
TMMOB, 8 KASIM DÜNYA ŞEHİRCİLİK GÜNÜ 50. KOLOKYUMUNA KATILDI
TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından "Miras, Mücadele, Umut" temasıyla 6-8 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 50. Kolokyumu ve 10. Türkiye Şehircilik Kongresi'ne TMMOB'yi temsilen TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Feramuz Aşkın katılarak açılışta bir konuşma yaptı.
Aşkın açılışta şöyle konuştu:
Değerli Akademisyenler, Değerli Meslektaşlarımız, Değerli Konuklar
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim Kurulu adına hepinizi dostlukla, dayanışmayla selamlıyorum.
Şehir Plancıları Odamız tarafından düzenlenen 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 50. Kolokyumu ve 10. Türkiye Şehircilik Kongresi'nde sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Bu önemli buluşmanın düzenlenmesinde emeği geçen başta Şehir Plancıları Odamızın yöneticileri olmak üzere tüm meslektaşlarımıza, akademisyenlere ve öğrenci arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Değerli Arkadaşlar,
Bu yıl ellincisi düzenlenen kolokyumumuzun "Miras, Mücadele, Umut" teması, ülkemizin içinde bulunduğu koşullar bakımından özel bir anlam taşıyor.
Geride bıraktığımız elli yıl, ülkemizde kentlerin, doğal ve kültürel varlıkların, kamusal alanların korunması için verilen mücadelenin de tarihidir. Bu tarih, planlama disiplininin bilimsel birikiminin yanı sıra, meslektaşlarımızın kamu yararından, bilimden ve toplumdan yana gösterdiği kararlılığın izlerini taşımaktadır. Bugün bu birikime sahip çıkmak, her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor.
Çünkü ülkemiz, siyasi iktidarın yıllardır sürdürdüğü neoliberal politikalar sonucunda derin bir ekonomik, toplumsal ve siyasal krizden geçmektedir. Bu politikalarla kamusal kaynaklar toplumun ortak ihtiyaçları yerine sermayenin çıkarlarına yönlendirilirken; kentlerimiz, tarım alanlarımız, ormanlarımız, kıyılarımız, doğal ve kültürel varlıklarımız rant ve talan politikalarının hedefi haline getirilmektedir.
Bu politikaların sonuçlarını kentlerimizde her geçen gün daha ağır biçimde yaşıyoruz.
Bilimi, kamu yararını ve kamusal denetimi dışlayan bu anlayışın ağır sonuçlarını 6 Şubat depremlerinde de gördük. Yaşadığımız büyük yıkım, bilimsel planlama ilkelerinin, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin, denetim mekanizmalarının yok sayılmasının bedelini bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak aradan geçen zamana rağmen afetlere karşı dirençli, sağlıklı ve güvenli yaşam çevreleri oluşturmayı esas alan bütünlüklü bir planlama anlayışı hayata geçirilmemiştir.
Değerli Arkadaşlar,
Bugün kentlerimize ve yaşam alanlarımıza yönelen saldırılar, aynı zamanda demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, mesleki bağımsızlığı ve halkın kendi geleceği hakkında söz sahibi olma hakkını da hedef almaktadır.
Ülkemizde kamu yararını savunan, kent suçlarına karşı mücadele eden, mesleki sorumluluklarını yerine getiren mühendis, mimar ve şehir plancıları yıllardır soruşturmalarla, davalarla ve yargı baskısıyla karşı karşıya bırakılmaktadır.
Gezi Parkı'nın korunması için verilen mücadeleden dolayı yıllardır cezaevinde tutulan Şehir Plancıları Odamızın geçmiş dönem yöneticilerinden Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odamızın hukuk müşaviri, seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay bunun en açık örnekleridir.
Üstelik Anayasa Mahkemesinin Tayfun Kahraman hakkında verdiği hak ihlali kararlarına rağmen yaşanan hukuksuzluk devam etmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir ülkede hukukun üstünlüğünden söz edilemeyeceği açıktır.
19 Mart 2025 tarihinde başlayan ve sonrasında da devam eden operasyonlarla, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere halkın oylarıyla seçilmiş çok sayıda belediye başkanı gözaltına alınmış, tutuklanmış ve görevlerinden uzaklaştırılmıştır.
Aralarında Şehir Plancıları Odamızın üyeleri olan Gürkan Akgün, Buğra Gökce, Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık'ın da bulunduğu meslektaşlarımızın tutuklanması, Şehir Plancıları Odamız İstanbul Şubesinde görev üstlenen Nuri Cem Ceylan'ın da aynı hukuksuz süreçlerin hedefi haline gelmesi, meslek alanımız üzerindeki baskının ulaştığı boyutları açıkça göstermektedir.
Seçilmiş yerel yöneticilere yönelik bu müdahaleler, yalnızca kişilerin özgürlüklerini değil, halkın seçme ve seçilme hakkını, yerel yönetimlerin özerkliğini ve demokratik temsil ilkesini de hedef almaktadır.
Bizler çok iyi biliyoruz ki kentlerin nasıl yönetileceğine, kamusal kaynakların nasıl kullanılacağına, yaşam alanlarının nasıl şekilleneceğine ilişkin kararlar, halkın demokratik katılımından ve denetiminden bağımsız düşünülemez.
Kent hakkını, kamu yararını, bilimsel ve demokratik planlamayı savunmak suç değildir.
TMMOB olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Tutuklu meslektaşlarımız, seçilmiş yöneticiler ve hukuksuz biçimde özgürlüklerinden yoksun bırakılan tüm yurttaşlarımız derhâl serbest bırakılmalıdır. Bizler hiç durmadan hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve mesleki bağımsızlığımızı savunmaya devam edeceğiz.
Değerli Arkadaşlar,
Bugün burada "Miras, Mücadele, Umut" başlığı altında bir araya gelmemizin anlamı da budur. Bizlere bırakılan miras, yalnızca bilimsel çalışmaların, planların ya da mesleki deneyimlerin toplamı değildir. Aynı zamanda bütün baskılara rağmen kamu yararından, bilimden, emekten ve demokrasiden yana verilen mücadelenin mirasıdır.
Bugün bu mirası yaşatmanın yolu, onu günümüzün toplumsal sorunları ve mücadeleleri içinde büyütmekten geçmektedir. TMMOB olarak biliyoruz ki eşit, özgür, demokratik bir ülkede; sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir kentlerde bir arada yaşamak mümkündür. Bu geleceğe duyduğumuz umut, yıllardır sürdürdüğümüz örgütlü mücadelemizden ve dayanışmamızdan güç almaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü'nü kutluyor, 50. Kolokyum ve 10. Türkiye Şehircilik Kongresi'nin bilimsel, mesleki ve toplumsal mücadelemize önemli katkılar sunacağına inanıyorum.
Başta Şehir Plancıları Odamız olmak üzere bu buluşmada emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi TMMOB Yönetim Kurulu adına saygıyla, dostlukla ve dayanışmayla selamlıyorum.


