

Kaya GÜVENÇ

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı