TMMOB Kadın Çalışma Grubu 2. Başkanı Fatmagül Çıra'nın açılış konuşması

aMerhaba, TMMOB’nin cesur yürekli mücadeleci kadınları…

Sizleri ve konuklarımızı 46. Dönem TMMOB Kadın Çalışma Grubu adına sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum.

TMMOB Yönetim Kurulunun kararı doğrultusunda, kadın çalışmalarının sürekliliğinin sağlanması, kadın politikalarının üretilmesi ve yaygınlaştırılması, mühendis, mimar ve şehir plancı kadınların gerek iş yaşamlarında gerekse toplumsal yaşamda karşı karşıya kaldıkları sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla yürüttüğümüz çalışmalarımız kapsamında, bundan 14 sene önce yola çıktığımız ve bugün burada “HAKLARIMIZDAN, EŞİTLİKTEN, ADALETTEN VAZGEÇMİYORUZ” şiarıyla  7. sini gerçekleştireceğimiz kadın kurultayımızda birlikte olmaktan onur duyuyoruz.

Hoşgeldiniz…

Sevgili kadın arkadaşlarım,

2020 yılı Mart ayından bu yana devam eden Covid 19 küresel salgınının olumsuz etkilerinin tüm dünyada kadınlar, mülteciler ve göçmenler gibi dezavantajlı toplumsal gruplar üzerinde daha da fazla olduğunu biliyoruz.

Ekonomik krizin salgın koşullarıyla derinleşmesiyle birlikte rant uğruna doğa talanının, anayasal haklarımızın sürekli ihlal edildiği, hukuksuzluğun, kadın cinayetlerinin, şiddetin arttığı, kadınların taleplerinin yok sayıldığı karanlık günlerden geçiyoruz.

20 Mart 2021 tarihinde, bir gece yarısı, Cumhurbaşkanı kararıyla, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ”nden çekildiğimizi öğrendik.

Her gün kız kardeşlerimizi kaybettiğimiz günlere uyanırken İstanbul Sözleşmesi, yürütülen kadın düşmanı ve gerici kampanyaların sonucu olarak Sözleşme tek bir adamın imzasıyla gece yarısı kaldırıldı. Kadınların hayatlarına ve haklarına darbe yapılarak, hukuk ve hukuk güvenliği, Meclis iradesi ve çok vurguladıkları millet iradesi yok sayıldı.

Kadınların şiddetten uzaklaşabilmesi için devlete şiddeti önleme, kadınları koruma, kadınları güçlendirecek destek mekanizmalarını oluşturma ve failleri cezalandırma yükümlülüğü veren bir sözleşmeden çekilmek, devletin bu yükümlülüklerinden kaçınması anlamına gelir. Kadına yönelik şiddeti önlemek için sorumluluk almayı reddettiği anlamına gelir. Bu esasen devletin KADINLARI YOK SAYDIĞI anlamına gelir.

Nitekim 20 Mart 2021 tarihinden bu yana kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri  görünür bir şekilde artmıştır. Ve biz o nedenle diyoruz ki; KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR.

Sevgili arkadaşlar,

10 Kasım 2021 tarihinde TBMM’de görüşülen ve onaylanan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçesinde yine kadınlar yok. Pandemi ile birlikte kadın işsiz oranının arttığı, kadın yoksullaştığının derinleştiği bir dönemde AKP iktidarının 2022 bütçesinde de yana kadının toplumsal statüsünün iyileştirilmesine yönelik herhangi bir harcama kalemi yoktur. Bütçeye bakıldığında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçesinin daha önceki yıllarda (2018’den önce) olduğu gibi genel bütçenin %3.7’sini oluşturduğu görülmektedir. Bakanlık bütçenin %85,37’si cari transferler olarak SHÇEK(Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) yardımları ve 2022 sayılı Kanun çerçevesinde yaşlı aylıklarına ayrılmıştır. Bakanlığın kadınlarla ilgili olarak kendi hazırladığı 2018-2023 Stratejik Eylem Planı’nın hedefleri dahi ne yazık ki, bütçe hedefleri arasında yer bulmamıştır.  

Sevgili kadınlar,

2013 yılı Temmuz ayında GEZİ’de Taksim Dayanışmasından arkadaşlarımıza göz altında yapılan çıplak arama bildiğiniz gibi iki kadın arkadaşımız tarafından dava konusu edildi. Bu dava ile birlikte ilk kez “çıplak arama” “İŞKENCE SUÇU” olarak nitelendirildi. Bundan sonra benzeri davalara emsal teşkil edecek davanın ilk duruşması 9 Kasım 2021 tarihinde yapıldı.

Çıplak arama cinsel şiddettir, işkencedir ve insanlık suçudur. Ve bizler tüm sorumlular cezalandırılıncaya kadar, arkadaşlarımızın yanında olmaya, bu haklı davalarında onlara destek vermeye devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım,

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşıyor. Kurultay delegeleri olarak bu anlamlı güne dair duygu ve düşüncelerimizi bir basın açıklaması ile paylaşacağız.

Ben de bu kürsüden, Mirabal kız kardeşlerin onurlu mücadelesinin mirası, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete karşı Uluslararası Mücadele gününü;  kadına yönelik şiddetin hedefi olmuş tüm kadınların anısı önünde saygıyla eğilerek ve tüm dünya genelindeki kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine omuz vererek selamlıyorum.

Sevgili kadınlar,

TMMOB bünyesinde ülkenin dört bir yanında düzenlenecek olan “ Emeğimize,Mesleğimize, Haklarımıza Sahip Çıkıyor, Sorunlarımıza Çözüm İstiyoruz” kampanyasının ilk adımı 13 Kasım 2021 tarihinde Zonguldak’ta gerçekleştirilen basın açıklamasıyla atıldı. Kampanya ülke çapında etkinliklerle devam edecek.

Halktan ve emekten yana insanca yaşam koşulları talep eden bu ülkenin aydınlık yüzlü mühendis, mimar, şehir plancılarının 8 ana talebi şöyle:

  • Diplomalı İşsiz Olmak İstemiyoruz, İşsizlik Sorunu Çözülmelidir
  • Kamuda Mühendis, Mimar Ve Şehir Plancılarının İstihdamı Artırılmalı Ve Kadrolu Güvenceli İstihdam Sağlanmalıdır
  • Kamuda Çalışan Mühendis, Mimar Ve Şehir Plancılarının Ücretleri Ve Özlük Hakları İyileştirilmelidir
  • SGK İle TMMOB Arasında Ücretli Çalışan Mühendis, Mimar Ve Şehir Plancılarının Asgari Ücret Denetim Protokolü İvedilikle Yürürlüğe Konulmalıdır
  • KHK İle Haksız Ve Hukuksuz Biçimde Kamu Görevinden İhraç Edilen Meslektaşlarımız Tüm Haklarıyla Birlikte Derhal Görevlerine İade Edilmelidir
  • Özelleştirme Uygulamalarına Son Verilmeli, Yeniden Kamulaştırma Yapılmalıdır
  • Kamusal Ve Mesleki Denetimler Toplum Güvenliğinin Sağlanması Açısından Zorunludur, Serbestleştirme Uygulamalarına Son Verilmelidir
  • Kredi Ve Kredi Kartı Borçlarının Faizleri İle Öğrenci Kredi Borçları Silinmelidir

Tüm kadın arkadaşlarımı herkes için ama ille de biz kadınlar için çok önemli taleplerin dile getirildiği bu kampanyaya destek vermeye çağırıyorum. TMMOB’li her bir kadın arkadaşımın hak temelli bu mücadeleye omuz vereceğine inancım tamdır.

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ,

KADINLAR ÖRGÜTLÜ TMMOB DAHA GÜÇLÜ

YAŞASIN TMMOB YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI

Dostlukla, dayanışmayla…