YAŞADIĞIMIZ FELAKETİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ !

16.08.2005

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı 16 Ağustos 2005 tarihinde, Doğu Marmara Depreminin 6. Yıldönümünde konu ile ilgili basın açıklaması yaptı.

DOĞU MARMARA DEPREMİNİN ÜZERİNDEN 6 YIL GEÇTİ.
BUGÜN DE 17 AĞUSTOS 1999‘DA OLDUĞU GİBİ DEPREMLERE KARŞI HAZIRLIKSIZ DURUMDAYIZ
KAYIPLARIMIZIN YARATTIĞI BOŞLUK DOLDURULMADI

Geçen yıldan bu yana gene hiç bir şey değişmedi.
Ağustos 2004 de söylediklerimizi bir kez daha yineliyoruz:

Kaybettiğimiz insanların ardından psikolojik ve sosyal anlamda yaşamakta olduğumuz derin acının ve özlemin, afete karşı gerekli önlemlerin alınmamış olduğu gerçeği ile birleşerek, toplumun tüm unsurlarını ortak bir amaç ve işbirliği doğrultusunda güçlü bir hareket noktasına götürmesini beklerken, parçalanma ve unutuşun rehavetinin üzerimize çökmekte olduğu görülmektedir.

Uzmanlar, 17 Ağustos 1999 Gölcük Depreminden sonra Türkiye‘de Deprem etkinliğinin arttığını belirtmekte ve ciddi risklerin oluştuğunu ifade etmektedirler.

Buna karşın geçen altı yıl süre içinde mühendislik-mimarlık ve planlama anlamında, Afet Yönetimi açısından yeterli düzeye geldik mi?

Genel anlamda değerlendirildiğinde; mühendislik açısından istenilen düzeye varılamamıştır, Marmara ve çevresi yerleşim yerlerindeki okul, hastane ve diğer stratejik yapıların, mühendislik ölçütlerine uygun biçimde durumları belirlenememiştir. Onarım ve güçlendirmelerin olmazsa olmaz koşulları "Uygulanması zorunlu kurallar" haline getirilememiştir. Afet Yönetimi ile ilgili önemli gelişmeler sağlanmasına karşın, eşgüdüm ve meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin planlamalar içine katılımında istenilen düzeye varılamamıştır.

Marmara Bölgesi ve özellikle depremi daha etkili yaşayan yörelerde ciddi psikolojik sorunlar yaşanmaktadır, bu konuda etkili bir planlama ve kurumlar arası işbirliği sağlanamamıştır. Bu durum gelecek nesilleri yakından ilgilendiren öneme sahiptir.

Türkiye geneline bakıldığında, özellikle yakın tehlike içinde olan Doğu Anadolu Fay Zonu ve çevresinde ciddi önlemler alınmamıştır. 17 Ağustos Gölcük ve 12 Kasım Düzce Depremlerinde kazanılan deneyimler ve teknik bilgiler bu yörelere taşınamamıştır. Bu durum, yörenin özelliklerinden dolayı, bir afet sırasında ciddi sosyal sorunlar da yaratabilecek potansiyele sahiptir.

Türkiye‘nin henüz üzerinde uzlaşılmış ve toplumsal mutabakatı sağlanmış Deprem Stratejisi yoktur.

İnsan yaşamı için çok önemli bir konu olan depremin, gerektiği kadar gündemde tutulamamasının en büyük nedeni toplumun algılamasında yatmaktadır. Öncelikle depremin bir doğa olayı ve merkezinde insan yaşamı olduğunu anlamak gerekir.

İmar mevzuatı ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadığı gibi ceza hukuku da imar suçlarına karşı duyarlı hale getirilememiştir. İmar mevzuatı imar suçlarını işleyenlere karşı yalnızca para, ya da işten uzaklaştırma cezaları değil, meslekten uzaklaştırma ve hürriyeti bağlayıcı ceza yaptırımlarına bağlanmalıdır.

Bu ülkenin insanları, uygulanan politikalarla günü birlik yaşayan, bireyci ve kaderci yaşam tarzıyla karşı karşıya bırakılmıştır.

Acil olarak yapılması gereken, siyasi erkin iradesini ortaya koyarak, Üniversiteleri, Meslek Odalarını, sivil toplum örgütlerini ve ilgili diğer aktörleri bir araya getirerek uygulanabilir planlama ve örgütlenmeleri yaparak harekete geçilmesidir. Bunları başarabilecek teknik beceri, bilgi birikimi ve deneyime sahibiz, bunun farkında olmak gerekir.

Olmayan ortak akıldır.

TMMOB‘nin mühendislik, mimarlık ve şehir planlama alanlarında kendi üzerine düşen görev ve sorumluluklarını yerine getirmedeki kararlığı sürmektedir.

Mehmet SOĞANCI
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı