YEKSEM 2005 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASINCA MERSİN'DE GERÇEKLEŞTİ
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Mersin Şubesi tarafından düzenlenen "III. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu ve Sergisi" (YEKSEM 2005) 19-21 Ekim 2005 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Çiflikköy kampüsünde yapıldı.
Çiftlikköy Kampusu Merkez Konferans Salonu‘nda yapılan sempozyumun açılışına,TMMOB EMO Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler, EMO Mersin Şube Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Talay,Vali Vekili Reşat Özdemir, Mersin Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Süha Aydın,Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Erol Ertan, Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Üniversite protokolü, öğretim üyeleri, çeşitli meslek odası temsilcisi ve üyeleri ile çok sayıda öğrenci katıldı.
Sempozyumda, çeşitli oturum, bildiri ve poster sunumları, Merkez Konferans Salonu ve Mühendislik Fakültesi‘nde gerçekleştirildi. Ele alınan konu başlıkları ise şöyleydi: "Enerji Politikaları, Enerji ve Çevre, Güneş Enerjisi,Yenilenebilir Hidrolik Enerji, Rüzgar Enerjisi, Jeotermal Enerji, Biyokütle-Biyogaz, Dalga Enerjisi, Hidrojen Enerjisi, Enerji Ormancılığı, Diğer Yenilenebilir Enerji Kaynakları."
Sonuç Bildirgesi
- Fosil yakıtların doğrudan veya dolaylı olarak kullanımıyla ortaya çıkan çevresel sorunların etkin bir şekilde önlenebilmesi için, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılması gerekir. Tarımsal üretim işlemlerinde de enerji kullanım etkinliğine önem verilmelidir. Tarımda enerji kullanım etkinliğinin artırılabilmesi için:
İşletmelerin mekanizasyon alt yapısı için enerji verimliliği yüksek olan teknolojilerden yararlanılmalıdır.
Güç kaynağına uygun kapasitede alet ve donanım kullanılmalıdır.
İşletme için gerekli güç optimizasyonu sağlanmalıdır.
Tarım alet ve makineleri tam yükte ve verimli olarak çalıştırılmalıdır.
Isıtma, soğutma ve iklimlendirme uygulamalarında ısı transferi açısından etkinlik artırılmalıdır.
Isı yalıtımı standartlara uygun olarak yapılmalıdır. Isı üreten, dağıtan ve kullanan tüm üniteler etkin bir şekilde yalıtılarak, ısı kayıpları en aza indirilmelidir.
Atık ısı geri kazanımı uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır.
Elektriksel güç tüketiminde kayıplar önlenmelidir.
Elektriğin iş ve ısıya dönüşümlerinde etkinlik artırılmalıdır.
Otomatik kontrol uygulamaları ile insan faktörü en aza indirilmelidir.
Tarım sektöründe fosil kökenli enerji tüketiminin azaltılması ve yenilenebilir enerjilerin kullanılmasına ilişkin aşağıdaki önlemler alınmalıdır:
Pazara bağlı önlemler: Tarımsal destek politikaları, girdi kullanımı ve üretim optimizasyonu
Düzenleyici önlemler: Desteklerin çevresel etkileri incelenmeli ve girdi kullanımı sınırlandırılmalıdır.
Gönüllü katılımlar: Hassas tarım uygulamaları desteklenmelidir.
Uluslararası programlar: Tarımda teknoloji transferi desteklenmelidir.
- Günümüzde Fosil yakıtların gittikçe azalması, yenilenebilir enerji kaynaklarının bu gün itibariyle gereksinim duyulan enerji ihtiyacını karşılayamaması, alternatif enerji kaynaklarının da üretilmesi gereğini doğurmuştur. Linyit kömürünün sıvılaştırılarak, yakıt elde edilmesi ülkemiz için önemli bir alternatif enerji imkânı sağlayabilir. Günümüze kadar, gerek teknik gerekse ekonomik açıdan çok büyük gelişmelere karşın, halen sıvılaştırma sürecinde yüksek maliyetler olması, kömür sıvılaştırılmasında en büyük problemi oluşturmaktadır. Gerek katalizörlü gerekse katalizörsüz bu güne kadar Türkiye’de ve yurt dışında çok sayıda yapılan araştırmalarla ne yazık ki her kömüre uygulanabilir ve ekonomik olan bir sıvılaştırma süreç geliştirilememiştir. Kömürlerin çok heterojen yapılı olması nedeniyle her kömürün sıvılaşma potansiyeli ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Linyitlerin aromatik karbon içeriği düşük ve oksijen içerikleri yüksek olduğundan, fazla miktarda hidrojen tüketimine neden olmaları sebebiyle sıvılaştırma proseslerinde bitümlü kömürlere göre daha fazla sıvılaşma potansiyeline sahiptirler Son yıllarda, yeni nesil sıvılaştırma proseslerinde, sadece kömürün distilatlara dönüştürülmesi değil; aynı zamanda, elde edilen ham ürünün, temiz yanan benzin, mazot gibi yakıtlar şeklinde iyileştirilmesi ve daha ucuz sıvı yakıtlar elde etmek amacıyla, özellikle yeni yöntemler kullanılarak, ürün özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
- Son yıllarda deniz akımları enerjileri; çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemediği ve de yenilenebilir olduğundan dolayı tüm dünyada yayılmaya ve uygulama alanları bulmaya başlamıştır. Dünyada toplam deniz akım kaynağının 450 GW’ı aştığı tahmin edilmektedir. Bu enerji kaynağından, dünyada 20 civarında bölgede yararlanmak mümkündür. Ancak bu yerlerden hiç biri Türkiye’de yer almamaktadır. İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nda deniz trafiğinin yoğun olması nedeniyle deniz akım enerjilerinden yararlanılamamaktadır. Avrupa’da bu bölgelerin İngiltere, Fransa, ABD, Çin, Japonya, İtalya, Filipinler, Almanya, İspanya, İrlanda, Hollanda’da olduğu belirlenmiş, ancak kaynakların düzensiz dağıldığı görülmüştür. İngiltere’ye %47,7, Fransa’ya %42,1 olacak şekilde dağılmış, geriye kalan %7,6 İrlanda kıyı çevrelerine, az miktarda ise Almanya, İspanya, Hollanda arasında paylaşılmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, Avrupa’da 106 bölgede güçlü akımları olan gelgit kaynakları belirlenmiştir ve bu kaynaklardan Avrupa şebekesine yılda 48 TWh enerji sağlayabileceği tahmin edilmektedir. Bu güç 12500 MW Kurulu kapasiteye eştir.
- Enerji üretmek amacıyla fosil yakıtların yakılması sonucu açığa çıkan gazların çevre dengesine olan olumsuz etkileri ve yeryüzündeki fosil yakıt kaynaklarının hızla tükenmesi; bir taraftan alternatif yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesini, diğer taraftan da mevcut kaynakları korumak için enerjinin daha etkin kullanılmasını yani enerji tasarrufunu teşvik etmektedir. Şeffaflığı nedeniyle yapı malzemeleri arasında özel bir yeri olan düzcam, öncelikle standart çift camların ve daha sonra da kaplamalı cam teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda, bünyesinde Low E kaplamalı cam içeren özel çift camların üretimine başlanmasıyla diğer fonksiyonlarının yanı sıra, ısı yalıtımı da sağlayan bir yapı malzemesi özelliğine kavuşmuştur. Ülkemizde pencerelerde kullanılan camların “Low E” cam içeren özel çift cam üniteleri ile değiştirilmesi durumunda 10 yılda 10 milyar Dolar’ın üzerinde bir enerji tasarrufu sağlanacağı tahmin edilmektedir.
- Bir enerji kaynağı olarak biyokütle yenilenebilir ve en bol olarak bulunan bir kaynaktır. Ayrıca biyokütle fotosentez yoluyla atmosferdeki karbondioksidi sabitler. Piroliz gibi termokimyasal prosesler biyokütlenin daha faydalı biçimlere dönüşümüne uygundur.
- Ülkemizde enerji politikalarında yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek ve bu konularda teknolojiler geliştirmek yerine, enerji gereksinimini ithalatla karşılama yoluna gidilmektedir. Bu bakımdan, atıkların üretim potansiyellerinin anaerobik parçalanma koşullarının ve uygun üreteç türünün belirlenmesi ve konuyla ilgili çalışmaların desteklenerek anaerobik arıtma teknolojilerinin geliştirilmesi gerekir.


